MOLLA GÜRÂNÎ

Osmanlı Devletinin dördüncü şeyhülislâmı ve Fâtih Sultan Mehmed Hanın hocalarından. İsmi, Ahmed bin İsmâil bin Osman Gürânî olup, lakabı Şerefeddîn ve Şihâbeddîn’dir. 1410 (H.813) yılında Sûriye’nin Gürân kasabasına bağlı bir köyde doğdu. Doğduğu yere nisbetle Gürânî denildi. 1488 (H. 893) yılında İstanbul’da vefât etti. Kabr-i şerîfi Aksaray-Topkapı arasındaki kendi yaptırdığı câminin önündedir. Molla Gürânî, daha küçük yaşta kendi memleketinde ilk tahsîlini yaptı. Bundan sonra Bağdat, Diyârbakır, Hıms ve Hayfa şehirlerine ve on yedi yaşında da Şam’a gidip, tanınmış âlimlerin derslerine devâm ederek ilmini arttırdı. Şam’dan Kâhire’ye gitti ve o devrin…

Read More

Mirâc Gecesi

İslâm dîninin kıymet verdiği mübârek gecelerden. Peygamberimiz Muhammed aleyhisselâmın beden ve ruh ile berâber, uyanık iken göklere çıkarıldığı, bilinmeyen yerlere götürüldüğü, Allahü teâlânın emri ile Cennet ve Cehennem’in kendisine gösterildiği gece. Mîrâc, lügatte “merdiven” demektir. Yüksek bir yere çıkılan âlet, vâsıta veya yükseğe çıkmak mânâlarına gelir. Mîrâc hâdisesi, Resûlullah’ın (sallallahü aleyhi ve sellem), Peygamber oluşunun dokuzuncu yılına rastlayan Receb ayının 27’nci gecesinde vukû bulmuştur. Mîrâc, Peygamberimize verilen bir mûcizedir. (Bkz. Mûcize) Allahü teâlânın Muhammed aleyhisselâma olan ihsânlarının en şereflilerinden biri de O’nu Mîraca çıkarmasıdır. Bu mûcizeyi O’ndan başka hiçbir peygambere…

Read More

MEVLÂNÂ CELÂLEDDÎN-İ RÛMÎ

İslâm âlimlerinin ve evliyânın büyüklerinden. Asıl adı Muhammed’dir. Lakabı Celâleddîn olup, Anadolu’ya gelip yerleştiği için, Rûmî diye anılmıştır. Ayrıca, Molla Hünkâr, Hüdâvendigâr,Sultân-ül-âşikîn, Sultân-ül-Mahbûbîn,Mollay-ı Rûm gibi lakablarla da anılmış olup, Mevlânâ diye meşhûr olmuştur. Mevlânâ, efendimiz demektir. Soyundan gelenlere Çelebi denmektedir. Babası Sultân-ül-ulemâ Muhammed Behâeddîn Veled, annesi Mü’mine Hâtun’dur. Soyu baba tarafından hazret-i Ebû Bekr-i Sıddîk’a, anne tarafından İbrâhim Edhem hazretlerine ulaşmaktadır. 1207 (H.604) senesinde Belh şehrinde doğdu. 1273 (H. 672) senesinde Konya’da vefât etti. Babası Sultân-ül-ulemâ Muhammed Behâeddîn Veled’in bâzı sebeplerle, kendisine bağlı olan üç yüz kişiyle birlikte Belh’ten ayrıldığı…

Read More

MOHAÇ MEYDAN MUHÂREBESİ

Kânûnî Sultan Süleymân Hanın 29 Ağustos 1526 târihinde Mohaç Ovasında Haçlılara karşı kazandığı zafer. Genç Osmanlı Sultanı Süleymân Hanın Avrupa kıtasındaki fetihleri, başta Papalık olmak üzere, Hıristiyan devletlerini telâşa düşürdü. Kendi aralarında olduğu gibi doğuda İran Safevî Devletiyle de ittifak kurdular. Macar Kralı İkinci Layoş, Alman İmparatoru Şarlken’le akrabâlık kurduktan sonra, Osmanlı hâkimiyetindeki Eflâk ve Boğdan prensliklerini de kışkırttı. Bu durum üzerine Macarlara kesin bir darbe vurmak isteyen Kânûnî SultanSüleymân Han, Rumeli’ndeki ordu kumandanı ve devlet adamlarına gönderdiği fermanda ilkbaharda Sofya’da toplanmalarını bildirdi. Anadolu Beylerbeyi Behrâm Paşa, Bosna Sancakbeyi, Kırım…

Read More

MUKÂTAA

Hazînenin gelir kaynaklarından biri. Devlete âit bir arâzi veya vâridâtın (gelirin) bir bedel mukâbilinde kirâya verilmesi veya geçici olarak temlikidir. İslâm devletlerinde mukâtaa usûlü eskiden beri kullanılmakta idi. Osmanlılarda mukâtaalar, devlete âit gelirlerin tahsili veya bir tekel hâline getirilen herhangi bir kuruluşun işletme hakkı veya yeraltı servetlerinden devlet payına düşen kısmı toplamak veya gerektiğinde bu kaynakları işletenlerden çıkardıkları mâdeni satın alma tekeli kurmak şekillerinde işletilen üretim birimleridir. Devlet, uygun gördüğü her türlü zirâî, ticârî ve sınâî kuruluşu, mukâtaa konusu edebilirdi. Kara ve deniz gümrükleri, darphâneler, mâdenler ve şaphâneler buna örnek…

Read More

Muhammed Mehdî

On iki imâmın sonuncusu. İsmi Muhammed bin Hasan-ı Askerî bin Ali’dir. Künyesi Ebü’l-Kâsım, lakabı Mehdî, Kâim ve Muntazır’dır. 870 (H.257) senesi Ramazan ayının yirmi üçüncü günü Samarra’da doğdu. İlim, fazîlet ve güzel ahlâk sâhibi bir zât olan Muhammed Mehdî, insanlardan uzaklaşıp, uzlete çekilince, ebdâl zümresine girdi. O zamânın kutbu Ali bin Hüseyin Bağdâdî vefât edince, İmâm-ı Muhammed Mehdî onun namazını kıldı ve onun yerine kutupluk makâmı ihsân edildi. 888 (H.275) senesinde vefât edip, Medîne-i münevverede defn olundu.

Read More

Muhammed Cevâd Takî

On iki imâmın dokuzuncusu. Künyesi Ebû Câfer, ismi Muhammed Cevâd bin Ali bin Mûsâ Kâzım bin Câfer-i Sâdık bin Muhammed Bâkır bin Zeynel Âbidîn bin Hüseyin bin Ali bin Ebî Tâlib’dir. İmâm-ı Takî lakabı ile meşhûrdur. 811 (H. 195) yılında, Receb ayının onunda Medîne’de doğdu. 835 (H. 220) yılında Zilhicce ayının altısında Bağdat’ta vefât etti. Kabri, dedesi Mûsâ Kâzım hazretlerinin kabrinin arkasındadır. Muhammed Cevâd “rahmetullahi aleyh”, Resûlullah efendimizin torunu olup, hazret-i Ali ile hazret-i Fâtıma’nın evlâtlarındandır. Hazret-i Hüseyin’in torunlarından olduğu için seyyiddir. Muhammed Cevâd rahmetullahi aleyh, daha küçük yaşta, büyük…

Read More

Mîsâk-i Millî

İstiklâl Harbi yıllarında toplanan son Osmanlı Mebuslar Meclisinin aldığı kararlar, “Ahd-i Millî” ve “Mîsâk-ı Millî” adı altında altı maddeden meydana gelir. Meclis 28 Ocak 1920’de toplandı. Osmanlı Sultanı Vahideddîn Han rahatsız olduğundan, Meclisin açış konuşmasını İçişleri Bakanı Dâmâd Şerîf Paşa okudu. “Felâh-ı Vatan” yâni vatanın kurtuluşu istendi. Mecliste, Erzurum Mebusu Celâleddîn Ârif Beyin başkanlık ettiği Felâh-ı Vatan grubundaki milletvekillerince Mîsâk-ı Millî hazırlandı. Erzurum ve Sivas kongrelerindeki beyannâmeler kabul edildi. Millî Kurtuluş Programı hazırlandı ve millî hudutlarımız tespit edilerek, hukuk ve siyâset anlayışı esaslarına göre ortaya kondu. Altı madde hâlinde yazılıp,…

Read More

Mûcize

Alm. Wunder (f), Fr. Miracle (m), İng. Miracle. Peygamberlerden hâsıl olan hârikulâde şey, hâdise. Peygamber olduğunu söyleyen kimsenin, doğru söylediğini ispat etmesi için, Allahü teâlânın âdetini değiştirerek, bozarak, ilâhî kudretle Peygamberlerine ihsan ettiği hârikulâde şeylerdir. Bir Peygamberin elinde, peygamberliği zamânında peygamberlik iddiası sebebiyle görülen âdet dışı şeylere ve hâdiselere mûcize denir. Diğer insanlar onun benzerini getirmekten âciz oldukları için böyle denmiştir. Mûcize, lügatte “acze düşüren âciz bırakan hârikulâde hal” mânâlarına gelir. hârikulâde; âdet olmayan, sık rastlanmayan şeyler demektir. Allahü teâlânın yarattığı şeylerin hepsi, O’nun ezelde tâyin ettiği âdet-i ilâhiyesi içinde…

Read More

Muhammed Pârisâ

Evliyânın büyüklerinden. Adı Muhammed bin Muhammed bin Mahmûd’dur. Lakabı Hâfız-ı Buhârî ve Pârisâ’dır. 1355 (H.756) senesinde Buhârâ’da doğdu. 1419 (H.822) senesinde Medîne-i münevverede vefât etti. Medrese tahsiline başlayıp, hadis ve fıkıh ilminde yetişerek, bu ilimlerde ihtisâs sâhibi oldu. Daha sonra, tasavvuf ilimlerine yönelip, Muhammed Behâeddîn-i Buhârî hazretlerine talebe oldu. Onun sohbetlerine devâm edip, himmet ve teveccühüne kavuştu. Böylece tasavvufta yüksek derecelere ulaştı. Zâhir ve bâtın ilimlerinde zamânının bir tânesi oldu. Pârisâ lakabını alması şöyle anlatılır: “Hocası Behâeddîn-i Buhârî’nin sohbetlerine devâm ettiği ilk günlerde, bir gün hocasının kapısına gelip, kapının eşiğinde beklerken, içeriye birisi girer.…

Read More

Mezhep

Bir müctehidin dînî kaynaklardan çıkardığı hükümlerin hepsi. Müctehid âlim tarafından, îmânda ve amelde (ibâdetlerde ve işlerde) Allahü teâlânın rızâsına kavuşmaları için Müslümanlara gösterilen yol. Bir müctehidin, İslâmiyeti kaynaklardan anlamak ve anlatmak husûsunda tâkib ettiği usûller ve bu usûllere bağlı olarak çıkardığı hükümler. Mezhep, lügatte gitmek, tâkip etmek, gidilen yol mânâlarına gelir. Genel olarak görüş, doktrin, akım mânâlarına da kullanılmıştır. Mezhep kelimesi, bilhassa günümüzde dînî bir tâbir olarak kullanılmaktadır. Yahûdîlik ve Hıristiyanlık dinlerinde de mezhepler ortaya çıkmıştır. Yahûdîliğin mezhepleri (Sadûkîler, Essenîler, Talmutçular… gibi) kısmen unutulmuş, Hıristiyanlıkta ise her bir mezhep (Katolik,…

Read More

Mizan

Alm. Balance (m), Fr. Balance (f), İng. Balance. Maddî ve manevî ağırlıkları tartan terazi. Mizan, Arapça bir kelime olup, lügatta, “terâzi, ölçü, tartı, akıl, muhakeme ve idrak” mânâlarına gelir. Bu kelime çeşitli ilim dallarında kullanılagelmiştir. Terâzi ve tartı âleti olarak mizan: İki kolu birbirine eşit olan hassas bir âlet olup, eski zamanda doğu ve batı memleketlerinde kullanıldığı gibi bugün de Anadolu’nun bâzı bölgelerinde pratik olarak kullanılan bir tartı âletidir. Buna “kabban” veya “kantar” da denir. Bilhassa Müslüman ülkelerinde, mizan (terâzi) kullanmaya çok ehemmiyet verilmiştir. Ticârî münâsebetlerde birbirlerinin hakkını yemek ve…

Read More

Migren

Alm. Migräne (f), Fr. Migraine (f), İng. Migraine. Bir çeşit baş ağrısı. Halk arasında yarım baş ağrısı olarak bilinen migren, insanları, binlerce seneden bu yana muzdarip etmiştir. Migrenin ilk tarifine 3000 yıl önce Cappadocialı Areatus’un el yazmalarında rastlanır. Zamanla ağrının tek taraflı oluşundan ötürü “heterocrania” denilmiş; aynı mânâda olan “hemicrania” daha çok tutulmuştur. Lâtinceye “hemigranea” ve “migranea” olarak geçmiş; eski İngilizcede “megrim”, “mygrame”, olarak kullanılmıştır. Fransızlar bu terimi “migraine” olarak almışlar ve zamanla bütün memleketlerde bu terim kullanılmağa başlanmıştır. Migrenin tarifi şöyle yapılabilir: Zaman zaman ataklar yapan, başın genellikle bir…

Read More

Mescid-i Nebi

Medîne şehrinde, hicretten sonra Peygamberimizin (sallallahü aleyhi ve sellem) Eshâb-ı kirâmla birlikte yaptığı mescid, câmi. “Mescid-i Nebevî”, “Mescid-i Resûl”, “Mescid-i Seâdet” ve “Mescid-i Şerîf” adları ile de anılır. Burası Resûlullah’ın (sallallahü aleyhi ve sellem) Medîne’ye hicret ettiği zaman, devesinin ilk çöktüğü yerdir. Önce Hâlid bin Zeyd Ebû Eyyûb el-Ensârî hazretlerinin evinde yedi ay misâfir kaldı. Hazret-i Ebû Bekr’den aldığı on altınla, Neccaroğullarından Sehl ve Süheyl’in vâsîlerinden arsa satın alıp, tesviye ettiler. Peygamber efendimiz temele ilk taşı kendi mübârek eliyle koydu. Bu taşın yanına hazret-i Ebû Bekr’in, sonra Ömer, Osman ve…

Read More

Montreux Sözleşmesi

İsviçre’nin Montreux şehrinde, 20 Temmuz 1936 yılında Boğazlarla ilgili olarak yapılan antlaşma. Lozan Antlaşmasının imzâlandığı gün (24 Temmuz 1923) Boğazlar Sözleşmesi de yapıldı. Buna göre; Boğazların her iki kıyısı, Marmara Denizindeki adalar askersiz hâle getirilerek, bu bölgelerde tahkimât yapmak ve asker bulundurmak yasaklandı. Bölgenin emniyeti, Milletler Cemiyetinin garantisi altına alındı. Bu antlaşmanın yürütülmesi için Türk temsilcisinin başkanlığında, sözleşmeye imzâ koyan devletlerin temsilcilerinden meydana gelen bir Boğazlar Komisyonu kuruldu. Türkiye’nin Boğazlar üzerindeki hâkimiyetinin sınırlandırılması şeklinde olan bu sözleşme, silâhsızlaşmanın Milletler Cemiyeti tarafından gerçekleşebileceği düşünülerek o günün şartlarına göre imzâlanmıştı. Fakat geçen…

Read More

Montgomery, Bernard Law

Ünlü İngiliz mareşali. 1887-1976 yılları arasında yaşadı ve İkinci Dünyâ Savaşında İngiliz birliklerine komutanlık yaptı. Montgomery, 1908’de Kraliyet Askerî Akademisinden mezun oldu ve Birinci Dünyâ Savaşında Fransa ve Belçika’da vazîfe yaptı. 1938-1939 târihleri arasında Filistin ve Ürdün’de birlik kumandanı olarak bulundu. İkinci Dünyâ Savaşının başlarında Fransa’da bir tümene komuta etti. Müttefik kuvvetlerin Dunkarguve’ü boşaltmasından sonra, Almanların saldırı ihtimâline karşı İngiltere’nin güneydoğu bölgesine komutan tâyin edildi. 1942’de Mısır’daki Sekizinci Ordunun başına getirildi. Aynı yılın Ekim-Kasım aylarında Almanların ünlü mareşali Erwin Rommel’i El-Alameyn’de yenerek sonunda Tunus’ta teslim olmaya zorladı. Daha sonra 1943’teki…

Read More

Montesquieu, Baron de

Fransız, yazar ve düşünürü. 18 Ocak 1689’da Château de Brède’de doğdu. Asıl adı Charles de Secondat olan Montesquieu, hukuk öğrenimi yaptı. 1716’da ölen amcasının servetini, Montesquieu Baronu ünvanını ve Bordeaux Parlament’indeki Başkan Yardımcılığını devraldı. Araştırmalarını bilimsel açıdan yapan Montesquieu 1721’de Fars Mektupları mânâsına gelen Lettres Persanes adlı eserini kaleme aldı. 1728-1731 yılları arasında bir Avrupa gezisi yaptı ve intibalarının ışığında kânunları inceleyen geniş bir araştırmaya başladı. Neticesinde Romalıların Hıristiyanlık dînini nasıl siyâsete âlet ederek kullandıklarını yazıları ile anlattı. 1719’da dünyâ târihiyle ilgilendi. Descartes ve Newton ile tanışarak siyâsî ve ilmî…

Read More

Montaj

Alm. 1. Montage, Aufstellung (f), 2. (Film) Schnitt (m) und Zusammenstellung (f), Fr. Montage (m), İng. Mounting, fitting, setting, assembly. Ayrı ayrı parça, kayıt veya görüntüleri birleştirerek kullanılacağı işe uygun duruma getirme. Kelime, bir işin bitirilmesi yerine de kullanılabilir. Fotoğraf tekniğinde ise montaj veya foto-montaj, farklı görüntü kısımlarının negatifleri birleştirilerek tekrar basılması veya bir film üzerine çok sayıda sıralanmasıdır. Sinemacılıkta, ayrı film parçalarının birleştirilerek kesiksiz görüntü sağlanması için yapılan işlem. Resim sanatında montaj, basılı resim parçalarını bir araya getirerek yeni bir resim meydana getirmektir. Parçaların konusundan çok sembolik ve estetik…

Read More

Mont Blanc

Kafkaslardan sonra Avrupa’nın en yüksek noktasının bulunduğu dağ. Devamlı karlı olması sebebiyle “Akdağ” anlamına gelen Mont Blanc denilmiştir. Alp sıradağlarının üzerinde, Fransa-İtalya ve İsviçre’nin sınır noktasında bulunur. Mont Blanc’ın en yüksek zirvesi 4810 metredir. 4000 metrenin üzerinde dokuz zirvesi daha vardır. Güneydoğu etekleri İtalya’da, kuzeydoğu etekleriyse Fransa’da bulunmaktadır. 1965’te Fransa ile İtalya arasında, Mont Blanc Dağlarının altından bir karayolu tüneli açılmıştır. Bu tünel, Fransa ile İtalya arasında bütün sene açık kalan tek yol olmaktadır. Fransa’nın Haute Savoie eyâletinde Ghononiy Vâdisinin güneyine düşer. Dağ üzerinde İtalya’nın Valveni ile Vol feret akarsularının…

Read More

Moniliyazis

Alm. Monilia (f), Fr. Candidose (f), İng. Candidosis. Candida türü mantarlar tarafından yapılan, insan vücudunda çok çeşitli yerlere yerleşebilen bir mantar hastalığı. Hastalık yapan çeşitli candida türleri içinde en çok rastlanılanı, Candida Albicans’tır. Mantar, yerleştiği vücut bölgesine göre değişen iltihabî belirtilere sebep olur. İltihabın başlangıcında, epitelde şişme meydana gelir. Bunu, epitel hücreleri arasında mantar sporcuklarının toplanması ve mantar misellerinin (dallanmış şekillerinin) ortaya çıkması takip eder. İlerleyen zamanla birlikte yaralar belirir ve iltihap giderek derinleşir. Moniliyazis, hayâtın ilk aylarından beri insanın karşılaşabildiği bir enfeksiyondur. Süt çocuklarında rastlanan şekline pamukçuk denir ve…

Read More

Mongolizm

Alm. Mongolismus (m), Fr. Mongolisme (m), İng. Mongolism. Zekâ geriliği ve bâzı bedenî kusurların berâber görüldüğü bir hastalık. Down sendromu veya trizomi 21 gibi isimleri de vardır. Bir kromozom sapmasından yâni, yirmi birinci kromozom çiftinde fazladan bir kromozom bulunmasından ileri gelir. Bu yüzden mongoliyenler 47 kromozoma sâhiptirler. 600 doğumda bir görülebilir. Genellikle yaşlı annelerin çocuklarında ortaya çıkmaktadır. Yakın akrabâ evlilikleri de bu hastalıkta önemli rol oynar. Bu hastaların boyları kısadır, enseleri düz ve kalındır, gözleri çekik ve birbirinden uzaktır, gözün burundan yana tarafında epikantus veya üçüncü göz kapağı denen bir…

Read More

Mondros Mütârekesi

Birinci Dünyâ Savaşı sonunda Osmanlı Devletiyle Îtilâf Devletleri arasında imzâlanan mütâreke (30 Ekim 1918). Eylül 1918’e gelindiğinde savaşın Türkiye ve müttefikleri için kaybedildiği kesin olarak anlaşılmıştı. Nitekim Bulgaristan 29 Eylülde ve Almanya da 4 Ekimde ABD’ye başvurarak barış istediler. Bu durumda Osmanlı Devletinin de yapacağı başka birşey kalmamıştı. Güneyde İngiliz kuvvetleri Anadolu sınırına dayanmış, batıda Bulgaristan’ın çekilmesiyle Makedonya cephesi çökmüş ve İstanbul doğrudan İtilaf Devletlerinin tehdidi altına girmişti. Bu şartlar altında Türkiye de 5 Ekimde mütâreke için ABD Başkanı Wilson’a başvurdu. Türkleri tarihinin en büyük felâketine götüren Talat Paşa başkanlığındaki…

Read More

Moluk Adaları

Endonezya’nın doğusundaki târihî baharat adaları. İsmi, bölgede hindistancevizi ve diğer bitkilerden üretilen baharatlardan kaynaklanmaktadır. Ekvator üzerinde bir bölgedir. Batıda Celebes (Sulawesi), doğuda Yeni Guyana, güneyde Timor ve kuzeyde Filipinler’e kadar uzanan Pasifik Okyanusu ile sınırlanır. Toplam alanı 90.000 km2, nüfûsu ise bir milyondan fazladır. Avrupalılar buraları sömürge yapmadan önce, kuzey Moluklar, karanfil ve cevizyle uzun müddet Asya ticâretinde önemli rol oynadılar. On altıncı yüzyılda Molukların içinde iki küçük ada olan Tidare ile Ternate’de sultanlıklar kuruldu ve bunlar kendi bölgelerinin ticâretini idâreye başladılar. 1512’de gelen Portekizliler, Ternale Sultanı ile ticârî bir…

Read More