Mûsâ Kâzım

On iki imâmın yedincisi. Eshâb-ı kirâmın sohbetinde bulunmakla şereflenen Tâbiîn devrinin yüksek âlimlerinden ve evliyânın büyüklerindendir. Câfer-i Sâdık’ın oğlu, İmâm-ı Ali Rızâ’nın babasıdır. Annesinin ismi Humeyde-i Berberiyye’dir. Resûlullah efendimizin torunu olup, hazret-i Ali ile hazret-i Fâtıma’nın neslindendir. Hazret-i Hüseyin’in çocuklarından olduğu için seyyiddir. Asıl adı, Mûsâ bin Câfer-i Sâdık bin Muhammed Bâkır bin Ali Zeynelâbidîn bin Hüseyin bin Ali bin Ebî Tâlib’dir. Künyesi, “Ebü’l-Hasan” ve “Ebû İbrâhim”dir. Kâzım, Sâbır, Sâlih, Emîn gibi lakapları da vardır. En meşhuru Kâzım’dır. Hilminin (yumuşaklığının) çokluğundan, kötülük yapanlara kızmayıp bağışladığından ve gazabına hâkim olduğundan kendisine…

Read More

Mûsâ bin Nusayr

Kuzey-Batı Afrika ve İspanya’yı fetheden İslâm kumandanı. 640 yılında Şam’da doğdu. Babası Nusayr, hazret-i Mâviye’nin “radıyallahü anh” yakınlarındandı. İyi bir tahsil gören Mûsâ bin Nusayr, Tâbiînden olmakla şereflendi. Eshâb-ı kirâmdan Temîm-i Dârî’den (radıyallahü anh) hadîs-i şerîf rivâyet etti. Kendisinden de Yezîd bin Mesruk el-Yahsubî hadîs-i şerîf rivâyet etti. Hazret-i Muâviye zamânında yapılan Kıbrıs Seferine komutan olarak katıldı. Basra âmilliğinde bulundu. Mısır’a gitti. Halîfenin kardeşi ve Mısır Vâlisi Abdülazîz bin Mervan tarafından Kuzey-Batı Afrika Vâliliğine tâyin edildi. 705 yılında Afrikiyye’ye doğru yola çıktı. Kayrevân şehrini merkez yaptı. Berberîleri itâata alıp onlar…

Read More

İmâm-ı Kisâî

Meşhur yedi kırâat (Kur’ân-ı kerîmi okuma ilmi) imâmından yedincisi. Tebe-i tâbiînden, yâni Peygamber efendimizin “sallallahü aleyhi ve sellem” Eshâbını gören büyükleri görenlerdendir. İsmi, Ali bin Hamza’dır. Ebû Hasan, Ebû Abdullah ve Ebû Feth künyeleriyle bilinir. Kilim elbise içerisinde ihrâma girip, Kâbe’yi tavâf ettiği veya Hamzâ Zeyyâd’ın meclisinde dizinin üzerine kilim koyduğu için, el-Kisâî denilmiş ve bu nisbe ile meşhur olmuştur. Kendisine İmâm-ül-Kurra, Şeyh-ül-Kırâat ve’n-Nahv, el-İmâm lakabları verilmiştir. Kûfe’de nahiv ilminin kurucusudur. Kırâat ilminde işareti Ra harfidir. Doğum yeri ve doğum tarihi bilinmemektedir. 805 (H.189) târihinde yetmiş yaşlarındayken Rey’de vefât etti.…

Read More

Kâ’b-ül-Ahbâr

Hazret-i Ömer “radıyallahü anh” zamânında Müslüman olmuş ve onun hilâfeti sırasında Medîne-i münevvereye gelmiştir. Daha sonra Humus’a yerleşmiş ve hazret-i Osmân “radıyallahü anh” zamânında 652 (H.32) yılında vefât etmiştir. Vefâtı hakkında başka târihler de bildirilmiştir. Tâbiînin tanınmışlarından. Yemen’de doğdu. Müslüman olmadan önce, Yahûdî âlimlerinin büyüklerindendi. Künyesi Ebû İshâk’tır. Resûlullah’ın zamânına yetişti. Ancak bu sırada Müslüman olma nîmetine kavuşamadı. Bir rivâyete göre, İslâmiyetle şereflenmek üzere Resûlullah’ın huzûruna çıkmak için hazırlanmıştı. Fakat Resûlullah sallallahü aleyhi ve sellemin vefâtını ve bâzı Arapların irtidâdını, yâni dinden çıkışlarını duyunca geri döndü. Kâ’b-ül-Ahbâr buyuruyor ki: “Allahü…

Read More

İbrâhim Nehâî

Tâbiînden, yâni Peygamber efendimizin “sallallahü aleyhi ve sellem” Eshâbını gören büyüklerden. Kûfe’de yetişen en büyük fıkıh ve hadis âlimlerindendir. İsmi, İbrâhim bin Yezîd’dir. Künyesi Ebû İmrân’dır. Kendisi Kûfeli olduğu hâlde aslen Yemen’deki Nehâ Kabîlesine mensub olduğundan, Nehâî nisbesiyle meşhur olmuştur. 668 (H.47)de Kûfe’de doğdu, 715 (H. 96) senesinde orada vefât etti. Eshâb-ı kirâmdan hazret-i Âişe, Ebû Sa’îd-i Hudrî ve başkalarıyla görüşüp, hadîs-i şerîf rivâyet etti. Fıkıh ilmini hazret-i Ali, Abdullah bin Mes’ûd ve hazret-i Ömer’den öğrendi. Abdurrahmân ibni Yezîd, Mesrûk, Alkame, Kâdi Şüreyh gibi zamânının meşhur âlimlerinden ilim öğrendi ve…

Read More

İbn-i Sîrîn

Tâbiînden, yâni Peygamber efendimizin Eshâb-ı kirâmını gören büyüklerden. Meşhur hadis, fıkıh, tefsir âlimi ve rüyâ tâbircisi. İsmi; Muhammed bin Sîrîn, künyesi Ebû Bekr’dir. Babası, Eshâb-ı kirâmdan Enes bin Mâlik’in âzâdlı kölesidir. Aslen Basralı olan İbn-i Sîrîn, 653 (H.33) senesinde doğdu, 729 (H.110) senesinde vefât etti. Güzel bir terbiyeyle yetiştirilip büyütülen İbn-i Sîrîn, Eshâb-ı kirâmdan otuz kişiyle görüştü. Onların sohbetinde bulunarak, hazret-i Âişe, Enes bin Mâlik, Zeyd bin Sâbit, Ebû Hureyre, Abdullah bin Abbâs, Ebû Sa’îd-i Hudrî ve Ebü’dderdâ radıyallahü anhüm, gibi büyüklerden hadîs-i şerîf rivâyet etti. Hadis ilminde imâmlık (300.000’den…

Read More

İbn-i Kesîr

Mekke-i mükerremede yetişen meşhur kırâat âlimlerinden. Tâbiînden yâni Peygamber efendimizin arkadaşlarını görenlerdendi. Kur’ân-ı kerîmin kırâatini (okuyuşunu) Peygamber efendimizin okuduğu gibi bildiren âlimlerin ikincisidir. İsmi, Abdullah bin Kesir bin Muttalib’dir. Künyesi ise Ebû Said veya Ebû Muhammed’dir. Ayrıca Ebû Bekr veya Ebü’s-Salt künyeleri de vardır. Abdullah bin Kesir, 665 (H. 45) yılında Mekke’de dünyâya gelmiştir. Âilesi aslen İranlıdır. Babaları, Kisrâ tarafından gemilerle Yemen’in San’a şehrine gönderilmiş ve Habeşlilerin de kendilerini buradan çıkarmaları üzerine Mekke’ye göç etmişlerdir. İbn-i Kesir, Eshâb-ı kirâmdan Abdullah bin Zübeyr, Hâlid bin Zeyd Ebû Eyyûbi Ensârî, Enes bin…

Read More

Hasan-ı Basrî

Tâbiînin büyüklerinden. İsmi, Hasan bin Ebil-Hasan Yesâr olup, Basrî nisbetiyle şöhret bulmuştur. Babası, Eshâb-ı kirâmdan Zeyd bin Sâbit el-Ensârî’nin “radıyallahü anh” kölesi, annesi ise, sevgili Peygamberimizin “sallallahü aleyhi ve sellem” temiz zevcelerinden, Ümmü Seleme’nin “radıyallahü anha” câriyesiydi. 641 (H. 21) senesinde Medîne-i münevverede doğdu. 728 (H. 110) de Basra’da vefât etti. Hazret-i Ömer’in “radıyallahü anh” halîfeliği zamânında dünyâya gelen Hasan-ı Basrî’nin annesi ve babası, oğulları doğunca âzâd edildiler. Annesi hizmetini görmeye gittiğinde, Ümmü Seleme vâlidemiz, onu kucağına alarak bağrına basıp, duâ etti. Çocukluğu Medîne-i münevverede geçen Hasan-ı Basrî, Arap lisânını…

Read More

Hammâd bin Ebî Süleymân

Tâbiîn’in büyüklerinden. Meşhur fıkıh âlimi. İsmi, Hammâd bin Ebî Süleymân olup, künyesi Ebû İsmâil’dir. Doğum târihi belli değildir. Kûfe’de yaşamış ve 737 (H. 120) de vefât etmiştir. İmâm-ı A’zam Ebû Hanîfe’nin hocası olan Hammâd bin Ebî Süleymân; Enes bin Mâlik, Zeyd bin Vehb, Sa’îd bin Müseyyib, Sa’îd bin Cübeyr, İkrime, Ebû Vâil ve İbrâhim Nehâî gibi zâtlardan hadîs-i şerîf dinleyip rivâyet etti. Fıkıh ilmini, Enes bin Mâlik ile İbrâhim Nehâî’den öğrendi. İbrâhim Nehâî de Alkame bin Kays’tan, Alkame de Abdullah bin Mes’ûd’dan ilim tahsil etti. Bu da Resûlullah “sallallahü aleyhi…

Read More

Asım bin Behdele

Tabiin (Peygamber efendimizin Eshabını görenler) devrinde yetişen, Kur’an-ı kerimin kıraatini, yani okunuşunu bildiren meşhur yedi kıraat imamından beşincisi. Asıl adı Asım bin Behdele Ebu Necud el-Esedi el-Kufi, künyesi Ebu Bekr’dir. Babasının adı Abdullah, künyesi Ebu Necud olup, İmam-ı Asım diye meşhurdur. Kufe’de doğdu. Doğum tarihi kesin olarak bilinmemektedir. Vefat tarihi hakkında çeşitli rivayetler vardır. 744 (H. 127) tarihinde vefat ettiği bildirilmektedir. Zamanın önemli İslam ilim merkezlerinden biri olan Kufe’de yetişen Asım bin Behdele, Eshab-ı kiramdan Abdullah bin Mes’ud, Ammar bin Yasir, Huzeyfet-ül-Yemani, Ebu Musa el-Eş’ari, Selman-ı Farisi, Zeyd bin Erkam…

Read More

Ali bin Abdullah bin Abbas

Abbasi hilafetinin kurucuları Seffah ve Mansur’un dedesi. Kaynaklarda Ebu Muhammed, Ebu Abdullah ve Ebü’l-Fadl ve el-Medeni künyelerinin olduğu bildirilmiştir. Rivayete göre, 660 (H.40) senesi Ramazan-ı şerif ayında doğup, Şam mıntıkasında Medine-i münevvere yolu üzerinde Şerad denilen yerde 736 (H.118) tarihinde vefat etti. Resulullah “sallallahü aleyhi ve sellemin” amcası hazret-i Abbas’ın, oğlu Abdullah’tan torunudur. Annesi Kınde kabilesinden, Zür’a binti Müşerrih bin Ma’dikerib’dir. Tabiinin büyüklerindendir. Ali “radıyallahü anh” bir gün Abdullah bin Abbas’ı öğle namazında göremeyince, yanındakilere; “İbn-i Abbas niçin gelmedi?” diye sordu. Onlar da bir çocuğunun olduğunu söylediler. Ali “radıyallahü anh”…

Read More

Gazneli Mahmud

Gazneliler Devletinin en büyük hükümdârı, Hindistan Fâtihi ve büyük İslâm kahramanı. 2 Kasım 971 (H.361) târihinde doğdu. Babası Gazneliler Devletinin kurucusu Sebük Tegin, annesi ise Zâbulistan bölgesinden asil bir âilenin kızıydı. Daha gençlik yıllarında devlet idâresinde görev almaya başladı ve babasının yanısıra katıldığı savaşlarda cesâret ve zekâsıyla kendini gösterdi. Babası Sebük Tegin’in vefâtı üzerine, orada bulunan küçük kardeşi İsmâil, yerine geçti ise de, Sultan Mahmûd hemen Gazne’ye giderek, mülkünü kardeşinin elinden aldı ve saltanatını îlân etti (997). Sâmânîlerin elinde kalmış olan Buhârâ, Horasan, Herat, Belh, Bust ve Kâbil’i zaptetti. İran…

Read More

HÂFIZ-I ŞİRÂZİ

Büyük İslâm şâiri. Adı Şemseddîn bin Kemâleddîn’dir. 1318 (H. 720)de Şiraz’da doğdu. Küçük yaşta Kur’ân-ı kerîm okumayı öğrendi. Çeşitli kırâatlara göre okuduğu rivâyet edilir. Tefsir ve gramer ilmiyle meşgul olmuş ve bâzı kitapları incelemiştir. Kelâm ve fen ilminden bahseden meşhur Mevâkıf adlı eseri iyice incelemiş ve zamânının medrese tahsilini tamamlamıştır. Yazdığı şiirler, Seyid Kâsım Envar tarafından toplanmış ve Dîvân hâlinde basılmıştır. Şiirleri gazel türünden olup, sâde, daha çok dervişâne, âşıkâne ve tasavvufîdir. Şiirlerinde Allahü teâlâya, Peygamberimize, sallallahü aleyhi ve sellem, evliyâya ve İslâmiyete karşı duyduğu derin muhabbet ve sevgiyi hâlisâne…

Read More

MEHMED ÂKİF

İstiklâl Marşı şâiri. 1877 yılında İstanbul’da doğdu. Annesi Emine Şerife Hanım, babası Temiz Tâhir Efendidir. İlk tahsiline Emir Buhâri Mahalle Mektebinde başladı. İlk ve orta öğrenimden sonra Mülkiye Mektebine devam etti. Babasının vefâtı ve evlerinin yanması üzerine mülkiyeyi bırakıp Baytar Mektebini birincilikle bitirdi. Tahsil hayâtı boyunca yabancı dil derslerine ilgi duydu. Fransızca ve Farsça öğrendi. Babasından Arapça dersleri aldı. Zirâat nezâretinde baytar olarak vazife aldı. Üç dört sene Rumeli, Anadolu ve Arabistan’da bulaşıcı hayvan hastalıkları tedâvisi için bir hayli dolaştı. Bu müddet zarfında halkla temasta bulundu. Âkif’in memuriyet hayatı 1893…

Read More

HAVÂRÎLER

Alm. Apostel, Jünger (m.pl.), Fr. Douze Apôtres (m.pl.), İng. Apostles disciple. Hazret-i Îsâ’nın kendisinden sonra Îsevîliği dünyâya yaymak için eshâbı arasından seçtiği on iki mümin. Îsâ aleyhisselâmın eshâbı, yâni kendisini görüp de îmân edenler azdı. Çünkü Yahûdîlerin çoğu inanmadı. Îsâ aleyhisselâm da, kendisine inananlar arasından on iki kişiyi seçti. Bunlara; “Allahü teâlânın dînine hizmette ve onu muhâfaza edip korumada kim bana yardımcı olacak?” buyurdu. Hepsi birden; “Bizler, Allahü teâlânın dînine yardımcılarız. Bizler, Hak teâlâ hazretlerine inanıp îmân ettik. Bütün varlığımızla, her şeyimizle Allahü teâlânın dînine yardım edeceğiz, bu yola destek…

Read More

EHL-İ SUFFA

Hicret’ten sonra Medîne’de Peygamber efendimizin yaptırdığı mescidin suffa denilen bölümünde barınan fakir ve kimsesiz sahâbîler. Bunlar Medîne’ye başka yerlerden hicret edip gelenlerdi. Sayıları on ile dört yüz arasında değişen bu sahâbîler, Peygamber efendimizin yanından hiç ayrılmazlar ve sohbetlerinden aslâ geri kalmazlardı. Gece-gündüz Kur’ân-ı kerîm okurlar, ilim öğrenirler, hadîs-i şerîf ezberlerlerdi. Günlerini hep ibâdetle geçirirlerdi. Namazlarını devamlı Peygamber efendimizle kılarlardı. Ehl-i Suffanın azaldığı ve çoğaldığı olurdu. İçlerinden evlenen, vefât eden, sefere çıkan olduğu zaman sayıları azalırdı. Bunların kaldıkları, üzeri hurma dalları ile örtülü “suffa” denilen yerde, Medîne’de evi barkı olmayan fakir…

Read More

ÇAĞRI BEY

Büyük Selçuklu Devletinin kurucularından. Selçukluların ilk hükümdârı Tuğrul Beyin kardeşidir. 990 yılında doğdu. Künyesi Ebû Süleymân olan Dâvûd Çağrı Bey, Horasan bölgesinin emîri idi. Târihçi Beyhekî ve Gerdizî onu dâimâ Dâvûd ismiyle zikretmişlerdir. Diğer kaynaklarda da öbür isimleri geçmektedir. Seyhun ve Ceyhun nehirleri arasında yer alan meşhur ilim ve irfân bölgesi Mâverâünnehr’de Oğuz Türklerini etrâfında toplayan Selçuk Beyin vefâtından sonra, ülkenin idâresi oğulları arasında taksim edilmişti. Büyük bir kısmı oğlu Mikail Beye verilmişti. Yabgu ünvanını taşıyan Mikail Beyin vefâtından sonra ülkenin idâresi oğulları Dâvûd Çağrı Bey ile Mehmed Tuğrul Beye…

Read More

BUHÂRÎ

Kur’ân-ı kerîmden sonra dünyânın en kıymetli kitabı olan Sahîh-i Buhârî adıyla meşhur olan hadis kitabını yazan büyük hadis âlimi. İsmi, Muhammed bin İsmâil olup, künyesi Ebû Abdullah’tır. Hadis ilminde yüksek derecede olup, 300.000’den fazla hadîs-i şerîfi senetleriyle birlikte ezbere bilen bir âlim olduğu için “İmâm”, Buharalı olduğu için “Buhârî” denilmiş, İmâm-ı Buhârî ismiyle meşhûr olmuştur. 810 (H. 194) senesinde Buhârâ’da doğdu. 870 (H. 256) senesinde Semerkant’ın Hartenk kasabasında vefât etti. Küçük yaşta babasını kaybeden Buhârî, ilk tahsiline doğum yeri olan Buhârâ’da başladı. Duâsı makbul sâlihâ bir hanım olan annesi, onun…

Read More

ENDÜLÜS EMEVÎ DEVLETİ

765-1031 yılları arasında Endülüs’te hâkimiyet kuran Emevî Hânedânı. Ed-Dâhil (Muhâcir) lakabıyla bilinen Abdurrahmân’dan îtibâren Üçüncü Hişam’la sona eren bu devlet, 275 sene yaşadı. Üçüncü Abdurrahmân’a kadar “Kurtuba  Emirliği”diye adlandırılan devlete bu hükümdâr zamânında “Endülüs Emevî Hilâfeti” nâmı verildi. Hükümdâr, “Emîr-ül Mü’minîn” ünvânını aldı. Endülüs Devletinin kuruluşu: Devletin  kurucusu Abdurrahmân bin Muâviye bin Hişam bin Abdülmelik bin Mervân bin el-Hakem, Ebü’l-Muttarif künyesiyle tanınmaktaydı. Mührüne “Abdurrahmân Allah’a güvenir ve sığınır.” yazısını yazdırmıştı. Sûriye Emevî Devletinin  yıkılması üzerine Fırat Irmağını geçerek Filistin’e kaçtı. Azatlı kölesi Bedir, kız kardeşini ve servetini kaçırarak onun yanına…

Read More

İBN-İ SÎNÂ

İslâm âleminde yetişen meşhur felsefeci ve tıp âlimi. İsmi, Huseyn bin Abdullah bin Hüseyin bin Ali bin Sînâ el-Belhî, künyesi Ebü’l-Ali’dir. İbn-i Sînâ diye meşhur oldu. Batı dünyâsında Avicenne adıyla tanındı. 980 (H.370) senesinde Buhârâ yakınlarındaki Afşan’da doğdu. 1037 (H.428) senesinde elli yedi yaşındayken öldü. Fevkalâde bir zekâ, hareketli ve çok kuvvetli bir hâfızaya sâhib olan İbn-i Sînâ, on yaşında Kur’ân-ı kerîm’i ezberledi. On sekiz yaşına kadar devrinin bütün ilimlerini öğrendi. İlk tahsiline, sapık İsmâiliyye fırkasından olan babasının yanında başladı. On yedi yaşındayken, Buhârâ Prensi Nûh bin Nasr Sâmânî’yi tehlikeli…

Read More

SELÇUKLULAR

Alm. Seldschuken (pl.), Fr. Seldioükides (pl.), İng. The Seljuks. Türk-İslâm devletlerinin en büyüklerinden. Oğuzların Üçoklar kolunun, Kınık boyuna mensupturlar. Onuncu asrın sonu ile on birinci asrın başlarındaİslâmiyeti kabul ettiler. Îtikâtta Mâtürîdî, amelde Hanefî olup, Ehl-i sünnet mezhebindeydiler. Selçuklular; Çin’den Batı Anadolu dâhil bütün Ortadoğu ülkeleri, Akdeniz sâhilleri, Kuzeybatı Afrika, Hicaz ve Yemen’den Rusya içlerine kadar yayılan hâkimiyetin, muazzam bir kültür ve medeniyetin temsilcisidir. Devlete adını veren Selçuk Bey, Aral Gölüyle Hazar Denizi arasına hâkim olan Oğuz Yabgu Devletinin kumandanlarından Dukak Subaşı’nın oğludur. Dukak ölünce, on yedi-on sekiz yaşlarındaki Selçuk Bey…

Read More

BAYBARS

Memluklülerin dördüncü sultanı. Asıl adı Seyfeddin olup, 1223 yılında Kıpçak ülkesinde doğdu. Ülkesine yapılan akınlardan birinde esir edilerek Şam’a götürüldü ve satıldı. Eyyubi hükümdarı Melik Salih tarafından affedilmesinden sonra Kahire’ye geldi ve burada hükümdarın Bahri ünvanını taşıyan hizmetkarları arasına girdi. Kuvvetli bir genç olan Baybars, zeka ve kabiliyeti ile az zamanda kendini gösterdi. Mısır’ı ele geçirmek isteyen Fransa kralı St. Louis’in kuvvetlerinin bozguna uğratılarak kralın esir edilmesinde büyük rol oynadı. Aybeg Memluk tahtına çıkınca, onun, kuvvetli emirleri ortadan kaldırmasından çekinerek Mısır’a kaçtı. Fakat bir müddet sonra Kutuz’un başa geçmesi ile…

Read More

MELİKŞAH

Büyük Selçuklu Devleti hükümdârı. Babası Sultan Alparslan’dır. 1055’te doğdu. Büyük Selçuklu Devletinin topraklarını en geniş hâle getirdiği için kendisi, “Ebu’l-Feth” (fetihlerin babası veya pekçok fetih yapan) lakabıyla anıldı. Sâhip olduğu bâzı üstün husûsiyetler sebebiyle, özel bir eğitim ve öğretim gösterilerek yetiştirildi. 1064-1065 Gürcistan Seferinde bulundu. Böylece küçük yaştan îtibâren devlet idâresi ve orduyu sevk etme husûsunda tecrübe kazandı. Kendisinden büyük erkek kardeşleri olmasına rağmen cesâreti, idârecilik vasfı gibi meziyetleri, Sultan Alparslan tarafından veliahd seçilmesinde rol oynadı. Hânedânın kurucusu olan Selçuk Beyin mezarını ziyâretten dönüşte, Horasan yakınındaki Radyan’da veliahd îlân edildi.…

Read More