Yunan müstemlekesi olan İskenderiye’de, Mısır Hükümdârı I. Ptolemeus tarafından M.Ö. 3. yüzyılın ilk yarısında yaptırılan kütüphâne. Zamanının kültür hayâtında mühim bir yer işgal eden ve bu devrin en büyük ilim merkezi olan kütüphâne, krallık sarayının sınırları içinde bulunan İskenderiye Müzesinin yanına kuruldu. Bu müze aslında zamanın büyük bilim ve dil bilginlerinin bir râhip yönetiminde araştırma yaptıkları ilimler akademisiydi. Kütüphâne de, bu araştırmalara yardımcı olacağı düşüncesiyle müzenin yanına yapılmıştı. Müze ve kütüphâne bölümler hâlinde düzenlenmiş, her bölümün başına bir râhip bir yönetici getirilmişti. Görevlilerin maaşları kral tarafından ödeniyordu. Kitap depoları ile…
Read MoreGün: 13 Ağustos 2023
İSKENDER
İskender Zülkarneyn, Münzir İskender ve Makedonyalı İskender denilen üç meşhur şahıs. İskender Zülkarneyn: İki İskenderden de önce yaşadı. Kur’ân-ı kerîm’de adı geçen mübârek bir zâttır. Peygamber veya evliyâdır. Nûh aleyhisselâmın oğlu Yâfes’in soyundandı. Hızır aleyhisselâmın teyzesinin oğlu ve kumandanlarındandır. İbrâhim peygamber ile görüşüp, duâsını aldı. Doğuya ve batıya gittiği için “Zülkarneyn” denildi. Asya ve Avrupa kıtasına sâhip oldu. Zülkarneyn ile ilgili olarak Peygamber efendimiz buyurdular ki: “İsmini duyduğunuz kimselerden, yeryüzüne dört kişi mâlik oldu. İkisi mümin, ikisi kâfir idi. Mümin olan iki kişi Zülkarneyn ile Süleymân (aleyhimesselâm) idi. Kâfir olan…
Read MoreİSKEMİ
Alm. ıschaemie, Fr. Ischéime, İng. ıschemia. Vücûdun bir bölgesinin kanlanmasının yavaşlaması ve durması. İskemide dokuların ihtiyâcı olan oksijen sağlanamadığından ve dokudan metabolizma artıkları uzaklaştırılamadığından dokularda zedelenme olur. İskemi genellikle damarın pıhtı, yağ veya hava ile tıkanmasına bağlı olarak gelişir. Kanlanamama yavaş gelişirse ve tıkanıklık tam değilse, dokularda kısmî zedelenme, büzülme ve şekil bozukluğu ortaya çıkar. Âniden olan iskemilerde ve tıkanmanın tam olduğu durumlarda dokunun o bölgesinde ölüm (nekroz) olur. Bu doku ölümüne “enfarktüs” adı verilir. Enfarktüs en sık kalp, beyin, dalak, böbrek ve karaciğerde görülür. Kalpteki âni iskemi ile kalp…
Read MoreİSKELET
Alm. Skelett (n), Fr. Squelette (m), İng. Skeleton. İnsanların ve hayvanların çatısını, duruşunu, destek yapısını meydana getiren temel sistem. Kasların tutunduğu, iç organların muhâfaza edildiği organik yapı. İskelet; kireç şeklinde kalsiyum, silis, kıkırdak veya kemikten meydana gelebilir. Hareketli veya haraketsiz olabilir. İskelet iki çeşittir: Ya vücûdun bütün organlarını dıştan saran bir örtü şeklindedir ve dış iskelet adını alır veya bütün omurgalılarda olduğu gibi iç iskelettir. Bâzı omurgasızlarda da iç iskelet bulunur. Omurgasızlarda iskelet: Omurgasız hayvanların iskeletleri değişiktir. Tek hücreli hayvanların salgıladıkları kalsiyum veya silika iskeletlerini meydana getirir. Süngerlerde bu, iplikçiler…
Read MoreİSKARPELE
Alm. Meissel (m), Fr. Ciseau (m), İng. carpenter’s chisel. Ağaç işlerinde ahşaba şekil vermek üzere kullanılan el âleti. Çeşitli kalınlıklarda olabilir. Ağız genişliği 0,5 cm’den 4 cm’ye kadar değişir. Ağaç kabuğunu soyma, iki tahtayı biribirine tutturmak için açılan oyuklar en çok kullanıldığı yerlerdir. Ağızları eğimli olanlar en kullanışlı olanlardır. Ağaç kabuğu soyma, geçme, oluk açma iskarpileleri ayrı ayrıdır. Yapılacak işlere göre ağızları değişik olanlar vardır. Düz, ince, ay şeklinde ağızı olanlar en çok kullanılanlardır.
Read MoreİSKANDİNAVYA
Kuzey Avrupa’da Baltık, Norveç, Atlas Okyanusu ve Barents Denizleriyle çevrili; İsveç, Norveç, Danimarka ve Finlandiya’yı içine alan yarımadanın bütününe verilen ad. İskandinav Yarımadasının yüzölçümü 770.600 km2 dir. Yarımadada yaşıyan insan sayısı ise 22.800.000 civârındadır. Târihi Yarımadaya ilk gelen kavimler Normanlar ve Vikingler’dir. İskandinav halkı ortaçağın başında üç krallık hâlinde teşkilâtlandılar. Bunlar İsveç Krallığı, Danimarka Krallığı ve Norveç Krallığı idi. Bu krallıklar topraklarının verimsizliği ve yetersizliği sebebiyle deniz aşırı seferler düzenlemişler ve çeşitli koloniler kurmuşlardır. Yarımadaya 830 yılından îtibâren Hıristiyanlık girmiş ve 11. yüzyılda hükümdârın isteğiyle tutunup yerleşmiştir. İskandinav ülkeleri arasında…
Read MoreİSKANDİL
Alm. Senk-, Lot-blei, Lot (n), Fr. Sonde (f), İng. Sounding-lead, fathometer. Sıvıların derinliğini anlamak için kullanılan âletlere verilen ad. Esas îtibâriyle uygun bir tarzda işâretlenmiş bir savlo (ip) ve ucuna bağlanmış bir kurşun ağırlıktan ibârettir. İki bin yıldan fazla bir zamandan beri gemilerin emniyetini sağlamak üzere kullanılan alışıla gelen iskandiller günümüz gemilerinde de vardır. Bu iskandiller filika iskandili, el iskandili ve derin su iskandili olmak üzere üç çeşittir. Filika iskandili sığ sularda küçük teknelerde kullanılır. Şavlo (ip) uzunluğu 10 kulaç (18.3 m), ağırlığı 3 kg’dır. El iskandili her tip gemide…
Read MoreİSİLİK
Alm. Hitzeausschlag (m), Hautrötung (f), Fr. Bouton (m) de chaleur, İng. Heat spots, rash. Sıcaktan veya terlemekten vücûdun bâzı yerlerinde meydana gelen kaşıntılı kabarcıklar. Döküntülü bir hastalık olan isilik humması dışında birçok isilik çeşidi vardır. Yüksek ateş isiliği, tifo gibi hastalıkların seyri esnâsında görülür. Burada içi berrak sıvıyla dolu iğne başı büyüklüğünde kabarcıklar biraraya gelerek isilik meydana getirirler. Asıl isilikler kırmızı plaklar üzerinde çıkan kabarcıklardır. Özellikle göğüste ve karın üzerinde belirir ve çoğu zaman şiddetle kaşınır. Bu kabarcıklar çok terleyen kimselerde ter deliklerinin tıkanması yüzünden ter bezlerinin küçük kistler halini…
Read MoreİSHAL
Alm. Durchfall (m). Diarrhöe (f), Fr. Diarrhée (f), İng. Diarrhea. Sık ve sulu dışkılama. İshal, ülkemizde özellikle bir yaşının altındaki çocuklarda başlıca ölüm sebebleri arasındadır. Barsak iltihapları, barsak parazitleri, kötü beslenme, gıda allerjisi, vitamin eksiklikleri ve antibiyotikler ishalin en sık sebepleridir. Teşhis için dışkının görünüşüne, rengine, kokusuna, kanlı veya sümüklü olup olmadığına bakılır. Dışkıda parazit, akyuvar, alyuvar aranır, dışkı kültürü yapılır. Tedâvisi de sebebine göre değişir. Bulaşıcı ishaller, başlıca bakteriler ve virüslerden olur. Bakterilerle olan ishallerde başlıca iki mekanizma rol alır. Birinci tipte bakteriler barsak duvarına yayılırlar, orada çoğalır ve…
Read MoreİSHAK PAŞA SARAYI
Çıldır vâlisi İshak Paşa tarafından 18. yüzyıl sonlarında yaptırılan meşhur saray. Ağrı’nın Doğubeyazıt ilçesinin yaklaşık 8 km güneydoğusunda eski Doğubeyazıt kasabasının bulunduğu yerde ovaya hâkim bir yamaçtadır. Saray, yamacın eğimi yüksek dayanak duvarlarıyla düzeltilerek elde edilen yaklaşık 50 x 150 metre boyutlarındaki düzlüğün üzerinde kurulmuştur. Saraya âdetâ bir kale görüntüsünü veren yüksek çevre duvarlarıyla içindeki yapıların bir bölümü, Birinci Dünyâ Savaşında bölgeyi işgâl eden Rusların yaptıkları hasarlar sebebiyle yıkık durumdadır. Saray, birbirini tâkib eden iki avlunun çevresinde toplanmış çeşitli yapı gruplarından meydana gelir. Saraya, doğu cephesinin ortasındaki görkemli taç kapıdan…
Read MoreİSHAK PAŞA
On beşinci yüzyıl Osmanlı vezîriâzamlarından. Aslen Rum olup, Enderûn’da Müslüman olarak yetiştirilen İshak Bey, Sultan İkinci Murâd Han zamânında hazînedârlıktan vezirliğe yükseldi. İstanbul’un fethi sırasında Anadolu beylerbeyiydi. Fetihten sonra iki sene kadar sadâret vekilliği yaptı ve 1455’te bu görevini Mahmûd Paşaya devretti. 1470’te Rum Mehmed Paşanın azli üzerine vezîriâzam oldu. Bu sıralarda Anadolu’da başkaldıran Karaman ve Germiyanoğullarının hareketi bastırıldı. Anadolu’daki Aksaray kasabasından bâzı sanat erbâbı, âilesi ile birlikte İstanbul’a getirilip yerleştirildi ve buraya Aksaray denildi. İshak Paşa 1472’de Akkoyunlu üzerine yapılacak seferden önce görevden alınıp, sadârete ikinci defâ Mahmûd Paşa…
Read MoreİSHAK ÇELEBİ
Yavuz Sultan Selim Han ve Kânûnî Sultân Süleymân Han devri âlim ve şâirlerinden. 1464 veya 1465’te Üsküp’te doğdu. Babası da Üsküplü olup, Kılıççı İbrâhim Efendi adında bir sanatkârdı. İshak Çelebi devrinin usûlünce tahsil görerek mükemmel yetişip, akranlarını geçti. Kara Bâlî Efendiden mezun olduktan sonra, Edirne’de İbrâhim Paşa Medresesine müderris tâyin edildi. Sonra, Üsküp Medresesine geçti. Bir müddet sonra da Bursa’ya giderek Kaplıca Medresesinde ders verdi. Daha sonra da İznik’te Sultân Orhan Han Medresesinde ve nihâyet 1526’da Edirne’de Dârülhadîs Medresesinde vazîfelendirildi. Yâni, Hadis İlimleri Yüksek Okulunda talebe yetiştirdi. İshak Çelebi, bir…
Read MoreÎSEVÎLİK
Îsâ aleyhisselâmın getirdiği hak dîne verilen ad. Îsâ aleyhisselâma nisbetle Îsevîlik, yerleştiği yer olan Nasıra’ya nisbetle Nasrânîlik adı verilmiştir. Allahü teâlâ insanlara, dünyâda ve âhirette kurtuluşa ermeleri için yol gösterici peygamberler göndermiştir. Bu peygamberlerden bir kısmı yeni bir din getirmiş bir kısmı ise bu dînin emir ve yasaklarını tebliğle vazifelendirilmiştir. Yeni bir din getiren peygamberlerden birisi de Mûsâ aleyhisselâmdır. Mûsâ aleyhisselâma Tevrat adında ilâhî kitap indirildi. Mûsevîlik dîninin esaslarını insanlara tebliğ etmesi emredildi. Mûsâ aleyhisselâmdan sonra gönderilen peygamberler de Mûsevîlik dîninin emir ve yasaklarını insanlara tebliğ ettiler. Peygamberlere karşı çıkan…
Read MoreİSA YÛSUF ALPTEKİN
Türkistan devletinin genel sekreterlerinden. 1908’de Doğu Türkistan’ın Kaşgar vilâyetine bağlı Yenihisar kazasında doğdu. Memleketinde tahsilini tamamladıktan sonra 1947 yılında Doğu Türkistan Hükümeti Genel Sekreteri oldu. Bir seneden fazla bu görevde kaldı. Bu süre zarfından milliyetçi anti emperyalist ve anti komünist bir politika uygulamanın rehberi oldu. 1949 yılında komünistlerin Doğu Türkistan’ı işgâlinden sonra Hindistan’a ilticâ etti. Bilâhare Türkiye’ye gelip yerleşti veİstanbul’da “Doğu Türkistan Göçmenler Derneğini” kurdu. Türkiye’nin çeşitli yerlerinde konferanslar verdi ve birçok milletlerarası toplantılara muhtıra ve tebliğler sundu. 1983 yılından beri Doğu Türkistan’ın Sesi Dergisi’ni çıkarmaktadır. Becerikli bürokrat – İrfan…
Read MoreİRTİDÂD HAREKETLERİ
Peygamber efendimizin hayâtının son senesinde ve vefâtından sonra, hazret-i Ebû Bekr’in halifeliği sırasında meydana gelen İslâmdan dönme hâdiseleri. Peygamber efendimizin “sallallahü aleyhi ve sellem” yirmi üç senelik peygamberliği sırasında Arabistan Yarımadasının tamâmı ve Arabistan Yarımadası dışındaki insanlardan pekçoğu heyet heyet gelerek Müslüman oldular. Veda Haccında 124.000 civârında Eshâb hazır bulundu. Vedâ Haccından sonra Yemâme’de Müseylemetü’l-Kezzâb, Necd’de Tüleyha, Yemen’de Esvedü’l-Ansî adında kimseler peygamberlik iddiâsıyla ortaya çıkıp yeni Müslüman olmuş kimseleri İslâm dîninden uzaklaştırmaya çalıştılar. Peygamber efendimiz hastalığı sırasında bu bölgelerde yaşayan Müslümanlara hitâben yazdığı mektuplarda yalancı peygamberlere aldanmamalarını ve peygamberlik iddiâsında…
Read MoreİRSİYET
Alm. Erblichkeit, Vererbungsmöglichkeit (f), Fr. hérédité (f), İng. heredity. Anne ve babanın fizikî ve zihnî karakterlerinin yavruya geçmesi durumu. Kromozom yapısına bağlı olarak, ebeveynlerden çocuklara normal veya anormal özellikler geçer. İrsî karakterler, ne tür olursa olsun, yavruya kromozomlar üzerindeki genler vasıtasıyla aktarılır. Gen, irsî materyalin taşınmasında rol oynayan birimdir. Genetik ilmi ise aktarılan özelliklerin taşınma kâidelerini ortaya koyar. İrsî olarak geçen karakterler sâdece anne ve babanın gözle görülen özellikleri değildir. Yakınların hususiyetleri ana ve babada ortaya çıkmayıp yavruda görülebilir. Bununla ilgili kânunları ve esasları ortaya koyan ilim, genetik ilmidir. Irkların…
Read MoreİRMİK
Alm. Griess, Fr. Semoule, İng. Semolina. Tahıl tânelerinin özellikle sert buğday tânelerinin ıslatılıp kurutulduktan sonra öğütülmesiyle elde edilen az çok iri tâneli un. Kabuklu (esmer) ve kabuksuz (beyaz) irmik olarak iki çeşidi vardır. Glütence (unun nişastası alınmış hâli) zengin, besleyici ve hafif olan irmik, çorba, tatlı yapımında kullanılır. Bâzı ülkelerde kuskus yapmaya yarar. Mısır irmiğinden polenta (koyu bulamaç şeklinde bir yiyecek) yapılır.
Read MoreİRLANDA
DEVLETİN ADI İrlanda Cumhûriyeti BAŞŞEHRİ Dublin NÜFÛSU 3.734.000 YÜZÖLÇÜMÜ 70.283 km2 RESMÎ DİLİ İngilizce DÎNİ Hıristiyanlık PARA BİRİMİ Pound Britanya Adalarını meydana getiren iki büyük adadan kendi adını taşıyan küçüğünün 5/6’sını kaplayan bir devlet. İrlanda, İrlanda Denizi ile Büyük Britanya Adasından ayrılır. Adanın altıda biri İngiltere’ye âittir. Târihi İrlanda’nın ilk yerlileri M.Ö. 6000 yılında Avrupa’dan geldiler. Daha sonra Keltler M.Ö. 400 yılında Gaal’dan gelerek Gal uygarlığını kurdular. St. Patrick 432’de İrlanda’ya Hıristiyanlığı getirdi ve halk yeni dîni kabul etti. M.S. 975’ten 1041’e kadar ada Vikinglerin saldırılarına mâruz kaldı. 1170 yılında…
Read MoreİRİDYUM
Alm. Iridium (n), Fr. Iridium (m), İng. Iridium. Kimyâsal etkilemelerin her çeşidine karşı çok dirençli olan beyaz, metalik bir element. 1802’de Smithson Tennant tarafından izole edildi. Özellikleri: Sembolü Ir olup, platin veya VIII-B grubu elementlerindendir. Atom numarası 77, atom ağırlığı 192,2’dir. Elektron dizilişi, (xe) 4f14 5d9 şeklindedir. Kararlı izotoplarının atom ağırlıkları 191 ve 193’dür. Ir-192 radyoaktif izotoptur. 2+,3+,4+ ve 6+ değerliklerini alabilir. Metalik iridyum, yüzey merkezli kübik kristal yapıya sâhiptir. Yoğunluğu 22,65 g/cm3 olup, 2454°C’de erir ve 5300°C’de kaynar. Bütün asitlere karşı dayanıklıdır. Kral suyundan bile etkilenmez. Ancak sodyum perklorat…
Read MoreİRAN
DEVLETİN ADI İran İslâm Cumhûriyeti BAŞŞEHRİ Tahran NÜFÛSU 59.570.000 YÜZÖLÇÜMÜ 1.648.000 km2 RESMÎ DİLİ Farsça DÎNİ İslâmiyet (Şiî) PARA BİRİMİ Riyâl Asya’nın batısında yer alan bir devlet. Kuzeyinde Sovyetler Birliği ve Hazar Denizi, doğusunda Afganistan ve Pakistan, batısında Türkiye ve Irak, güneyinde Basra ve Umman körfezleri bulunur. Târihi M.Ö. 3000 yıllarından beri İran biliniyordu. Bilinen en eski imparatorluk Elamlıların M.Ö. 1100-600 yıllarında kurdukları imparatorluktur. Elamlıların yerine Medlerin kurmuş oldukları imparatorluğu Persli Keyhüsrev M.Ö. 550 yılında yıkmış ve Anadolu’nun büyük bir bölümü dâhil olmak üzere egemenliği altına almıştır. İskender komutasındaki Yunanlılar…
Read MoreİRÂDE-İ SENİYYE
Osmanlı Devletinde özel veya resmî bir iş hakkında verilen pâdişah emri. Önceleri sadrâzamların arzları üzerine, yâni telhis ve takrirlerin üst kenarlarına yazılan pâdişah mütâlaalarına hatt-ı hümâyûn denilirdi. 1839’dan îtibâren ise pâdişâh emirlerine “irâde, irâde-i şâhâne” veya “irâde-i seniyye” denilmeye başlandı. Hatt-ı Hümâyûnda, konu ile ilgili belge, ekleriyle birlikte pâdişâha sunuluyordu. Pâdişah da konu hakkında karârını bizzat kendi el yazısıyla belgenin üst tarafına yazıyordu. İrâdelerde ise arz tezkiresi adı verilen telhisler, pâdişâha değil “serkâtib-i şehriyâri” denilen başkâtibe yazılmaya başlandı. Pâdişahın kendisine okunan arz tezkirelerinde belirtilen konu hakkındaki kararı serkâtib tarafından aynı…
Read MoreİPOTEK
Alm. Hiypothek (f), Fr. Hypothèque (f), İng. Mortgage. Rehin hukûkuna âit bir terim. Rehin vermek, bir sebepten dolayı bir şeyi hapsetmek, alıkoymak demektir. İpotek; arsa, binâ gibi gayrimenkul (taşınmaz) bir malın, doğmuş veya ileride doğabilecek bir borca karşılık, alacağın teminât altına alınabilmesi için tapuya şerh edilmesi sûretiyle, bir sözleşme sonucu ortaya çıkan gayrimenkul mal rehinidir. İpotek, aynî bir haktır. Borca karşılık teminât olarak gösterilen gayrimenkulün, borçluya âit olması şart değildir. Mal sâhibinin ipotek edilen gayrimenkul üzerinde zilyetliği (elde bulundurma ve faydalanma hakkı) devâm eder. İpotek, tarafların serbest irâdesiyle yaptıkları sözleşmenin…
Read MoreİPEKBÖCEĞİ (Bombyx mori)
Alm. Seidenspinner (m), Seidenraupe (f), Fr. Ver à soi (m), İng. Silk-moth. Familyası: İpekböceğigiller (Bombycidae). Yaşadığı yerler: Evcil olarak evlerde dut yaprakları üstünde beslenir. Özellikleri: Bir çeşit gece kelebeği. Tırtılı ipek kozasını yapar ve dut yaprağı yer. Bir koza 800 metre uzunluğa varan bir tek ipek telinden örülür. Ömrü: İki ay kadar. Çeşitleri: Tek evcil türdür. Böcekler sınıfının pulkanatlılar takımından ipekböceği kelebeğinin tırtılı. Bu kelebeğin tırtılı ipek kozası yapar ve dut yaprağı yer. Kelebekler açık krem renginde tombul vücutlu ve yumuşak tüylüdür. Evcil olarak beslene beslene kelebek uçamaz hâle gelmiştir.…
Read More