Nazım Şekilleri

Alm. Dichtungsform (f), Fr. Forme (f) de versification, İng. Versification forms. Bir şiiri meydana getiren mısraların kendi aralarında toplanış ve kâfiyeleniş düzeni. Şiir, belli bir vezin ve kâfiye düzenine bağlı anlatım yoludur. Şiir, Arapça olan “nazm” kelimesiyle birlikte veya birbirlerinin yerine de kullanılır. Nazım, lügatte “dizme, sıralama ve düzene koyma” anlamındadır. Şiir ise, edebî değeri olan nazımlı sözdür. Bir şiirin, nazmın ahenkli ve tesirli söylenmesi için vezin, kâfiye ve nazım şekli gibi üç ana dış unsura ihtiyaç vardır. Vezinli (ölçülü) mısraların, belli bir kâfiye düzeni ile kümelendiği (toplandığı, dizildiği, örüldüğü)…

Read More

Aruz

İslamiyet dairesi içine giren milletlerin edebiyatlarında yer alan şiir ölçüsü. “Yön, çadır direği, dar yol, bulut, ölçü ve örnek olan şey” gibi başlıca manaları yanında, beytin ilk mısraının sonlarına da aruz denmiştir. Beyt “ev ve çadır” demektir. Çadırı ayakta tutan ölçüdür. Bu bakımdan, çadır direği en uygun manadır. Önceleri Arap şiirinde açık ve belirgin şekilde olmayan aruz veznini edebi bir ilim olarak İmam Halil bin Ahmed 701-775 (H.81-155) tedvin etmiş, sistemleştirmiş, böylece nazım ilmi kurulmuştur. Aruzda harflerin harekeli ve sakin oluşu göz önüne alınmış, kısa ve uzun hece ayrımı yapılmıştır.…

Read More

Mahlas

Alm. Deckname (m), Pseudonym (n), Fr. Pseudonyme (m), İng. Pseudonym. Bir yazarın veya şâirin, asıl adı yerine şiirde kullandığı takma isim. Geçmişte olduğu gibi günümüzde de, şahsî, siyâsî veya iktisâdî sebeplerle takma isim kullanan şâir ve yazarlar vardır. Ancak bunlar kendilerini saklamak için müstear isim kullanırlar. Halbuki mahlas bundan ayrıdır. Divan edebiyatı ile halk edebiyatında mahlas kullanmak, bir âdet idi. Mahlas almaya “tehallüs” denir. Mahlas çoğunlukla yeni bir yazara ve şâire üstad tarafından “mahlas-nâme” adlı bir manzume ile birlikte verilirdi. Meselâ: Bâkî’nin mahlasnâmesi Zâti tarafından Şeyh Gâlib ve Müştâk Baba…

Read More

Leylâ ve Mecnun

Meşhur bir halk hikâyesi. Leylâ ve Mecnun bu hikâyenin meşhur iki kahramanıdır. Menşei Arap edebiyatına dayanan bu hikâye, İslâmiyeti kabulle şereflenen diğer milletlerin -Türk, Urdu, Fars (İran)- edebiyatlarına da konu olmuştur. Türk edebiyatına, Arapça ve de Farsça eserler ve şifâhî rivâyetler yoluyla giren bu hikâye; on beşinci asırda Ali Şir Nevâî ve Şâhidî tarafından manzûm Türkçe olarak yazılmıştır. Bunlardan sonra 30 kadar şâir de bu hikâyeyi manzum olarak yazmışlardır. Ancak bunların içinde edebî değeri en çok olanı Fuzûli’nin 1535’te yazdığı mesnevîsidir. Klasik Türk edebiyatının şâheseri olan bu mesnevî tarzı hikâyede:…

Read More

Lengüistik

Alm. Linguistik, Sprachwissenschaft (f), Fr. Linguistique (f), İng. Linguistics. İnsan dilinin ilmî araştırması. Hususiyet arz eden lisanların da ilmî incelenmesi olan lengüistik, lisanların gelişmesini, aralarındaki bağları ve dünyâ üzerinde dağılımını araştırır. Bu araştırmayı yürütene “lengüist” denir. Bu mânâda lengüist, “birçok dil  bilen birisi” değildir. Lengüistiğin başlıca hedefi, insanın kendisi ve dünyâsı hakkında bilgi edinmek, depolamak ve ulaştırmaktır. İnsanın içindeki bu arzuyu tatmin etmek için de lengüistin esas âleti olan, lisan kullanılmaktadır. İnsanı insan yapan ve birbirine bağlı üç husûsiyetin var olduğu kabul ediliyor: Rûhu, öğrenme arzusu ve lisana hâkim olması.…

Read More

Türk Edebiyatı

Alm. Türkische Literatur (f), Fr. Littérature (f), turque, İng. Turkish Literature. Türk milletinin târih içinde ortaya koyduğu edebiyat. İslâmiyetten önce ve sonra olmak üzere iki ana devreye ayrılan Türk Edebiyatı, İslâmî devir içinde gerek coğrafya, gerekse bâzı medeniyetlere katılma bakımından başka şekillerde de sınıflandırılmıştır. Fakat asıl sınıflandırma yukarda ele aldığımız şekilde olup, İslâmî devrin içinde Türk Edebiyatının Batı medeniyetine yönelmesiyle (Lâle devriyle) başlayan fakat, eserlerini Tanzimâttan sonra veren, gazete ve tiyatro ile cemiyete açılan Yeni Türk Edebiyatı, bu devir içinde başlı başına bir mevkiye sâhiptir. Bu durum diğer sahalardaki Türk…

Read More

Türk Dili

Alm. Türkische Sprache (f), Fr. Langue (f) turque, İng. Turkish Language. Türk milletinin konuştuğu dil. Türk dili Ural-Altay dil grubuna dâhil olup, Moğol, Tunguz, Kore ve Japon dillerinin de aynı âilede yer aldığı Altay dilleri âilesi veya Altay dilleri topluluğuna mensuptur. Yapı bakımından Altay dilleri âilesine giren bütün dillerde olduğu gibi, Türkçe de eklemeli (mülâsık= yapışkan) dillerdendir. İlk devreleri karanlık olmakla birlikte elde bulunan vesîkalar ve Çin kaynaklarının verdiği bilgiler Türk dilinin geçmişinin târih öncesine gittiğini göstermektedir. Ancak, Türkçe derli toplu metinler, Yenisey-Orhun mezar taşları ile ele geçmiştir. Bilhassa Orhun…

Read More

İslâmi Edebiyât

Alm. İslamiche Letaratur, Fr. Littérature İslamique, İng. Islamic literature. İslâmiyetten sonra Araplarda ve sonraları Müslüman ülkelerde gelişen edebiyât. Her milletin bir edebiyâtı olduğu gibi İslâmiyetten önce Arapların da kendilerine mahsûs bir edebiyâtı vardı. Daha çok şifâhî (sözlü) olan bu edebiyâtta hicâ (yergi), risâ (mersiye) ve hamâse (yiğitlik ve kahramanlık) üzerine şiirler söylenir, şâirler duygu ve düşüncelerini dile getirirlerdi. Şiire pek fazla önem verildiğinden her kabîlenin şâirleri vardı ve bunların cemiyetteki yeri pek üstündü. Eski Türklerde olduğu gibi, Araplarda da şâirlerin fevkalâde bir kaynağa bağlı olduğu inancı hâkimdi. Şâir, aynı zamanda…

Read More