Alm. Paradies (n), Fr. Paradis (m), İng. Paradise. Âhirette, Allahü teâlânın râzı olduğu kimselerin gidecekleri ve sonsuz olarak zevk ve saâdet içinde yaşayacakları yer. Cennet kelimesi, lügatta C ve N harflerinden meydana gelmekte olup, aynı kökten meydana gelen cin, cinnet, cinân, cenîn kelimeleri gibi “örtülü” demektir. Cennet meyveler, çiçekler, güzel kokular ve daha pekçok güzellikler ile örtülü olduğundan bu isim verilmiştir. Dünyâda bağ, bostan, bahçe mânâsına da kullanılır. Kelimenin bu kullanılış şekli, daha çok teşbih, benzetme içindir. Bütün semâvî dinler ve bâzı semâvî olmayan inanç sistemleri, bu dünyâdan başka olarak…
Read MoreGün: 20 Ağustos 2019
Ansiklopedi Fihristleri
1 2 3 4 5 A-A A-A A-B B-C C-D 6 7 8 9 10 D-E E-G G-H H-İ İ-K 11 12 13 14 15 K-K K-L L-M M-M M-O 16 17 18 19 20 O-R R-S S-T T-Ü Ü-Z
Read MoreEf’âl-i Mükellefîn
İslâm dîninde mükellef (sorumlu) kimsenin her türlü davranışlarının dindeki hükümleri. Dînin emirlerinden ve yasaklarından sorumlu kimselerin, yapmaları ve sakınmaları lâzım olan vazîfelerin hükümlerini belirten dînî bir tâbir. Akıllı olan ve büluğ (ergenlik) çağına giren her Müslümanın, dînimizin emir ve yasaklarındaki bu hükümlere uyması kulluk vazifesidir. Ef’âl-i mükellefîn sekizdir: 1- Farz: Allahü teâlanın Kur’ân-ı kerîmde yapılmasını açıkça ve kesin olarak emrettiği şeylere denir. Namaz kılmak, oruç tutmak, zengin olunca zekât vermek ve hacca gitmek gibi. 2- Vâcib: Yapılması farz gibi kesin olan emirlere denir. Bu emirlerin Kur’ân-ı kerîmdeki delîli farz kadar…
Read MoreGöz
Alm. Auge (n), Fr. Oeil (m) Vue (f), İng. Eye. Görme organı. Duyu organlarının en önemlisi ve kuvvetlisi. Göz, omurgalılarda en gelişmiş duyu organı olup, insanlarda mükemmelleşmiştir. Karanlık bir gecede gökyüzüne baktığımızda milyonlarca kilometre uzaklıktaki yıldızları görebilmekteyiz. Basit yapılı canlıların bâzılarında (deniz yıldızları, öglena ve klorofilli su yosunları gibi) ışığa karşı duyarlı kısımlar mevcuttur. Su yosunları ve bitkilerin, özellikle çiçeklerin, görme ve hissetme kâbiliyetlerinin bulunduğunu gösteren ciddî araştırmalar mevcuttur. Bâzı sürüngenlerde, şakak kemiği içinde göze benzer bir organ görmeyi sağlar. Bunların gözleri ayrı ayrı görürler ve üzerlerinde pullar vardır (kozalaksı…
Read MoreKalp
Alm. (an) Herz (n), Herz , Gemüt (n), Fr. Coeur, sentiment (m), İng. Heart. Ritmik kasılmalarıyla kan dolaşımını sağlayan, dolaşım sisteminin temel organı. “Yürek” ve “gönül” olarak da bilinir. Görevinin öneminden dolayı, canlı varlıkların hayat merkezi olarak kabul edilir. Lügatte, “değiştirmek, çevirmek veya değişmek, çevrilmek” mânâlarına kullanılır. Arapça gramer kâidesi olarak kalp, (vav) veya (yâ) harflerinin (elif) harfine çevrilerek okunmasına denir. İnsan ve hayvan vücûdunun bir parçası olan kalp, kulakçık ve karıncık adı verilen, kanın toplandığı odacıklar ihtivâ eder. Balıklarda kalp iki odacıklıdır. Yüreklerinde kirli kan bulunur. Karıncıktan bir aortla…
Read Moreİstişâre
Alm. Konsultieren, Beratung, Fr. Consultation. İng. Advice, Consulting. Yapılacak bir işte, tecrübeli, emin ve bilgili kimselerle her yönden konuşmak, meşveret etmek, onlara danışmak, sormak. İstişârenin cemiyette de mühim bir yeri vardır. Durum devlet işlerinden şahsî duruma kadar insanları ilgilendirir. Eski Türk devletlerinde istişâre yerinde kullanılan Kingeç Cemiyetlerine yer verilmiştir. İslâmiyette de istişârenin önemi büyüktür. Peygamberimiz bile yapılacak bir işte sahâbenin fikrine baş vurmuştur. Allahü teâlâ; “Yapacağın işi önce meşveret et!” buyuruyor. Yavuz Sultan Selim’e, “Muvaffakiyetinin sırrı nedir?” diye sorulunca, şu meâldeki âyet-i kerîmeye uydum muvaffak oldum, dedi: “(Ey Peygamberim!) İş…
Read MoreKabir
Alm. Grab (mal) (m), Gabstätte (f), Fr. Tombeau, sépulcre (m), İng. Tomb, grave. Mezar; ölenin toprağa gömüldüğü yer. Derin kazılmış çukur bir yerin adı. Kabir kelimesinin çoğulu “Kubûr”dur. Birçok kabrin bulunduğu yere “kabristan” veya “mezarlık” denir. İnsanlık târihinde ilk ölen ve toprağa gömülen hazret-i Âdem’in oğullarından Hâbil’dir. Hâbil, kardeşi Kâbil tarafından öldürülmüştür. Bu ölüyü ne yapacağını bilemeyip şaşıran Kâbil, o esnâda bir kuşun ölü bir kuşu toprakla örterek gömdüğüne bakarak Hâbil’i gömmüştür (Bkz. Hâbil ve Kâbil). İlk insan ve ilk peygamber olan hazret-i Âdem vefât edince Allahü teâlânın emri üzere…
Read More