Evliyânın büyüklerinden. İsmi Cüneyd, babasının ismi Muhammed’dir. Künyesi Ebü’l-Kâsım’dır. Tasavvuf ehlinin çok tanınmışlarından olduğu için Seyyid-üt-Tâife yâni tasavvuf büyüklerinin seyyidi, efendisi diye meşhurdur. 822 (H.207)de Nihâvend’de doğdu, 911 (H.298)de Bağdât’ta vefât etti. Küçük yaşta ilim tahsiline başlayan Cüneyd-i Bağdâdî, Süfyân-ı Sevrî’nin mezhebinde yetişti. Tasavvuf ilmini dayısı Sırrî-i Sekâtî’den öğrendi. Fıkıh, tefsir, hadis gibi ilimleri İmâm-ı Şâfiî’nin talebesi Ebû Sevr’den öğrendi. Ayrıca Hâris-i Muhâsibî, Muhammed Kassâb ve başka zâtların da sohbetinde bulundu. Hocası, aynı zamanda dayısı olan Sırrî-i Sekâtî ile hacca gitti. Mescid-i Harâm’da dört yüz kadar âlim zât şükür hakkında…
Read MoreYazar: admin
REAGAN, Ronald Wilson
ABD başkanı. 6 Şubat 1911’de Tampico’da doğdu. Babası bir ayakkabı satıcısıydı. 1932’de İllinois’teki Evreka Kolejini bitirdikten sonra Lowo’da radyo spikeri olarak çalışmaya başladı. 1937’de sinema oyunculuğuna geçen Reagan, onu tâkip eden yıllarda aralarında Ölümüne Kadar (1939), Aceleci Kalp (1950), KahramanDenizciler (1957) adlı filmlerin de arasında bulunduğu elli civârında filmde rol aldı. 1947-52, 1959-60 yılları arasında Sinema Oyuncuları Sendikasının başkanlığını yaptı. Bu sırada komünist görüşlü sanatçılara karşı yapılan kampanyada önemli rol oynadı. Reagan 1966’da Cumhûriyetçi Partiden aday olarak katıldığı California vâliliği seçimlerini kazandı. Aynı göreve 1970’te ikinci defâ getirildi. 1968’ ve…
Read MoreRâmî Mehmed Paşa
Osmanlı sadrâzamlarından. 1654’te İstanbul Eyüp’te doğdu. Terâzici Hasan Ağa adında birinin oğludur. İlk tahsilini Eyüp’te yaptıktan sonra Reîs-ül-Küttaplık Kalemine kâtip olarak girdi. Bu sırada şiire istidadı sebebiyle Nâbî ve Sâmî gibi devrinin büyük şâirlerinin meclisine devam ederek yükseldi. Râmi mahlasını aldı. 1686’da Dîvân-ı Hümâyûn Kalemine girdi. divan işlerindeki geniş bilgisi ve mahâreti göz önünde bulundurularak 1690 yılında Beylikçiliğe tâyin olundu. Yıllarca bu vazîfede bulunduktan sonra 1696’da Acem Bekr Efendinin yerine Reis-ül-Küttab oldu. Karlofça Antlaşması için yapılan görüşmelere murahhas olarak katıldı. Bu müzâkerelerde gösterdiği başarılarından dolayı pâdişâhın iltifâtını kazandı. 1703’te Daltaban…
Read MoreMOHAÇ MEYDAN MUHÂREBESİ
Kânûnî Sultan Süleymân Hanın 29 Ağustos 1526 târihinde Mohaç Ovasında Haçlılara karşı kazandığı zafer. Genç Osmanlı Sultanı Süleymân Hanın Avrupa kıtasındaki fetihleri, başta Papalık olmak üzere, Hıristiyan devletlerini telâşa düşürdü. Kendi aralarında olduğu gibi doğuda İran Safevî Devletiyle de ittifak kurdular. Macar Kralı İkinci Layoş, Alman İmparatoru Şarlken’le akrabâlık kurduktan sonra, Osmanlı hâkimiyetindeki Eflâk ve Boğdan prensliklerini de kışkırttı. Bu durum üzerine Macarlara kesin bir darbe vurmak isteyen Kânûnî SultanSüleymân Han, Rumeli’ndeki ordu kumandanı ve devlet adamlarına gönderdiği fermanda ilkbaharda Sofya’da toplanmalarını bildirdi. Anadolu Beylerbeyi Behrâm Paşa, Bosna Sancakbeyi, Kırım…
Read MoreMektubât Tercemesi
Se’adet-i Ebediyye
pdf indir oku dinle
Read MoreBağışıklık
Alm. Immunität, Fr. Immunite, İng. Immunity. Vücudun kendinden olanı yabancı olandan ayırması ve yabancı madde ve canlılara karşı kendini savunacak maddeleri yapması. Bağışık kişide mikroplar veya zehirler vücuda girdiklerinde özel maddeler vasıtasıyla hemen etkisizleştirildiklerinden hastalık meydana getiremezler. Bağışıklık; “tabii bağışıklık” ve “sonradan kazanılan bağışıklık” olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Kazanılan bağışıklık da; “aktif bağışıklık” ve “pasif bağışıklık” olarak yine ikiye ayrılır. Tabii bağışıklık: Doğumdan itibaren vücudun hastalıklara karşı belli bir dirence sahip olmasıdır. Bu bağışıklık belli hastalıklara karşı hasıl olmuş özel bir bağışıklık değildir. Çeşitli faktörler burada rol oynar. Vücut sıcaklığının…
Read MoreBağımsızlık
Alm. Unabhüngigkeit (f), Fr. Independance, İng. Independence. Bir devletin iç ve dış işlerinde müstakil olarak, istediği gibi hareket edebilmesi. En genel anlamda bağımsızlık; muayyen bir ülke üzerinde ve hükumet ile temsil olunan üstün ve merkezi bir otoritenin hükmü ve gözcülüğü altında, hukuki ve otonom bir nizama bağlı olarak yaşayan insanlardan meydana gelen siyasi bir birliğin, yani devletin mümeyyiz vasfıdır. Aynı manaya gelmek üzere bağımsızlık; bir devletin, devletler hukuku kaidelerine bağlı kalmak şartıyla, bir başka devletin veya üstün bir otoritenin kendi iç veya dış meselelerine müdahalesi olmadan, kendi organlarının serbest takdiri…
Read MoreBağımsız Devletler Topluluğu (BDT)
Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler birliğinin dağılması üzerine kurulan devletlerin meydana getirdiği topluluk. Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra 8 Aralıkta Brest şehrinde toplanan Rusya, Ukrayna ve Beyaz Rusya Cumhuriyetleri liderleri SSCB’nin artık var olmadığını kabul ederek, Merkezi Beyaz Rusya’nın başşehri Minsk’te olmak üzere Bağımsız Devletler Topluluğu’nun kurulduğunu açıkladılar. Kısa bir süre sonra Baltık Cumhuriyetleri ile iç karışıklıkların devam ettiği Gürcistan dışında, eski Sovyet cumhuriyetleri Azerbaycan, Ermenistan, Moldova, Kırgızistan, Kazakistan, Tacikistan, Özbekistan ve Türkmenistan da BDT’ye katıldı. Yeni birliği meydana getiren cumhuriyetlerin liderleri, 21 Aralık 1991’de Kazakistan’ın başşehri Alma Ata’da yapılan zirvede BDT’yi şekillendiren…
Read MoreBağdatlı Ruhi
Hiciv ve ahlak şiirleri ile tanınan divan şairi. Bağdat’ta doğduğu için bu isimle meşhurdur. Anadolulu bir askerin oğludur. Doğum tarihi kesin olarak bilinmemektedir. Yaşadığı devirde bütün Türkiye’yi gezip Galata ve Konya Mevlevihanelerinde bulundu. Şam’da öldü (1605). Mevlevi tarikatına bağlı açık sözlü usta bir şairdi. Divan edebiyatında halk için ahlak ve hiciv şiiri yazanların önde gelenlerindendir. Acı hakikatleri açıkça söylemekten çekinmez, dindar geçinen iki yüzlülerin iç yüzlerini gösterirdi. Basit insanların kibirlerinden, bir çok zenginlerin bencil ve insafsız oluşlarından, kötü davranışlarından şikayetçi olurdu. Hatta gördüklerini Türk töresi, beşeri hükümler ve gerçek İslamiyet…
Read MoreBağdatlı İsmail Paşa
Osmanlı Devletinin son devirlerinde yetişen asker, araştırmacı ve biyografi yazarı. Baban ailesinden Baban Mehmed Emir Efendinin oğludur. 1839’da Bağdat’ta doğdu. 1920’de İstanbul’da vefat etti. İlk tahsilini memleketinde yaptı. Irak’tayken askeri mektepte okudu. Çeşitli askeri birliklerde görev yaptı. Jandarma Dairesi İkinci Şubesi Müdürüyken 1875’te İstanbul’a yerleşti. 1908’den itibaren Mirliva rütbesi ile Jandarma Dairesi Müdürlüğüne tayin edildi. Bu arada ilmi araştırmalarla meşgul olup, uzun bir çalışma neticesinde Katib Çelebi’nin Keşf-üz-Zünun adlı eserine iki ciltlik bir Zeyl (ek) yazdı. 1920 (H. 1339)de İstanbul’da vefat etti. Meşhurluğunu yazmış olduğu eserden almış olan Bağdatlı İsmail…
Read MoreBağdat Paktı
Alm. Bündnis Bağdats, Fr. Pacte d’Baghdad, İng. The Baghdad Pact. Türkiye, Irak, İngiltere, İran ve Pakistan arasında kurulan Ortak Savunma ve Bölgesel İşbirliği Teşkilatı. 2 Nisan 1954’te Türkiye ile Pakistan arasında imzalanan güvenlik işbirliği antlaşmasıyla Bağdat Paktının kuruluşuna ilk adım atıldı. 24 Şubat 1955’te Türkiye-Irak arasında bölgesel işbirliği antlaşması imzalandı. Antlaşma bölge barışı ile ilgili bütün devletlere Türkiye ve Irak tarafından tanınmış olmaları şartıyla açıktı. Bu sebeple 4 Nisan 1955’te İngiltere pakta girdi. Türkiye ve Irak’ın çağrısı üzerine 23 Eylül 1955’te Pakistan, 3 Kasım 1955’te İran pakta katıldı. ABD pakta…
Read MoreBağ-Kur
BAĞ-KUR Esnaf, sanatkar ve diğer bağımsız çalışanların sosyal sigortalar kurumu. 14 Eylül 1971 gün ve 13956 sayılı Resmi Gazete ile yayınlanan 2 Eylül 1971 tarih ve 1479 sayılı kanunla kurulmuştur. Kurum, kuruluş kanununun birinci maddesine göre Sosyal Güvenlik Bakanlığına bağlı olup, mali ve idari bakımdan bağımsız bir kamu tüzel kişiliği kimliğine sahiptir. Bu kanun; kanunla ve kanunların verdiği yetkiye dayanılarak kurulan sosyal güvenlik kurumları kapsamı dışında kalan ve herhangi bir işverene hizmet akdi ile bağlı olmaksızın kendi nam ve hesabına çalışan esnaf ve sanatkarlar ile öteki bağımsız çalışanları içine almaktadır.…
Read MoreBağ (Bitki)
Alm. Weinberg (n), Fr. Vigne, İng. Vineyard. Üzüm bitkisi yetiştirilen bahçe. Üzüm bitkisine “Asma” denir. Asma soğuk iklimleri, killi, ağır ve su tutan toprakları sevmez. Memleketimizde, bu gibi yerler haricinde, hemen hemen her tarafta bağcılık yapılmaktadır. En çok, Ege ve Marmara bölgelerinde yaygındır. Ayrıca; Gaziantep, Kahramanmaraş, Hatay, Elazığ, Erzincan, Amasya, Tokat, Ankara ve Diyarbakır gibi Türkiye’nin muhtelif illerinde yaklaşık 590.000 bağ (asma) ağacı ziraatı yapılmaktadır. Bunlardan yıllık üzüm istihsalimiz ortalama 3.350.000 ton kadardır. Asma; en çok, çelikle üretilir. Bu iş için; kış mevsiminde, üçer gözlü, pişkin, takriben bir santim kalınlığında…
Read MoreBagiler
Alm. Rebellisch; rebell, Fr. Rebelle, İng. Rebellious. Asiler, haksız olarak devlete, devlet başkanına isyan edenler. İslam hukukunda devlete karşı gelenler üç kısımda incelenirler: Bagi diye isimlendirilen kimseler: Müslümanlardan bir kısmı isyan edip, baş kaldırınca, hükümdar onların isyan etme sebeplerini araştırır. Niçin isyan ettiklerini sorar, onları ikna edip, kendisine itaate davet eder. Haklı iseler, isteklerini yerine getirir. İsyanlarına son verir. Eğer haksız iseler haksız olduklarını kendilerine bildirir. İsyanlarından vazgeçirmeye ve meydana gelecek bir savaşı önlemeye çalışır. Çünkü onlar da Müslümandır. Şayet asiler daveti kabul etmez ve harbe girişirlerse, hükümdar (devlet başkanı)…
Read MoreBafa Gölü
Ege bölgesinde, Büyük Menderes Nehrinin denize döküldüğü yere yakın bir göl. Üç tarafı dağlık, yalnız batı tarafı ova olan Bafa Gölünün yüzölçümü 65 km2, çevresi 50 kilometredir. Uzunluğu 16, genişliği 6 km, denizden yüksekliği ise 10 metredir. Üç tarafındaki dağlardan ve bilhassa Beşparmak Dağından inen sularla beslenir. Göle fazla gelen sular yığıntı halindeki seddin güney ucundan Büyük Menderes’e dökülür. Bafa Gölünün bulunduğu yer, eskiden denizin Söke’ye kadar uzanan bir koyuydu. Bu koy bir çöküntü alanıdır. Büyük Menderes çok uzun zamandan beri eski körfezi yavaş yavaş doldurmuş, ırmağın ağzı şimdiki yerine…
Read MoreBadminton
Eski bir Fransız oyunundan türetilen bir çeşit raket sporu. Kortta (sahada), mantar veya plastikten yapılmış topu raketle fileden aşırarak oynanır. Raket ince ve esnek olup, 100-125 gr ağırlığındadır. “Uçucu” olarak da bilinen badminton topunun ağırlığı 4,73-5,50 gram arasında olup üzerinde 14-16 kadar tüy bulunur. Erkekler için 15, bayanlar için 11 sayılık üç set üzerinden yapılan karşılaşma, bir veya iki kişilik takımlar arasında düzenlenir. Servis karşılayan taraf, topu saha dışına düşürdüğünde veya kendi yarı sahasında yere değmesine engel olamadığında karşı taraf sayı kazanır. Aksi durumlarda ise, voleybolda olduğu gibi sadece servis,…
Read MoreBademcikler
Alm. Mondel, Tonsille (f), Fr. Tonsille (f), İng. Tonsil. Ağız boşluğu ile yutak arasının iki yanında bulunan badem biçimindeki büyükçe iki salgı bezi. Çatısı katılgan dokudan meydana gelmiş olan bademcikler, lenf dokusu özelliğindedir. Yükseklikleri 2-2,5 cm, genişlikleri 1,5 cm kadardır. Bademcikler, küçük yaşlarda gelişmiş olup, büyüktürler. Erginlik çağına yakın küçülmeye başlarlar. Erişkinlerde çocuklara oranla daha az bir yer kaplarlar. Görevleri tam açıklık kazanmamış olmakla beraber, bütün lenf dokusunun görevi olan, vücudu, yabancı madde ve mikroplara karşı savunmak olduğu söylenebilir. Bademcikler, kiripta denilen girintilerine yakalanmış olan bakteri ve diğer hastalık yapıcı…
Read MoreBadem Ağacı
Alm. Echte Mandel, Fr. Amandier (m), İng. Almond tree. Familyası: Gülgiller (Rosaceae). Türkiye’de yetiştiği yerler: Badem hemen hemen bütün Anadolu’da yetişmekle beraber bilhassa Ege ve Akdeniz bölgelerinde çoktur. Mart ve Nisan ayları arasında beyaz veya pembe renkli çiçekler açan, 5-12 m yüksekliğinde bir ağaç. Birçok çeşitleri varsa da, tıbbi bakımdan ikisi mühimdir: Amygdalus communis varyete dulcis (tatlı badem), Amygdalus communis varyete amara (acı badem). Tohumun lezzeti birincisinde tatlı, ikincisinde ise acıdır. Yaprakları saplı, parlak, yeşil renkli, kenarları dişlidir. Çiçekleri yaprakların gelişmesinden önce açar ve kısa saplıdır. Çanak yaprakları yeşilimsi sarı…
Read MoreBadana
Alm. Tünche, Fr. Badigeon, İng. Limewash. Bina duvarlarına fırça veya püskürtme ile sürülen kireç şerbeti veya plastik boya. Eskiden evlerin temizliği kireç badanalarla yapılırdı. Bugün ise kireç badanalar bilhassa büyük şehirlerimizde yerini plastik badana ile duvar kağıtlarına bıraktı. Badana ihtiyaca göre ekseri kıştan çıkışta ilkbaharda senede bir yapılır. Eğer duvarlar kirlenmemişse bu birkaç senede bir tekrarlanır. Binaların dışlarına yapılacak badanalarda ısı önemlidir. Bu bakımdan soğuk havalarda ısının 10 derecenin altında bulunduğu zamanlarda özellikle dış badana yapılmaz. Evin içinde odalarda yapılan badanalarda rüzgar ve hava akımına dikkat edilmelidir. Zira rüzgar veya…
Read MoreBacon, Roger
İngiliz filozof ve fen adamı. Felsefesinde düşünmeye ait hipotezlerin çürütülmesinde veya ikna edilmesinde tecrübe ve denemenin önemini izah etmiştir. Hayatı ile ilgili bilgiler daha ziyade kendi yazılarından öğrenilmiştir. 1214 yılında İngiltere’de doğmuştur. İlk çalışmaları, sonradan birkaç yıl hocalık yaptığı, Oksford Üniversitesinin sanat fakültesinde olmuştur. 1240’larda Paris Üniversitesine giderek kendi ismi ile anılan öğretim metoduyla hocalık yaptı. Birkaç yıl sonra fenne karşı alaka duymaya başladığından, 1250’lerde tekrar İngiltere’ye döndü ve kendini fenni çalışmalara verdi. Zamanındaki bütün fenni bilgileri öğrenmek istedi. Bu uğurda ailesinden ve bazı başka kaynaklardan alabildiği parayı fenni malzeme…
Read MoreBach, Johann Sebastian
Batı müziğinin meşhur sanatkarlarından. Almanya’da üç asır müzik eserleri veren sanatkar bir ailenin oğludur. Eisenach kasabasında 1685 yılında doğdu. Bulunduğu muhite göre iyi bir tahsil başlangıcında bulunduktan sonra Ohrdruf kasabasında orgculuk yapan ağabeyinin yanına gönderildi. İlk klavye ve org derslerini ağabeyinden aldığı tahmin edilmektedir. On beş yaşından itibaren hayatını kazanması icab ettiğinden çalışmaya başlamış, rast geldiğinden bir şeyler öğrenmeye çalışmıştır. Yirmi yaşlarında ilk eserlerini bestelemeye başlamış. Kiliseden ayrılıp Weimar-Sachsen Dükasının yanında dokuz sene çalışmış, sonra Prens Leopold’un emrinde çalışmak üzere Cöthen’e gitmiştir. Bir müddet burada bulunduktan sonra 1722 yılında Leipzig’de…
Read MoreBac
Bir çeşit vergi. Farsça baj kelimesinin Arapça ve Türkçe’de aldığı şekil olup, Gazneli, Selçuklu, İlhanlı, Akkoyunlu ve Osmanlılarda vergi manasında kullanılmıştır. Bu vergi; pazarlarda, panayırlarda alınıp satılan hayvandan, her cins maldan, ithal edilen ve Osmanlı topraklarından transit olarak geçirilen mallardan alınırdı. Önceleri bağlı oldukları hükümdara vermeleri gereken para ve armağanlara “baj” denilmekteydi. On üçüncü yüzyılda tekalif-i örfiye nevinden (devletin daimi ve fevkalade giderleri için divanın kararı ile toplanan vergiler) bir vergi oldu. Bac, Osmanlılarda ilk defa Osman Gazi’nin pazara getirilen her yük için iki akçe almalarını emretmesi ile başlamıştır. Bu…
Read More