Sevr Antlaması

Alm. Friedensvertrag (m), Von Sévres, Fr.  Traité (m) de Sévres, İng. The Sévres Treaty. Birinci Dünyâ Harbi sonrasındaki antlaşmalardan. Osmanlı Devletiyle İngiltere, Fransa, İtalya ve Yunanistan arasında 10 Ağustos 1920 târihinde Fransa’nın başşehri Paris’in Sevres kasabasında imzâlandı. Osmanlı Sultanı Vahideddîn Han (1918-1922) ile İngiliz, Fransız ve İtalyan parlamentoları tarafından tasdik edilmediğinden hükümsüz kalmıştır. Yunanistan tek taraflı kabul edip, yürürlüğe koymak istediyse de, ordusu 9 Eylül 1922’de İzmir’den Ege Denizine dökülünce, arzusundan vazgeçmek zorunda kaldı. Sevr Antlaşması, 10 Nisan 1915 târihinde Londra’da Rusya-İngiltere-Fransa Gizli antlaşmasına göre, Türkiye’nin paylaşılması esâsına dayanıyordu (Bkz.…

Read More

Saîd bin Müseyyib

Tâbiîn devrinde Medîne’de yetişen yedi büyük fıkıh âliminden biri. İsmi, Saîd bin Müseyyib’dir. Annesi, Ümm-i Saîd binti Hakîm olup, künyesi Ebû Muhammed Medenî’dir. Kureyş kabîlesinin Mahzum kolundan olduğu için, El-Kureşî ve El-Mahzûmî diye de tanınmıştır. Babası Müseyyib ile dedesi Hazn, Eshâb-ı kirâmdandır. 636 (H.15) yılında hazret-i Ömer’in hilâfetinden iki sene sonra doğdu. Hazret-iOsman’ın hilâfeti zamânı gençlik yıllarıydı. 710 (H. 91) yılında, yetmiş yaşını aşkın olarak Medîne’de vefât etti. Vefât târihi için başka rivâyetler de vardır. Saîd bin Müseyyib “rahmetullahi aleyh”, her işin Allah rızâsı için yapıldığı, her sözün Allah rızâsı…

Read More

Saîd bin Cübeyr

Tâbiîn devrinde Kûfe’de yetişen müctehid imâmların büyüklerinden. İsmi, Saîd bin Cübeyr bin Hişam el-Esedî’dir. Künyesi, Ebû Muhammed’dir. Ebû Abdullah-ı Kûfî de denilmektedir. Esed bin Huzeymeoğullarından Vâbile bin Hârisoğullarının âzâdlı kölesiydi. Doğum târihi bilinmemektedir. Aslen Kûfeli olup, bir müddet İsfehan’da kaldı. Sonra Irak’ın Sünbülân köyüne çekildi. 713 (H.95) senesinde 49 yaşında iken Vâsıt şehrinde vefât etti. Şehir dışındaki kabri, ziyâret yeridir. Abdullah ibni Abbâs, Abdullah bin Zübeyr, Abdullah bin Ömer, Ebû Saîd-i Hudrî, Ebû Hüreyre ile Ebû Mûsâ el-Eş’arî ve diğer Eshâb-ı kirâmın bir çoğundan ilim öğrenmiş; onların ders halkalarında yetişmiş,…

Read More

SALEVÂT

Peygamberimiz Muhammed aleyhisselâma sevgi, bağlılık ve saygıyı göstermek için yapılan duâlar. Salevât, Arapça “Salât” kelimesinin çoğuludur. Salât; müminlerin duâ etmesi, meleklerin istiğfâr etmesi, Allahü teâlânın merhamet etmesi, acıması demektir. Kur’ân-ı kerîmde namaza da “salât” denilmektedir. Salât, lügatta “duâ, tebrik, tâzim” mânâlarınadır. Cenâb-ı Hak, Kur’ân-ı kerîmde Ahzâb sûresi 56. âyetinde meâlen; “Muhakkak ki, Allahü teâlâ ve melekleri peygamberleri üzerinde salâtta bulunurlar. Ey îmân edenler, siz de salât edin ve tam bir teslimiyetle de selâm verin!” buyurmaktadır. Peygamberimize selâm vermek, Allahü teâlâdan O’na, ehline ve Eshâbına dünyâ ve âhiret sıkıntılarından, zorluklarından, meşakkatlarından,…

Read More

SEYYİD ŞERÎF CÜRCÂNÎ

Tefsir, hadis, astronomi ve Hanefî mezhebi fıkıh âlimi. İsmi, Ali bin Muhammed bin Ali Cürcânî el-Hüseynî’dir. Künyesi, Ebü’l-Hasan’dır. Peygamber efendimizin (sallallahü aleyhi ve sellem) soyundan olduğu için Seyyid Şerîf adıyla tanınıp, meşhur oldu. 1339 (H. 740) senesinde Cürcân şehrine bağlı Tâku nâhiyesinde doğdu. 1413 (H.816) senesinde Şîrâz’da vefât etti. Küçüklükten îtibâren tahsîle başlayan Seyyid Şerîf, önce Arapçayı öğrendi. Sarf, nahiv, belâgât ve tefsire dâir çeşitli kitaplar okuduktan sonra aklî ilimleri öğrenmeye başladı. Tahsilini devâm ettirmek için seyâhatlere çıktı. Bu maksatla Herat, Anadolu ve Mısır’a gitti. Zamânın meşhûr âlimlerinden ilim öğrendi.…

Read More

SELÇUKLULAR

Alm. Seldschuken (pl.), Fr. Seldioükides (pl.), İng. The Seljuks. Türk-İslâm devletlerinin en büyüklerinden. Oğuzların Üçoklar kolunun, Kınık boyuna mensupturlar. Onuncu asrın sonu ile on birinci asrın başlarındaİslâmiyeti kabul ettiler. Îtikâtta Mâtürîdî, amelde Hanefî olup, Ehl-i sünnet mezhebindeydiler. Selçuklular; Çin’den Batı Anadolu dâhil bütün Ortadoğu ülkeleri, Akdeniz sâhilleri, Kuzeybatı Afrika, Hicaz ve Yemen’den Rusya içlerine kadar yayılan hâkimiyetin, muazzam bir kültür ve medeniyetin temsilcisidir. Devlete adını veren Selçuk Bey, Aral Gölüyle Hazar Denizi arasına hâkim olan Oğuz Yabgu Devletinin kumandanlarından Dukak Subaşı’nın oğludur. Dukak ölünce, on yedi-on sekiz yaşlarındaki Selçuk Bey…

Read More

REAGAN, Ronald Wilson

ABD başkanı. 6 Şubat 1911’de Tampico’da doğdu. Babası bir ayakkabı satıcısıydı. 1932’de İllinois’teki Evreka Kolejini bitirdikten sonra Lowo’da radyo spikeri olarak çalışmaya başladı. 1937’de sinema oyunculuğuna geçen Reagan, onu tâkip eden yıllarda aralarında Ölümüne Kadar (1939), Aceleci Kalp (1950), KahramanDenizciler (1957) adlı filmlerin de arasında bulunduğu elli civârında filmde rol aldı. 1947-52, 1959-60 yılları arasında Sinema Oyuncuları Sendikasının başkanlığını yaptı. Bu sırada komünist görüşlü sanatçılara karşı yapılan kampanyada önemli rol oynadı. Reagan 1966’da Cumhûriyetçi Partiden aday olarak katıldığı California vâliliği seçimlerini kazandı. Aynı göreve 1970’te ikinci defâ getirildi. 1968’ ve…

Read More

Râmî Mehmed Paşa

Osmanlı sadrâzamlarından. 1654’te İstanbul Eyüp’te doğdu. Terâzici Hasan  Ağa adında birinin oğludur. İlk tahsilini Eyüp’te yaptıktan sonra Reîs-ül-Küttaplık Kalemine kâtip olarak girdi. Bu sırada şiire istidadı sebebiyle Nâbî ve Sâmî gibi devrinin büyük şâirlerinin meclisine devam ederek yükseldi. Râmi mahlasını aldı. 1686’da Dîvân-ı Hümâyûn Kalemine girdi. divan işlerindeki geniş bilgisi ve mahâreti göz önünde bulundurularak 1690 yılında Beylikçiliğe tâyin olundu. Yıllarca bu vazîfede bulunduktan sonra 1696’da Acem Bekr Efendinin yerine Reis-ül-Küttab oldu. Karlofça Antlaşması için yapılan görüşmelere murahhas olarak katıldı. Bu müzâkerelerde gösterdiği başarılarından dolayı pâdişâhın iltifâtını kazandı. 1703’te Daltaban…

Read More

Selâhaddîn-i Eyyûbî

Eyyûbîler Devletinin kurucusu. Künyesi, Melik Nâsır Ebû Muzaffer Yûsuf bin Eyyûb bin Şâdî’dir. 1137’de Tekrit’te doğdu. Babası Necmeddîn Eyyûb; Âzerbaycan’da Erivan’ın Devin kasabasındaki Hazbânî kabîlesine mensup olup, Büyük Selçuklu Sultânı Mes’ûd Şâhın Tekrit muhâfızıydı. Selâhaddîn Eyyûbî’nin çocukluğu, babasının muhâfızlığını yaptığı Tekrit ve Baalbek’te geçti. Tekrit, Baalbek ve Şam’da yetişip, iyi bir tahsil ve terbiye gördü. Baalbek ve Şam’dayken, babasıyle berâber, Selçuklu atabeklerinden Nûreddîn Mahmûd Zengî’nin yanında Haçlılara karşı yapılan muhârebelere katıldı. Muhârebelerde cesâret ve yiğitliğiyle dikkat çekti. On yedi yaşındayken, Atabek Nûreddîn Mahmûd Zengî’nin sarayına alındı. Böylece devlet teşkilâtı ve…

Read More

Reşîd Paşa

Osmanlı sadrâzamlarından Tanzimat hareketinin mîmârı. Koca, Büyük Reşîd Paşa diye meşhur olmuştur. 1800’de İstanbul’da doğdu. Babası, İkinci Bâyezîd evkafı rûznâmecisi Mustafa Efendidir. İlk okuma yazmayı babasından öğrendi. Sonra medrese tahsiline başladı. Babasının 1810 yılında vefât etmesi üzerine tahsilini tamamlayamadığı gibi, devrin ilim dili olan Arapça ve Farsçayı da tam olarak öğrenemedi. Eniştesi Ispartalı Seyyid Ali Paşanın himâyesinde büyüdü ve bir müddet sonra onun mühürdârlığına tâyin edilerek, ilk memuriyetine başladı. 1821 Ekim ayında Rum isyânını bastırmak için, Mora seraskerliğine tâyin edilen eniştesiyle birlikte, sefere gitti. Seyyid Ali Paşa Mora seraskerliğinden azledilince,…

Read More

SEYYİDET NEFÎSE

Zühd ve takvâsı, kerem ve cömertliğiyle meşhur hanım evliyâ. İsmi, Nefîse binti Hasan olup, hazret-iAli’nin dördüncü göbekten torunudur. Tâhire ve Kerîmet-üt-Dâreyn lakapları vardır. 762 (H. 145) senesinde Mekke-i mükerremede doğdu. Annesi, Lübâne bintiAbdullah bin Abbâs bin Abdulmuttalib’dir. 823 (H.208)te Kâhire’de vefât etti. Seyyidet Nefîse, İmâm-ı Câfer-i Sâdık’ın oğlu İshak-ı Mu’temen rahmetullahi aleyh ile evlendi. Bu evlilikten Kâsım ve Ümmü Gülsüm isminde iki çocukları oldu. Tefsir, hadis ve başka ilimlerde âlimdi. Büyüklüğünü herkes kabul ederdi. Ümmî olmasına rağmen çok hadîs-i şerîf öğrenmişti. Kur’ân-ı kerîmi ezbere bilirdi. Çok kerâmetleri görüldü. Otuz defâ…

Read More

Reçel

Alm. Konfitüre, Marmelade (f), Fr. Confiture (f), İng. Jam. Çeşitli meyvelerin su ve şeker karıştırılıp ateşte kaynatılması ile meydana gelen bir çeşit tatlı yiyecek. Reçelin târihi çok eski devirlere kadar uzanmaktadır. İlk zamanlar bâzı meyveler bal şerbetiyle kaynatılır ve beklemeye bırakılırdı. Fakat bu uygulama zamânına göre biraz lüks ve masraflı oluyordu. Daha sonraki asırlarda şekerin bugünkü şekliyle üretilmesi, meyvelere lâzım olan tatlı suyun kolayca temin edilmesi reçel yapımını yaygınlaştırdı. Hattâ milletlere, bölgelere, şehirlere göre değişik çeşitler ve isimler altında reçeller yapılmaya başlandı. Reçel yapmanın değişik usûlleri vardır: Meyveler tatlılık durumu…

Read More

Recep Doksat

Cumhûriyet devri ilim adamlarından. 29 Ocak 1927’de İstanbul’da doğdu. İlk ve orta öğrenimini İstanbul’da tamamladı. Yüksek tahsilini ise İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesinde gördü. Mezun olduktan sonra “nöro psikiyatri” ihtisası yaptı. İhtisas tezi Türk Üniversitelerinde ilk olarak ele alınan “Hipnotizma ve hipnoz ile tedâvi” konusu üzerineydi. 1966’da Üniversite psikiyatri doçenti ünvanını alan Recep Doksat Ankara Üniversitesi Eğitim Fakültesinde Gençlik Psikolojisi, Patolojik Psikoloji ve yine Ankara Üniversitesi İlâhiyat Fakültesinde Din Psikolojisi dersleri verdi. Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesinde öğretim üyeliği yaptı. Bu fakültede psikiyatri kürsüsünü kurdu ve kliniğini açtı. Aynı fakültede vazife yaparken…

Read More

Recâizâde Mahmûd Ekrem

Tanzimat dönemi şâir ve yazarı. 1847’de İstanbul’da doğdu. İlk tahsilini ve Arapça, Farsça öğrenimini Takvimhâne Nâzırı olan babası Recâi Efendiden yaptı. Bâyezîd Rüştiyesini bitirdi, Harbiye İdâdisini hastalığı yüzünden tamamlayamadı. Çeşitli kademelerde memurluk, edebiyat öğretmenliği, Şûrâ-yı Devlet (Danıştay) üyeliği ve başkanlığı yaptı. 1908’de kısa bir müddet Evkaf ve Maarif Nâzırlıklarında bulundu. Aynı yıl Âyan âzâlığına (Senato üyeliğine) tâyin edildi. 1914’te ölünceye kadar bu görevde bulundu. Edebî hayâta eski şiirle giren Recâizâde, Nâmık Kemâl’in tesiriyle batı edebiyatına yönelerek Tasvir-i Efkâr gazetesinde yazmaya başladı. Şiir, tiyatro, roman ve tenkit türlerinde eserler verdi. Tanzimat…

Read More

Râziye Begüm Sultan

Dehli sultanı. Babası Şemseddîn İltutmuş, annesi Terken Hâtundur. Sultan Şemseddîn İltutmuş tarafından, 1232 yılında Dehli tahtına veliaht tâyin edildi ve devlet adamları da bîat etti. İltutmuş’un iki oğlu varken, kızı Râziye Sultanı Dehli tahtına veliaht tâyin etmesi; aklı, zekâsı, fazla olması, halkın sevmesi ve saraydaki idârî hareketlerindendir. Fakat babasının 1236’da vefâtıyla, kardeşi Rükneddîn Fîrûz Şâh, Dehli Sultanı îlân edildi. Fîrûz Şâhın devlet idâresiyle alâkadar olmaması üzerine, tahttan indirilip, Râziye Begüm, Dehli Sultanı oldu. Râziye Begüm Sultan, 1236’da Dehli tahtına sâhip olunca, babasının hastalığı ve kardeşi devrinde ihmâle uğramış ve ortadan…

Read More

Râzî

Meşhur tabip ve kimyâger. İsmi, Muhammed bin Zekeriyyâ olup, künyesi Ebû Bekr’dir. Râzî mahlasıyla meşhurdur. 866 (H.252) senesinde Rey’de doğdu. Küçük yaşta ilme merak sardı; sarf, nahiv ve matematik dersleri aldı. Önceleri mûsikîyle de uğraşan Râzî, geçimini sarraflıkla sağlıyordu. Ayrıca astronomi, mantık, fizik, eczâcılık ve tıp ilimlerini tahsil etti. Otuz yaşındayken ilim öğrenmek için gittiği Bağdat’ta Huneyn bin İshak’tan, İran-Hind ve İslâm tıbbını öğrendi. Tıb ilminde söz sâhibi olduktan sonra doğduğu şehre geri döndü ve hastahânede çalışmaya başladı. Kısa zamanda hastânenin baş hekimliğine yükseldi. Sonra Bağdat’ta, Adûdî Hastahânesinin baş hekimi…

Read More

Raynaud Hastalığı

Alm. Raynaudsche Krankheit (f), Fr. Maladie (f), de Raynaud, İng. Raynaud’s dissease. Bölgesel (lokal) kılcal damarların büzülmesi (spazm)ne bağlı olarak özellikle parmaklarda, bâzan da burun, dil gibi organlarda aralıklı olarak derinin solukluğu veya morarması ile karekterize olan durum. Sebebi bilinmeyenler en çok görülen şekli olup daha çok sinirli genç kadınlarda görülür. Ayrıca; atardamar tıkanmasına bağlı olarak bağ dokusu hastalıklarına, ilâç zehirlenmelerine, protein metabolizması bozukluklarına bağlı olarak da görülebilir. Parmaklarda nöbet nöbet olan solukluk veya morarmalar, soğuğa veya sinir gerginliğine bağlı olarak hızlanır ve artar. Renk değişikliği genellikle üç devrede olur.…

Read More

Ravent (Rheum officinale)

Alm. Rhabarber (m), Fr. Rhubarbe (m), İng. Rhubarb. Familyası: Kuzukulağıgiller (Polygonaceae). Türkiye’de yetiştiği yerler: Süs bitkisi olarak bir türü yetiştirilir. Bir iki metre boylarında büyük yapraklı beyaz çiçekli, etli köklü, çok yıllık otsu bitki. Kuzey Çin ve Tibet bölgeleri dağlarında yabânî olarak yetiştirilir. Kullanıldığı yerler: Bitkinin kalın ve etli olan kökleri kullanılır. Kökler yassı silindirik şekillerde kırmızımtrak sarımsı renklerdedir. Bu kökler, “ravent kökü” olarak çok eskiden beri tanınır. Köklerin tadı hafif ve özel bir kokusu vardır. Birleşiminde tanenler ve antrasent türevleri bulunur. Ravent kökü çok eski yıllardan beri tedâvide kullanılmaktadır.…

Read More

Ravda-i mutahhera

Medîne’deki Mescid-i Nebî içinde bulunan mübârek yer. Buraya “Ravda-i mübâreke” ve “Ravda-i mukaddese” de denir. Ravda-i Mutahhera, Medîne Câmii içinde, Resûlullah’ın “sallallahü aleyhi ve sellem” kabr-i şerîfiyle câminin o zamanki minberi arasında olup, yirmi altı metre uzunluktadır. Ravda, “bahçe” demektir. O zamanki minber-i şerîf, üç basamak ve bir metre yüksekti. 654 yangınında tamâmen yandı. Çeşitli yıllarda, çeşitli minberler yapılmış, bugünkü on iki basamaklı mermer minberi Sultan Üçüncü Murâd Han 1590 (H. 998) da İstanbul’dan göndermiştir. Yeryüzünün en kıymetli yeri Kâbe-i muazzama ve bunun etrâfındaki Mescid-i haram denilen câmidir. Bundan sonra,…

Read More

Rauf Orbay

Türk asker ve siyâset adamı. Asıl adı Hüseyin Rauf, soyadı Orbay olup, Rauf Orbay diye meşhur olmuştur. 1881’de İstanbul’da doğdu. Trablusgarb vâliliği ve Hey’et-i âyân üyeliği yapmış olan Muzaffer Paşanın oğludur. İlk tahsilini gördükten sonra Trablusgarb Askerî Rüşdiyesini, Heybeliada Bahriye Mektebini ve Mühendishâne-i Bahrî-i Hümâyununu bitirdi. ABD’de denizcilik eğitimi gördü. Deniz Subayı olarak donanmaya katıldı. 1908’de Yemen harekâtında ve Sisam ayaklanmasının bastırılmasında vazife aldı. 1909’da Tuna Milletlerarası Suyolu Komisyonunda Osmanlı temsilcisi olarak bulundu. 1911-12’de Osmanlı-İtalyan Savaşında Trablusgarb Cephesinde savaştı. Balkan Savaşı sırasında Hamidiye Kruvazörüyle Karadeniz ve Akdeniz’de düzenlediği vur kaç…

Read More

Rauf Denktaş

Kıbrıslı Türk siyâset adamı. Kıbrıs’ın Baf şehrinde 1924’te doğdu. İlk ve orta öğrenimini Kıbrıs ve Türkiye’de yaptı. Hukuk tahsili için Londra’ya gitti ve Lincoln’s Inn’de öğrenim gördü. 1947’de Kıbrıs’a dönerek Lefkoşe’de avukatlık yapmaya başladı. Ertesi sene Türk İşleri Komisyonunda vazife aldı. 1950-57 arasında Kıbrıs Başsavcı Yardımcılığı yaptı. Bu arada İngilizlerin hazırlamaya çalıştığı Kıbrıs Anayasası ile ilgili kurulda yer aldı ve Türk toplumunu temsil etti. Adada iki toplum arasında tartışmaların şiddetlenmesi üzerine Dr. Fâzıl Küçük ile berâber Türk toplumunun lideri oldu. 1959’da İngiltere, Türkiye ve Yunanistan’ın yer aldığı ve bağımsız bir…

Read More

Raşitizm

Alm. Rachitis (f), Fr. Rachitisme (m), İng. Rachitis, rickets. Güneş ışınlarından yeterince istifâde etmeyen, düzensiz ve kötü beslenen, kötü sağlık şartlarında yaşayan çocuklarda görülen bir kemik hastalığı. Vücutta D vitamini eksikliği, kalsiyum ve fosfor metabolizması bozukluğu ile karakteristik özellik taşır. Raşitizm, 3 ay-3 yaş arasındaki gelişen organizmanın hastalığıdır. Sıskalarda ve gelişmesi duran çocuklarda görülmez. İnsanlarda normal kemikleşmenin dört dönemi vardır: Birinci devrede, kemiğin ucundaki kıkırdak hücreler, paralel sıralar teşkil eder. İkinci dönemde, hücre kolonları arasında hazırlayıcı bir kireçlenme bölgesi meydana gelir. Röntgende bu bölge düz bir çizgi şeklinde seçilir. Üçüncü…

Read More

Rastık

Alm. 1. Getreidebrand (m), 2. Augenbraüenschminke (f), Fr. 1. Maladie (f), de céré, 2. Cosmétique (m), pour sourcils, İng. 1. Smut ball, 2. Evebrows cosmetic. Bâzı bitkilerin, özellikle buğday, çavdar, arpa gibi tahılların dokularında yaşayan bir kısım asalak mantarların sporlarınca meydana getirilen hastalık. Anadolu’da kadınların kaşlarını ve saçlarını güzel göstermek için boyadıkları maddeye “rastık”, bu işe de “rastık çekmek” denir. Küçük kutularda sert bir kıvamda bulunan rastık, aktarlarda satılır. Antimon tozundan yapılan bu boya, kına ile karıştırılırsa kahverengi olur. Bundan küçük bir parça kolonyada ezilerek sulandırılır ve pamuk sarılmış çubukla…

Read More