Hücre

Alm. Zelle (f), Fr. Cellule (f), İng. Cell. Canlının canlılık özellikleri taşıyan, yapı ve görev bakımından en küçük parçası. Cansız âlemde tuz, elmas gibi birçok cisimler, billûr hâlinde bulundukları gibi, protoplazma da, muayyen vazîfelere göre gruplanmış mikroskobik parçalar hâlinde bulunur. Bu parçalara, hücre denir. Hücre hayâtın ilk müstakil parçasıdır. Canlılar, hücrelerden yapılmıştır. Bir buğday filizi, hücre kulesi; küçük hayvanlar, bir hücre sarayı; insan da büyük bir hücre şehri demektir. Bir hücrenin genişliği ortalama 0.02 mm’dir. Birbirine bitişik hücreler hâlinde bulunan protoplazma, plastik yâni balçık çamuru hâlindedir. Dışardan bakıldıkça bulanıkdır. Yumurta…

Read More

Huzur Dersleri

Pâdişâhın huzûrunda ilim adamlarınca yapılan ders. Osmanlı pâdişâhları zaman zaman ulemâdan ileri gelenleri saraya davet ederler, ilmî mütâlaalarını dinliyerek istifâde ederlerdi. Huzurda âyet-i kerîme ve hadîs-i şerîflerin tefsirleri anlatıldığı gibi müsbet ilimler, edebî konular konuşulur, ilmî müzâkereler yapılırdı. Sâdece Osmanlılarda görülen ve hangi târihte ihdâs edildiği kesinlikle belli olmayan huzûr derslerinin Osmân Gâzi ile başladığı iddia edilmektedir. Sultan Üçüncü Mustafa 1759 yılında bir kânunla huzur dersleri denilen ve Ramazanın birinden onuncu gününe kadar devam eden bir ders ihdâs etmişti. Ramazandaki huzur derslerinin mevzuu dînî konular olurdu. Kâdı Beydâvî Tefsîri’nin okunması…

Read More

Hutbe

Alm. Predigt (f), Fr. Oraison (f), sermon (m), İng. oration, sermon. Cumâ ve bayram namazlarında, ibâdet maksadıyla minberde okunan duâ ve nasîhat. Dînî hitâbetin bir çeşidi olan hutbe, Cumâda namazdan evvel, bayramlarda namazdan sonra okunur. Hute okuyana “hatîb” denir. Câmide merdivenle çıkılıp, hutbe okunan yüksek yere “minber” adı verilir. Hutbe, bir ibâdet olup, Cumâ namazının edâ şartlarındandır. Namazdan önce okunması lâzımdır. İki bölümdür: Birincisi hutbede hatîp efendi, içinden “eûzü” okuyup, sonra yüksek sesle, hamd ve senâ, kelime-i şehâdet ve salâtü selâm okur. Sonra sevâba ve azâba sebeb olan şeyler ile…

Read More

Hurûfîlik

İslâmiyeti yıkmak için kurulan bozuk yollardan biri. Kurucusu bir Acem (İran) Yahûdîsi olan Fadlullah bin Abdurrahman Tebrizî, İran’ın kuzeyinde Esterâbâd şehrinde 1340’ta doğdu. Kur’ân-ı kerîmde açıkça bildirilen haramlara helâl diyen ve bundan dolayı kendilerine “İbâhiyye” ismi verilen Karâmiti fırkasına mensuptur. Fadlullah-ı Hurûfî, kurduğu bozuk yolun esaslarını anlatmak için Câvidân adında Farsça büyük bir kitap yazdı. Kitabında, Kur’ân-ı kerîmdeki harflere mânâlar vererek, kendisinin tanrı olduğunu bildirdi. Bütün dinleri inkâr ve İslâmiyetle alay etti. Kurduğu bu bozuk yolda çok önem verdikleri harflerle sayılar arasındaki münâsebeti ve bunlara metafizik bir mâhiyet izâfe etmeyi,…

Read More

Hunlar

Alm. Hunne (m), Hunnin (f), Fr. Les Huns (pl.), İng. The Huns. Orta Asya’da ve Avrupa’da devlet kuran ilk Türk boyu. Hunlara Çin kaynaklarında Hiung-nu adı verilmektedir. “Kun” ismi ile anılan Hunlar, târihte bilinen ilk Türk devletini kurmuşlardır. Hunlarla uzun süren mücâdeler yapan Çinliler, Türk saldırılarına karşı koyabilmek için meşhur Çin Seddini yapmışlardır. Hunlar hakkında ilk bilgilerin bulunduğu Çin kaynaklarında; kuzeylerinde yaşayan atlı göçebelerin, sınırlarını geçerek ülke içine yaptıkları akınlar ve Çin prensleri veya hükümdârlarının çok defâ birbirlerine karşı giriştikleri saltanat mücâdelelerinde, büyük bir askerî güce sâhip bu göçebelerden yardım…

Read More

Huneyn ve Tâif Gazvesi

İslâm târihinde Hevazin ve Sakîf kabileleri ile 629 (H.8) senesinde yapılan savaş. Mekkeli müşriklerle yapılan Hudeybiye Antlaşmasından sonraİslâmiyet, Arabistan’ın her tarafına yayıldı. Putperestlerin merkezi Mekke Müslümanları tarafından fethedildi ve bütün putlar kırıldı. Mekke’nin fethinden sonra Kureyş kabilesinin çoğu Müslüman olunca bunlarla dost geçinen civar kabileler de İslâmiyete karşı yakın bir alâka duymaya başladılar. Öteden beri Müslümanlara düşmanlığı ile tanınan Hevazin kabilesi İslâmiyetin zaferinden endişe etmeye başladı. Aynı hâlin kendi başlarına da geleceğini düşünerek Müslümanlarla savaş yapmaya karar verip Taif’te bulunan Sakîf Kabilesi ile birleştiler. Sa’doğulları Kabilesi ve diğer bâzı küçük…

Read More

Huneyn bin İshak

Dokuzuncu yüzyılda Irak’ta yetişen ve fen ilimlerinin bir çok sahasında tercüme yapan, eser yazan âlim. Künyesi, Ebû Zeyd’dir. 810 (H.194) senesinde Fırat kıyısındaki Hire kasabasında doğdu. 873 (H.260) senesinde Bağdat’ta vefât etti. Huneyn bin İshak’ın babası eczâcıydı. Babasının laboratuvarındaki malzeme ve âletler, Huneyn bin İshak’ta ilme karşı bir ilgi uyandırdı. Basra’ya gidip, meşhur dil âlimi Hâlid bin Ahmed’den Arap dili ve edebiyâtını öğrendi. Asıl arzusu tabip olmaktı. Bu yüzden Bağdat’a giderek, Yahyâ bin Maseveyh ve başkalarından tıb ilmini tahsil etti. Ayrıca Yunanca, Süryânice ve Farsçayı öğrendi. Hocası gibi meşhur bir…

Read More

Hukuk

Alm. Rechet, Fr. Droit, İng. Law. İnsanlar arasındaki sosyal münâsebetleri ve toplum hayâtını düzenleyen kâideler (kurallar) topluluğu. Arapça bir kelime olan hukuk, “hak” kelimesinin çoğulu olup, “haklar” demektir. Hak da hukuk nizamının ve kurallarının sağladığı menfaat ve yetkilerdir. (Bkz. Hak) İnsanların hayat düzenini ve intizamını sağlayan kurallardan biri de hukuktur. Hukuk, fertler ve çeşitli insan toplulukları arasındaki münâsebetleri, adâlete uygun olarak düzenlemeye çalışan kuralların bütününden meydana gelir. Hukuk, beşerî münâsebetlerde, adâletin meydana çıkmasına hizmet eden bir hayat nizâmıdır. Hukuk, ayrıca insanın toplum içinde, ferdî hak ve hürriyetlerinin kurulup, muhâfaza edilmesini…

Read More

Hudeybiye Antlaşması

İslâm târihinde Peygamberimiz devrinde Mekke’deki putperest müşrikler ile 628 yılında yapılan antlaşma. Antlaşma, Mekke yakınında bulunan Hudeybiye köyünde yapıldığı için bu adı aldı. Müşriklerin Müslümanlarla yaptıkları Hendek Savaşında yenilip Mekke’ye dönmelerinden bir sene sonra, Peygamberimiz sallallahü aleyhi ve sellem rüyâsında eshâbı ile birlikte Mekke’ye gidip emniyet içerisinde Kâbe’yi tavâf ettiklerini gördüğünü Eshâbına anlatmış, Eshâb-ı kirâm bunu işitince çok sevinmişlerdi. Bunun üzerine eshâbıyla birlikte Kâbe-i muazzamayı ziyâret (tavâf) etmek niyetiyle yola çıktı. Bin beş yüz kişi kadar idiler. Maksatları ziyâret olduğu için yanlarına yolcu silâhından başka silâh almamışlardı. Zül-Hüleyfe denilen yere…

Read More

Hucvîrî

Evliyânın büyüklerinden. Künyesi, Ebü’l-Hasan olup, ismi, Ali bin Osman bin Seyyid Ali bin Abdurrahmân el-Cülâbî el-Hucvîrî el-Gaznevî’dir. Seyyiddir. Sultan Gazneli Mahmûd zamânında 1009 (H.400) senesinde Gazne’de doğdu. 1072 (H.465) senesinde Lahor’da vefât etti. Doğum ve vefâtı için başka târihler de rivâyet edilmektedir. Dânâ Genc-i Bahş ve Dâtâ Genc-i Bahş lakabları, Gazne’de doğduğu için Gaznevî, bu şehrin Cüllâb ve Hucvir isimli mahallelerinde ikâmet edip yetiştiği için Cüllâbî ve Hucvîrî nisbetlerini almıştır. Ömrünün sonunda Lahor şehrinde yerleşip, vefâtına kadar orada kaldı. Bu sebepten Lahorî de denilmektedir. Babası ve annesi sâlih kimseler olan…

Read More

Hûcendî

Onuncu yüzyılda yetişmiş olup, ekliptiğin meylini ölçen Müslüman hey’et, yâni astronomi âlimi. İsmi Hamid bin Hıdr, künyesi Ebû Mahmûd’dur. Doğum târihi belli değildir. 1000 (H.391) senesinde vefât etti. Hayâtı hakkında fazla bilgi yoktur. Büveyhîlerden Fahrüddevle (976-997) zamânında Rey’de bulundu. Bu şehrin civârındaki Cebel-i Tebruk tepesinde ekliptiğin meylini ölçtü. Bu ölçümü yaparken Es-Südüs-ül-Fahrî adını verdiği âleti kullandı. Südüs, dâirenin altıda biridir ve bugün bilhassa denizcilikte çok kullanılan sekstant âletinin öncüsüdür. Yarıçapı yaklaşık 20 metreydi. Bu âletle, daha önce yapılan benzer diğer âletler arasındaki en büyük fark, bununla yalnız derece ve dakika…

Read More

Hilye-i Seâdet

Sevgili Peygamberimiz Muhammed aleyhisselâmın görünüşü, tanınması. Lügatta hilye, “yaratılış, sûret (görünüş), sıfat” mânâlarına kullanılmıştır. Hilye kelimesi, Peygamberimizin görünüşünü anlatan hadîs-i şerîf ile dört halîfesi ve torunları hazret-i Hasan ve hazret-i Hüseyin’in isimleri bulunan güzel hatlarla yazılmış levhalar için de kullanılmaktadır. Türk-İslâm Edebiyâtında, Peygamberimizin görünüşünü anlatan eserlere de hilye veya şemâil adı verilmiştir. Birçok şâirler, bu hususta eşine çok az rastlanabilecek şiirler terennüm etmişlerdir. Resûlullah efendimizin, görünen bütün uzuvlarının şekli, sıfatları, güzel huyları, hayâtının tamâmı bütün incelikleri ile çok geniş ve açık olarak İslâm âlimleri tarafından senetleri, vesîkaları ile yazılmıştır. Bu…

Read More

Hiciv-Hicviye

Bir kişiyi, bir toplumu, bir âdeti, görülen kusur ve eksiklikleri, gülünç hâlleri, açık veya kapalı olarak yeren, alaya alan söz ve yazılar. Ebedî türün mizah kısmındandır. Hicivde daha çok şahsî menfaatler hâkimdir. Hicveden kendisini karşı taraftan üstün görür. Halk edebiyâtında “taşlama”, divan edebiyâtında “hiciv”, yeni edebiyâtta da “yergi” olarak tanımlanır. Hiciv, manzum ve mensur olabilir. Hiciv söyleyen ve yazanlara “heccâv” veya “hecâ-gû” denir. Hicvin iğneleyici, güldürücü olması ve bayağılığa düşmemesi lâzımdır. Zekâya dayanan bu sanatın başarılı olabilmesi, içindeki zekâ oyunu ile hicvedilenin beklenmedik şekilde alaya alınmasına bağlıdır. Yaradılıştan olan kusurlar,…

Read More

Hızır Çelebi

Osmanlı âlimi. İstanbul’un ilk kâdısı ve belediye başkanı. İsmi, Hızır bin Celâleddîn olup, soyca Nasreddîn Hoca‘ya dayanır. Babası Sivrihisar kâdısıydı. Sivrihisar; bugünkü Eskişehir’in ilçesi olabileceği gibi, Akşehir yakınlarında, o devirde büyük bir kasaba olan bugünkü Sivrihisar köyü de olabilir. 1407 senesinde Sivrihisar’da doğdu. İlk tahsilini babasından gördü. Sonra, Molla Yegan‘ın derslerine devâm etti. Aklî ve naklî ilimlerde yetişti. Molla Yegân’ın kızıyla evlendi. Kırâat ilmini İbn-i Cezerî‘den öğrendi. Hızır Bey, zekâsının kuvveti ve çalışmasındaki azmi ile kısa zamanda birçok dînî ve fennî ilimlerde derin âlim oldu. Memleketi olan Sivrihisar’da kâdılık ve…

Read More

Hız

Alm. Geschwindigkeit (f), Fr. Vitesse, velocite (f), İng. Speed, velocity. Bir hareketlinin birim zamanda aldığı yol. Alınan yolun zamâna göre değişimi olarak da târif edilebilir. Alınan yol doğrusal ise hız çizgisel, dâiresel ise açısal olur. Hareketlinin herhangi bir andaki hızına âni hız, yol boyundaki hızların ortalamasına da ortalama hız adı verilir. Hız, vektörel bir büyüklüktür. Yönü ve şiddeti ile ifâde edilir. Hız birimleri C.G.S. (cm, g, sâniye) sisteminde cm/s, M.K.S. (metre, kg, saniye) sisteminde m/s, İngiliz ölçü sisteminde feet/s = 30,6 cm/s veya mil/saat = 1,6 km/saat’dır. Yaygın olarak kullanılan…

Read More

Hırka-i Şerîf

Peygamberimiz “sallallahü aleyhi ve sellem” tarafından büyük velî Veysel Karânî‘ye hediye edilen hırka. Peygamber efendimiz vefâtına yakın sırtlarındaki hırkanın Veysel Karânî’ye verilmesini hazret-i Ömer ile hazret- i Ali’ye vasiyet ettiler. Resûlullah’ın “sallallahü aleyhi ve sellem” vefâtından sonra hazret-i Ömer ile hazret-i Ali bu mübârek emâneti götürüp Veysel Karânî’ye teslim ettiler. (Bkz. Veysel Karânî) Veysel Karânî’ye hediye edilen bu Hırka-i Şerîf Van civârında İrisân Beylerine kadar gelmiş ve bunlardan Şükrullah Efendi 1618 (H. 1027) senesinde Osmanlı Sultanı İkinci Osman Hana getirip hediye etmiştir. Sultan Abdülmecîd Han, bu Hırka-i Şerîf için, Fâtih…

Read More

Hırka-i Saâdet

Peygamber efendimizin “sallallahü teâlâ elyhi ve sellem” Topkapı Sarayında altın ve gümüş sandık içerisinde muhâfaza edilen hırkasına verilen ad. Yazdığı güzel kasîdesinden dolayı, Eshâb-ı kirâmdan Ka’b ibni Zübeyr’e “raddıyallahü anh” Peygamber efendimiz tarafından hediye edilmişti. Asırlardan beri İslâm devletleri tarafından büyük bir ihtimamla saklanan Hırka-i Saâdet, Mısır’ın fethi üzerine Mekke Şerîfi tarafından diğer mukaddes emânetler ile birlikte Yavuz Sultan Selim Hana teslim edildi. Peygamber efendimize âit mübârek eşyâlarının bütün Müslümanlarca çok büyük değeri ve bunların arasında bilhassa Hırka-i Saâdetin husûsî bir yeri vardır. Bunun sebebi, hırkanın halîfelik alâmeti sayılmasıdır. Yavuz…

Read More

Hıristiyanlık

Alm. Christentum (n), Fr. Christianisme (m), İng. Christianity. Îsâ aleyhisselâma gönderilen hak din Îsevîliğin bozulmuş hâline verilen ad. Aslı bozulmuş semâvî dinlerdendir. Semâvî din, değeri üstün ve yüce olan, ilâhî bir kaynağa dayanan ve tek Allah’a inanmayı kabul eden “hak din” demektir. Hıristiyanlığın aslı, ilâhî vahye dayanır. Bizzat Allahü teâlâ tarafından hazret-i Îsâ’ya gönderilmiştir. Hıristiyan sözü, Yunancadaki Khristianos kökünden gelir. Îsâ aleyhisselâmın adı “Khristos” olarak da geçtiği için, hazret-i Îsâ’ya (Khristos’a) bağlanan, onun yolundan gidenler mânâsında “Khristianos” veya “Khristiyan” kelimeleri kullanılmıştır. Günümüzde ise Hıristiyan sözü yaygın olarak kullanılmaktadır. Hıristiyan kelimesi…

Read More

Hıdırellez

Rûmî senede Nisan ayının 23., mîlâdî senede mayıs ayının 6. günü. Hıdırellez, Hızır aleyhisselâm ile İlyâs aleyhisselâmın isimlerinin birleştirilerek söylenmesinden doğan bir ifâdedir. Bir yıl, “Hızır” ve “Kasım” olarak ikiye ayrılır. Mayıs ayının 6’sında Hızır ile yaz başlar ve 186 gün sürer. Kasım ayının 8’ine kadar devâm eder, bundan sonra kış başlar. 179 gün (şubatın 29 çektiği artık yıllarda 180 gün) sürer. Yazın ilk günü sayılan 6 Mayıs gününe Hıdırellez denmesinin sebebi ise; Hızır aleyhisselâmın kurak bir yere oturması ile o yerin yeşerip dalgalanmaya başlamasıdır. Bu sebeple, yaz başlangıcında ortalığın…

Read More

Hezârfen Ahmed Çelebi

Osmanlı Devleti zamânında yetişen ve dünyâda ilk olarak uçmayı başaran Türk bilgini. Ne zaman ve nerede doğduğu bilinmeyen Ahmed Çelebinin hayâtı hakkında mâlûmat yok denecek kadar azdır. 1623-1640 yılları arasında saltanat süren Sultan Dördüncü Murâd zamânında yaşamış olup, meşhur gösterisini yine bu Sultan huzûrunda yapmıştır. Fen alanındaki geniş bilgi ve tecrübesi ile halk arasında “Hezârfen” yâni bin fenli diye bilinen Ahmed Çelebi; araştırma yapmaktan usanmayan, yiğit, akıllı ve bilgili bir kişiydi. Hezârfen Ahmed Çelebiden önce havacılık târihinde ilk olarak yine ünlü bir Türk bilgini olan İsmâil Cevher; kollarına kanat takarak…

Read More

Hersekli Ârif Hikmet

Osmanlı şâirlerinden. 1839 senesinde Hersek’in Mostar kazâsında doğdu. Babası Zülfikâr Nâfiz Paşadır. Hersek’te tahsile başladı. Dedesi ve babası ölünce Bosna’ya taşındı. Tahsil için İstanbul’a geldi. Özel hocalardan sarf, nahif, mantık, meânî, beyân dersleri aldı. Tahsilden sonra ilk olarak sadrâzamlık özel kalem müdürlüğünde vazîfe aldı. Yedi-sekiz sene çalıştıktan sonra kendi isteğiyle ayrıldı. 1868 senesinde Adliye Nezâretinde çalışmaya başladı. 1883 senesinde Erzurum Asliye Hukuk Mahkemesi reisliğine, bir müddet sonra da Bursa Bidâyet Mahkemesi reisliğine tâyin edildi. Bursa’da üç sene kalan Ârif Hikmet Bey, annesi ölünce istifâ ederek, İstanbul’a geldi. Bir müddet sonra…

Read More

Hepatit

Alm. Leberentzündung, Hepatits (f), Fr. Hepatite (f), İng. Hepatitis. Karaciğerin iltihâbî hastalıklarına verilen isim. Genellikle sarılıkla kendini gösteren hepatitlerin seyrinde karaciğer yetmezliği belirtileri de ortaya çıkabilir. Hepatiti yapan birçok sebeb olabilir. Bunların başında virüsler gelir. Ayrıca parazitler, mantarlar, bakteriler, alkol, bâzı ilaç ve zehirler de hepatite yol açmaktadırlar. Hepatitlerin had ve müzmin şekilleri vardır. Had viral (virüs tarafından yapılan) hepatit: Bunu yapan üç tip virüs olduğu kabul edilir. Hepatit A Virüsü “Enfeksiyöz Hepatit”ini; Hepatit B Virüsü “Serum hepatiti”ni yapar. Ayrıca A veya B olmayan bir virüsle de hepatit belirtileri ortaya…

Read More

Hemoglobin

Alm. Hamoglobin (n), Fr. Hemoglobine (f), İng. Haemoglobin. Kırmızı kan hücrelerinde (alyuvarlarda) bulunan, kanın oksijen ve karbondioksit taşıma işini yapmasında görevli, demir ihtivâ eden solunum pigmenti. Alyuvarlara kırmızı rengini, sağlıklı kişilerin cildine pembe görünüşü veren bu maddedir. Omurgalılar ile bâzı omurgasız hayvanların gaz taşıma pigmentidir. Diğer hayvanlar başka pigmentlere sâhiptir. Hemoglobinin ana görevi dokular ile akciğer arasında oksijen ve karbondioksit taşınmasını temin etmektir. Nefes alma esnâsında akciğerlere giren havanın oksijeni kandaki hemoglobin tarafından bağlanır. Hemoglobinin oksijenle yaptığı bu gevşek bileşiğe “oksihemoglobin” denir. Dokulara ulaştığında ise, oksijeni bırakıp karbondioksiti alır. Bu…

Read More