GAZ SAYACI

Alm. Gasuhr (f) (m), Fr. Comteur (m) a gaz, İng. Gas meter. Gazın hacim olarak akma miktarını ölçen araç. Kullanma maksadına göre çeşitli tipte îmâl edilirler. Evlerde küçük tipte, pozitif yer değiştirmeli sayaçların kullanılmasına karşılık, büyük tüketim merkezlerinde, gazın meydana getirmiş olduğu basınçtan istifâde edilerek dönen, orifizli (delikli) ve ısı kapasiteli sayaçlar kullanılır. Bunların yanında parayla çalışan tipler de yapılmıştır. Teknikte ilk gaz sayacının kullanılması, 1815 yılından sonra olmuş ve sulu olarak adlandırılan gaz sayacı kullanılmıştır. Bunların yapılış esası, ölçme tamburu, gövde ve sayaç mekanizmasından meydana gelmektedir. Ölçme tamburu üç…

Read More

GAZ MASKELERİ

Alm. Gasmasken pl, Fr. Masques pl. a gaz, İng. Gas masks. Zehirli gazlar ile havadaki bâzı maddelerin solunum organları ile gözlere zararlı tesirlerini önlemek için kullanılan, nefes alınan bölümü filtreyle donatılmış, ayrıca bir nefes verme borusu ile gözlük bölümü bulunan ve yüze başın arkasından dolanan bantlarla takılan bir âlet. İlk gaz maskeleri, Birinci Dünyâ Savaşında Almanların kimyevî gaz silâhları kullanmaları üzerine Amerika ve İngiltere tarafından îmâl edilip, kullanıldı. Bu ilk maskelerde hava, giriş yerinde bulunan odun kömüründen geçerken, içindeki zehirli gazları tutulmaktaydı. İlk yapılan bu maskeler ağır olup ve sâdece…

Read More

GAZ

Alm. Gas (n), Fr. Gaz (m), İng. Gas. Maddenin üç hâlinden biri. Bu hâldeyken maddenin yoğunluğu çok az, akışkanlığı ise son derece fazladır. Gaz hâlindeki maddelerin belirli bir şekli ve hacmi yoktur. Katı bir madde ısıtıldığı zaman, katı hâlden sıvı, sıvı hâlden de gaz hâline geçer. Bu duruma faz (safha) değişikliği denir. Sıvıyı meydana getiren tânecikler (atom veya moleküller) birbirlerini çeker. Sıvı ısıtıldığı zaman, tânecikler arasındaki çekim kuvveti yenilir ve tânecikler sıvı fazdan (ortamdan) ayrılarak gaz hâline dönüşürler. Gazı meydana getiren tânecikler her yönde hareket edebilir ve bulundukları kabın hâlini…

Read More

GAYZER

Alm. Gaysir, Geiser (m), Fr. Geyser (m), İng. Geyser. Sıcak su ve buharı, zemin içinde 30 m gibi bir derinliğe ulaşabilen tabiî bir tüp şeklindeki boşluktan yeryüzüne fâsılalı olarak fışkırtan kaynak. Gayzer adı, Güneybatı İzlanda’da mevcut ve püsküren anlamını taşıyan “Geysir” adlı bir gayzerden gelmektedir. Gayzerler, ekseriya yeni bir volkanik aktiviteye sâhip bölgelerde ortaya çıkmaktadır. Gayzerlerde peşpeşe iki fışkırma arasındaki zaman periyodu umûmiyetle düzensizdir. Amerika’da Yellowstone Millî Parkındaki gayzerin suyu takrîben, saatte bir, 50 m yüksekliğe fışkırmaktadır. Bâzı yerlerde gayzer faaliyeti gösteren soğuk su kaynakları da vardır. Yeni Zelanda’da ve…

Read More

GAYRİ SÂFİ MİLLÎ HÂSILA (GSMH)

Alm. Bruttosozialprodukt (BSP), Fr. Produit National brut, İng. Gross National Product (GNP). Millet ekonomisinin bir devre (genellikle bir yıl) zarfında iktisâdî faaliyetlerinin sonucunu, topyekün ifâdeye yarayan bir terim. İktisâdî faaliyet brüt olarak ifâde edilmekte olup, dönem içinde makinalar, techizât ve tesislerde meydana gelen aşınma ve eksilmeler dikkate alınmadan mal ve hizmetlerin toplamı göz önünde bulundurulur. Bahse konu mallar ise fert ve husûsî teşebbüslerle devlet sektörü tarafından meydana getirilmiş istihsal malları, kapital malları ve hizmetleri ifâde etmektedir. Bu mal ve hizmetler, fizikî yapılarıyla değil, o devre zarfında değer buldukları fiyatlarla, yâni…

Read More

GAYDA

Alm. Dudelsack (m), Fr. Cornemuse, musette (f), İng. Bagpipe. Dünyânın en eski müzik âletlerinden birisi. Hitit oymalarından bu âletin M.Ö. 1000 senesinden evvel de kullanıldığı anlaşılmıştır. Avrupa’ya muhtemelen M.S. 1. asırda girmiş ve Roma ordusunda kullanılmış ve ortaçağda Avrupa’nın her yerinde yaygın hâle gelmiştir. Shakespeare, Milton, Spencer gibi edebiyatçılar bile bu âletten bahsetmişlerdir. Fransa’da gaydanın musette olarak bilinen tipi Kral Ondördüncü Louis zamânında bir hayli yaygın kullanıldı. Hattâ bir zaman için orkestra ve operalara giren gayda, klasik bestekârların ilgisini çok az çekmiştir. Gayda 15. asrın ilk yarısında İngiltere’de çok sevilen…

Read More

GAY-LUSSAC, Joseph Louis

Hacimlerin birleştirilmesi kânununu bulan Fransız kimyâcısı. Buluşu, atomların ve moleküllerin birbirinden ayrılmasını ve özelliklerini ortaya koydu. 1778 yılında doğdu. Normal örğreniminin sonunda C.L. Berthollet’nin asistanlığına girdi. Sonradan Sorbon Üniversitesi Politeknik Okulunda ve Jardin des Plantes’ta kimyâ profesörlüklerinde bulundu. Pekçok endüstriyel problemler üzerinde çalıştı ve 1804’te balonla ilmî araştırmalar yaptı. Gazlar üzerindeki çalışmaları, gazların sâbit hacim oranlarında birleştiklerini ve ısıtıldıklarında hacimce genişlediklerini ortaya koydu. Bu sonuçlar daha önce Jacques A.Charles tarafından da ortaya konulmuştu. İyod gazını izole etti ve prussik asit üzerindeki çalışmalarında organik radikaller kavramını ortaya attı. Bu çalışmaları sonraki…

Read More

GÂVUR DAĞLARI

Anadolu’nun muhtelif yerlerindeki dağlara verilen isim. En önemlileri Adana Gâvur Dağı ve Erzurum Gâvur Dağı’dır. Adana Gâvur Dağı, Maraş’ın güneydoğusundan, Ceyhan Irmağı boyunca uzanır. Adana-Maraş yolu bu dağları Gâvur Dağı Geçidiyle aşar. Ayrıca bu bölgede Bahçe demiryolunun geçtiği Gâvur Dağı Tüneli bulunmaktadır. En yüksek tepesi 2259 metredir. Bu dağların güneyinde ve devamında Antakya’nın güneybatısında Asi Nehrinin denize döküldüğü yere kadar uzanan dağlar ise Amanos Dağlarıdır. Erzurum Gâvur Dağı ise Erzurum Ovasının kuzeyindedir. Fırat Nehri bu bölgeden doğar. Dumludağı olarak da bilinen bu dağın en yüksek tepesi Dumludağ 3236 metredir. 

Read More

GAUSS, Carl Friedrich

1777-1855 yılları arasında yaşayan Alman matematikçisi. Arşimet ve Newton ile mukayese edilebilecek ölçüde bilime katkıda bulunmuştur. Modern matematiğin kurucusu olarak görülür. Astronomi ve fizikteki buluşları, matematiktekinden az değildir. Eserlerinin değeri, ölümünden sonra açıklanmasına rağmen ancak 20. yüzyılda anlaşılabildi. Hayattayken 155 eser verdi. Rivâyetlere göre zihninden çok hızlı hesap yapardı. Bu sebepten ilkokulda öğretmenini etkilemişti. Eski lisanlar ve matematikte bilgi sâhibiydi. Gauss bütün temel matematik buluşlarını 14-17 yaşları arasında tasavvur etmişti. 1792’de geometrinin temelleriyle ve Euclid dışı geometrilerle ilgilenmiştir. Daha sonra sayılar teorisiyle uğraşmış, asal sayıları verecek bir kâide bulmaya çalışmıştır.…

Read More

GAT DAĞLARI

Hindistan Yarımadasının doğu ve batı kıyısında uzanan sıradağlar. Batı Gatlar, ortada bulunan Dekkan Yaylasını Umman Denizinden, Doğu Gatlar ise Bengal Körfezinden ayırır. 1600 km boyunca uzanan Batı Gatların en yüksek noktası, Anai Mudi Tepesi, 2695 metredir. Hint Okyanusu musonlarına karşı gelen bu dağlar, yaz mevsimi boyunca bol yağış alır. Bu sebeple bu dağlara Hindistan’ın “su hazînesi” denmektedir. Dağlar sık ve gür ormanlarla kaplıdır. Yine kuzeyden güneye uzanan Doğu Gatlar, güneyde Nilgiri Tepelerinde Batı Gatlarla birleşirler. Çoğunlukla fazla yüksek olmayan dağ kütleleri, bâzan 1500 m yüksekliğe yaklaşırlar. Muson yağmurlarından fazla istifâde…

Read More

GASTROENTEROLOJİ

Alm. Gastroenterologie (f), Fr. Gastro-enterologie (f), İng. Gastroenterology. Tıbbın dâhiliye bölümünün, hazım sistemi, karaciğer, safra yolları ve pankreas hastalıkları ile bunların endoskopik (gastroskopi, duodenoskopi, rektosigmoidoskopi, kolonoskopi, peritoneoskopi gibi) tedkik ve tedâvileriyle uğraşan kısmı. Bu işi kendisine meslek edinmiş, yâni gastroenteroloji ihtisasını yapmış olan hekimlere de “gastroenterolog” denir. Gastroenterolog olan hekimin dört senelik dâhiliye ihtisasından sonra, iki senelik gastroenteroloji ihtisası yapması gerekir. 

Read More

GASTROENTERİT

Alm. Gastroenteritis, Magen-Darm-Entzündung (f), Fr. Gastro-enterite (f), İng. Gastroenteritis. Mîde ve barsağın iltihaplarına verilen genel isim. Gastroenterite sebeb olan birçok âmil bulunmasına rağmen, besin zehirlenmeleri şeklinde görülmesi daha sıktır. Sebepleri arasında alkolizm, sıtma, had karaciğer iltihabı, bâzı yiyeceklere karşı hazım sistemi mukozasının aşırı hassas olması sayılabilir. Bâzı virüsler de gastroenterit tablosu ortaya çıkarabilir. Kimyâsal maddelerden arsenik ve böcek zehirleri de sık olarak gastroenterit yaparlar. Besin zehirlenmelerinde en çok görülen mikroplar “stafilokok”, “salmonella” ve “clostridium” cinsi bakterilerdir. Karında bir rahatsızlık ve sıkıntı hissiyle başlayan gastroenteritte genellikle olaylar hızlı gelişir ve bulantı,…

Read More

GASTRİT (Mîde Nezlesi)

Alm. Gastritis (f), Magen-schleimhautent-zündung (f), -katarrh (m), Fr. Gastrite (f), İng. Gastritis. Mîdenin iltihaplarına verilen genel isim. Gastritler, had veya müzmin olabilir. Çabuk gelişen gastritlere had (akut), uzun zamandan beri mevcut bulunanlara da müzmin gastrit denilir. Yakıcı maddeler ve ışınlar sebebiyle meydana gelen had gastritler dışındakilerin, müzminleşmeyeceği kabul edilir. Had gastritler: Âni olarak teşekkül eden ve çabuk iyileşen gastritlerdir. Belirtileri kısa sürede ortaya çıkar. Sebebi meydana getiren faktör mevcut oldukça, gastrit de devâm eder. Belirtileri arasında mîde ağrısı, mîdede dolgunluk hissi, iştahsızlık, bulantı, kusma veya ağızdan kan gelmesi olabilir. Had…

Read More

GASSÂNÎLER

Suriye’de hüküm sürmüş bir Hıristiyan Arap hânedânı. Ma’rib bendinin yıkılması sırasında Yemen’de yaşayan Ezd kabîlesi, buradan ayrılarak Suriye’deki Gassan Gölü çevresine yerleştiler. Zamanla yerleştikleri bölgenin ismini alarak kendilerine Gassânîler denildi. Hânedânı Suriye’ye götüren Sa’lebe bin Amr’ın oğlu Cafna döneminde Gassânîler, Fenike, Filistin ve Havran bölgelerini hâkimiyetleri altına aldılar. Bu dönemde bölgenin en güçlü kabîlesi Sâlihler ile Romalılara vergi vermek sûretiyle iktidârlarını devâm ettirdiler. Hâris bin Cabale döneminde (529-569) Sâlihleri yenerek nüfûzları altına alan Gassânîler bu defâ da İran’la komşu oldular. İbn-i Cabale, kendilerini İran’a karşı desteklemesi şartıyla Bizans İmparatorluğuna bağlandı.…

Read More

GASPIRALI İSMÂİL BEY

Gazeteci, yazar. 1851 senesinde Kırım Bahçesaray’ın Gaspıra köyünde doğdu. İlk tahsîlini Bahçesaray’da; ortaokulu, Akmescid’teki Rus ortaokulunda ve daha sonra Veronej’deki Rus askerî okuluna devâm etti. Bu okuldan Moskova askerî okuluna nakledildi. Buradaki Panislavizme tepki duyarak Türkçülük fikrine yöneldi. Okuldan da ayrıldı. Bir sene Bahçesaray ve Yalta’da öğretmenlik yaptı. 1872’de Paris’e gitti. 1874’te İstanbul’a geldi. Subay olmak istedi. Bu mümkün olmayınca, 1875’te tekrar Kırım’a döndü. Kırım’da yazı hayâtına başladı. 1878’de Bahçesaray Belediye Reisliğine seçildi. 1879’da gazete çıkarma teşebbüsünde bulundu. Bu teşebbüsüne Rusya hükûmetince izin verilmeyince, Rusya Müslümanları isimli eserini, Akmescit’te Rusça…

Read More

GARB OCAKLARI

Osmanlı Devletinin Kuzey Afrika’daki üç eyâleti; Tunus, Cezâyir ve Trablusgarb’a verilen ortak ad. Bunların muhtar bir idâreleri vardı. On altıncı yüzyılda Kuzey Afrika kıyılarında, batıdan Portekizlilerle İspanyolların, doğuda da Osmanlıların katıldıkları büyük bir nüfuz mücâdelesi vardı. Türkler ilk defâ olarak 1516’da Oruç Reis komutasında, İspanyollara karşı üstünlük kurarak Cezâyir’e ayak bastılar. Cezâyir bir aralık Tunus beyinin eline geçmiş ise de, 1525’te Hızır (Barbaros) tarafından geri alınmıştı. Akdeniz’i İspanyol gemilerine dar eden Hızır Reis, 1533’te Kânûnî Sultan Süleymân Hanın dâveti üzerine İstanbul’a gelerek Osmanlı Devletinin hizmetine girdi. Büyük Türk denizcisi, Cezâyir…

Read More

GARB

Alm. West, Fr. Decident, ovest, İng. West. Bir şeyin sınırı ve kenarı; bittiği, kaybolduğu yer mânâsına gelen Arapça kelime. Güneşin battığı yön anlamında kullanılır. Güneşin battığı yer anlamında da bu kelimeden türemiş olan “magrib” kelimesi kullanılır. Bu iki kelime “şark” ve “meşrik” kelimelerinin zıddıdır. Önceleri Meke ve Medine şehirlerinin batısında kalan kuzeydoğu Afrika ülkeleri için kullanılırdı. İslâm memleketleri genişledikçe “garb” ve “magrib” kelimelerinin muhtevâsı da genişledi. Irak, Filistin ve Mısır’ın fethinden sonra, Mısır’ın batısında kalan memleketlere Magrib denildi ki, bugün hâlâ bu yerler Magrib diye zikredilmektedir. Osmanlı İmparatorluğunun son zamanlarında…

Read More

GARAUDY, Roger

Fransız siyâsetçi, bilim adamı ve yazar. 1913’te Marsilya’da doğdu. İlk orta ve yüksek tahsilden sonra felsefe agrejesi (öğretim görevlisi) oldu. Marksist fikirlerin etkisinde kalarak ateşli savunuculuğunu yaptı. Gizli örgüt kurmak suçundan 1940’ta tutuklanarak gönderildiği kampta ayaklanmaya elebaşılık yaptığı için kurşuna dizilmek istendi. Ancak komutanın “Ateş!” emrine uymayan Cezâyirli askerler sâyesinde hayâtı kurtuldu. Askerlere; “Niçin ateş etmediniz?” sorusuna bir çavuş; “Bir Müslüman savaşçı için, silahsız birine ateş etmek şerefsizliktir!” cevâbını vermesi Garaudy’in İslâm kültürüne yönelmesine sebeb oldu. Fakat komünist fikirleri savunmaya devam etti. 1945’te Fransız Komünist Parti Merkez Komite üyeliğine getirildi.…

Read More

GANYMEDE

Aynı zamanda güneş sisteminin en büyük uydusu olan Jupiterin aylarından biri ve en büyüğü. Çapı  5280 km Gezegene uzaklığı  1.070.000 km Ortalama yoğunluğu  1,9 gr/cm3 Gezegeni etrâfında dönüş süresi  7,55 gün Kütlesi (Ay=1)  2,03 Keşif târihi  1610 İlk olarak İtalyan astronom Galileo Galilei tarafından keşfedilen ve isimlendirilen Ganymede aynı zamanda Marstan sonra Güneş sisteminde insanoğluna yerleşme ümidi veren ikinci gök cismidir. Nitekim ünlü kurgubilim yazarlarından Robert Heinlein’in Yeni Dünyâlara Doğru adlı eseri böyle bir hikâyeyi anlatır. Ganymede’in bu şekilde vasıflandırılmasının en önemli fizikî sebebi; yüzeyinde bol miktarda ve geniş buz…

Read More

GANJ NEHRİ

Hindularca kutsal kabul edilen Hindistan’da bir nehir. Dünyânın en büyük nehirlerinden biri olan Ganj Nehrinin uzunluğu 2700 kilometredir. Himalaya Dağlarının güney yamaçlarından doğar, Hint Okyanusunda Bengal Körfezine dökülür. 975.900 km2lik havzaya sâhiptir. Alakonda ve Bhagirati adında iki küçük suyla orta Himalayaların eteklerinden doğan nehir, önce güneye iner. Bu iki su, Uttar Pradeş’te birleşir. Daha sonra Sivalik Dağlarını geçen ve Hardvar Ovasını sulayan Ganj, Allahâbâd yakınlarında soldan Yamuna Irmağını, daha sonra Gagra, Sone, Gandek ve Kosi ırmaklarını alır. Bengal Körfezine 350 km kala, Bengladeş’ten gelen Brahmaputra ile birleşir. Bengal Körfezine dökülür.…

Read More

GANÎZÂDE NÂDİRÎ

Dîvân şâiri. 1572 (H.980) yılında İstanbul’da doğdu. Asıl adı Mehmed’dir. Şiirlerinde Nâdirî mahlasını kullanmıştır. Babası Abdülganî Efendi, Bolu’nun Gerede kazâsında ilim ve fazîlet sâhibi şâir bir kimseydi. İlk tahsile babasıyla başlayan Nâdirî, Hoca Sâdeddîn Efendiden okuyarak icâzet almıştır. Şeyhülislâm Sun’ullah Efendinin dâmâdıydı. Sâdeddîn Efendiden mezun olduktan sonra, İstanbul’da Papazoğlu Medresesine tâyin edildi. Daha sonra birçok medresede vazîfe yapan Nâdirî en son 1601’de Süleymâniye’de dördüncü medresede müderrislik yaptı. 1602 senesinde Selânik kâdılığına tâyin edildi. Sadrâzam Yemişçi Hasan Paşanın isteği üzerine azlolundu. 1604 senesinde Selânik kâdılığına iâde edildi. Aynı sene Mısır (Kâhire)…

Read More

GANDHİ, Rajiv

Hindli siyâset ve devlet adamı. 1944 yılında Bombay’da doğdu. 1984’te Sih asıllı koruma polislerince öldürülen kadın lider İndra Gandhi’nin oğludur. Dehradun’daki Dun Okulunda öğrenim gördü. Cambridge Üniversitesinde okuyarak makina mühendisi oldu. 1965’te pilot eğitimi gördü ve Air İndia’da pilotluk yaptı. 1980 yılında kardeşi Sanjay’ın bir uçak kazasında ölümünden sonra politikaya atıldı. Bu zamâna kadar Rajiv Gandhi, politikaya girmeyi düşünmüyordu. Fakat şartları onu siyâsetin içine çekti. 31 Ekim 1984’te annesi İndra Gandhi’nin öldürülmesi üzerine başbakan oldu. Aynı yıl içinde yapılan seçimlerde Kongre Partisi, târihindeki en çok oyu topladı. 1984-1989 yılları arasında…

Read More

GANDHİ, Mahatma

Hindistan’ın büyük millî lideri. Mahatma Mübârek lakabı ile tanınır. Batı Hindistan’da Kathiavvar yarımadasının Porbandar şehrinde 1869’da doğdu. Ticâretle uğraşan tanınmış bir Ortodoks âileye mensuptu. Babası soylu bir âiledendi. Aynı zamanda Porbandar şehrinin başpapazı olan babası, Gandhi’ye disiplinli bir ilk tahsil temin etmiş ve 13 yaşında evlendirmişti. Gandhi 18 yaşında Londra’ya tahsil için gitti. İngiltere’de zamânını İncil ve diğer din kitapları ile bâzı tanınmış batı felsefecilerinin eserlerini okuyarak geçirdi. Gandhi’nin fikirlerinde bu felsefecilerin tesirleri görülür. Hindistan’a döndüğü zaman, Bombay’da avukatlığa başladı, ancak bir Hindistan firmasında çalışmak üzere Güney Afrika’ya gönderildi. Orada…

Read More