Dînen ve tab’an beğenilmeyen hoşa gitmeyen şey. Haram olmamakla berâber, İslâm dîninde yasak edilen şey. Mekrûh, Arapça bir kelime olup, lügatte, tab’an hoş görülmeyen, tiksinilen mânâlarına gelir. Allahü teâlânın ve Peygamberimizin “sallallahü aleyhi ve sellem” beğenmediği ve ibâdetlerin sevâbını gideren şeylere “mekrûh” denir. Haramların yapılması kesinlikle yasak edilmiştir (Bkz. Haram). Mekrûh, yasak olduğu haram gibi kesin olmamakla berâber, Kur’ân-ı kerîmde, açık olmayarak bildirilmiş veya bir Sahâbî’nin bildirmesi ile anlaşılmış olan yasaklardır. Mekrûh olduğu bildirilen yasak işleri yapmak günahtır. Mekruh ikiye ayrılır: Tahrimen mekrûh ve tenzihen mekrûh. Tahrîmen mekrûh: Kur’ân-ı kerîm…
Read MoreGün: 11 Aralık 2019
Mahmûd Çelebi
On beşinci ve on altıncı yüzyıllarda İstanbul’da yetişen evliyâdan. Büyük âlim ve evliyâ Seyyid Emir Ahmed Buhârî’nin halîfelerindendir. İsmi, Mahmûd Çelebi olup, Mevlânâ Kırîmî’nin evlatlığıdır. Doğum târihi bilinmemektedir. 1531 (H.938) senesinde İstanbul’da vefât etti. Kabri Edirnekapı mezarlığında idi. Küçük yaştan îtibâren ilim tahsil etmeye başlayan Mahmûd Çelebi istidâd ve kâbiliyetinin çok olması sebebiyle çabuk ilerledi. Zâhirî ilimlerdeki tahsilini tamamladıktan sonra tasavvuf yoluna yöneldi. Seyyid Emir Ahmed Buhârî hazretlerinin sohbet ve hizmetlerine devam etmeye başladı. Olgun ve büyük bir velî olan bu zâtın huzur ve sohbetlerinde bulunmakla tasavvuf yolunda ilerleyip, yüksek…
Read MoreMahlas
Alm. Deckname (m), Pseudonym (n), Fr. Pseudonyme (m), İng. Pseudonym. Bir yazarın veya şâirin, asıl adı yerine şiirde kullandığı takma isim. Geçmişte olduğu gibi günümüzde de, şahsî, siyâsî veya iktisâdî sebeplerle takma isim kullanan şâir ve yazarlar vardır. Ancak bunlar kendilerini saklamak için müstear isim kullanırlar. Halbuki mahlas bundan ayrıdır. Divan edebiyatı ile halk edebiyatında mahlas kullanmak, bir âdet idi. Mahlas almaya “tehallüs” denir. Mahlas çoğunlukla yeni bir yazara ve şâire üstad tarafından “mahlas-nâme” adlı bir manzume ile birlikte verilirdi. Meselâ: Bâkî’nin mahlasnâmesi Zâti tarafından Şeyh Gâlib ve Müştâk Baba…
Read MoreMahfil
Alm. Galerie (f), in einer moschee, Fr. Place (f) ou galerie (f) haute dans un mosque, İng. Gallery in a mosque. Câmilerde etrâfı parmaklıklarla çevrilmiş yâhut yerden yüksek yapılmış olan yerin adı. “Mahfel” de denir. Câmilerde aynı zamanda binânın yüksekliğine göre ikinci bir mekân temin etmek ve duvar boşluklarına bir hareket vermek üzere, muhtelif cephelerine sütunlar üzerinde mahfeller yapılmıştır. Pâdişahlar için yapılmış olanlarına “Mahfel-i Hümâyûn” veya “Hünkâr Mahfeli”, müezzinler için yapılmış olanlarına da “müezzin mahfeli” denmiştir. Hünkâr mahfili veya mahfil-i hümâyûn: Pâdişahlar tarafından yaptırılmış ve “Selâtîn” adı verilmiş olan câmilerde,…
Read MoreMahalle Mektebi
Osmanlı Devletinde 4-7 yaş arası kız ve erkek çocukların Kur’ân-ı kerîm öğrendikleri yer. “Sıbyan mektebi, taşmekteb, ibtidâiyye (ibtidâî) muallimhâne ve “dârü’l-ibn” gibi isimlerle de anılan bu mektepler, hemen her mahallede bulunurdu. Mahalle mekteplerinin çoğu câmi veya mescidlerin yanında yapılırdı. Bunlar pâdişâhlar, vâlide sultanlar, büyük devlet memurları ve iyiliksever kimseler tarafından kurulurdu. Köylerde ise, mescidlerin son mahallinde özel bir oda inşâ edilir ve mekteb vazifesi görürdü. Sultan İkinci Bâyezîd Hanın kendi adını taşıyan câminin güney tarafında yaptırdığı mektebin vakfiyesindeki “mektephânede muallim ve halîfe olanlar tâlim-i kelâm-ı kadîm ve Kur’ân-ı azîm ederler.”…
Read MoreMağara
Alm. Höhle, Grotte (f), Fr. Caverne, grotte (f), antre (m), İng. Cave, cavern. Kaya içine veya yamaca doğru uzanan geniş kovuk. Yeraltı sularının tesiriyle, yer içinde meydana gelen büyük oyuklar şeklinde olanlarına yeraltı mağarası denir. Eğer su içinde teşekkül ederlerse, sualtı mağarası adını alırlar. Mağaralar görev ve yapılarına göre “düden” veya “obruk” diye târif edilir. Yerüstü sularının kalker tabakalarına girişi ile yeraltında akarsular hâsıl olur. Bu suların kayaları eritip aşındırması sonucu, yeraltı dehlizleri meydana gelir. Zamanla suların çekilmesi ile, genişlikleri yüzlerce metreyi bulan, uzunlukları ise kilometre ile ifâde edilen mağaralar…
Read MoreMagnisavîzâde
Fâtih Sultan Mehmed Han devrinde yetişen âlimlerden. İsmi, Mevlânâ Muhyiddîn Muhammed’dir. Magnisavîzâde diye meşhûr olmuştur. Doğum yeri ve târihi kesin olarak bilinmemektedir. 1483 (H.888) senesinde Ramazân-ı şerîfte bir iftar vakti İstanbul’da vefât etti. Zamânının âlimlerinden ilim öğrenen Magnisavîzâde, Molla Hüsrev’in ders verdiği Ayasofya Medresesinde okudu. Medresenin en üst bölümündeki odasında bütün gece kandilini yakar, ders çalışır ve çalışması sabah namazına kadar sürerdi. Zaman zaman medreseleri dolaşarak inceleme yapan Fâtih Sultan Mehmed Han bir gece Molla Hüsrev’in müderris bulunduğu kısımdaki talebelerden birinin sabaha kadar uyumadığını fark etti. Yaptığı araştırma neticesinde bu…
Read MoreMagna Charta
1215’te Kral John tarafından imzâlanan, İngiliz halkıyla kral arasındaki hak ve hukuku bir anlaşma ile ayıran ilk siyâsî belge. Büyük ferman adlarıyla da anılan Great Charter, yâni Magna Charta, altmış üç maddeden meydana gelir. Kralın idâresini bâzı kânunlar ve şartlarla sınırlandıran Magna Charta, bu özelliğiyle İngiltere’ye demokrasinin yerleşmesinde önemli bir rol oynamış, ayrıca kralın hükümranlığını bâzı şartlarla sınırlandıran bir anlaşma olması bakımından da dünyâ târihinde önemli bir yer tutmuştur. İngiltere’nin Normanlar tarafından işgal edilmesinden sonra krallar, derebeylerinin (baronlar, vasallar) haklarını kısıtlamaya başladılar. Baronlar bu duruma sık sık îtirâz edip ayaklanıyorlardı.…
Read MoreMagellan Boğazı
Güney Amerika’nın en güneyinde Atlas Okyanusunu Pasifik Okyanusuna bağlayan boğaz. Ana kıta ile Tierra del Fuego Takımadalarını ayırır. Bu takımadalar, Arjantin ve Şili arasında paylaşılmıştır. Magellan Boğazının uzunluğu, 686 km, genişliği 4-37 km’dir. Boğaz, 1520 yılında Magellan tarafından keşfedildiği için bu isimle anılmaktadır. Sis ve rüzgâr sebebiyle geçilmesi zordur. Boğaz üzerindeki en büyük liman, Punda Arenas’tır.
Read MoreMagellan, Ferdinand
Lâtin Amerika’nın güney burnundaki, bugün kendi adıyla anılan Magellan Boğazını ilk defâ bulan ünlü Portekizli gemici. 1480 yılında Sabrossa’da doğdu. Küçük yaşta saray hizmetlerinde bulunan Magellan, sonraları Portekiz donanmasında görev aldı. Gençliği Portekizli denizciler yanında gemilerde denizciliği öğrenmekle geçti. Hindistan’da, Doğu Hintler’de ve Fas’ta çarpışmalara katıldı. Fas’taki çarpışmalar sonunda sakatlandı. Daha sonra Portekiz kralı ile arası açılan Magellan gözden düştü ve kısa bir süre sonra Portekiz donanmasındaki görevine son verildi. 1517 yılında İspanya’ya giden Magellan, Kral Beşinci Şarl tarafından İspanya donanmasında görevlendirildi. Denizciliğin yanısıra coğrafyaya da meraklı idi. Hep batı…
Read MoreMafya (Mafia)
Alm. Mafia, maffia, Fr. Maffia, mafia, İng. Mafia, maffia. Kendi çıkarlarını korumak için her türlü yola başvuran, gizli ve hiyerarşik bir teşkilâtlanmaya dayalı zorla para almak, kumar, kaçakçılık ve fuhuş gibi kânundışı işlerle uğraşan azılı gizli birlikler şebekesi. Fransızca’da gizli teşkilât mânâsına gelen mafia veya maffia kelimeleri Sicilya lehçesinde de aynı mânâyı ifâde etmektedir. Mafya şeklinde de söylenen bu kelime, ortaçağ sonlarında kullanılmaya başladı. Ortaçağ sonlarında Müslüman ve İspanyol idârelerini devirmeye yönelik bir teşkilât olarak ortaya çıkan mafyanın kökü mafie denen küçük silâhlı gruplara dayanır. Bu gruplar Sicilya’daki toprak sâhiplerinden…
Read MoreMadde
Alm. Materie (f), stoff (m), substanz (f), Fr. Matière (f), substance (f), İng. Matter, substance. Boşlukta yer kaplayan ve ağırlığı olan her şey. Bu târif genel bir nitelik taşır. Meselâ üzerinde yaşadığımız yer küresi, hava, su, taş, toprak, vs. maddedirler. Maddenin şekil almış hâline cisim denir. Şişe, bardak, pencere camı, ayrı ayrı birer cisimdir. Fakat hepsi cam maddesinden yapılmıştır. Etrâfımızda gördüğümüz bütün maddeler, genellikle saf değil, birer karışımdır. Meselâ içtiğimiz su, homojen olduğu, her tarafı aynı göründüğü hâlde, içinde az da olsa tuzlar ve hava ihtivâ eder. O hâlde bir…
Read MoreMacritî
Endülüs’te yetişen ünlü kimyâ ve matematik âlimi. İsmi, Mesleme bin Ahmed bin Kâsım bin Abdullah el-Macritî olup, künyesi Ebü’l-Kâsım’dır. 950 (H.338) senesinde, şimdi İspanya’nın başşehri olan Madrid’de doğdu. Bu yüzden el-Macritî nisbesini aldı. 1007 (H.397) senesinde Kurtuba’da vefât etti. Endülüs’te yetişen âlimlerin en meşhûrlarındandır. İlim merkezi olan Kurtuba’ya küçük yaşta giden Ebü’l-Kâsım, ilim öğrenmek için birçok İslâm ülkesini dolaştı. Devrinin din ve fen ilimlerinde mütehassıs âlimlerinden ders aldı. Onlarla ilmî mütâlaalarda ve istişârelerde bulundu. İlmî gezilerini tamamladıktan sonra, İspanya’ya dönerek Kurtuba’ya yerleşti ve birçok ilim ve irfan âşığının toplandığı bir…
Read MoreMaclaurin, Colin
İskoçyalı matematikçi. Şubat 1698’de Kilmodon şehrinde doğdu. Üstün zekâya sâhib olan Colin, 11 yaşında Glasgow Üniversitesine girdi. 19 yaşında iken Îsâ Marischal Collagede matematik profesörü oldu. 1719’da Lana’daki Rage Society’nin üyeliğine seçildi. Bu sırada Newton ile tanıştı. Newton’un tavsiyesiyle 1725’te Edinburg Üniversitesinde matematik profesörlüğüne getirildi. Fransız Bilimler Akademisinin 1740’ta gelgit hâdisesi konusunda açtığı deneme yarışmasını Leonard Euler ve Daniel Bernoulli ile birlikte kazandı. Jacosbusçuların 1745’te Edinburg’u kuşatmaları ve şehri ele geçirmeleri üzerine İngiltere’ye kaçtı. Ertesi sene tekrar Edinburg’a döndü ve birkaç ay sonra hastalanarak öldü. Maclaurin, 1720’de yazmış olduğu Organik…
Read MoreMac Arthur, Douglas
İkinci Dünyâ Savaşında Güneybatı Pasifik Cephesindeki Müttefik Kuvvetlere komuta eden ABD’li general. 26 Ocak 1880’de Amerika’nın Little Rock şehrinde doğdu. Babası yüksek rütbeli bir subay idi. Mac Arthur, 1903’de West Point’deki ABD Askerî Akademisini sınıf birincisi olarak bitirdi. On sene kadar emir ve istihkam subayı olarak çalıştı. 1917-19 arasında 42. Tümen kumandanı olarak görevlendirildi veFransa’daki çatışmalara katıldı. Savaşı tâkip eden Ren işgali sırasında kurmay başkanlığı, tugay komutanlığı ve tümen komutanlığı yaptı. 1920’li yıllarda West Point’te yöneticilik yaptı. 1916’da general olan Mac Arthur’un rütbesi yükselerek 1930’da Kara Kuvvetleri Kurmay başkanı oldu.…
Read MoreMâbeyn
Osmanlı saray ve konaklarında haremlik ve selamlık bölümlerini ayıran dâire. Arapçada “iki şeyin arası” mânâsındadır. Sultan İkinci Mahmûd Han devrinden îtibâren sarayların selamlık dâirelerine “Mâbeyn-i Hümâyûn” denilmiştir. Dört halîfe “radıyallahü anhüm” zamânında halktan bir kimse istediği zaman halîfe ile görüşebilirdi. Emevîler devrinde hükümdâra halkın dilek ve isteklerini arz etmek üzere hâcibler kullanıldı. Yine Osmanlı Devletinin kuruluşunda işlerin azlığı sebebiyle pâdişâhlar herkesle teşrîfât ve merâsime hâcet kalmaksızın görüşürlerdi. Devletin büyümesi ve gelişmesi netîcesinde saray ve saray teşrîfâtı ortaya çıktı. Fâtih Sultan Mehmed Han, kânûnnâmeleri çıkartıp teşrîfât için maddeler koydurmuş ve; “Evvelâ…
Read MoreLuther, Martin
Alman papazı. Hıristiyan din adamı olup, aynı zamanda reformcudur. Almanya’da Eisleben’de 1483’de doğan Luther, varlıklı bir köylü âilesinin çocuğudur. 1505 yılına kadar tahsîline devam ettikten sonra aynı yıl, felsefe hocası ünvânını aldı. Daha sonra Augustinuscular tarîkatına girerek 1507’de papaz oldu. 1511’de ilâhiyat doktoru, 1513’de Wittenberg Üniversitesinde profesör oldu. Bundan iki sene sonra da mensubu olduğu Augustinuscular tarîkatının Almanya vekîli oldu. Hazret-i Îsâ’ya bildirilen hak olan din az zaman sonra Yahûdîler tarafından sinsice değiştirildi. İncîller zamanla çoğaldı, uydurma İncîller her yerde okunur hâle geldi. Kral Konstantin ve ondan sonra gelenler Hıristiyanlık…
Read MoreLût Gölü
Alm. Tote Meer (m), Fr. La mer Morte (f), İng. Dead sea. Ürdün ile İsrâil arasındaki meşhur göl. Kudüs’ün 24 km doğusundaki Ürdün Vâdisinde bulunan gölün kuzeyden güneye uzunluğu 74 km, genişliği (doğu-batı istikâmetinde) 16 km’dir. Lût Gölünün alanı 930 km2dir. Gölde ortalama derinlik 300 metredir. En derin yeri ise 401 m’dir. Lût Gölünün yüzeyi deniz seviyesinin 369 m altındadır. Bu durumu ile, dünyâda deniz seviyesinden en düşük su topluluğu husûsiyetine sâhiptir. Lût Gölünün başlıca su kaynağı Ürdün Nehridir. Ürdün Nehrinin yanısıra göle su taşıyan sayısız ırmak ve pınarlar vardır.…
Read MoreLütfü Kırdar
Siyâset adamı ve hekim. 1888’de Kerkük’de doğdu. İlk ve orta tahsilini tamamladıktan sonra Tıbbıyeye devâm etti. 1913’te Tıbbiyeyi bitiren Lütfü Kırdar, Necef ve Musul’da hekim olarak çalıştı. İstiklâl Harbi sırasında Kızılay Başkanlığı, Cumhûriyetin îlânından sonra İzmir Devlet Hastânesinde tabiplik yaptı. 1936’da Manisa Vâliliğine, 1938’de İstanbul Vâli ve Belediye Başkanlığına getirildi. Vâliliği döneminde İslâmiyete olan düşmanlığı ile tanındı. Lütfü Kırdar, İstanbul Vâliliği sırasında şehrin bayındırlık işlerine önem verdi. Harbiye’deki Spor ve Sergi Sarayı, Açıkhava Tiyatrosu, İnönü Stadyumu, Taksim Alanı düzenlemesi onun zamanında yapıldı. 1949’da İstanbul Vâliliğinden istifâ ederek, yapılan ara seçimlerde…
Read MoreLütfi Paşa (Dâmâd)
On altıncı yüzyıl kumandan, târihçi, ilim ve devlet adamı. Âilesi, doğum yeri ve târihi bilinmemektedir. Enderunda terbiye edilip, öğretim görerek yetiştirildi. Kânûnî Sultan Süleymân Han zamânında Dimetoka’da vefât ettiği sanılmaktadır. Enderunda eğitim ve öğretimini tamamlayan Lütfi Paşa, Osmanlı Sultânı İkinci Bâyezîd Han (1481-1512) devrinin son zamanlarında çuhadar iken, Yavuz Sultan Selim Hanın 1512’de tahta geçmesiyle, müteferrika oldu. Yavuz Sultan Selîm Han (1512-1520) devrinde çeşnigirbaşı, kapıcıbaşı ve mîralem vazifeleri verildi. Bu vazîfelerinde Sultan’ın takdirini kazandı. Kastamonu ve Aydın sancakbeyliklerinde bulundu. Kânûnî ile birlikte Rodos’un Fethine iştirâk etti (1522). Yanya sancakbeyi iken…
Read MoreLojistik
Alm. Versorgungswesen (n), Fr. Logistique (f), İng. Logistics. Askerî birliklerde, barış ve bilhassa seferî zamanlarda kıtaların taşınması, silâh, cephâne, gıdâ ihtiyaçlarının ve sağlık hizmetlerinin karşılanması ile ilgili bölüm. Riyazî mantık (matematiksel mantık) mânâsına gelir. Lojistikten bahis açıldığında mevzuun hesâba dayandırılması esastır. Bu sebepten “Lojistiğin hükmü mutlak, tesiri kati’idir” denir. Lojistiği üç ana bölümde târif etmek uygundur. Millî lojistik: Bir milletin, millî hedeflerine ulaşabilmesi için, kâfi derecede insan, ikmâl maddesi ve techizâta olan ihtiyâcını plânlaması, temin etmesi ve idâme etmesini ihtivâ eder. Jeolojistik: Bir milletin harp gücünü artırmak üzere, başka millet…
Read MoreLivâta
Alm. Päderastie, Fr. Pédérastie, İng. Pederasty. Erkekler arası, cinsî ilişki. Halk arasında “puştluk”, “oğlan kirletmek” “gulamparelik” gibi adlarla da bilinen ve cinsî sapıklık olan bu çirkin ve iğrenç fiili ilk defa Lût aleyhisselâmın kavmi işlediği için livâta denilmiştir. Lût aleyhisselâmın kavminden önce hiçbir kavmin işlemediği bu çirkin ve iğrenç fiil hakkında Kur’ân-ı kerîmin Enbiyâ sûresi 74. âyetinde meâlen; “Habîs iştir.” buyurulmuştur. İslâmiyetin bildirdiği büyük günahların en büyüklerinden olan bu çirkin fiil Lût aleyhisselâmın kavminin helâk olmasına, yerin dibine batırılmasına sebep olmuştur. Allahü teâlâ Kur’ân-ı kerîmin A’râf sûresi 80. âyetinde meâlen;“Sizden…
Read MoreLise
Alm. Gymnasium (n), oberschule (f), Fr. Lycée (m), İng. High school, lycée. Ortaokuldan sonra üç yıllık öğretim yapan ve üniversiteye hazırlayan ortaöğretim kurumu. Eski adı “idâdî”dir. Sultânî de dendiği olmuştur. Türkiye’de lise, bu adla 1924 târihinde kurulmuştur. Liseye eşdeğer okulların kurulmasına ise 1839’da Sultan İkinci Mahmûd Hanın fermânıyla başlanıp, askerî ve idârî merkezlerden biri olan Bosna’da üç yılı mahallinde olmak üzere, dördüncü yılı İstanbul’da öğretim yapacak idâdîler (lise) açılmıştır (1845). Bundan sonra 1867’de Fransızlar, Osmanlı Devletine müracaat ile, İstanbul’da Fransızca öğretim yapmak üzere, Fransa’nın yardımda bulunacağı bir okul açılmasını teklif…
Read More