Osmanlılar zamanında yetişen alim ve evliyanın büyüklerinden. İsmi, Abdullah Abdi bin Muhammed’dir. Bosnavi, Rumi ve Gaibi diye de tanınır. Ayrıca Şarih-ul-Füsus ve Şarih-ül-Mesnevi diye de tanınır. 1593 (H. 992) senesinde Bosna’da doğdu. 1644 (H. 1054)’de Konya’da vefat etti. İlk tahsiline doğum yeri olan Bosna’da başlayan Abdullah Efendi, İstanbul’a gelerek medrese tahsilini tamamladı. Sonra, Bursa’ya gitti. Bursalı Hasan Kabaduz Efendinin sohbetlerinde bulunup tasavvufta ilerledi. Hasan Kabaduz Efendi, Hacı Bayram-ı Veli’nin halifelerinden Bıçakçı Ömer Dedenin halifesiydi. Bursa’dan ayrılarak Mısır’a oradan da hacca giden Bosnalı Abdullah Efendi hac vazifesini yapıp, Peygamber efendimizin kabrini…
Read MoreKategori: Osmanlı Alimleri
BİRGİVİ
Osmanlı Devleti zamanında yetişen alimlerin büyüklerinden. İsmi; Muhammed bin Ali, lakabı Zeynüddin’dir. Ödemiş’e bağlı Birgi kasabasında yerleştiği için Birgivi veya İmam-ı Birgivi diye meşhur olmuştur. 1521 (H. 928) senesinde Balıkesir’de doğdu. 1573 (H. 981) senesinde Birgi’de vefat etti. Babası alim bir zat olup, müderris olan Birgivi, önce babasından ilim öğrendi. Daha sonra yüksek ilimleri öğrenmek için İstanbul’a gitti. İstanbul’daki meşhur müderrislerden Ahizade Mehmed Efendiden ve kazasker Abdurrahman Efendiden ders aldı. İcazet (diploma) imtihanını büyük bir başarı ile vererek, müderrislik rütbesini kazandı. Bir müddet İstanbul medreselerinde ders okuttu. Bu sırada Bayramiyye…
Read MoreİSHAK ÇELEBİ
Yavuz Sultan Selim Han ve Kânûnî Sultân Süleymân Han devri âlim ve şâirlerinden. 1464 veya 1465’te Üsküp’te doğdu. Babası da Üsküplü olup, Kılıççı İbrâhim Efendi adında bir sanatkârdı. İshak Çelebi devrinin usûlünce tahsil görerek mükemmel yetişip, akranlarını geçti. Kara Bâlî Efendiden mezun olduktan sonra, Edirne’de İbrâhim Paşa Medresesine müderris tâyin edildi. Sonra, Üsküp Medresesine geçti. Bir müddet sonra da Bursa’ya giderek Kaplıca Medresesinde ders verdi. Daha sonra da İznik’te Sultân Orhan Han Medresesinde ve nihâyet 1526’da Edirne’de Dârülhadîs Medresesinde vazîfelendirildi. Yâni, Hadis İlimleri Yüksek Okulunda talebe yetiştirdi. İshak Çelebi, bir…
Read MoreBAKİ
Divan şiirinin büyük üstadı. Asıl adı Mahmud Abdülbaki’dir. Hem şair, hem de alimdir. İstanbul’da 1526 yılında doğdu. Babası Fatih Camii müezzinlerindendi. Oğlunu küçük yaşta sanatkar yapmak düşüncesiyle saraç çıraklığına verdi. Fakat Baki yaratılışı icabı ilme düşkün olduğundan tahsile başladı. Uzun yıllar zamanın büyük medreselerinde, devrin en ileri gelen hocalarından ders gördü. Tahsilini tamamladıktan sonra ilk olarak 1563 yılında Silivri’deki Piri Paşa Medresesi müderrisliğine getirildi. Sonra sırayla, Murad Paşa, Eyyub, Sahn ve Süleymaniye medreselerinde müderrislik yaptı. Selim-i Kadim Medresesi müderrisliğinden sonra, Mekke kadılığı, Anadolu ve Rumeli kazaskerliği görevlerinde bulundu. Osmanlı İmparatorluğunun…
Read MoreKâdızâde Mehmed Tâhir Efendi
Osmanlı âlimlerinden. Yüz dördüncü Osmanlı şeyhülislâmıdır. Osmanlı târihinde Vak’a-i Hayriyye adıyla anılan yeniçeri ocağının kaldırılması için fetvâyı veren şeyhülislâmdır. İsmi Mehmed Tâhir olup, Tokatlı Kâdı Ömer Efendinin oğludur. Bu sebeple Kâdızâde diye şöhret bulmuştur. 1747 (H. 1160) senesinde Tokat’ta doğdu. 1838 (H. 1254) senesinde İstanbul’da vefât etti. Eyyûb Sultan civârında, Bostan İskelesi yakınına defnedildi. Çocuk yaşında tahsile başladı ve ilk tahsilini babasından aldı. Daha sonra İstanbul’a gelip, zamânının meşhur âlimlerinden aklî ve naklî ilimleri öğrendi. 1782 senesinde girdiği imtihânda üstün başarı göstererek, müderrislik rüûsunu (diplomasını) kazandı ve kadılık mesleğini seçti.…
Read MoreKâdızâde-i Rûmî (Mîrim Kösesi)
Osmanlı âlimlerinin büyüklerinden. İsmi, Muhammed bin Kutbüddîn Muhammed bin Muhammed bin Kâdızâde-i Rûmî, lâkabı Muhyiddîn’dir. On beşinci asrın ortalarında vefât eden meşhur Osmanlı âlimlerinden Kâdızâde-i Rûmî diye bilinen Mûsâ bin Muhammed’in torunu olan Kutbüddîn Muhammed’in oğludur. Büyük dedesine nisbetle Kâdızâde-i Rûmî diye meşhur oldu. Ayrıca; Mîrim Kösesi ve Kutbüddînzâde isimleriyle de tanındı. Kaynaklarda doğum târihi bulunamayan Kâdızâde, 1550 (H.957) de vefât etti. Baba ve dedeleri âlim ve fâdıl kimseler olan Kâdızâde, anne tarafından da asîl bir âileye mensuptur. Annesi, meşhur âlim Hocazâde’nin kerîmesi (kızı) olup, babaannesi de, büyük kelâm ve…
Read MoreKâdızâde-i Rûmî
Matematik, astronomi ve Hanefî mezhebi fıkıh âlimi. İsmi, Mûsâ Paşa bin Mehmed bin Kâdı Mahmûd Efendidir. Dedesi Mahmûd Efendi, uzun zaman Bursa kâdılığı yapması sebebiyle Koca Kâdı adıyla tanınmıştı. Babası Mehmed Efendi de genç yaşta Bursa kâdılığına getirildi. Fakat kısa bir süre sonra vefât etti. Âilenin büyük oğlu olması hasebiyle, adının sonuna paşa kelimesi eklenerek, Mûsâ Paşa denilen Kâdızâde’ye, Selâhaddîn lakabı verildi. Dede ve babasına nisbetle Kâdızâde, Anadolu’dan Semerkand’a gittiği için de Rûmî denildi. Muhtemelen 1337 (H. 738) senesinde Bursa’da doğan Kâdızâde-i Rûmî’nin doğum yeri ve târihi ihtilâflıdır. 1421 (H.824)…
Read MoreKâdızâde
Osmanlı âlimlerinden. Edirne’de yetişen Hanefî mezhebi fıkıh âlimlerinden olup, Osmanlı şeyhülislâmlarının on altıncısıdır. İsmi, Ahmed bin Mahmûd el Edirnevî er-Rûmî olup, lakabı Şemseddîn’dir. Kâdızâde diye tanınır. 1512 (H.918) senesinde dünyâya geldi. 1580 (H.988) senesinde İstanbul’da vefât etti. Kabri, Fâtih Câmii yakınında bulunan Küçük Karaman’daki çeşme yanındadır. Babası Bedrüddîn Mahmûd Efendi de âlim bir zâttı. İlim tahsiline Edirne’de İshak Çelebi’nin huzûrunda başladı. Yine Edirne’de bulunan Üç Şerefeli Medreselerinde, o zamânın meşhur âlimlerinden Şeyhülislâm Çivizâde Muhammed Muhyiddîn Efendiden okudu. Bundan sonra İstanbul’da Sahn-ı Semân Medreselerinde, Şeyhülislâm Ebüssü’ûd Efendinin derslerine devâm etti. Ayrıca…
Read MoreHızır Çelebi
Osmanlı âlimi. İstanbul’un ilk kâdısı ve belediye başkanı. İsmi, Hızır bin Celâleddîn olup, soyca Nasreddîn Hoca‘ya dayanır. Babası Sivrihisar kâdısıydı. Sivrihisar; bugünkü Eskişehir’in ilçesi olabileceği gibi, Akşehir yakınlarında, o devirde büyük bir kasaba olan bugünkü Sivrihisar köyü de olabilir. 1407 senesinde Sivrihisar’da doğdu. İlk tahsilini babasından gördü. Sonra, Molla Yegan‘ın derslerine devâm etti. Aklî ve naklî ilimlerde yetişti. Molla Yegân’ın kızıyla evlendi. Kırâat ilmini İbn-i Cezerî‘den öğrendi. Hızır Bey, zekâsının kuvveti ve çalışmasındaki azmi ile kısa zamanda birçok dînî ve fennî ilimlerde derin âlim oldu. Memleketi olan Sivrihisar’da kâdılık ve…
Read MoreHayâlî
On altıncı yüzyıl divan şâiri. Kânûnî Sultan Süleymân Han devrinde şöhrete erişerek pâdişâhın teveccüh ve iltifatını kazanan şâir. Asıl adı Mehmed’dir. Vardar Yenicesi’nde doğmuştur. Şiir sanatına çocuk denecek bir yaşta başlamış ve daha, genç yaştayken güzel şiirler söylemiştir. Memleketinde Haydarî Şeyhi Baba Ali Mest’in talebesi olmuş, tasavvufu bu zâttan öğrenmiştir. Daha sonra hocasıyla birlikte İstanbul’a gelmiştir. Hayâlî, İstanbul’da bâzı tesadüflerle şiir ve sanat hâmilerinin dikkatini çekmiş, sırasıyla Defterdar İskender Çelebiye, Sadrâzam İbrâhim Paşaya intisâb etmiş ve İbrâhim Paşa vasıtasıyla da Kânûnî Sultan Süleymân Han tarafından tanınmıştır. Böylece şâir pâdişâhın kendisiyle…
Read MoreAziz Mahmud Hüdai
Osmanlı Devleti, zamanında Anadolu’da yetişen evliyanın büyüklerinden. İsmi; Mahmud, babasının ismi Fadlullah‘tır. 1541 (H. 948) senesinde Şereflikoçhisar’da doğdu. 1628 (H. 1038) senesinde İstanbul’da vefat etti. Kabri Üsküdar’dadır. Çok zeki olup, bir defa okuduğunu zihninde tutan, tekrar kitaba bakma ihtiyacı hissetmeyen Aziz Mahmud Hüdai ilk tahsiline Sivrihisar’da başladı. İlmini ilerletmek için İstanbul’a geldi. Genç yaşta tefsir, hadis, fıkıh ve zamanının fen ilimlerinde büyük alim oldu. Hocası Nazırzade Ramazan Efendi onu, yanına yardımcı aldı. Aziz Mahmud Hüdai bir taraftan hocasına yardım ederken, bir yandan da Halvetiyye yolu ileri gelenlerinden Muslihiddin Efendinin sohbetlerine…
Read MoreAtai (Nev’izade)
On yedinci yüzyıl Osmanlı şairi, tarihçi ve Hanefi mezhebi fıkıh alimi. 1583 senesinde İstanbul’da doğdu. Adı Ataullah olup, Nev’i diye meşhur Yahya bin Pir Ali bin Nasuh’un oğludur. Bu sebepten Nev’izade diye tanınmıştır. Atai, küçük yaşta ilim tahsiline başlayıp, ilk tahsilini babasından aldı. Sonra, Kafzade Feyzullah Efendiden ilim öğrendi. Ahizade Abdülhalim Efendiden akli ve nakli ilimleri tahsil edip, yüksek ilmi dereceye yükseldi. 1605 senesinde İstanbul Canbaziye Medresesi müderrisliğine tayin edildi. 1608 senesinde müderrislikten ayrılıp kadılık mesleğini seçti ve Lofça’ya kadı tayin edildi. 1610 senesinden sonra sıra ile; Babaeski, Varna, Rusçuk,…
Read MoreMolla Hüsrev
Osmanlı Devletinin üçüncü şeyhülislâmı ve Fâtih Sultan Mehmed Hanın hocası. İsmi, Muhammed bin Ferâmuz bin Ali Rûmî’dir. Sivas ile Tokat arasındaki Kargın köyünde doğdu. Doğum târihi bilinmemektedir. Babası bir Fransız subayı iken Müslüman olmuş, kızını Osmanlı emîrlerinden Hüsrev adında bir zâta vermiştir. Babasının vefâtı üzerine eniştesi Hüsrev Beyin yanında yetişti ve Hüsrev Kaynı diye çağırıldı. Daha sonra kayını kelimesi de kaldırılıp Molla Hüsrev adıyla meşhûr oldu. 1480 (H.885) yılında İstanbul’da vefât etti. Cenâze namazı, Fâtih Câmiinde kılındıktan sonra Bursa’ya götürülüp Emir Sultan’ın doğusunda kendi yaptırdığı medresenin bahçesine defnedildi. Mezar taşında;…
Read MoreMolla Gürânî
Osmanlı Devletinin dördüncü şeyhülislâmı ve Fâtih Sultan Mehmed Hanın hocalarından. İsmi, Ahmed bin İsmâil bin Osman Gürânî olup, lakabı Şerefeddîn ve Şihâbeddîn’dir. 1410 (H.813) yılında Sûriye’nin Gürân kasabasına bağlı bir köyde doğdu. Doğduğu yere nisbetle Gürânî denildi. 1488 (H. 893) yılında İstanbul’da vefât etti. Kabr-i şerîfi Aksaray-Topkapı arasındaki kendi yaptırdığı câminin önündedir. Molla Gürânî, daha küçük yaşta kendi memleketinde ilk tahsîlini yaptı. Bundan sonra Bağdat, Diyârbakır, Hıms ve Hayfa şehirlerine ve on yedi yaşında da Şam’a gidip, tanınmış âlimlerin derslerine devâm ederek ilmini arttırdı. Şam’dan Kâhire’ye gitti ve o devrin…
Read MoreMolla Arab
Osmanlılar zamânında yetişen İslâm âlimlerinin büyüklerinden. İsmi, Vâiz Muhammed bin Ömer bin Hamzâ Antakî, lakabı Muhyiddîn’dir. Haleb’den Bursa’ya geldiği için Molla Arab diye meşhur oldu. Antakya’da doğdu. Doğum târihi bilinmemektedir. 1532 (H.938) senesinde Bursa’da vefât etti. Molla Arab’ın dedesi büyük âlim Taftâzânî’nin talebelerinden olup, Mâverâünnehr’den Antakya’ya gelip yerleşmişti. Babası da âlim ve sâlih bir zâttı. Küçük yaştan îtibâren ilim öğrenmeye başlayan Molla Arab babasından, amcaları Şeyh Hasan ve Şeyh Ahmed gibi âlimlerden fıkıh, usûlü fıkıh, kırâat ve Arabî ilimlerde tahsil gördü. Tebriz’e gidip, Tebrizli Mevlânâ Mürid’den ilim öğrendi. Antakya’ya döndü.…
Read MoreEmir Sultan
Osmanlıların kuruluş devrini yaşamış olan büyük âlim ve evliyâ. Yıldırım Bâyezîd Hanın dâmâdıdır. Nesebi (soyu) hazret-i Hüseyin’e dayanır. İsmi, Muhammed bin Ali, lakabı Şemsüddîn’dir. 1368 (H.770) târihinde Buhârâ’da doğdu. 1430 (H. 833) târihinde Bursa’da taûn hastalığından vefât etti. Kendi ismiyle anılan câmi yanındaki türbesinde medfûndur. Ziyâret edenler mübârek rûhundan feyz almaktadır. Emir Sultan, âlim ve ilim menbaı olan Buhârâ’da yetişti. Mekke-i mükerreme ve Medîne-i münevvverede ilim tahsil etti. Medîne-i münevvereye yerleşmek ve ömürlerinin sonuna kadar orada kalmak niyetindeyken, bir rüyâ gördü. Rüyâsında Peygamber efendimiz ile hazret-i Ali yanyana oturmuşlardı. Yanlarına…
Read MoreZâhid-ül Kevserî
Osmanlı âlimlerinden. İsmi Muhammed Zâhid bin Hasan’dır. 1878 yılında Düzce’nin Hacı Hasan Efendi köyünde doğdu. 1951 (H.1370)de Mısır’da vefât etti. Babası doğduğu köye Kafkasya’dan göçmüş ve bu köye, âlim bir zât olan babasının ismi verilmiştir. İlk tahsilini Düzce’de babasından yaptıktan sonra İstanbul’a gelip, Fâtih Câmiinde Eğinli İbrâhim Hakkı’nın derslerine devâm etti. Sonra da Alasonyalı Ali Zeynel-Âbidin Efendinin derslerine devam edip tahsilini tamamlayarak icâzet (diploma) aldı. Kastamonulu Şeyh Hüseyin Efendi de ders aldığı hocalarındandır. 1907 senesinde Birinci Dünya Savaşına kadar Fâtih Câmiinde müderrislik yaptı. Ürgüplü Mehmed Hayri Efendinin Şeyhülislâmlığı sırasında medreselerde…
Read MoreYenişehirli Abdullah Efendi
Osmanlılar zamânında yetişen Hanefî mezhebi fıkıh âlimlerinden. İstanbul’da ilk olarak kurulan matbaanın kurulmasına fetvâ veren, elli yedinci Osmanlı şeyhülislâmıdır. İsmi, Abdullah olup, Çatalcalı Ali Efendinin soyundandır. Doğum târihi bilinmemektedir. Yenişehir’de doğdu. 1744 senesinde İstanbul’da vefât etti. İlk tahsilini Yenişehir’de yaptıktan sonra İstanbul’a geldi. Zamânının âlimlerinden aklî ve naklî ilimleri tahsil etti. Yapılan imtihanı kazanarak müderris oldu. Çeşitli medreselerde müderrislik yapıp talebe yetiştirdi. En sonunda Süleymâniye Dâr-ül-hadîs müderrisliğine ulaştı. Hanefî fıkhında özel ihtisas kazanıp kâdılık mesleğine geçti. Mevleviyyet derecesiyle fetvâ emini oldu. Haleb ve Bursa kâdılıklarında bulundu. 1714 senesinde Mora Seferine…
Read MoreKınalızâde Hasan Çelebi
Osmanlılar zamânında yetişen fıkıh ve kelâm âlimlerinin büyüklerinden. İsmi, Hasan Çelebi bin Alâeddîn Ali bin Emrullah bin Abdülkâdir Hamîdî olup, Ahlâk-ı Alâî isimli meşhur ahlâk kitâbının sâhibi Ali bin Emrullah’ın oğludur. Kınalızâde Hasan Çelebi diye tanınır. Babası Bursa’da Hamzâ Bey Medresesinde müderristi. Hasan Çelebi, 1546 (H.953) senesinde Bursa’da doğdu. 1604 (H.1012) senesinde Mısır’da Reşîd kasabasında vefât etti. Hasan Çelebi’nin velî olan baba ve dedeleri, zamanlarının yüksek âlimi olup, haramlardan ve şübheli olmak korkusu ile mubahların çoğundan sakınırdı. Büyük dedesi Abdülkâdir Hamîdî Efendi, sakalına kına yaktığı için, çocuk ve torunları, Kınalızâde…
Read MoreKınalızâde Ali Efendi
Osmanlılar zamânında yetişen meşhur âlimlerden. Dedesi Abdülkâdir Hamîdî sakalına kına kullanmakla meşhur olduğu için Kınalızâde diye şöhret bulmuştur. Abdülkâdir Hamîdî, Fâtih Sultan Mehmed Hanın hocalarındandır. Ali bin Emrullah “rahmetullahi aleyh”, 1516 senesinde Isparta’da doğdu. İlk tahsiline akrabâsı olan Kadri Efendiden ders alarak başladı. Sonra İstanbul’a giderek Mahmûd Paşa Medresesinde Müderris Sinân’dan, Atik Ali Paşa Medresesinde Merhabâ Efendiden, bir de Sahn-ı Semân Medresesinde Kul Sâlih Efendiden ders aldı. Kur’ân-ı kerîm ile pekçok hadîs-i şerîfi ezberledi. Yazı (hat) sanatında usta olup, tesirli hitâbeti ve kuvvetli bir hâfızası vardı. Tahsilini mükemmel bir şekilde…
Read MoreVefâ Konevî
Osmanlı Devleti zamânında yetişen büyük âlim ve velîlerden. İsmi, Mustafa bin Ahmed’dir. Lakabı Muslihiddîn olup Şeyh Vefâ, Ebü’l-Vefâ isimleriyle meşhur olmuştur. Konya’da doğduğu için Vefâ Konevî de denilmektedir. Doğum târihi bilinmemektedir. 1490 (H. 896) senesinde İstanbul’da vefât etti. Türbesi İstanbul’da olup, ismini ondan alan Vefâ semtindedir. İlk tahsilini yaptıktan sonra, Edirne’de Debbağlar Câmii imâmı Şeyh Müslihiddîn’e talebe oldu. Bir müddet hocasından ilim öğrendi. Sohbetlerinde bulunup feyz aldı. Daha sonra hocasının tavsiyesi üzerine Abdüllâtif-i Kudsî hazretlerinin sohbetlerinde bulundu. Din ve fen ilimlerinde mütehassıs olarak yetişti. Tasavvufta da ilerleyip yükseldi. Bir ara…
Read MoreVankulî Mehmed Efendi
Osmanlılar zamânında yetişen fıkıh ve lügât âlimi. Aslen Vanlı olduğu için Vâni veya Vankulî nisbeleriyle meşhur olmuştur. Doğum târihi kesin olarak bilinmemektedir. 1591 (H. 1000) senesinde Medîne’de vefât etti. Zamânının âlimlerinden ilim öğrenip, tahsilini tamamladıktan sonra çeşitli medreselerde müderrislik yaptı. 1562 senesinde İstanbul’da Mahmûd Paşa, daha sonra Atik Ali Paşa Medresesine müderris olarak tâyin edildi. 1568 senesinde Rodos’ta müftü ve Kânûnî Sultan Süleyman Han Medresesi Müderrisliğine tâyin edildi. 1573 senesinde Sahn-ı Semân (Fâtih) medreselerinden birine müderris oldu. Manisa müftülüğü ve Selânik kâdılığı yaptı. Tâyin edildiği Amasya kâdılığını kabul etmeyince Kütahya…
Read MoreVânî Muhammed Efendi
Osmanlı âlim ve devlet adamlarından. Van civârındaki Hoşap Kasabasında yetişti. Fâzıl Ahmed Paşa 1661 yılında Van’dan İstanbul’a getirdi. Kısa zamanda yaptığı vâz ve güzel konuşmalarıyla tanındı. Sadrâzam Fâzıl Ahmed Paşa vâsıtasıyla Sultan Dördüncü Mehmed’e tanıtılarak saraya girdi. Pâdişâh tarafından çok sevilen Vânî Efendi sarayda ona vâz ederdi. İkinci Mustafa Hanın hocası oldu. Dînimize sonradan sokulan hurâfeler ve bozuk mezheplerle mücâdele etti. 1666 yılında Mevlevîlerin simâlarını ve Halvetîlerin rakslarını yasak ettirdi. Babaeski’deki Hurûfî tekkesini yıktırdı (Bkz. Hurûfîlik). Dînimizin içilmesini, satılmasını yasak ettiği şarabın, 1671’de satılmasını yasak ettirdi. Sultan Dördüncü Mehmed Han,…
Read More