Zehirlenmeler

Alm. Vergiftungen (f. pl.), Fr. Empoisonnements (m. pl.), intoxications (f. pl.), İng. Poisonings. Bir zehirin organizmaya alınması, birikmesi veya organizmanın bunu kendi bünyesinde üretmesi neticesinde meydana gelen, çeşitli dokulardaki geçici veya dâimi, menfî (zararlı) değişiklikler. Zehirlenme, bir defâda alınan zehirle husûle gelebildiği gibi, küçük dozların üst üste alınmasıyla da meydana gelebilir. Zehirlenmenin ağırlığı alınan maddenin miktarına ve vasıflarına bağlıdır. Zehirlenmeler çeşitli sebeplerden olabilir. Bunların başlıcaları: Endüstri mahsulleri ile: Bu zehirlenmeler çok çeşitli maddelerle meydana gelir. Bunların başında boya sanâyiinde kullanılan anilin, metilalkol; kauçuk endüstrisinde benzen, toluen, ksilol; eskiden tabâbette kullanılan…

Read More

Zehir

Alm. Gitt, Fr. Poison, İng. Poison. İnsan veya canlı vücûduna girince kimyevî tesiriyle, organların vazifesini bozan, hattâ öldürebilen maddelere verilen genel ad. Aslında zehirin umûmî bir târifi yapılamaz. Keçi, yirmi gram morfin yiyip, sıçramasına devam eder. Oysa morfin zehirdir. Ada tavşanları zevkle belladon yer de müteessir olmaz. Tuz rûhu da zehir olamaz. Zîrâ insan mîdesi bizzat bunu yapıyor ve hiçbir zararı olmuyor. Zehirli ve faydalı maddelerin tam târifini yapmak çok güçtür. Çünkü: Zehir, bunu alan canlının türüne tâbidir. Keçiye zehir olmayan morfin insan için zehirdir. Zehir, aynı cinse mensup canlıların…

Read More

Zehebî

Fıkıh, hadis ve târih âlimi. İsmi, Muhammed bin Ahmed bin Osman bin Kaymâz bin Abdullah et-Türkmânî el-Mısrî, künyesi Ebû Abdullah, lakabı ise Şemsüddîn’dir. Babası Şihâbüddîn Ahmed’in kuyumculuk sanatındaki mahâretinden dolayı, Zehebî, yâni “kuyumcu” diye meşhur oldu. Zehebî, aslen Türkmâniyye âilesinden olup, dedesi Diyârbekir’e bağlı Meyyâfârikîn şehrindendi. Dedesi Fahrüddîn Ebû Ahmed Osman, ticâret ve sanatla meşgul olurdu. Fakat mârifet ve hüsn-ül-yakîn sâhibiydi. 1274 (H.673) senesi Rebîülâhir ayında Şam’da doğdu. 1348 (H.748) senesi Zilkâde ayının üçünde, Mısır’da vefât etti. Bâbüssagîr denilen yere defnedildi. Çocukluğu, dînine bağlı olan âilesinin himâyesinde geçti. Çocuk terbiyesini…

Read More

Zebûr

Meşhur dört büyük ilâhî kitaptan biri. Allahü teâlâ tarafından Dâvûd aleyhisselâma indirilmiştir. Benî İsrâil’in peygamberlerinden olan Dâvûd aleyhisselâm, peygamberlikle sultanlığı kendinde toplamış bir peygamberdir (Bkz. Dâvûd aleyhisselâm). Dâvûd aleyhisselâmın çok güzel ve tesirli sesi olup, kendisine İbrânî dilinde Zebûr kitabı geldi. Kur’ân-ı kerîmde meâlen; “Biz Dâvûd’a (aleyhisselâm) Zebûr’u verdik.” (İsrâ sûresi: 55) buyrulmuştur. Bu kitap manzum şekilde olup, Tevrât’tan sonra indirilmiştir. Vâz ve nasîhat şeklindedir. Tevrât’ı açıklamış, onun hükümleriyle amel etmeye çağırmıştır. İçinde, helâl ve harama dâir hükümler yoktur. Zebûr, Tevrât’ı neshetmemiş, onun hükümlerini yürürlükten kaldırmamıştır. Ayrı bir şerîat kitâbı…

Read More

Zebrabalığı

Alm. Zebrafisch, Fr. Foissoin de Zébre, İng. Zebrafish. Familyası: İskorpitgiller (Scorpaenidae). Yaşadığı yerler: Hint Okyanusu ve Güneydoğu Pasifik’te yaşar. Akvaryumda da beslenir. Özellikleri: Uzunluğu 30 cm kadardır. Vücûdunda siyah beyaz yollar vardır. Dikenleri zehirlidir. Küçük balıklarla beslenir. Çeşitleri: Tek türdür. Vücûdu siyah ve beyaz çizgilerle süslü bir deniz balığı. Sırt ve göğüs yüzgeçlerinde uzun, oynak zehirli dikenleri vardır. İnsana battığında çok ızdırap verir, hattâ öldürebilir. İskorpitgiller âilesinin en zehirli türüdür. Vücûdu kemiksi dikenlerle kaplanmış olduğundan fark edilmesi oldukça güçtür. Çoğunluğu ılık ve kayalık denizlerde yaşar. Küçük balıkları avlayarak beslenir. Avlarını…

Read More

Zebra

Alm. Bergzebra, Fr. Zebre de montagne, İng. Mountain zebra. Familyası: Atgiller (Equidae). Yaşadığı yerler: Afrika’nın uçsuz bucaksız otlaklarında. Özellikleri: Katır iriliğinde, beyaz zemin üzerine siyah çizgili vücûdu vardır. Sürüler hâlinde yaşar. Otla beslenir. Çeşitleri: Üç türü vardır. Dağ zebrası (E. zebra), Greyvi zebrası (E. greyvi), Burşeli zebrası (E. burchelli). Afrika’da Büyük Sahra’nın güneyinde yaşayan vücûdu çizgili katır iriliğinde bir memeli. Çizgili yaban eşeği olarak da bilinir. Vücûdunun beyaz tonu üzerindeki siyah çizgiler tırnaklarına kadar devam eder. Tek parmaklılar takımındandır. Geviş getirmez. Sürüler hâlinde yaşar. Koku alma ve görme duyusu güçlüdür.…

Read More

Zebercet

Alm. Topas (m), Fr. Topaze (f), İng. Topâz. Flüorlu alüminyum silikat Al2SiO4(OH,F)2 yapısında, kıymetli taş özelliğine sâhip silikat minerali. Beyaz zebercet buji porseleni yapımında kullanılır. Isıya dayanıklılığı oldukça yüksektir. Katışıksız zebercet renksiz olabilir ve pırlanta kesim yoluyla traşlandığında elmasla karıştırılabilir. Zebercet sarı, mavi veya kahverenginin çeşitli tonlarında da olabilir. Taşın rengi ekseriya kararsızdır ve güneş ışığında renk değiştirir. Meselâ Sibirya’nın kahverengi zeberceti güneş ışığında beyazlaşır. 1750’lerde ilk defâ bir kuyumcu Brezilya zebercetinin hafifçe ısıtıldığında pembeleştiğini buldu. Sonra bu metod yaygınlaştı. Böyle yanık zebercete çoğu yerde Brezilya yakutu denir ve nâdir bulunan…

Read More

Zayıflama

Alm. (Ab) schwachung (f); Entkräftung (f), Fr. Affaiblissement (m), atténuation (f), İng. Debility, attenuation. Çeşitli sebeplere bağlı olarak, kişinin kilo kaybetmesi hâli. Zayıflamaya yol açan birçok hastalık vardır. Bunlar arasında çeşitli kanser türleri, zehirli guatr (hipertiroidim), tüberküloz gibi müzmin enfeksiyon hastalıkları, anoreksi nervosa gibi ruh hastalıkları sayılabilir. Durup dururken kısa zamanda süratle kilo kaybeden insanlar, kanser yönünden araştırılmalıdır. Kanserli hastalardaki zayıflamanın asıl sebebi iştahsızlıktır. Hasta o derece zayıflar ki bir deri, bir kemik hâlini alır. Bu tür aşırı zayıflığa “kaşeksi” adı verilir. Hipertiroidismde hastanın iştahı oldukça artmış olmasına rağmen, hasta…

Read More

Zatürre

Alm. Lungenentzündung, Pneuonie (f), Fr. Pneumonie (f), İng. Pneumonia. Akciğerlerin bakteri, virüs, riketsiya gibi çeşitli mikroorganizmalarla veya kimyevî ajanlarla ve yabancı maddelerle ihtihaplanması hâli. Tıp lisanındaki adı pnömonidir. Pnömoniler, anatomik dağılış şekillerine göre lober ve lobüler olarak ayrılmışlardır. Lober pnömonide akciğerin bütün bir lobu yaygın olarak iltihaplanmıştır. Daha ziyâde çocuk ve yaşlılarda rastlanan lobüler, diğer adıyla bronkopnömonilerde, ihtihap yer yer odaklar hâlindedir ve bronşiyoller de iltihaba katılmışlardır. Lober pnömonilerin çoğu pnömokok denen mikroplarca meydana getirilmektedir. Bronkopnömoniler; kronik, boğmaca, grip, kızıl, difteri, tifo gibi hastalıkların gidişi esnâsında meydana gelir. Kaşeksi, ihtiyarlık,…

Read More

Zatülcenp

Alm. Brust, Rippen- fellentzün dungi, Pleuresie, Pleuritis (f), Fr. Pleurésie (f), İng. Pleurisy. Akciğerleri örten zarların iltihaplanıp, bu zarlar arasında sıvı toplanması hâli. Tıp lisanındaki ismi, plörezidir. Akciğerleri örten zarlara plevra denir. Plevra; kan ve lenfa yollarıyla gelen mikropla iltihaplanabildiği gibi başta akciğer olmak üzere kalp zarı, göğüs duvarı gibi komşu organ hastalıklarının ilerlemesiyle de hastalanabilir. İltihaplı plevranın cilâsı bozulur, sertleşir, elastikiyetini kaybeder, üzerinde fibrin pıhtıları görülür. İltihap devam eder ve ilerlerse cerâhatli bir sıvı toplanması meydana gelir. Plevra iltihaplarında yan ağrısı vardır. Hastalar ağrı sebebiyle derin nefes almaktan korkarlar.…

Read More

Zarf

Alm. Umschlag (m), Kuvert (n), Fr. Enveloppe (f), contenant (m), İng. Envelope; cover; wrap. İçinde muhâfaza ettiği maddenin dışardan görülmesini ve dışarıya sızmasını önleyen, kullanma maksadına göre şekillendirilmiş kılıf veya kab. Mektup, evrak gibi şahıs veya teşkilâtlarla ilgili özel yazışmalar kapalı, düz ve umumiyetle kağıttan yapılmış zarflarda taşınır. Bu tür zarflarda kolaylık olması için bir taraf zamklanmıştır. Zamk ıslatılarak açık olan kenar kapatılabilir. Zarf bir örtüdür. Zarfın PTT hizmetlerinde önemi büyüktür. Mektup ve evraklar dağılmadan, tahrib olmadan, ilgisiz kişilerin göremeyeceği bir şekilde üzerlerinde yazılı olan adrese ulaşmasını sağlar. Zarf üzerinde…

Read More

Zarar

Alm. Verlust, Schaden (m), Fr. Perte (f), dommage (m), İng. Loss, damage. Bir işletmenin öz sermâyesinde meydana gelen eksilme. Bir iktisâdî birimin giderleri, gelirlerini aşınca aradaki fark sermâye eksilmesiyle karşılanır. Dolayısiyle, zarar, gelirin gideri aşması hâli olarak ifâde edilen kârın zıddıdır. Bir işletmenin zarara uğraması; sermâyesini verimli şekilde kullanmaması, mâliyetinin altında fiyatla satış yapması gibi hallerde söz konusu olur. Zararla işletmenin nakit yetersizliği aynı mânâda değildir. Zarar etmeyen bir işletmenin finansman sıkıntısı olabilir. Buna karşılık zarar eden bir işletmede likidite noksanı görülmeyebilir.

Read More

Zaptiye

Yurt içinde genel düzen ve güveni korumakla görevli askerî teşkilâta eskiden verilen ad. Osmanlı Devletinde 19. yüzyılın sonlarına kadar İstanbul’da zâbıta işleri Yeniçeri Ağalarıyla, Kaptanpaşalar, Bostancıbaşılar, diğer yerlerde Beylerbeyiler, Sancakbeyleri tarafından görülürdü. Tanzimattan sonra 1869 yılında çıkarılan Nizamnâme ile zaptiye teşkilâtı kuruldu ve zabıta işleri bu teşekkül tarafından yerine getirildi. Seraskerliğe bağlı olan zaptiye teşkilâtı bölük, tabur ve alaydan meydana gelirdi. Zamanla bu teşkilâtın görevini yapacak polis ve jandarma teşkilâtlarına geçildi. (Bkz. Jandarma, Polis)

Read More

Zeppelin, Ferdinand Von

Zeplinin ilk yapımcısı. Württemberg’in başlıca mahkeme görevlilerinden birinin oğludur. Ludwigsburg Askerî Akademisini, Tübingen Üniversitesini bitirmiş ve 1859’da askerî görev almıştır. 1864’te ABD’ye giden Zeppelin, Amerikan sivil savaşına katılmıştır. Daha sonraları Mississippi sularındaki deneycilere katılmıştır. Bundan sonra ilk balonunu yapmıştır. Avrupa’ya döndükten sonra Württemberg’de Prusya’ya karşı yapılan Yedi Hafta Savaşlarına (1866) katılmış, Fransız-Prus Savaşında (1870-1871) subay olarak görev almıştır. 1891’de 53 yaşındayken general rütbesine yükseldi ve âniden emekli oldu. Bundan sonra vaktini, kontrol edilebilir balonlarla uğraşarak geçirdi. Dış ve iç kaynaklardan aldığı yardımlar sâyesinde deneylerini tamamlayarak 1900’de bir hava gemisini uçurmayı…

Read More

Zamir

Alm. Pronomen, Fürwort (m), Fr. Pronom (m), İng. Pronoun. Bir ismin yerine kullanılan, ismin yerini tutan kelime veya ek. İsim olmayıp ismin yerini tutan kelimelerdir. Kelime durumundaki zamirler dörde, ek zamirleri de ikiye ayrılır. Kelime zamirler: Kişi (Şahıs) zamirleri: Bunlar kişi adlarının yerlerini tutmak için kullanılır: Ben, sen, o, biz, siz, onlar gibi. Ayrıca, asıl şahıs zamirlerinden daha kuvvetli mânâya sâhip olan “kendi” kelimesi dönüşlülük zamiri adını alan bir başka şahıs zamiridir. İşâret zamirleri: Varlıklar işâret edilerek onların adları yerine kullanılan zemirlerdir: Bu, şu, o, bunlar, şunlar, onlar gibi. Belirsiz…

Read More

Zambia

DEVLETİN ADI  Zambia Cumhûriyeti BAŞŞEHRİ Lusaka NÜFÛSU 8.300.000 YÜZÖLÇÜMÜ  752.614 km2 RESMÎ DİLİ İngilizce DÎNİ Putperestlik, Hıristiyanlık, İslâmiyet PARA BİRİMİ Kwacha Güney Afrika’da yer alan bir devlet. 8° 12’ ve 18° 03’ güney enlemleri ile 22° ve 33° 42’ doğu boylamları arasında kalır. Zambia’nın komşu olduğu ülkeler, kuzeyde Zaire; doğuda Tanzanya, Malami, Mozambik; güneyde Zimbabwe, Namibia, batıda Angola’dır. Târihi Zambia’nın ilk târihi hakkında pek az şey bilinmektedir. Buraya ilk gelen Avrupalılar, 1514’te Portekizliler oldu. Fakat ülkede ilk defâ büyük çapta keşif yapan misyoner David Livingstone’dur. 1850’de ülkeye gelen Livingstone ölünceye…

Read More

Zambakgiller

Alm. Liliazeen, Liliengewächse pl., Fr. Liliacées pl., İng. Liliaceae. Dünyânın çoğu yerlerinde yayılmış olan, fakat sıcak bölgelerde daha çok rastlanan, çoğu çok yıllık, otsu, bir kısmı odunsu bitkiler. Toprak altında soğan, rizom veya yumruları vardır. Yapraklar yassı ve şeritsi veya kalp şeklinde, bâzan da küçük zarımsı pul şeklinde veya etlidir. Bu familyanın takriben 250 cins ve 4000 kadar türü bulunur. Memleketimizde ise 32 cins, 200 kadar türü mevcuttur. Bu familyaya âit bâzı bitkiler şunlardır: Adasoğanı, çiğdem, sarısabır, mügeçiçeği, sarmısak, soğan, kuşkonmaz, sümbül, lâle gibi. Bunların çoğu süs bitkisi olarak yetiştirilmekte…

Read More

Zambak

Alm. Lilie (f), Fr. Lis (m), İng. Lily. Familyası: Zambakgiller (Liliaceae). Türkiye’de yetiştiği yerler: Batı Anadolu ve Karadeniz bölgesi. 50-100 cm boyunda beyaz, sarı veya kırmızı renklerde olan çok yıllık soğanlı ve otsu bir süs bitkisi. Çiçekler hoş kokuludur. Bahçelerde süs bitkisi olarak yetiştirildiği gibi Batı ve Kuzey Anadolu’da tabiî olarak yetişen yabânî türleri de bulunur. Nemli ve kumlu topraklardan hoşlanır. Taşlık ve kayalık yerleri sever. Memleketimizde yabânî olarak yetişen zambakların başında akzambak, kırmızı zambak, Zigana zambağı ve Trabzon zambağı gelir. Kullanıldığı yerler: Dâhilen (% 2’lik) idrar arttırıcı ve balgam…

Read More

Zaman

Alm. Zeit (f), Fr. Temps (m), İng. Time. Değişmekte olan bir standart hâdiseyle kıyaslanarak ölçülen; başlangıç ve son kabul edilebilecek iki hâdise veya vakit arasında geçen müddet (süre). Zamanın ölçülmesinde ekseriya bir sarkacın salınımı, dünyânın dönüşü veya bir elektromanyetik radyasyonun titreşimi gibi devrî (periyodik) bir hâdise esas alınır. SI (Systeme International) birim sisteminde zaman birimi olan sâniye, sezyum elementinin tayfındaki çizgiler kullanılarak tespit edilmektedir. Buna göre 1 sâniye (1 s) sezyum 133 atomunun en düşük enerjiye sâhip olduğu haldeki iki çok yakın seviye arasındaki geçişte ortaya çıkan radyasyonun titreşiminde 9.192.631.770…

Read More

Zaloğlu Rüstem

İran efsânevî kahramanlarından. Ünlü İran şâiri Firdevsî’ye âit olan Şehnâme adlı eserde büyük bir kahraman olarak gösterilir. Rüstem, Türk Edebiyatında Rüstem-i Zal, halk ağzında da Zaloğlu Rüstem diye anılır. Bilhassa İranlılar ile Turanlılar arasındaki mücâdelelerde kahramanlık, güçlülük ve yiğitlik göstermiştir. Bu yüzden pehlivan, yiğit, hükümdar gibi şahısları övmek için Zaloğlu Rüstem’in adı kullanılır.

Read More

Zakkumgiller

Alm. Hundsgiftgewächse, Apozynazeen pl. Fr. Apocynacées, apocynées pl., İng. Apocynaceae. Çoğu tropikal bölgelerde yetişen, süt taşıyan, yaprak dökmeyen ağaç ve çalılar. Yapraklar karşılıklı veya üçlü dâirevî durumlarda veya tepede yayık 5 lopludurlar. Çoğu türleri güzel çiçeklerinden dolayı süs bitkisi olarak yetiştirilmektedir. Memleketimizde 4 cins ve 7 türü bulunur. Bu familyaya âit bâzı bitkiler şunlardır: Zakkum, Cezayir menekşesi, Japon sarmaşığı, hünkâr beğendi gibi.

Read More

Zakkum-Zıkkım Ağacı

Alm. Oleander, Rosenlorbeer (m), Fr. Laurier (m) rose, İng. Orleander. Familyası: Zakkumgiller (Apocynaceae). Türkiye’de yetiştiği yerler: Batı ve Güney Anadolu. Haziran-eylül ayları arasında beyaz veya pembe renklerde çiçekler açan 2-5 m yüksekliğinde, süt ihtivâ eden, dere yataklarında ve su kenarlarında yetişen ve kışın yapraklarını dökmeyen, ayrıca bahçelerde süs bitkisi olarak yetiştirilen çalı tipinde ağaççıklar. Gövdeleri dik, esmer renkli ve silindir şeklindedir. Yaprakları mızrak şeklinde, kısa saplı, karşılıklı veya üçlü dâirevî durumlarda dizilmiştir. Çiçekler, yalancı şemsiye durumunda toplanmış, güzel kokulu, büyük çiçeklerin sapları tüylü ve oldukça kısadır. Bitki zehirlidir. Kullanıldığı yerler:…

Read More

Zaire

DEVLETİN ADI Zaire Cumhûriyeti BAŞŞEHRİ Kinshasa NÜFÛSU 41.150.000 YÜZÖLÇÜMÜ 2.345.409 km2 RESMÎ DİLİ Fransızca DÎNİ Hıristiyanlık, İslâmiyet, Putperestlik PARA BİRİMİ Zaire Güney Afrika’da bağımsız bir devlet. Zaire, batıda Kongo, kuzeyde Orta Afrika Cumhûriyeti ve Sudan; doğuda Uganda, Rwanda, Burundi ve Tanzanya; güneyde Angola ve Zambiya ile çevrili olup, 13° güney ve 5° kuzey enlemleri ile 12° ve 32° doğu boylamları arasında yer alır. Târihi Bugünkü Zaireliler muhtemelen Nijerya’nın güneydoğu kısmından göç eden Bantu kabilesinden meydana gelmektedir. Bunların çoğu M.S. 800 yıllarında Kongo havzasına geldiler. Bantulular ülkenin asıl yerlileri olan Pigmeler’i…

Read More