EBÜSSÜ’ÛD EFENDİ

On altıncı asrın meşhûr Osmanlı âlimlerinden. On üçüncü Osmanlı şeyhülislâmıdır. Tefsir, fıkıh ve diğer ilimlerde büyük âlimdi. İsmi, Ahmed binMuhammed’dir. Ebüssü’ûd el-İmâdî ismiyle meşhur olup, Hoca Çelebi adıyla da tanınmıştır. 1490 (H.896) senesinde İskilip’te doğdu. 1574 (H.982)te İstanbul’da vefât etti. Bazı kaynaklarda İstanbul yakınlarındaki Müderris köyünde doğduğu da bildirilmektedir. Âlimler yetiştiren bir âileye mensuptur. Dedesi, Ali Kuşçu’nun kardeşi Mustafa İmâdî’dir. Semerkand’dan Anadolu’ya gelip yerleşmiştir. Babası âlim ve kâmil bir zât olup, Hünkâr şeyhi olarak bilinirdi. Ebüssü’ûd Efendi, önce babasından ilim öğrendi.Gençlik çağında da babasının derslerine devâm ile icâzet (diploma) aldı.…

Read More

HAVÂRÎLER

Alm. Apostel, Jünger (m.pl.), Fr. Douze Apôtres (m.pl.), İng. Apostles disciple. Hazret-i Îsâ’nın kendisinden sonra Îsevîliği dünyâya yaymak için eshâbı arasından seçtiği on iki mümin. Îsâ aleyhisselâmın eshâbı, yâni kendisini görüp de îmân edenler azdı. Çünkü Yahûdîlerin çoğu inanmadı. Îsâ aleyhisselâm da, kendisine inananlar arasından on iki kişiyi seçti. Bunlara; “Allahü teâlânın dînine hizmette ve onu muhâfaza edip korumada kim bana yardımcı olacak?” buyurdu. Hepsi birden; “Bizler, Allahü teâlânın dînine yardımcılarız. Bizler, Hak teâlâ hazretlerine inanıp îmân ettik. Bütün varlığımızla, her şeyimizle Allahü teâlânın dînine yardım edeceğiz, bu yola destek…

Read More

EHL-İ SUFFA

Hicret’ten sonra Medîne’de Peygamber efendimizin yaptırdığı mescidin suffa denilen bölümünde barınan fakir ve kimsesiz sahâbîler. Bunlar Medîne’ye başka yerlerden hicret edip gelenlerdi. Sayıları on ile dört yüz arasında değişen bu sahâbîler, Peygamber efendimizin yanından hiç ayrılmazlar ve sohbetlerinden aslâ geri kalmazlardı. Gece-gündüz Kur’ân-ı kerîm okurlar, ilim öğrenirler, hadîs-i şerîf ezberlerlerdi. Günlerini hep ibâdetle geçirirlerdi. Namazlarını devamlı Peygamber efendimizle kılarlardı. Ehl-i Suffanın azaldığı ve çoğaldığı olurdu. İçlerinden evlenen, vefât eden, sefere çıkan olduğu zaman sayıları azalırdı. Bunların kaldıkları, üzeri hurma dalları ile örtülü “suffa” denilen yerde, Medîne’de evi barkı olmayan fakir…

Read More

ENDÜLÜS EMEVÎ DEVLETİ

765-1031 yılları arasında Endülüs’te hâkimiyet kuran Emevî Hânedânı. Ed-Dâhil (Muhâcir) lakabıyla bilinen Abdurrahmân’dan îtibâren Üçüncü Hişam’la sona eren bu devlet, 275 sene yaşadı. Üçüncü Abdurrahmân’a kadar “Kurtuba  Emirliği”diye adlandırılan devlete bu hükümdâr zamânında “Endülüs Emevî Hilâfeti” nâmı verildi. Hükümdâr, “Emîr-ül Mü’minîn” ünvânını aldı. Endülüs Devletinin kuruluşu: Devletin  kurucusu Abdurrahmân bin Muâviye bin Hişam bin Abdülmelik bin Mervân bin el-Hakem, Ebü’l-Muttarif künyesiyle tanınmaktaydı. Mührüne “Abdurrahmân Allah’a güvenir ve sığınır.” yazısını yazdırmıştı. Sûriye Emevî Devletinin  yıkılması üzerine Fırat Irmağını geçerek Filistin’e kaçtı. Azatlı kölesi Bedir, kız kardeşini ve servetini kaçırarak onun yanına…

Read More

Ebüssü’ûd Efendi

On altıncı asrın meşhûr Osmanlı âlimlerinden. On üçüncü Osmanlı şeyhülislâmıdır. Tefsir, fıkıh ve diğer ilimlerde büyük âlimdi. İsmi, Ahmed bin Muhammed’dir. Ebüssü’ûd el-İmâdî ismiyle meşhur olup, Hoca Çelebi adıyla da tanınmıştır. 1490 (H.896) senesinde İskilip’te doğdu. 1574 (H.982)te İstanbul’da vefât etti. Bazı kaynaklarda İstanbul yakınlarındaki Müderris köyünde doğduğu da bildirilmektedir. Âlimler yetiştiren bir âileye mensuptur. Dedesi, Ali Kuşçu’nun kardeşi Mustafa İmâdî’dir. Semerkand’dan Anadolu’ya gelip yerleşmiştir. Babası âlim ve kâmil bir zât olup, Hünkâr şeyhi olarak bilinirdi. Ebüssü’ûd Efendi, önce babasından ilim öğrendi. Gençlik çağında da babasının derslerine devâm ile icâzet…

Read More

Element (Eleman)

Alm. Element (n), Urstoff (m), Fr. Elément (m), İng. Element. Kimyâsal metodlarla daha basit maddelere ayrışması mümkün olmayan basit madde. Su bir element değildir. Fakat suyun elektrolizinden elde edilen hidrojen ve oksijen birer elementtir. Saf şeker bir element değildir. Çünkü şekerden karbon, hidrojen ve oksijen çıkarılabilir. Element, aynı cins ve kimyâ tepkimelerinde bölünmeyen en küçük parçaların yığınıdır. Bu parçalara atom denir. Farklı atomların birleşmesinden yeni bir madde olan bileşik elde edilir. Su, oksijen ve hidrojenden elde edilir. Bir element, herhangi bir enerji kullanılarak (ısı, ışık, elektrik gibi) daha basit maddelere…

Read More

ENVER SEDAT

Mısırlı subay ve devlet adamı. 25 Aralık 1918’de El-Minufiye şehrinin Ebu’l-Kum köyünde doğdu. İlk ve orta tahsilini tamamladıktan sonra askerî okula girdi. 1938’de Askerî Akademiyi bitirdi. Mısır’da İngiliz hâkimiyetine son vermek için Almanların desteği ile düzenlenen çeşitli komplolara katıldı. İngilizler tarafından tutuklandı ise de çok geçmeden hapisten kaçtı. İngiliz hâkimiyetine ve krallık yönetimine son vermek için Cemal Nâsır tarafından kurulan gizli Hür Subaylar Örgütüne girdi. Örgütün 1952’de yönetime el koymasından sonra, yeni yönetimin sözcülüğünü yaptı. 1956’da Devlet Bakanı, 1957-61 arasında Arap Sosyalist Birliğinin Genel Sekreteri oldu. 1957-1960 arasında Millet Meclisi…

Read More

Eğitim

Alm. Ausbildung, Erziehung (f), Fr. Education, enseignnement (m), İng. Training, Education. Genel mânâda bir insanın kâbiliyet ve davranışlarını geliştirmek, toplumun iyi değerlerini benimsetmek için yapılan işler, uygulanan yollar. Millî olarak; bir milletin genç nesillerini, o milletin maddî ve mânevî değerlerinin gösterdiği hedefler içinde “ideal insan tipi”ne uygun düşecek vasıfta fertler olarak yönlendirme ve yetiştirme. Meslekî olarak; bir insana bir mesleğin icap ettirdiği hususiyetleri kazandırmak. Askerî olarak; asker olanların harb etme sanâtıyla ilgili hususları öğrenmesi ve uygulama kâbiliyetini kazanması. Eğitimin konusu insandır. Eğitimden maksat, bir insana yalnızca birçok bilgi ezberletmek ve…

Read More

Edebî Türler

Şekil ve muhtevâ (biçim ve öz) bakımından ortak kâidelere göre yazılmış veya söylenmiş eserlerin sınıflandırılmasında kullanılan bir tâbir. “Tür” fen bilimlerinde ve en çok biyolojide kullanılan bir kelimedir. Eskiden bunun yerine “nev” kelimesi kullanılırdı. Edebiyâta bu bilimlerden geçmiş ve edebî eserlerin kümelendirilmesinde kullanılmaktadır. Edebî türleri iki isim altında tasnif etmek mümkündür: Sözlü edebiyât türleri: Bu kısımda masal, destan, konferans, atasözü ve bâzı tiyatro çeşitleri sayılabilir.Nazım ve nesir hâlinde olabilirler. Yazılı edebiyât türleri: a) Nazım türleri: Şiir, b) Nesir türleri: Tiyatro, roman, hikâye, edebî  târih, biyografya, hâtıra, seyâhat yazısı, tenkid, mektup,…

Read More

Ergenlik

Alm. Pubertät (f), Fr. Puperté (f), İng. Puperty. Bir çocuğun dış görünüş ve yapısının derece derece yetişkin bir gencin yapısına dönüştüğü dönem. Bu dönemde fizîkî büyüme umûmiyetle hızlıdır. Kızlar bu döneme erkeklerden önce girerler. Erkeklerde ergenlik (bülûğ) yaşının başlangıcı on iki, kızlarda dokuz yaşlarını doldurmaktır. Ergenliğin sonu ikisinde de on beş yaştır. Ergenlik yaşı kızlarda daha çok 11 yaş, erkeklerde ise 13 yaş civârındadır. Ergenlik döneminde boy uzaması en belirgin değişikliklerden birisidir. Boy uzaması, 14 yaşlarında nihâyete erer. Fakat 20 yaşlarına kadar uzayanlar da vardır. Bu süre daha çok iç…

Read More

Ellidört Farz

Her Müslümanın öğrenmesi ve uyması gereken dînî emirlerden meşhur olanları. Çocuk bâlig olunca, inanmayan biri Kelime-i tevhîdi (Lâ ilâhe illallah Muhammedün Resûlullah) söyleyince, bunun mânâsını bilip, inanınca, Müslüman olur. Bunların her Müslüman gibi, İslâmiyetin hepsine, yâni Muhammed aleyhisselâmın söylediği emirlerin ve yasakların tamamına, Allahü teâlânın bildirmiş olduğuna inandım, demeleri lâzımdır. Daha sonra karşılaştığı bütün işlerde, emirleri ve yasakları öğrenmesi, inanması ve yapması lâzımdır. Farzlardan meşhur olan elli dört adedini seçmişlerdir. Elli dört farz şunlardır: 1) Allahü teâlânın bir olduğuna inanmak, 2) Helâl yemek ve içmek, 3) Abdest almak, 4) Beş…

Read More

Edebî Akımlar

Belirli bir çağda, ortak bir estetik, düşünce ve sanat gâyesi etrâfında toplanan yazar ve şâirlerin üslûp, duygu ve fikir bakımlarından birbirlerine benzeyen eserler vermeleriyle ortaya çıkan edebî anlayışlar. Edebiyât mektepleri, edebî cereyanlar, edebî ekoller veya edebî meslekler adıyla da anılırlar. Bir edebî akım, çok defâ biraz yeni çeşni getirmek ve değişiklik ihtiyaç ve arzusundan doğar.Sonradan gelen nesillerin duygu, düşünce ve isteklerinin değiştiği tezi, üslûp ve estetikteki bu değişikliklere sebep olarak gösterilir.Ayrıca bir zaman bölümünde hayranlık uyandıran eserlerin daha sonraları beğenilmemesi veya bıkkınlık vermesinin yanısıra yeni yetişen sanatkârların taklitten kaçınmak ve…

Read More

Emevîler

Dört halîfeden sonra Müslümanları idâre eden hânedân. Dört halîfe devrinden ve hazret-i Ali’nin “radıyallahü anh” oğlu hazret-i Hasan’ın altı aylık hilâfetinden sonra devlet idâresi Benî Ümeyye Hânedânına geçti. 662 yılında başlayan Emevî Devletinin saltanat devresi 750 yılında sona erdi. Devletin kurucusu Eshâb-ı kirâmın büyüklerinden, Peygamberimizin “sallallahü aleyhi ve sellem” kayın birâderi, aynı zamanda vahiy kâtibi olan Muâviye bin Ebû Süfyân bin Harb bin Ümeyye’dir “radıyallahü anh”. Hicrî 19. yılda hazret-i Ömer “radıyallahü anh” tarafından Şam vâlisi yapılan hazret-i Muâviye “radıyallahü anh”, yirmi sene, altı ay bu vazîfeyi devam ettirdi. Hicrî…

Read More

Ebü’l-Hasan Ali Taberî

Abbâsîler zamânında yetişmiş büyük tıp âlimi. İsmi, Ali bin Rabben Taberî olup, künyesi Ebû Hasan’dır. İbn-i Rabben Taberî ismiyle meşhur oldu. Yaklaşık 770 (H.153) senesinde Taberistân’ın Merv şehrinde doğdu. Yaklaşık 861 (H.247) senesinde Samarra’da vefât etti. Ebü’l-Hasan, küçük yaşta Babası tarafından yetiştirildi. Yunanca, Süryânice, İbrânice ve Arapçayı gereği gibi öğrendi. Babası da tıp âlimi olup, Merv şehrinin sayılı şahsiyetlerinden ve devlet erkânındandı. Özellikle tıp ve fen bilimlerine karşı çok alâka duyardı. İnsanların rûh ve beden sağlığı ve saâdeti üzerinde titremesi sebebiyle, büyük muallim anlamında, Rabben ünvânı verildi. Böyle bir babanın…

Read More

Ehl-i Sünnet

Alm. Der Weg der Sünniten, Fr. la voie d ahl-i Sunnat, İng. The Sunni Path. İslam dîninde doğru îtikat üzere olanlara yani Peygamber efendimiz Muhammed aleyhisselâmın ve Eshâbının “aleyhimürrıdvân” yolunda bulunanlar, bildirdikleri îtikat üzere inananlara denir. Eshâb-ı kirâmın, Peygamber efendimizden naklen bildirdiklerini, olduğu gibi, hiçbir şey ekleyip çıkarmadan kabûl edip, böylece inanıp, onların yolunda olup, onlar gibi inananlara Ehl-i sünnet ve cemâat fırkası veya Fırka-i nâciye (yani kurtulan fırka); bu doğru ve asıl (hakîkî) İslâmiyet yolundan ayrılanlara da, bid’at fırkaları veya Fırâk-ı dâlle (dalâlet fırkaları, bozuk-sapık yollar) denildi. Ehl-i sünnet ve cemâat fırkasında olanlara kısaca Sünnî, bid’at fırkalarında olanlara Mübtedî, bid’at…

Read More

Duâ

Alm. Gebet, Fr. Priere, invocation, litanies, İng. Prayer. Allahü teâlâya yalvararak, murâdını, dileğini isteme. Allahü teâlâ, duâ eden Müslümanları sever. Duâ müminin silâhıdır. Dînimizin temel direklerinden biridir. Duâ gelmiş olan dertleri, belâları giderir. Gelmemiş olanların da gelmelerine mâni olur. Allahü teâlâ Kur’ân-ı kerîmde meâlen; “Bana hâlis kalp ile duâ ediniz! Böyle duâları kabul ederim.” (Mü’min sûresi: 60) buyuruyor. Allahü teâlâ herşeyi sebep ile yaratmakta, nîmetleri sebeplerin arkasından göndermektedir. Zararları, dertleri def için ve faydalı şeyler vermek için duâ etmeyi sebep yapmıştır. Peygamberler “aleyhimüssalevât” hep duâ ettiler. Ümmetlerinden de duâ etmelerini…

Read More

Duhâ Vakti (Kuşluk Vakti)

Şer’î gündüz müddetinin, yâni imsaktan (oruca başlama vaktinden) güneş batana kadar olan sürenin dörtte biri. Duhâ vaktini bulmak için ezanî imsak vakti yirmi dört saatten çıkarılır. Sonuç dörde bölünür, bu netîce ezânî imsâk vaktine eklenirse, ezânî duhâ vakti bulunur. Yine ezânî dahve-i kübrâ vakti (Bkz. Dahve Vakti) on ikiden çıkarılır, bu sonucun yarısı ezânî imsâk vaktine eklenirse, yine ezânî duhâ vakti bulunur. Meselâ, dahve-i kübrâ ezânî saatle 3.49 ise, bunun on ikiden farkı 8.11 ve bunun yarısı 4.05 olduğundan, ezânî imsak saati de 7.38 ise, 7.38+4.05=11.43 ezânî dahve vaktini verir.…

Read More

Ebû Mûsâ El-Eş’ari

Sevgili Peygamberimizin “aleyhisselam” ileri gelen eshâbından ve vâlilerindendir. İsmi Abdullah olup, künyesi Ebû Mûsâ’dır. Babası Kays, Yemen’in Eş’ar; annesi Tayyibe de Ak kabîlesine mensuptur. Nesebi, Abdullah bin Kays bin Süleym bin Hadar bin Harb bin Âmir bin Ahter bin Bekr bin Âmir bin Abd bin Vâil bin Nâciye bin el-Cemâhir bin el-Eş’ar’dır. Bi’setten önce Yemen’in Zebid bölgesinde doğduğu bilinmekteyse de târihi belli değildir. 663 (H.42) yılında Kûfe, diğer bir rivâyette Mekke-i mükerremede vefât etti. Müslümanların Habeşistan’a hicret ettikleri sırada elli kişiden fazla bir toplulukla Yemen’den Habeşistan’a gelerek orada Müslüman oldu. Câfer bin Ebû Tâlib ve…

Read More

Ebu Lübâbe

Eshâb-ı kirâmın meşhurlarındandır. İsmi, Rifâ’a bin Abdülmünzir’dir. Adının Beşir olduğu da söylenir. Künyesi, Ebû Lübâbe’dir. Hazret-i Ali’nin “radıyallahü anh” hilâfeti zamânında vefât ettiği bildirilmektedir. Annesi Zeyneb binti Hizâm’dır. Sâib ve Abdurrahmân isminde iki oğlu vardı. İkinci Akabe Bîatında, Medîneliler arasında hazret-i Ebû Lübâbe de “radıyallahü anh” vardı. Resûlullah efendimiz “sallallahü aleyhi ve sellem”, bu bîatta bulunanlardan on iki kişiyi kendi kavimlerine nakîb, yâni temsilci seçti. Bu on iki kişi arasında bulunan Ebû Lübâbe “radıyallahü anh”, Peygamber efendimizin birçok gazâlarına katıldı. Bunların ilki olan Bedr Gazâsında büyük kahramanlıklar gösterdi. Hazret-i Ebû…

Read More

Ebû Katâde

Eshâb-ı kirâmdan ve Peygamber efendimizin süvârîlerindendir. İsmi Hâris, künyesi Ebû Katâde, lakabı Fâris-i Resûlullah (Resûlullah’ın binicisi)tır. Hazrec kabîlesindendir. Babası Reb’î bin Beldehe, annesi Kebşe binti Mazhar’dır. Yaklaşık 602 senesinde Medîne’de doğdu, 665 (H.45)te Medîne’de veya Kûfe’de vefât etti. İkinci Akabe Bîatından sonra Müslüman olan Ebû Katâde’nin Bedr Savaşına katılıp katılmadığı ihtilâflıdır. Bedr’den sonraki Peygamber efendimizin gazâlarında (savaşlarında) bulundu. Peygamber “sallallahü aleyhi ve sellem” onun hakkında; “Bütün atlılarımızın en hayırlısı, Ebû Katâde idi.” buyurdu. Ebû Katâde birçok seriyyelere (küçük süvârî birliği harekâtı) katıldı. Bunların bir kısmında kumandanlık yaptı. 630 senesinde on beş…

Read More

Ebû Hureyre

Eshâb-ı kirâm arasında en çok hadîs-i şerîf rivâyet edenlerden. İsmi hakkında değişik rivâyetler vardır. En meşhuru, Abdurrahmân bin Sahr olduğudur. Yemen’in Devs kabîlesindendir. Künyesi Ebû Hureyre’dir. Bu künyenin verilişi hakkında kendisi şöyle demiştir. “Bir gün kaftanımın içinde küçük bir kedi taşıyordum. Resûlullah efendimiz beni o hâlimle gördü. «Nedir bu?» buyurdu. Ben de; “Kedicik!” dedim. Bunun üzerine Resûlullah bana; “Ey Ebû Hureyre (Ey Kedicik Babası)!” buyurdu. Ebû Hureyre’nin gençliği fakirlik ve sıkıntı içinde geçti. Yemen’deki Devs kabîlesinin ileri gelenlerinden ve meşhur şâir olan Tufeyl bin Amr’ın İslâma dâvet etmesiyle Müslüman oldu. Hicret’in yedinci yılında, Tufeyl bin Amr ve diğer îmân edenlerle birlikte, Hayber’in fethi esnâsında,…

Read More

Ebû Eyyûb-i Ensârî

Eshâb-ı kirâmın büyüklerinden. Peygamber efendimizin “aleyhisselam” mihmândârı, yâni Mekke-i mükerremeden Medîne-i münevvereye hicret ettiği zaman, evinde misâfir eden sahâbîdir. İsmi, Hâlid bin Zeyd olup, künyesi Ebû Eyyûb’dur. Medîneli Müslümanlardan olduğu için Ensârî nisbesiyle meşhur olmuştur. Türkiye’de Eyyûb Sultân diye bilinir. Babasının adı Zeyd, Annesinin ismi Hind binti Rebîa’dır. Doğum târihi bilinmemektedir. 670 (H.50) senesinde İstanbul’da şehid oldu. Peygamber efendimiz, Mekke’den Medîne’ye hicret etmeden önce bi’setin, yâni peygamberliğin bildirilmesinin on birinci senesinde Müslüman oldu. İkinci Akabe bîatinde bulunarak Resûlullah efendimizin sohbetiyle şereflendi. Böylece Eshâb-ı kirâm ve Ensâr-ı kirâmdan oldu. Hanımı Ümmü Eyyûb da Müslüman olup, Peygamber efendimize hizmetle şereflendi. Eyyûb, Abdurrahmân, Hâlid isminde…

Read More

Ebû Dücâne

Eshâb-ı kirâmdan. Ensârın yâni Medîneli Müslümanların ileri gelenlerinden. İsmi, Semmâk (veya Simâk) bin Hareşe olup, İslâm târihinde Ebû Dücâne künyesiyle meşhur olmuştur. Medîne’nin Hazrec kabîlesinden olup, doğum târihi belli değildir. 632 (H.11) senesinde Yemâme Savaşlarında şehid oldu. Peygamber efendimizin Mekke’den Medîne’ye hicret etmesinden önce Müslüman oldu. Hicretten sonra Peygamber efendimiz onu Muhâcirlerden, yâni Mekkeli Müslümanlardan Utbe bin Gavân ile din kardeşi yapmıştı. Ebû Dücâne, Bedr, Uhud, Hendek, Benî Nâdir, Benî Kureyzâ gazâlarında (savaşlarında) ve Mekke’nin fethinde bulundu. Uhud Savaşında çok kahramanlıklar gösterdi. Peygamberimiz, elinde tuttuğu ve üzerinde; “Korkaklıkta ar, ilerlemekte şeref ve îtibâr var. İnsan…

Read More