Selâhaddîn-i Eyyûbî

Eyyûbîler Devletinin kurucusu. Künyesi, Melik Nâsır Ebû Muzaffer Yûsuf bin Eyyûb bin Şâdî’dir. 1137’de Tekrit’te doğdu. Babası Necmeddîn Eyyûb; Âzerbaycan’da Erivan’ın Devin kasabasındaki Hazbânî kabîlesine mensup olup, Büyük Selçuklu Sultânı Mes’ûd Şâhın Tekrit muhâfızıydı. Selâhaddîn Eyyûbî’nin çocukluğu, babasının muhâfızlığını yaptığı Tekrit ve Baalbek’te geçti. Tekrit, Baalbek ve Şam’da yetişip, iyi bir tahsil ve terbiye gördü. Baalbek ve Şam’dayken, babasıyle berâber, Selçuklu atabeklerinden Nûreddîn Mahmûd Zengî’nin yanında Haçlılara karşı yapılan muhârebelere katıldı. Muhârebelerde cesâret ve yiğitliğiyle dikkat çekti. On yedi yaşındayken, Atabek Nûreddîn Mahmûd Zengî’nin sarayına alındı. Böylece devlet teşkilâtı ve…

Read More

Filipinler

DEVLETİN ADI  Filipinler Cumhûriyeti BAŞŞEHRİ  Manila NÜFÛSU  62.400.000 YÜZÖLÇÜMÜ  299.681 km2 RESMÎ DİLİ  Pilidino (Taoaloo) İngilizce DÎNİ Roma Katolik, İslâmiyet PARA BİRİMİ  Filipin Pesosu Asyada bir ada devleti. Büyük Okyanusun batısında, Asya kıtasından 966 km açıkta bulunan Filipinler, “Şark denizinin incisi” olarak tanınır. Asya’daki batı sömürgelerinden istiklâlini kazanan ilk devlettir. Filipinlerin coğrafî yapısı, millî birliği kurmasını zorlaştırır. Takım adalar 1851 km uzunluğunda ve 1062 km genişliğinde bir alanda, 4° 30’-21°20’ kuzey ve 116° 55’-120° 36’ doğu koordinatlarında yer alır. Doğu ve kuzeydoğuda Filipin Denizi, batı ve kuzeybatıda Güney Çin Denizi…

Read More

Filika

Alm. Feluke, Schaluppe (f), Fr. Feloque (f), İng. Ship’s boat. Harp, yolcu ve ticâret gemilerinde ekseriyâ tehlikeli durumlarda kullanılan küçük tekne. Kürek veya yelkenle hareket ederler. Geminin matafora denilen kenar demirlerine asılırlar. Gemi güvertesindeki kalastra denilen yerlere oturtulduktan sonra baş veya kıç kısımlarından gerektiğinde kolayca sökülebilen zincirlerle güverteye bağlanırlar. Muhtelif tip ve büyüklükte yapılan filikaların kürekle çalışanları üç çifte filika, beş çifte filika gibi isimler alırlar. Tehlike durumunda filikayı kısa zamanda denize indirebilmek ve işi bittikten sonra tekrar yerine kaldırabilmek için matafora demirleri denize doğru 35 derece meyilli yapılırlar. Filikanın…

Read More

Fildişi Sâhili Cumhûriyeti

Gine Körfezinin Kuzeyindeki sâhil devleti. Güneyden Gine Körfezi dolayısıyle Atlas  Okyanusu, batıda Liberya ve Gine, kuzeyden Mali ve Yukarı Volta, doğudan Gana ile çevrili, hemen hemen dörtgen biçiminde bir şekle sâhiptir. Târihi Mîlâdın ilk yıllarında yerli halkın kurdukları bir krallık vardı. Bu krallıklardan Senufos’ların, Mîlâdın ikinci asrında kurdukları Kong şehri zamanın büyük bir ticâret merkeziydi. Ülkenin kuzey kesimlerinde tuz ve hayvan getirerek satan tüccarlar, buradan fildişi ve kola cevizi satın alırlardı. Ülkeye ilk gelen Avrupalılar Portekizlilerdir. Burayı sömürge yapmaktan ziyâde, ticârî üstler kurmayı tercih eden Portekizliler, Fildişi ticâretinin yoğunluğu sebebiyle…

Read More

Fil Hastalığı

Alm. Elefantiasis (f), Fr. eléphantiasis (f), İng. Elephantiasis. Lenf (akkan) sıvısının vücuttaki miktarının artması veya sistemik dolaşıma verilemeyip deri altına, doku aralıklarına yayılmasıyla bacaklar, kollar, kasıklar, avret mahalli, hattâ yüzde aşırı şişmelere sebep olan bir hastalık. Çeşitli sebepleri olan bu hastalığın zamanımızda en çok rastlanılanı kanser dokusunun lenf yollarını tıkaması veya ameliyatlar sırasında lenf yollarının hasara uğramasıdır. Toplardamar tıkanmaları sonucunda gelişen fil hastalığı da ameliyat sonralarında sık görülür. Tropikal bölgelerde en sık görülen sebeb Wuchereria bancrofti (Bancroft kurdu) denilen parazitin, lenf yollarını işgal edip tıkamasıdır. Bu parazitin yaptığı fil hastalığına…

Read More

Fil (Elephas)

Alm. Elefant (m), Fr. Éléphant (m), İng. Elephant. Familyası: Filgiller (Elephantidae) Yaşadığı yerler: Afrika ve Güney Asya’nın orman ve sık otlaklarında. Özellikleri: Uzun hortumlu, iki üst kesici dişleri uzamış, kuyruğunda bir tutam kıl bulunan, geniş kulaklı bir hayvan. Ömrü: 70-80 yıl. Çeşitleri: Asya (Hindistan) fili (Elephas maximus), Afrika fili (Elephas africanus), Mamut (Elephas primigenius). Karada yaşayan memelilerin en iri ve güçlü hayvanı. Afrika filinin yüksekliği 3-4 metre, ağırlığı 6-7 tonu bulur. Boyu, bâzan 7 metreyi geçebilir. Asya filinin ise boyu 6 metre, omuz başına kadar yüksekliği 2 metre, ortalama ağırlığı…

Read More

Fiji

DEVLETİN ADI  Fiji Cumhûriyeti BAŞŞEHRİ  Suva NÜFÛSU  740.000 YÜZÖLÇÜMÜ  18.274 km2 RESMÎ DİLİ  İngilizce DÎNİ  Hıristiyan PARA BİRİMİ  Fiji Doları Avustralya’nın doğu tarafında 3000 km mesâfede, Yeni Zelanda’nın 1770 km kuzeyinde, Büyük Okyanus’un güneydoğusunda 300 adadan müteşekkil bir ülke. Târihi Alman gemici Abel Dasman 1643’te burayı keşfeden ilk Avrupalı oldu. Meşhur gemicilerden kaptan James Cook 1774’te adaların güney kısımlarını ziyâret etmiştir. 1789’da Kaptan William Blig da Fiji’ye uğramıştır. İlk Avrupalı tâcirler gemi inşâsında kullanılan ağaç ve deniz hıyarları aramak için buralara gelmişlerdir. Fiji’yi meydana getiren adalar hakkında ilk kayda değer…

Read More

Fiil

Alm.Verb (n), Fr.Verbe (n), İng. Verb. Bir iş, bir oluş, bir hareket bildiren kelimelere verilen ad. Fiilin, şahıs ve zaman bildirmeden, yalnız iş, hareket, oluş anlamı taşıyan ve “-mek” ekiyle söylenen biçimine mastar denir. Bir mastarın sonundaki -mek çıkarılınca geriye kalan bölümüne fiilin kökü veya gövdesi denir. Meselâ: “Bakıyorum” fiilinin mastarı “Bakmak”, kök veya gövdesi “bak”tır. Mastar, fiilin ismidir. Onun için mastarlar isimler gibi çekilirler. İşin, hareketin, içinde geçtiği, geçeceği; oluşun içinde olduğu, olacağı süreye fiilin zamanı denir. Fiillerin bildirdiği işi, hareketi yapan veya bir oluşun içinde bulunan varlığa fiilin…

Read More

Fiğ (Vicia)

Alm. Wicke (f), Fr.Vesce (f), İng. Vetch. Familyası: Baklagiller (Leguminosae) Yetiştiği yerler: Memleketimizin her yerinde yetişir. İki çenekliler sınıfının, baklagiller familyasından bir bitki. Fiğ, bir veya birçok yıllık, genellikle tırmanıcı, otsu bitkidir. Çiçekleri yaprakların koltuğundan çıkar. Tek tek veya salkım hâlinde bulunur. Kuzey yarımkürenin ılıman bölgelerinde, yaygın pekçok türü vardır. Memleketimiz gerek zirâati yapılan cinsleri, gerek yabânî fiğler bakımından çok zengindir. Anadolu’da yetişen birçok fiğ türleri vardır. Bunlardan Vicia ervilia, tohumları bâzı hayvanlar ve insanlar için zehirlidir. Anadolu fiğleri Avrupa fiğlerinden üstündür. Bu üstünlükleri şunlardır: Tânelerin dökülmemesi, çabuk olgunlaşması, kuraklığa…

Read More

Fide

Alm. Setpflanze (f), Pflanzlıng (m), Fr. (Jeune)plant (m), İng. Seedling. Bahçıvancılıkta ve çiçekçilikte özel kum yataklarında (yastıklarında) tohumdan yetiştirilerek belli zaman sonra esas yetişme sahasına dikilmek üzere hazırlanan sebze veya çiçek. Fide yetiştirilen yerlere genellikle yastık veya tavla ismi verilir. Sebze ve türlü çiçek yetiştirilen yerlerde mahsûlü daha erken çıkarıp, çok kazanmak için tohum erkence ekilir. Özellikle ilkbahar ve sonbaharda tohum yastıkları titizlikle korunmalıdır. İyi bir fide nasıl yetiştirilir: Fideyi erken yetiştirebilmek için yastıkların ısıtılması lazımdır. Isı kaynağı olarak tâne hayvan gübresi (özellikle at), elektrik, su buharı gibi  imkanlardan faydalanılır.Yastık…

Read More

Fidan, Fidanlık

FİDAN, FİDANLIK Alm. Junge Pflanze (f)  Fplanzenbeet (n), Fr. Jeune plante (f), arbrisseau (m) pepiniere, İng. Sapling, young tree; plant. Ağaçların veya ağaççıkların tâzesi ve yeni yetişeni. Başka bir yere dikilmek üzere ekildiği yerden çıkarılmış tâze genç ağaç. Fidanlık: Çoğaltmak ve başka yere dikmek maksadıyla ağaç tohumlarının çimlendirilip, yetiştirildiği yerdir. Fidanlıklar merkezî veya devamlı fidanlıklar, mahallî veya geçici fidanlıklar olmak üzere ikiye ayrılır. Devamlı fidanlıklar geniş bir sahaya kurulur. Mahallî fidanlıklar ise bir çevreyi ağaçlandırmak gâyesiyle sâdece birkaç yıl süreyle kullanılırlar. Fidanlık olarak kullanılacak arazinin iyi vasıflı olması şarttır. Fidan…

Read More

Fibrinojen

Alm. Fibrinogen(n), Fr. Fibrinogéne (m), İng. Fibrinogen. Karaciğerde sentez edilen, kan plazmasında bulunan ve pıhtılaşma olayında önemli rol oynayan kan proteini. Fibrinojen, kan pıhtılaşmasında meydana gelen “fibrin” in öncü maddesidir. Pıhtılaşma husûle gelirken, fibrinojen trombin maddesi tesiriyle ve iyonize kalsiyum yanında fibrine dönüşerek pıhtı meydana gelir. Fibrinojen sâdece kan plazmasında değil, aynı zamanda çeşitli vücut sıvılarında (lenf sıvısı, iltihâbî sıvı birikintileri vb.) da bulunur. Plazmadaki fibrinojen miktarı yaklaşık olarak litrede 5 gr’dır. Çeşitli karaciğer rahatsızlıklarında sentez işinin bozulmasıyla kandaki fibrinojen miktarı azalır. Gebelik, eklem romatizması ve iltihâbî durumlarda kanda fibrinojen…

Read More

Fibrin

Alm. Fibrin (n), Faserstoff(m), Fr. Fibrine (f), İng. Fibrin. Fibrinojenden trombin tesiri ile meydana gelen ve kanın pıhtılaşmasında önemli rol oynayan protein. Bir bölgeden kanama olduğunda, orada fibrinojenden fibrin lifleri husule gelir. Bu lifler kırmızı ve beyaz kan hücrelerini adeta bir ağ gibi tutarak pıhtıyı meydana getirirler. Daha sonra fibrin liflerinin boylarının kısalmasıyla pıhtının sıvı kısmı açığa çıkar ve kalan kısım yara kabuğunu yapar. Fibrin, bâzı hastalıklarda anormal olarak bulunabilir. Zâtülcenp (akciğer zarı iltihâbı) ve kalp zarı iltihâbında, buralarda fibrin toplanabilir. Fibrinin böyle yerlerde toplanması bu zarları kalınlaştırıp zarın kapladığı…

Read More

Fiber Optik (Elyaf Optiği)

Alm. Fiber-optik(f), Fr. Optique (f), de fibres. İng. Fiber Optics. Işık ve optik resimlerin, şeffaf lifler kullanarak iletilmesi. Genel olarak camdan veya şeffaf plastikten yapılan lifler, yüzlerce metrelik düz veya eğrisel mesâfeye ışık iletebilirler. Lif demetleri, optik resimler iletmek için kullanılır ve bunlar resimlerin şekil ve durumunu hemen hemen her istenilen şekilde iletmek için düzenlenebilirler. Pekçok durumda ışık iletimi, toplama verimi ve uyabilirliği, mercek, prizma veya ayna gibi diğer optik âletlere göre kıyasla oldukça üstündür. Teori: 1870’ten bu yana, lif optiğinin temel prensibinin anlaşılmasına rağmen, bu alandaki mühim gelişmeler 1951’den…

Read More

Fiberglas (Cam Elyaf)

Alm. Fiberglas (n), Fr.Verre (m) fibré, İng. Fiber glass. İnce ve elastik lifler veya flamanlar şeklinde çekilen cam. Nisbeten kaba lifler hâlinde, Eski Mısır’dan beri tabak, bardak, şişe ve vazo süslemesinde kullanılmaktadır. Benzer cam işleyiciler de yüzlerce yıldır kullanılmaktaydı. Birinci Dünyâ Savaşında Almanlar ince cam liflerini asbest yerine kullandılar. 1938’de ABD’de cam lifi, ticârî olarak piyasaya sürüldü. İkinci Dünyâ Savaşı sırasında cam lifi elde edilmesi yönünde yeni teknikler geliştirildi. Günümüzde pek çok tür kimyasal bileşimde elde edilmektedir. Bu kadar çeşitli olması, eritme ve çekme işleminde kolaylık sağlanması ve daha önemlisi,…

Read More

Fıtık

Alm. Bruch m; Hernief, Fr. Hernie f, İng. Hernia. Karın içindeki organların, karın zarından yapılı bir kese ile sarılı olarak karın duvarındaki doğuştan veya sonradan olma bir yarıktan yâhut zayıf bir bölgeden geçerek karın duvarı dışında kendini belli etmeleri. Bu târif bütün fıtık türlerini anlatmaya yetmemektedir. Ancak bütün fıtıkları özellikleri ile anlatabilecek bir târif de yapılamamaktadır. Genellikle karın duvarı fıtıkları en sık görülenler olduğu için, bu târif yeterli sayılabilir. Bu târifte anlatılan dış fıtıklardan başka bir de karın içinde husule gelen ve nâdir görülen iç fıtıklar da vardır.İç fıtıklarda iç…

Read More

Fıstık

Alm. Erdnuss, Pistazeie, Pinie (f), Fr. Arachide; Pistache (f); pignon (m), İng. Earth nut; istachio nut; pine nut. Antepfıstığı, çamfıstığı ve yerfıstığı denilen yemişlerin genel adı. 1. Yerfıstığı (Arachis hypogaea): Baklagiller (leguminosae) familyasından olan yerfıstığı, Ege ve Akdeniz bölgelerinde yetişir. Sıcak bölgelerde yetişen sarı çiçekli ve senelik bir bitki olan yerfıstığının boyu, 30-50 cm olup, sıralar hâlinde ekilir ve kumlu toprakları sever. Çiçekleri toprağa gömülerek, yassı, elipsoidik fındıksı meyveler verir. Vatanı Brezilya’dır. Afrika’da çok yetiştirilir. Toplanması aynı patates gibi toprak kazılarak yapılır. Çoğunlukla herbirinden yenen iki tohum çıkar. Kullanıldığı yerler:…

Read More

Fırtınakuşları (Tubinares)

Alm. Sturmvögel, Fr. Procel-lariiformes, Pétrels, İng. Tube-nosed swimmers. Familyası: Fırtınakuşugiller, Yelkovangiller. Yaşadığı yerler: Açık deniz kuşlarıdır. Yalnız yumurtlamak için karaya çıkarlar. Özellikleri: Martıya benzer. Gagaları tüp borulu, ucu kanca gibi kıvrıktır. Çeşitleri: Fırtınakuşları, fırtınakırlangıçları, albatroslar ve yelkovankuşları takımın en iyi bilinenleridir. Fırtınakuşugiller (Procellariidae) ve yelkovangiller (Puffinidae) familyalarını kapsayan kuşlar takımı. Kuzey ve güney yarımkürenin açık denizlerinde yaşar. Martıya benzerler. Güçlü gagalarının uçları kıvrık çengelli ve boynuzsu levhalıdır. Burun delikleri boru gibi uzamıştır. İyi koku alırlar. Ürktükleri zaman mîdelerindeki pis kokulu bir sıvıyı bu borulardan dışarı çıkarırlar. Bu pis kokulu sıvıyı,…

Read More

Fırtına

Alm. Sturm (m), Fr. Oragen (n), İng. Storm. Şiddetli rüzgâr ve bunun çöllerde veya denizlerde meydana getirdiği dalgalanmalar. Meteoroloji uzmanları, hızı saatte 100 km’yi geçen rüzgârlara fırtına derler. Fakat halk arasında fırtına denilen birçok rüzgârın hızı bundan azdır. Denizciler arasında da saniyede 15 metreden daha hızlı esen rüzgârlara fırtına denir. Fırtına başlamadan önce hava çok durgun olur. Sonra biraz rüzgâr eser ve birden şiddetlenir.S ağanak hâlinde yağmur başlar, şimşekler çakar. Kasırga çok büyük bir koni biçimindedir. Bir kasırganın başladıktan sonra hızı 160 km’yi bulur. Fırtınalar bâzan yağışsız da olabilir. Bunlar…

Read More

Fırın

Alm. Backofen (m), Fr. Four, tourneau (m), İng. 1. Oven, bakery 2. Kiln 3. Furnace. Genellikle kurutma, pişirme, tavlama ve ergitme gibi işlemlerin yapıldığı, ısı kaybını önlemek için duvarları izole edilmiş, bir yükleme boşaltma kapısı bulunan kapalı bir sistem. Fırınlar, kullanılan yakıtın cinsine göre: Katı yakıtlı, sıvı yakıtlı, gaz yakıtlı, elektrik ile ısıtılan fırınlar şeklinde sınıflandırılabilir. Katı yakıtlı fırınlar: Bu fırınlarda, yakıt olarak genellikle kömür ve odun kullanılır. Odunla ısıtılanlardan ekmek pişirmede istifâde edilir. Bu fırınların tavanları kubbe şeklindedir. Duvarları ateşe dayanıklı tuğlalarla örülüdür. Önde fırın içine müdâhale etmeye yarayan…

Read More

Fındık (Coryllus avellana)

Alm. Haselnuss (f), Fr. Noisetier (f), İng. Hazel-tree. Familyası: Huşgiller (Betulaceae) Türkiye’de yetiştiği yerler: Doğu Karadeniz bölgesi (Ordu, Trabzon, Giresun); Zonguldak, Bolu. Kuzey yarımkürenin ılıman bölgelerinde yetişen, çalımsı veya alçak boylu, tek evcikli, erkek ve dişi çiçek ayrı ağaçta, ayrı yerlerde olan bitkiler. Fındığın erkek çiçekleri tırtılsıdır. Dişi çiçekler ayrı ağaçta ve tomurcuk hâlinde küçüktür. Genel olarak çiçekler yapraklardan önce açarlar. Yaprakları yuvarlak, oval veya yürek biçiminde, tüylü, yaprak kenarları dişlidir. Dişi çiçeklerin çanak yapraklarından olgunlaşan fındıkların toplanması temmuz ve ağustos aylarındadır. Fındık ağacı türlere bağlı olarak çalı formunda olduğu…

Read More

Feyzullah Efendi

Osmanlı Devletinin kırk altıncı şeyhülislâmı. İsmi, Feyzullah’tır. Erzurum’da doğdu. Doğum târihi bilinmemektedir. Babası Erzurum Müftîsi Seyyid Muhammed’dir. Şems-i Tebrîzî’nin soyundandır. 1703 (H. 1115) senesinde Edirne’de vefât etti. Küçük yaşta ilim tahsiline yönelip din ve fen ilimlerinde yetişti. Vânî Mehmed Efendiden tefsir, mantık, matematik, geometri ve astronomi ilimlerini öğrendi. Bu sırada Dördüncü Mehmed Hanın hocalığına tâyin edilen hocası Vânî Mehmed Efendinin dâveti üzerine, İstanbul’a geldi. Vânî Mehmed Efendiye dâmâd oldu. Şeyhülislâm Minkârîzâde Yahyâ Efendinin yanında mülâzım (stajyer) olarak çalıştı. Daha sonra hacca gitti. Hac dönüşü Yenişehir’e gelip kayınpederi tarafından pâdişâhın huzûruna…

Read More

Fey

Düşmanla muhârebe bittikten sonra,İslâmiyeti kabul etmeyenlerden sulh yoluyla veya zorla alınan mallar. Harpte zorla alınan mala ise “ganîmet” denir. Feyin hepsi, bütün Müslümanlara verilir veya onların umûmî ihtiyaçları için harcanır. Bunun için de beytülmâle, yâni devlet hazinesine konur. Peygamber efendimiz, ganîmet taksiminden  önce kılıç, zırh ve at gibi bâzı şeyleri seçip alırdı. Bunlara “safiyy” denir. Bedr Muhârebesinde Zülfikâr isimli kılıcı safiyy olarak almışlardı. Muhârebe bittikten sonra, kâfirlerden zorla veya Resûlullah efendimiz döneminde olduğu gibi harp yapılmadan sulh yoluyla alınan mal fey olduğundan, düşman devlet başkanlarının gönderdiği mallar da fey hükmündeydi.…

Read More