İBRÂHİM HAVVÂS

Dokuzuncu yüzyılda Bağdat’ta yaşamış olan evliyânın büyüklerinden. İsmi, İbrâhim bin İsmâil el Havvâs olup, künyesi Ebû İshak’tır. Herkes tarafından medh edilmiş, tevekkül edenlerin, her işinde Allahü teâlâya güvenenlerin reisi diye anılmıştır. Havvâs “hurma yaprağından zenbil dokuyucu” demektir. Bağdatlıdır. Doğum târihi kesin olarak bilinmemektedir. 903 (H.291) senesinde Rey’de vefât etti. Büyük evliyâ Cüneyd-i Bağdâdî hazretlerinin ilim meclislerinde ve sohbetlerinde bulunarak yükseldi. Tasavvuf yolunda büyük evliyâ oldu. İnsanlara İslâmiyetin emir ve yasaklarını anlatarak, onların dünyâda ve âhirette saâdete kavuşmaları için çalıştı. Güzel ahlâkı ile pekçok kimsenin hidâyete kavuşmasına vesîle oldu. Pekçok kerâmetleri…

Read More

İctihâd

Hukuk ilminin kaynaklarından biri. İctihâd lügatte, gücü, kuvveti yettiği kadar zahmet çekerek, uğraşarak çalışmak demektir. Hukukta ictihâd, hakkında kânûnî bir hüküm bulunmayan meselede, hâkimin kânuna, örf ve âdet hukûkuna veya kendisinin hukuk bilgisine dayanarak verdiği karardır. Kânunda boşluk bulunan bir meselede, hâkimin takdir yetkisi vardır. Hâkimin, takdir yetkisine dayanarak verdiği hukûkî kararlarına “mahkeme ictihâdı” adı da verilmiştir. Mahkeme ictihâdları bir hukuk kuralı olmak kuvvetine sâhiptir. Şu kadar var ki, ilk mahkemenin (sulh veya asliye) kararı,Yargıtay Yüksek Mahkemesinin kararıyla bozulabilir. Yargıtay Genel Kurulunun verdiği “ictihâd birleştirme kararı”, bir kânun kuvvetinde olup,…

Read More

İbrâhim Nehâî

Tâbiînden, yâni Peygamber efendimizin “sallallahü aleyhi ve sellem” Eshâbını gören büyüklerden. Kûfe’de yetişen en büyük fıkıh ve hadis âlimlerindendir. İsmi, İbrâhim bin Yezîd’dir. Künyesi Ebû İmrân’dır. Kendisi Kûfeli olduğu hâlde aslen Yemen’deki Nehâ Kabîlesine mensub olduğundan, Nehâî nisbesiyle meşhur olmuştur. 668 (H.47)de Kûfe’de doğdu, 715 (H. 96) senesinde orada vefât etti. Eshâb-ı kirâmdan hazret-i Âişe, Ebû Sa’îd-i Hudrî ve başkalarıyla görüşüp, hadîs-i şerîf rivâyet etti. Fıkıh ilmini hazret-i Ali, Abdullah bin Mes’ûd ve hazret-i Ömer’den öğrendi. Abdurrahmân ibni Yezîd, Mesrûk, Alkame, Kâdi Şüreyh gibi zamânının meşhur âlimlerinden ilim öğrendi ve…

Read More

İbn-i Sîrîn

Tâbiînden, yâni Peygamber efendimizin Eshâb-ı kirâmını gören büyüklerden. Meşhur hadis, fıkıh, tefsir âlimi ve rüyâ tâbircisi. İsmi; Muhammed bin Sîrîn, künyesi Ebû Bekr’dir. Babası, Eshâb-ı kirâmdan Enes bin Mâlik’in âzâdlı kölesidir. Aslen Basralı olan İbn-i Sîrîn, 653 (H.33) senesinde doğdu, 729 (H.110) senesinde vefât etti. Güzel bir terbiyeyle yetiştirilip büyütülen İbn-i Sîrîn, Eshâb-ı kirâmdan otuz kişiyle görüştü. Onların sohbetinde bulunarak, hazret-i Âişe, Enes bin Mâlik, Zeyd bin Sâbit, Ebû Hureyre, Abdullah bin Abbâs, Ebû Sa’îd-i Hudrî ve Ebü’dderdâ radıyallahü anhüm, gibi büyüklerden hadîs-i şerîf rivâyet etti. Hadis ilminde imâmlık (300.000’den…

Read More

İbn-i Kesîr

Mekke-i mükerremede yetişen meşhur kırâat âlimlerinden. Tâbiînden yâni Peygamber efendimizin arkadaşlarını görenlerdendi. Kur’ân-ı kerîmin kırâatini (okuyuşunu) Peygamber efendimizin okuduğu gibi bildiren âlimlerin ikincisidir. İsmi, Abdullah bin Kesir bin Muttalib’dir. Künyesi ise Ebû Said veya Ebû Muhammed’dir. Ayrıca Ebû Bekr veya Ebü’s-Salt künyeleri de vardır. Abdullah bin Kesir, 665 (H. 45) yılında Mekke’de dünyâya gelmiştir. Âilesi aslen İranlıdır. Babaları, Kisrâ tarafından gemilerle Yemen’in San’a şehrine gönderilmiş ve Habeşlilerin de kendilerini buradan çıkarmaları üzerine Mekke’ye göç etmişlerdir. İbn-i Kesir, Eshâb-ı kirâmdan Abdullah bin Zübeyr, Hâlid bin Zeyd Ebû Eyyûbi Ensârî, Enes bin…

Read More

İBN-İ SÎNÂ

İslâm âleminde yetişen meşhur felsefeci ve tıp âlimi. İsmi, Huseyn bin Abdullah bin Hüseyin bin Ali bin Sînâ el-Belhî, künyesi Ebü’l-Ali’dir. İbn-i Sînâ diye meşhur oldu. Batı dünyâsında Avicenne adıyla tanındı. 980 (H.370) senesinde Buhârâ yakınlarındaki Afşan’da doğdu. 1037 (H.428) senesinde elli yedi yaşındayken öldü. Fevkalâde bir zekâ, hareketli ve çok kuvvetli bir hâfızaya sâhib olan İbn-i Sînâ, on yaşında Kur’ân-ı kerîm’i ezberledi. On sekiz yaşına kadar devrinin bütün ilimlerini öğrendi. İlk tahsiline, sapık İsmâiliyye fırkasından olan babasının yanında başladı. On yedi yaşındayken, Buhârâ Prensi Nûh bin Nasr Sâmânî’yi tehlikeli…

Read More

İbâdiyye

Hazret-i Ali zamânında ortaya çıkan Hâricîlerin bir kolu. Kurucusu, Abdullah bin İbâd’dır. Bu sebeple bu adı almışlardır. Bu ismin yanı sıra, “kendilerini Allah’a satanlar” anlamında Şurât, Ehlül’adl vel-istikâmet isimlerini de kullanmaktadırlar. Abdullah bin İbâd, hazret-i Ali, hazret-i Mu’âviye ile, hakem yapmak sûretiyle anlaştığı için, hazret-i Ali’den ayrıldı. Trablusgarb’a gitti. Orada İbâdiyye fırkasını kurdu. İbâdiyye’nin kurucusu hakkında fazla bir bilgi yoktur. İbâdiler de, onu sâdece fırkanın kurucusu, imâmı olarak tanımaktadır. Onun, 64 (M.683) senesinde İbn-i Zübeyr’e yardım etmek için Medîne savunmasına katılığı ve Emevî idârecileriyle ve husûsen Abdülmelik bin Mervan ile…

Read More

İcmâ

Bir asırdaki müctehid âlimlerin söz birliği. İslâm dînindeki fıkıh bilgilerinin dört kaynağından biridir. Din bilgilerinde senet, kaynak dörttür. Bunlar; Kur’ân-ı kerîm, hadîs-i şerîfler, icmâ ve kıyâs (ictihâd)tır. Din bilgilerini açıklayan İslâm âlimleri, bir işin nasıl yapılacağını Kur’ân-ı kerîm’de açık olarak bulamazlarsa, hadîs-i şerîflere bakarlar. Hadîs-i şerîflerde de bulamazlarsa, bu iş için icmâ varsa öyle yapılmasını bildirirler. Eshâb-ı kirâmın, Tâbiînin, yâni Eshâb-ı kirâmı gören ve tanıyan İslâm âlimlerinin ve onları görenlerin icmâı, din bilgilerinde delildir, senettir. Daha sonra gelenlerin ve İslâm âlimi olmayan kimselerin yaptıkları, söyledikleri şeye icmâ denmez. Şiîler, Vehhâbîler…

Read More

Islahat Fermânı

Kırım Savaşının son yıllarında Batılıların etkisiyle sadrâzam Âlî Paşa tarafından gayri müslimlere daha fazla hakların verilmesi için hazırlanıp, 1856’da yayınlanan ferman. Gülhâne Hatt-ı Hümâyûnu gibi, imparatorlukta yapılması kararlaştırılan yeni bir düzenin prensiplerini ve programını içine alır. Bu ferman esas olarak Tanzimât hükümlerini tekrarlayan, onları açıklayan ve genişleten bir fermandır. Kırım Savaşını doğuran olaylar, Osmanlı Devleti içindeki Hıristiyan ahâlinin imtiyazları (hakları) meselesine de bağlı olduğundan, barışı düzenleyen Pâris Kongresinde bu mesele de ele alındı. Nitekim İngiltere, Fransa ve Avusturya daha Nisan 1855’te Viyana’da Kırım Savaşı sonrasında yapılacak antlaşmanın esaslarını görüşerek bâzı…

Read More

HİLÂL-İ AHMER

Harb zamanlarında yaralılara, sulhta muhtaçlara yardım etmek maksadıyla kurulan hayır cemiyeti. Cemiyet hâlinde yaşayan insanlar arasında fakir, zengin, muhtaç ve sakatların bulunması gâyet normaldir. İlâhî dinler, insanlar arasında yardımlaşmayı, muhtaçların elinden tutulmasını emrettiğinden, inananlar arasında bu hususlar tam yerine getirilmiştir. İnsanlar bunlara uymakta güçlük çıkarınca, idâreciler kânûnî müeyyideler ile bâzı hususlarda mecbûriyetler getirmişlerdir. Avrupalılar, insanlar arasındaki mânevî bağların azaldığı 19. asırda yardımlaşmayı sağlamak, harp zamânındaki yaralılara bakmak için cemiyetler kurdular. Kurdukları bu cemiyete Sâlib-i Ahmer adını verdiler. Daha sonra bu cemiyet Kızılhaç adını aldı. İslâmiyetin ilk yıllarında ve daha sonraki…

Read More

İBN-İ HALDÛN

Büyük İslâm târihçisi, kırâat ve fıkıh âlimi, devlet adamı, sosyolog. İsmi, Abdurrahmân bin Muhammed Hadramî, künyesi Ebû Zeyd, lakabı Veliyyüddîn’dir. Aslen Yemen’in Hadramut şehrinden olduğu için Hadramî, âilesi Tunus’a hicret etmeden önce Endülüs’ün İşbiliyye şehrinde oturduklarından İşbilî isimleriyle de anıldı. 1332 (H. 732) senesinde Tunus’ta doğdu. 1406 (H. 808) senesinde Kâhire’de vefât etti. İbn-i Haldûn, çocukluğundan olgunluk yaşına gelinceye kadar, babası Muhammed Vâbilî’nin nezâretinde yetişti. Ondan terbiye görüp, ilim öğrendi. Önce Kur’ân-ı kerîm’i ezberledi. O zamânın en meşhur kırâat âlimi olan Şeyh Ebû Abdullah Muhammed bin Bezzâl-i Ensârî’den kırâat-i seb’a’yı…

Read More

Hidrojen Bombası

Alm. Wasserstoff bombe (f), Fr. Bombefà hydrogène (bombe H), İng. Hydrogen bomb. Tahrip gücü yüksek termonükleer bomba. Altmış megatona kadar çıkarılabilen tahrip gücü ile 390 km2’lik bir alanda (takriben 11 km yarıçaplı dâiresel bir alan) tahribat meydana getirir. Yakıcı sıcaklığı 26 km yarıçaplı dâiresel alanı etkiler. Hidrojen bombası hidrojenin izotopları olan döteryum ile trityumun çekirdeklerinin kaynaşması (füzyon) reaksiyonunun zincirleme olarak devam etmesiyle meydana getirilir (Bkz. Nükleer enerji). Füzyon reaksiyonunun başlayabilmesi için yaklaşık 3,5×107 °K civarında kritik bir sıcaklığın elde edilmesi gerekir. Bu da atom bombasının patlatılmasıyla açığa çıkan ısı ile elde…

Read More

Hurma (Phoenix dactylifera)

Alm. Dattelpalme (f), Fr. Dattier(m), İng. Date palm. Familyası: Palmiyegiller (Palmae). Türkiye’de yetiştiği yerler: Yerli bitkimiz değildir. Batı, Güney Anadolu ve Akdeniz bölgesinde yetişir. İnsanoğlunun yetiştirdiği en eski bitki çeşitlerinden biri. Bâbil’in en eski yerlileri Sümerler hurmayı en azından 5000 sene önce ilk defâ yetiştirmişlerdir. Kuzey Afrika ve Orta Doğu bölgelerinin ekonomisinde çok eskiden beri büyük bir rol oynar. Amerika’ya İspanyollar tarafından 19. yüzyılın başlarında getirilmiş ve Meksika civârında yetiştirilmiştir. İlk defâ Basra Körfezinde yetiştirildiği tahmin edilen hurma bitkisi yaklaşık 18-24 m boyundadır. Yapraklarının bir kısmı yere doğru sarkar ve…

Read More

İftâr

Oruçlunun oruç açması; oruç açma vakti, oruçlu bir kimseye orucunu açtırmak. İftâr; Allah rızâsı için farz veya nâfile oruç tutan bir Müslümanın, güneşin ufukta kaybolmasından tamâmen batmasından sonra bir şey yiyerek veya içerek oruç açmasına denir. İftâr vakti, duânın kabul olduğu mübârek bir vakittir. Dînimizde iftâr etmeye ve iftâr vaktine büyük kıymet verilmiştir. Asırlar boyunca Müslümanlar, iftâr vaktini tövbe ve istiğfâr ederek, duâ ve niyâzda bulunarak beklemişler, îtinâ ile hazırlanmış sofraların başında yiyip içmelerine hiçbir mâni yokken vaktin girmesini bekleyerek, Allah’ın emrine itâat ve ibâdet etmenin huzûr ve lezzetini yaşamışlardır.…

Read More

Hüseyin Vâiz-i Kâşifî

Tîmûroğulları hükümdârlarından Sultan Hüseyin Baykara zamânında Herât’ta yetişen Hanefî mezhebi fıkıh âlimlerinden ve evliyânın büyüklerinden. İsmi, Hüseyn bin Ali, lakabı Kemâleddîn’dir. Kâşifî, Vâiz-i Hirevî Velî gibi isimlerle şöhret bulmuştur. Reşehât-ı Ayn’ül Hayât kitabının müellifi Ali Hirevî’nin babasıdır. Doğum târihi bilinmemektedir. Horasan’da bulunan Sebzevâr veya Beyhak beldelerinden birinde doğdu. 1505 (H.910)’te Herât’ta vefât etti. Çocukluğundan îtibâren ilim tahsiline yönelen Vâiz-i Kâşifî, zamânın âlimlerinden din ve zamanın fen bilgilerini öğrendi. Gençliğinin bir kısmını doğum yerinde geçirdi. Daha sonra Nişâbûr ve Meşhed’e gitti. Tefsir, hadis, fıkıh ve edebiyât ilimleri ile tasavvufta zamânın önde…

Read More

Hüseyin Paşa (Gâzi, Deli)

Osmanlı sadrâzamlarından. Bursa Yenişehir’de doğan Hüseyin Paşa, Enderun’da, saray baltacıları arasında eğitim gördü. Küçük ve büyük mîrâhûrluk vazifesinde bulunduktan sonra, 1632 yılında Kaptan-ı deryalığa getirildi. Bir müddet sonra açılan Revan Seferine Kaptan-ı derya olarak katıldı. Revan’ın fethinde büyük gayret gösteren Hüseyin Paşa, daha sonra Âzerbaycan üzerine yapılan harekâta katıldı. Dönüşte Diyarbekir’deyken 1635 yılında devletin mühim eyaletlerinden biri olan Mısır’a Beylerbeyi tâyin edildi. İki sene bu vazifede kalan Hüseyin Paşa İstanbul’a çağırılarak, Anadolu Beylerbeyliğine getirildi ve Sultan Dördüncü Murâd’la beraber Bağdat Seferine çıktı. Muhâsara esnâsında kendi tarafına düşen iki kaleyi kolaylıkla…

Read More

Hüseyin Paşa (Amcazâde Hacı)

Osmanlı sadrâzam ve devlet adamlarından. Köprülü Mehmed Paşanın kardeşi Hasan Ağanın oğlu olup, doğum târihi belli değildir. Yeğen Hüseyin Bey nâmı ile de tanınmaktadır. İlk defa Sadrâzam Kara Mustafa Paşanın giriştiği Viyana Seferinde bulundu. 1684 yılında Beylerbeyi pâyesiyle Şehrizor eyâleti vâliliğine gönderildi. 1689 yılında vezir oldu. Sadâret kaymakamlığı, kaptan-ı deryâlık, Sakız muhâfızlığı, Adana vâliliği ve Belgrad muhâfızlığı gibi vazîfelerde bulunan Hüseyin Paşa, Sultan İkinci Mustafa’nın Zenta sefer-i hümâyûnuna katıldıktan sonra, 18 Eylül 1697’de sadrâzamlığa getirildi. Hüseyin Paşa ilk olarak 1683 yılından beri müttefik Avrupa devletlerine karşı devâm eden harbe son…

Read More

Hüseyin bin Tallal

Ürdün Meliki. 14 Kasım 1935’te Amman’da doğdu. Peygamber efendimizin soyundan olup, şerîftir. Harrow ve Sandhurs’ta öğrenim gördü. 1952’de sağlığının bozulması üzerine tahttan indirilen babası Kral Tallal’ın yerine geçti. Tahta çıktıktan sonra uygulamaya koyduğu politikalarla ülke ekonomisini güçlendirmeye çalıştı. 1956’da Arap Lejyonu komutanı İngiliz general John Bagot Glubb’ın görevine son verdi. 1958’de de İngiliz birliklerinin ülkesinden çekilmesini sağladı. Aynı yıl Irak’la ittifak anlaşması yaparak Arap Federasyonunu kurdu. Kral Hüseyin, Haziran 1967’de başlayan Arap-İsrâil Savaşına katıldı. Savaşta Ürdün birlikleri çeşitli başarılar sağladılarsa da diğer Arap ülke liderlerinin basîretsizlikleri sebebiyle Arap orduları yenilgiye…

Read More

Hüseyin Baykara

Tîmûr Hanın torunu olup babası Muizzüddin Ömer Şeyhtir. 1438 yılında Herat’ta doğdu. 1470 (H. 874) yılında Şahruh’un oğlu Baysungur’un torunu Mirzâ Yâdigâr Muhammed’i bertaraf ederek; Horasan, Sîstân, Belh ve Harezm bölgelerine hâkim oldu. Böylece Tîmûr torunları arasındaki taht mücâdelelerine son verdi. Herat’ı başşehir yaptı. Devri, hâkim olduğu yerlerde sulh ve sükûn devri olduğu gibi, Herat da kültür merkezi durumuna geldi ve şöhreti dünyâya yayıldı. Hattâ Uluğ Beyin ölümü üzerine sönmeye yüz tutmuş olan Semerkand medeniyeti, yerini Herat Medeniyetine bıraktı. Zamânında Herat’ta ilim tahsil eden talebe sayıs 12 bin kişiyi buldu.…

Read More

Hüseyin Avni Paşa

Sultan Abdülazîz’in tahttan indirilip şehit edilmesine sebeb olan devlet adamlarından. 1820 yılında doğan Hüseyin Avni, Ahmed adında bir uşağın oğludur. 15 yaşında İstanbul’a geldi. Bir müddet medresede okuduktan sonra Harbiye’ye girdi ve 1849 yılında Kurmay Kıdemli Yüzbaşı rütbesiyle burasını bitirdi. 1855’te paşa olan Hüseyin Avni, Kırım Harbine katıldı. Sadrâzam Fuâd Paşanın himâyesinde hızla yükseldi. 1863 yılında müşir rütbesiyle Birinci Ordu Kumandanı ve Serasker oldu. Girit ve Teselya vâliliklerinde bulundu. 13 Şubat 1874’te Sadrâzam oldu ise de 1875’te azledildi. Getirildiği mevkilerde pâdişâh ve devlet aleyhine entrikalar çeviren Hüseyin Avni, bu sebeple…

Read More

Hürriyet

Alm. Freiheit (f), Fr. Libertée (f), İng. Freedom. İnsanların fert veya grup olarak, diğer fert veya grupların her türlü tahakküm ve sınırlamalarından uzak bulunması hâli, serbestlik. Hürriyet konusunu, insanlar çağlar boyu tartışmışlardır.Hemen her devirde filozoflar, ideologlar, siyâset, bilim ve din adamları ile sonraki asırlarda iktisatçılar hürriyeti târif ederek, fert ve cemiyet hayatındaki yerini, sınırlarını tesbit etmeye çalışmışlardır. Eski Yunan ve Roma’nın bilinen târihlerinden bu yana yapılan hürriyet tartışmalarında ortaya konulan pekçok görüş ve fikirlerin, hürriyet anlayışlarının hepsinin birleştiği ortak nokta “Hürriyetin mutlak olmadığıdır.” Yâni fert ve cemiyet için kayıtsız şartsız…

Read More

Hümanizm

Alm. Humanismus, Fr. Humanisme, İng. Humanism. Yunan ve Lâtin kültürü ve insanlık anlayışını benimseyip, onları kendilerine örnek alan, bu çerçeve içerisinde insana değer verilmesini esas kabul eden düşünce sistemi. Papazlar tarafından değiştirilen Hıristiyanlığın ortaçağda temsilcisi durumunda olan kilisenin halka zulüm ve baskısına karşı tepki olarak doğdu. On dördüncü asırdan îtibâren Rönesans hareketiyle birlikte Avrupa’da yayılmaya başladı. Hümanizm hareketi taraftarları kilisenin bu tavrı karşısında, Yunan ve Lâtin kültürüne, hayat tarzına hayranlık duydular ve bir bakıma kiliseye bağlılığı bulunmayan serbest bir hayata kaçmak istediler. Bu sebeple Avrupa’da Hıristiyanlığa ve onun şahsında dinlere…

Read More

Hülâgü

Moğol hükümdarı. 1217’de doğdu. İran’da Moğol İlhanlı devletini kurdu. Kardeşi büyük han Möngke tarafından İsmâiliye fırkasını ve Bağdat’ta bulunan halifeyi yok etmek üzere bir orduya komutan yapıldı. 1253 senesinde Moğolistan’dan çıktı. 1256 senesinde Âzerbaycan’daki sapık bir fırka olan İsmâiliye eşkıyalarını kılıçtan geçirdi. İsmâiliye devletinin son reisleri olan Rükneddîn’i öldürdü. Yüzlerce kale ve sığınağı yıktı. 1258 yılında da Bağdat üzerine yürüdü. Bu sırada Abbâsî Devletinin başında Halife Müsta’sım bin Müstensır bulunuyordu. Dînine çok bağlı ve Sünnî idi. Veziri olan İbn-i Alkami ise Şiî olup, halifeye sâdık değildi. Devlet idâresi bunun elinde…

Read More