Jön Türkler

Alm. Jungen Turken, Fr. Jeunes  Turcs, İng. Young Turks. On dokuzuncu yüzyılın ikinci yarısında Osmanlı Devletinde batı tarzı idâre ve fikirlerin gelişip yayılması için çalışanlara verilen isim. “Yeni Osmanlılar” ve “Genç Türkler” de denilen bu grup mensupları, Avrupalıların verdikleri Fransızca “Jeunes Turcs” adıyla meşhur olmuşlardır. Bu tâbir umûmî olarak o yıllarda Avrupa’da politika, fikir ve edebiyâtta aşırılık taraftârı gençlere (Jeunes France/Genç Fransızlar gibi) veriliyordu. Yeni Osmanlılar için ise, ilk defâ Mustafa Fâzıl Paşanın yayınladığı bir mektupta Yeni Osmanlılar karşılığı olarak kullanılmıştır. Daha sonraları Namık Kemâl ve Ali Süâvî tarafından da…

Read More

Kadisiyye Savaşı

Sa’d bin Ebî Vakkâs kumandasındaki İslâm ordusunun, 636 senesinde İranlılara karşı zaferle netîcelenen muhârebesi. Hazret-i Ömer halîfe seçildikten sonra, İslâmiyeti yaymak üzere ordular hazırladı. O zaman, İran’da yaşayan Sâsânîlerin Kralı Yezd-i Cürd (Yezd-i Cerd) idi. Hazret-i Ömer, İranlıların üzerine gönderdiği ordunun komutanlığına Sa’d bin Ebî Vakkâs’ı tâyin etti. İslâm askerinin İran üzerine yürüdüğünü öğrenen Kral Yezd-i Cürd, derhâl hazırlıklara başladı. Sa’d bin Ebî Vakkâs, kralı İslâma dâvet için bir heyet gönderdi. Nu’man bin Mukarrin, Âsım bin Amr, Mugîre bin Zürâre ve Adiyy bin Süheyl’den meydana gelen heyet, Yezd-i Cürd’ün huzûruna…

Read More

Kâdirîyye

İslâmiyette meşhur tarîkatlardan biri. İslâm âlimi ve tasavvuf büyüklerinden olan Abdülkâdir Geylânî hazretlerinin yoludur. İslâmiyette tarîkat, Allahü teâlânın sevgisine kavuşturan yol demek olup, insanların dînin emir ve yasaklarına kolaylıkla uymalarında yardımcıdır (Bkz. Tarîkat). Ehl-i sünnet îtikâtına bağlı tarîkatların en önemlilerinden olan bu tarîkat, 12. asırda Abdülkâdir-i Geylânî hazretlerinin ismine izâfeten Kâdirî ismini almıştır. Önce Hindistan Müslümanları, sonra da Türkler arasında çok yayılmıştır. Bu yol tasavvufta iki ana koldan “vilâyet yolu” olarak isimlendirilen yoldur ve Peygamber efendimizden hazret-i Ali, sonra Hasan ve Hüseyin (radıyallahü anhüm) vâsıtasıyla gelmektedir. “Nübüvvet yolu” ise bundan…

Read More

Kadircan Kaflı

Yazar ve siyâset adamı. Dağıstan’da 1903 yılında doğdu. Küçük yaşında babası Kafkasyalı Mehmed Bey ile Türkiye’ye geldi. Adana ve Konya’da tahsiline devam eden Kadircan Kaflı, 1921 yılında Konya İlk Öğretmen Okulunu bitirerek ilkokul öğretmenliğine başladı. Uzun yıllar öğretmenliğe devam ettikten sonra 1938 yılında Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü Edebiyat bölümünü bitirdi. Bundan sonra ortaokul ve liselerde edebiyat öğretmenliği yaptı ve 1961’de kurucu meclis üyeliğine seçildi. Bu şekilde başlayan siyâset hayâtına 1962 seçimlerinde Konya milletvekili olarak devam etti. Fakat parlamento hayatı uzun sürmedi ve 1965 yılından sonra seçimlere katılmadı. 1969’da İstanbul’da öldü.…

Read More

Kadife

Alm. Samt (m), Fr.  Velours (m), İng. Velvet. Dokunurken hammadde liflerinin dokuma yüzeyini belirli uzunlukta kaplayacak şekilde bırakılması ile ona güzel bir görünüş verdiren yumuşak kumaş. Bu kumaş naylon, yün, pamuk reyon veya ipekle dokunur. Eski kadifelerin çoğu ipek ve pamuktan dokunurdu. Atkı ve çözgüsünün ipek ve pamuk olmasına göre de kadifeler değişirdi. Daha ziyâde Afrika ve doğuda kullanılan kadifelerin yapımı ilk çağlara kadar uzanmaktadır. İslâm dîninin temel kitapları ilk peygamber ve ilk insan hazret-i Âdem’den beri insanların dokuma sanatını bildiğini ve bunu Allahü teâlânın gönderdiği kitaplardan öğrendiğini bildirmektedir. Bu…

Read More

Kâdızâde Mehmed Tâhir Efendi

Osmanlı âlimlerinden. Yüz dördüncü Osmanlı şeyhülislâmıdır. Osmanlı târihinde Vak’a-i Hayriyye adıyla anılan yeniçeri ocağının kaldırılması için fetvâyı veren şeyhülislâmdır. İsmi Mehmed Tâhir olup, Tokatlı Kâdı Ömer Efendinin oğludur. Bu sebeple Kâdızâde diye şöhret bulmuştur. 1747 (H. 1160) senesinde Tokat’ta doğdu. 1838 (H. 1254) senesinde İstanbul’da vefât etti. Eyyûb Sultan civârında, Bostan İskelesi yakınına defnedildi. Çocuk yaşında tahsile başladı ve ilk tahsilini babasından aldı. Daha sonra İstanbul’a gelip, zamânının meşhur âlimlerinden aklî ve naklî ilimleri öğrendi. 1782 senesinde girdiği imtihânda üstün başarı göstererek, müderrislik rüûsunu (diplomasını) kazandı ve kadılık mesleğini seçti.…

Read More

Kâdızâde-i Rûmî (Mîrim Kösesi)

Osmanlı âlimlerinin büyüklerinden. İsmi, Muhammed bin Kutbüddîn Muhammed bin Muhammed bin Kâdızâde-i Rûmî, lâkabı Muhyiddîn’dir. On beşinci asrın ortalarında vefât eden meşhur Osmanlı âlimlerinden Kâdızâde-i Rûmî diye bilinen Mûsâ bin Muhammed’in torunu olan Kutbüddîn Muhammed’in oğludur. Büyük dedesine nisbetle Kâdızâde-i Rûmî diye meşhur oldu. Ayrıca; Mîrim Kösesi ve Kutbüddînzâde isimleriyle de tanındı. Kaynaklarda doğum târihi bulunamayan Kâdızâde, 1550 (H.957) de vefât etti. Baba ve dedeleri âlim ve fâdıl kimseler olan Kâdızâde, anne tarafından da asîl bir âileye mensuptur. Annesi, meşhur âlim Hocazâde’nin kerîmesi (kızı) olup, babaannesi de, büyük kelâm ve…

Read More

Kâdızâde-i Rûmî

Matematik, astronomi ve Hanefî mezhebi fıkıh âlimi. İsmi, Mûsâ Paşa bin Mehmed bin Kâdı Mahmûd Efendidir. Dedesi Mahmûd Efendi, uzun zaman Bursa kâdılığı yapması sebebiyle Koca Kâdı adıyla tanınmıştı. Babası Mehmed Efendi de genç yaşta Bursa kâdılığına getirildi. Fakat kısa bir süre sonra vefât etti. Âilenin büyük oğlu olması hasebiyle, adının sonuna paşa kelimesi eklenerek, Mûsâ Paşa denilen Kâdızâde’ye, Selâhaddîn lakabı verildi. Dede ve babasına nisbetle Kâdızâde, Anadolu’dan Semerkand’a gittiği için de Rûmî denildi. Muhtemelen 1337 (H. 738) senesinde Bursa’da doğan Kâdızâde-i Rûmî’nin doğum yeri ve târihi ihtilâflıdır. 1421 (H.824)…

Read More

Kadınefendi

Osmanlı Devleti saray teşkilâtında, pâdişâhın hanımlığına yükselen kadınlara 17. asırdan sonra verilen ünvân. Kadınefendi ünvanı yerine 16. asırda “haseki” tabiri kullanılıyordu. Erken devirlerde ve daha önce Türk-İslâm devletlerinde kullanılan “hatun” kelimesi ise Osmanlılarda sâdece padişah kızları için kullanılan bir tâbirdi. Saraya kabul edilen kadınlar, Harem-i Hümâyûnda bir okul disiplini içinde eğitim görürlerdi. Sarayda bu kadınlara okuma yazma ve dînî bilgilerin yanında dikiş nakış, güzel konuşma ve görgü kâideleri öğretilirdi. Acemi, kalfa, haznedâr gibi mertebeleri aşanlar pâdişah hanımlığına yükselirler “gözde” veya “ikbal” ünvanını alırlardı. Eğer pâdişahtan çocukları dünyâya gelirse “haseki” olarak…

Read More

Kâdı Şüreyh

Tabiînin büyüklerinden. Künyesi Ebû Ümeyye’dir. 698 (H. 79)de 120 yaşının üzerindeyken vefât ettiği rivâyet edilir. Babası Kinde Kabîlesinden Hânî isimli bir zâttı. Hânî, kabîlesi nâmına elçi olarak Medîne’ye gelmişti. Resûlullah’ı “sallallahü aleyhi ve sellem” görünce Müslüman oldu. Resûlullah ona Ebû Şüreyh künyesini verdi. Ona ve oğlu Şüreyh’e duâ etti. Kâdı Şüreyh’in Eshâb-ı kirâmdan olduğuna dâir rivâyetler varsa da doğrusu Tâbiînden olduğudur. Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellemin” seçkin Eshâbından ilim öğrendi. Hadis ve fıkıh ilminde büyük âlim oldu. Hazret-i Ömer, hazret-i Ali ve İbn-i Mes’ûd’dan hadîs-i şerîf rivâyet etti. Şa’bî, Nehâî,…

Read More

Kâdı Semerkandî

On altıncı yüzyılda Semerkand’daki Meraga Rasathânesinde yetişen büyük fen âlimi. İsmi, Muhammed bin Fâdıl bin Ali bin Muhammed el-Miskînî’dir. Kâdı Semerkandî adıyla meşhur oldu. Doğum ve vefât târihi bilinmemekte ve hayâtı hakkında kaynaklarda fazla bir bilgi bulunmamaktadır. Kâdı Semerkandî, Uluğ Beyin yanında yetişmiştir. Bâbürlü Sultânı Hümâyûn Şahın (1530-1556) ilim meclislerinde bulunurdu. Cevâhir-i Ulûm-i Hümâyûnî ismiyle yazdığı ansiklopedik eserini Hümâyûn Şâha ithâf etti. Kâdı Semerkandî eserinde, Müslüman ilim adamlarından yaptığı nakilleri yüz yirmi bölüm altında  toplamıştır. Her bölüm, detaylı bir eser olabilecek şekilde uzun hazırlanmıştır. Fahreddîn Râzî’nin metodunu tâkib etmiştir. Giriş…

Read More