Alm. Keuchhusten (m.), Fr. coqueluche (f.), İng. whooping couth. Bordatella pertussis bakterisinin sebeb olduğu, öksürük nöbetleri ve solunum yollarında müköz zarların iltihabı ile kendini gösteren bir çocukluk çağı hastalığı. Öksürük, hastayı soluksuz bırakır ve nöbetin sonunda derin bir nefes alma ile birlikte bir ötme sesi duyulur. Hastalığın en önemli özelliği haftalar hatta aylarca sürebilmesi ve bu zaman içerisinde birçok komplikasyon (ihtilat, yan etki) ortaya çıkarılabilmesidir. Boğmaca bütün yaşlarda görülebilmekle beraber, çocukluk çağında çok daha sık görülür. Üzerine başka bir bulaşıcı hastalık (genellikle zatürre) eklendiği zaman öldürücü olabilir. Hastalık, kız çocuklarında…
Read MoreKategori: 04. Cilt
BOĞAZLAR MESELESİ
Alm. Frage der Meerengen, Fr. Question des détroits, İng. The question of the Straits. İstanbul Boğazı, Marmara Denizi ve Çanakkale Boğazından yabancı gemilerin geçişiyle ilgili olarak milletlerarası diplomaside çeşitli zamanlarda ele alınan anlaşmazlık. Osmanlı Devleti Karadeniz’e, Marmara Denizine ve boğazlara hakim olduğu sırada boğazlarla ilgili bir mesele olmamıştır. Ancak Rusya 18. yüzyılda Karadeniz’in kuzey kıyılarına hakim olunca, Osmanlı Devleti 1774’te imzalanan Küçük Kaynarca Antlaşmasıyla Rus ticaret gemilerine Boğazlardan Serbest geçiş hakkı tanıdı. 1798 ve 1805 Osmanlı-Rus İttifak antlaşmalarıyla Karadeniz bütün yabancı devletlerin savaş gemilerine kapatıldı. Rus savaş gemilerine Boğazlardan serbest…
Read MoreBOĞAZLAR
Alm. Bosporus (m.) u. Dardanellen (pl.), Fr. Bosphore (m.) et Dardanelles (pl.), İng. Bosphorus and Dardanelles. Dünya siyaseti bakımından çok önemli olup, bilhassa iki yüz yıldır siyasi nüfuzun ve egemenliğin çarpıştığı bir yer durumuna gelen İstanbul ve Çanakkale boğazları. Doğu ile batı, güney ile kuzey arasında bir menfaat çarpışmasının kalbi, uzun zaman hep bu boğazlar olmuştur. Çanakkale Boğazında, Karadeniz hakimiyeti için çok eski devirlerde de çeşitli savaşların olduğu görülmektedir. M.Ö. 512’de Pers Kralı Dara, İskitlerin peşinden batıya ilerlerken İstanbul Boğazının en dar yerine (Rumeli Hisarının bulunduğu yer) sallardan meydana gelen…
Read MoreBOĞAZİÇİ KÖPRÜSÜ
Alm. Bosporusbrücke (f.), Fr. Le Pont (m.) du Bosphore, İng. Bosphorus bridge. Asya ve Avrupa kıtalarını, İstanbul Boğazı üzerinde birleştiren köprü. Anadolu yakasında Beylerbeyi’nden başlar, Avrupa yakasında Ortaköy’den geçer, Mecidiyeköy’de sona erer.Yirminci yüzyılda iki kara parçasını birbirine bağlayan on büyük asma köprü vardır. Bunlardan bazıları Boğaziçi Köprüsünden önce yapılmış ve uzunlukları daha fazladır. Fakat iki kıtayı birleştiren Boğaz’ın güzel mavilikleri arasında inci gibi asılan iki köprüden biri Boğaziçi diğeri ise Fatih Sultan Mehmed Köprüsüdür. Milattan önce 513 yılında Pers Hükümdarı Dara, Boğaz’ın en dar yeri olan Anadolu Hisarı ile Rumeli…
Read MoreBOĞAZİÇİ
Alm. Bosporus (m.), Fr. Bosphore (m.), İng. Bosphorus. Karadeniz ve Marmara denizi arasındaki boğazın Asya ve Avrupa kıyılarının tamamına verilen isim. Şimdi batı dillerinde kullanılan ve aralarında küçük teleffuz farkları bulunan Bosphorus, “öküz geçidi” manasına gelen eski Yunanca bir kelimedir. Türk kaynaklarında Boğaziçi; Halic-i bahr-i rum, Halic-i bahr-i siyah, Halic-i Konstantiniye, İskender Boğazı, Konstantiniye Boğazı, Merecü’l-bahreyn, Mecma’ül-bahreyn, İslambol Boğazı ve Boğaz kelimeleriyle isimlendirilmiştir. Boğaz’a ait muhtelif ölçüler; İstanbul Boğazının kuzeyden güneye (Kavukburnu-Ahırkapı Feneri) uzunluğu 32,2 kilometredir. Boğazın genişliği ise, büyük değişiklikler gösterir. En geniş yeri Anadolu feneri ile Rumeli feneri…
Read MoreBOĞAZ
Alm. Kehle, Fr. gorge (f.), İng. throat. Kafatası alt kısmından başlayıp alt gırtlak kıkırdağı hizasında yemek borusu ile birleşen, duvarlarını kasların teşkil ettiği sindirim sisteminin ağızdan sonraki ikinci ünitesi. Boğaz, yaklaşık 12 cm uzunluktadır. Arka boğaz duvarı yassı ve dik biçimdedir. Buraya hiçbir kanal açılmaz. Boğaz; ön yukarı kısımda burun boşluklarının arka kısmına, ön ortada ağız boşluğuna, en aşağı kısımda da gırtlak boşluğuna açılır. Boğazın ağız boşluğu ile birleştiği yerde bademcikler bulunur. Yine boğazın çatısında boğaz adenoitleri denilen küçük ve bademcik yapısındaki bezler vardır. Boğazın üst kısmında yan duvarlarda, orta…
Read MoreBOĞA GÜREŞİ
Alm. Stierkamf (m), Fr. Course (f.), de taureaux, İng. Bulfight. Boğa ile mücadele ve sonunda boğayı kılıçla öldürme esası üzerine kurulmuş bir spor. Boğa güreşinin başladığı yerin Girit olduğu tahmin edilmektedir. Buradan Etrüsklere ve Romalılara geçti.Sekizinci yüzyıla kadar önemini kaybeden boğa güreşi Faslılar tarafından bu yüzyılda İspanya’ya sokuldu. On beşinci yüzyılda İspanya’da milli spor olarak kabul edildi. Halen İspanyoların çok sevdikleri bir spor gösterisidir. Günümüzde, Portekiz, Kolombiya, Peru, Ekvator, Venezüella ve Fransa’da büyük rağbet gören bir spordur. Boğa güreşinde gaye, özel olarak yetiştirilmiş bir boğanın matador tarafından “arena” denilen özel…
Read MoreBONSLEİGH
Pistte bir tür kızakla yapılan yarış. Yarışlar, % 8 eğim 1200-1500 m uzunluktaki veya sun’i bir pistte iki veya dört kişilik özel kızaklarla yapılır. Bobsleigh kızaklarının altında iki çift çelik paten bulunur. Öndeki patenler bir direksiyona bağlı olup, araçta oturan sporcu tarafından kızağa yön verilir. Kızağın durdurulması, arkada bulunan ve gerektiğinde en gerideki sporcu tarafından kullanılan iki çelik krampon sayesinde olur. İki kişilik kızakların boyu 2,7 m, ağırlığı ise 385 kg’dır. Dört kişilikler ise 3,8 m uzunluk ve 630 kg ağırlıktadır. Kayma yarışı, en gerideki sporcunun kızağı en az 15…
Read MoreBOBİNAJ
Alm. Aufspulen (n.), Fr. Bobinage (m.), İng. Coiling. Elektrik makinalarının akım taşıyan ve manyetik alan meydana getiren veya üzerinde gerilim hasıl eden iletkenlerinin hazırlanması, yerlerine yerleştirilmesi, uç bağlantılarının yapılması, yalıtılması gibi işlerin hepsine birden verilen isim. Elektrik makinaları kaç sınıf ise, o kadar da, hatta daha fazla bobinaj çeşidi vardır. Bunlar kısaca şöyledir: A- Doğru akım makinalarında: Endüvi sargılar: a)Seri sargılar, b) Paralel sargılar. Endüktör sargılar. B- Alternatif akım makinalarında: Bir fazlı asenkron motorlar (endüksiyon motor), Çok fazlı asenkron motorlar, Transformatörler (bir ve çok fazlı), Bir fazlı kollektörlü alternatif akım…
Read MoreBOBİN
Alm. Spule (f.), Fr. bobine (f.), İng. coil. Üzerine tel, iplik gibi şeyler sarılabilen ekseri silindir şeklinde olan makara. Elektrikte bobin, yalıtılmış bir iletkenin genellikle (bir nüve, karkas üzerine) sarılmasıyla yapılır. Bu bobinlerin sarımları bir veya onbinlerce sarım olabilir. Bobinlerin ya içi boştur, yani hava nüvelidir veya manyetik bir malzeme ile doludur (demir, ferit vb.). Elektrik makinelerinin hemen hepsinde bobin vardır. Bu bobinler bobinajcılık denilen teknikle makinalara yerleştirilir (Bkz. Bobinaj). Doğru akımda, alternatif akımda, alçak, yüksek, çok yüksek frekanslarda kullanılan bobinler ayrı ayrıdır. Bir radyoda, telsizde, televizyonda, bir makinanın motorunda,…
Read MoreBOA YILANI (Boa Constrictor)
Alm. Boa (f), Abgottschlange (f), Fr. Boa (m.), İng. Boa. Familyası: Boagiller (Boidae), Yaşadığı yerler: Güney ve Orta Amerika’da bol rastlanır. Özellikleri: 4-6 metre boyunda, sarı-kırmızı pullu ve zehirsiz olup avını sıkarak yutar. Ömrü: 30-40 yıl. Çeşitleri: Boa yılanı, anakonda iyi bilinenleridir. Pullu sürüngenler takımının, Boagiller familyasından bir sürüngen çeşidi. Boa yılanlarının pitonlarla yakın benzerlikleri varsa da, ince anotamik yapıları farklıdır. Boa yılanları ovovivipardır, yani yumurtalar yumurtlanmadan ana karnında açılarak yavru doğar. Pitonlar ise yumurtlar ve ana piton 2-3 ay yumurtalar üzerine kuluçkaya yatar. Boa yılanlarının irileri ağaçlarda, daha küçükleri…
Read MoreBLOKLAŞMA
Alm. Tusammenschluss (r) Fr. Traité d’allience.İng. Forming a group. Devletlerin aralarında politik ve askeri yönden işbirliği yapmak üzere anlaşmalar yapıp gruplar kurmalarına, milletlerarası politik lisanda verilen ad. Tarih boyunca devletler arasında bloklar kurulduğu görülmüştür. Yirminci asırdaki en önemli bloklaşmaların ilki, Birinci Dünya Savaşı öncesi meydana gelen İtilaf Devletleri arasında sağlanan bloktur. Bu bloka İngiltere, Fransa, Rusya gibi büyük devletler ile bazı küçük devletler dahil olmuştu. Sonradan bunlara Amerika Birleşik Devletleri de katılmıştı. Bu blokun karşısında olan devletlerden Almanya, Avusturya, Macaristan ve Osmanlı İmparatorluğu ise, İttifak, yani Merkezi İmparatorluklar denilen bloku…
Read MoreBLOKAJ
Alm. Sperrung (f.), Fr. Blocage (m), İng. Clearing, set off. Kliring adı verilen ve genel olarak malın malla mübadelesi şeklinde cereyan eden dış ticaret işlemlerinde ithalatçıların kliring ofisine borçlarını ödememesinden doğan donmuş alacaklar olayı. Takas adı verilen ve malın malla mübadelesi olan dış ticaret şeklinin daha geniş anlamda uygulaması olan kliring, beynelmilel anlaşmalara dayanır ve döviz ödemeye gerek duyulmadan mallar mallarla mübadele edilir. Ancak takas sistemindeki gibi ödemeler doğrudan doğruya ihracatçıya değil, kliring ofisine yapılır. İhracatçı alacağını kambiyo kuru üzerinden kliring ofisinden alırken, ithalatçı borcunu yine kambiyo kuru üzerinden kliring…
Read MoreBİZMUT
Alm. Wismut (n.), Fr. bismuth (m.), İng. bismuth. Sembolü Bi olan metalik bir element. Periyodik cetvelde 5A grubunda bulunur ve bu grubun en ağır üyesidir. Orta çağdan beri bilinen bir elementtir. Özellikleri: Atom numarası 83, kütle numarası 208,98’dir. Bileşiklerinde -3, +3, +5 değerliklerini alabilir. Gümüşi gri parlak bir metaldir. Sert ve kırılgandır. 5A grubu elementleri içinde en metalik olanıdır.Kararlı Bi-209, bizmutun tabii olarak bulunan tek izotopudur. Radyoaktif izotoplarından en iyi bilineni Bi-210 izotopudur. Bu izotopun yarılanma süresi 5 yıldır. Bi-210 nükleer sayma aletlerinin ayarlanmasında beta standardı olarak kullanılır. Erime noktası…
Read MoreBİZANS İMPARATORLUĞU
Roma İmparatorluğunun, M.S. 395 yılında ikiye bölünmesiyle imparatorluk topraklarının doğu bölümünde kurulan ve 1453 yılında Fatih Sultan Mehmed’in İstanbul’u almasıyla ortadan kalkan imparatorluk. Bizans İmparatorluğunun en önemli özelliği uzun ömrüdür. Doğu Roma İmparatorluğu adıyla anılan Bizans’ın kuruluşunun kökleri, Roma İmparatoru Diocletianus’un, çok geniş olan ülkesinin yönetimini kolaylaştırmak için imparatorluğu doğu ve batı diye iki bölüme ayırmasına kadar uzanır. Diocletianus, doğu bölümünün yönetimini elinde tutmuş, İzmit’i başkent yapmıştır. Diocletianus’tan sonra gelen büyük Costantinus hükumet merkezini Karadeniz ile Marmara denizini birleştiren boğazın kıyısındaki Byzantion’a getirdi. Böylece bin yıl süreyle Avrupa tarihinde önemli…
Read MoreBİYOPSİ
Alm. Biopsie (f.), Fr. biopsie (f.), İng. biopsy. Mikroskop altında inceleme yapmak üzere canlı bir dokudan parça alma. Biyopsi materyalinin incelenmesi, teşhise yardımcı olduğu gibi tedavide yönlendirici olarak da faydalıdır. Biyopsinin faydasının en çok görüldüğü alan, kanserin erken teşhisidir. Biyopsi materyali direkt cerrahi müdahale ile veya özel bir iğne veya pens yardımıyla alınabilir. Girişim umumiyetle lokal anestezi altında yapılır. Ameliyatla yapılan biyopsiye örnek olarak meme biyopsisi gösterilebilir. Memesinde şüpheli kitle bulunan kadın narkoz altındayken parça alınır. Hemen orada dondurma tekniği ile parça dondurulur ve boyanarak mikroskopla incelenir. Bu son işi…
Read MoreBİYOLOJİK SAVAŞ
Alm. Biologisch krige (m), Fr. Guerre biologique, İng. Biological War. İnsan, evcil hayvan ve faydalanılan bitkilerde ölüm, hastalık veya zarar meydana getirmek üzere bilerek kullanılan mikroorganizmalar veya bunların toksinleriyle yapılan savaş. Biyolojik silahlarla yapılan savaş, biyolojik savaş olarak isimlendirilmektedir. Eski çağlardan günümüze kadar birçok milletler biyolojik harp yapmışlardır. Vebadan ölmüş insan cesetlerinin düşman su kuyularına veya yerleşim merkezlerine atılması biyolojik savaşa örnek gösterilebilir. Biyolojik silahlar: İnsanlara, hayvanlara ve bitkilere karşı olmak üzere üçe ayrılır. 1.İnsanlara karşı kullanılan biyolojik silahlar: Doğrudan insan toplulukları arasında salgın hastalık veya ölümlere sebeb olmak üzere…
Read MoreBİYOLOJİ
Alm. Biologie (f), Fr. biologie (f), İng. biology. Eski Latince, bios (hayat) ve logos (bilim) kelimelerinin birleşiminden ibaret olup, canlılar bilimi anlamına gelmektedir. Canlıların yapısı, davranışları, birbirleri ve çevreleriyle olan ilişkileri, yeryüzündeki dağılışları, çeşitlilikleri ve vücutları içinde geçen “temel hayat olayları” hep biyolojinin konusunun içine girer. Biyolojinin tarihçesi çok eskiye dayanmaktadır. Biyoloji ile ilgili en eski ve en önemli belge, M.Ö. 1550 veya daha eski zamanda yazılmış Papyrus Ebers’tir. Bu belgede bitki ve hayvanlardan elde edilen ilaçlar yer almaktadır. Yaklaşık 1000 yıl sonra Yunanlı Hippokrates (M.Ö. 460-377) ve Aristo (M.Ö.…
Read MoreBİYOKİMYA
Alm. Biochemie (f.), Fr. biochimie (f.), İng. biochemistry. Canlı sistemin fonksiyonlarını ve kimyasal yapısını inceleyen ilim dalı. Biyokimyanın gayesi organizmadaki kimyasal reaksiyonları inceleyerek canlının yapısını aydınlatmaktır. Canlı sistemlerin bazı kısımları doğrudan gözle görülebilir. Daha küçük bazı kısımları ise mikroskobiktir. Ancak ışık veya elektron mikroskobu ile görülebilmektedir. Bunların haricinde canlıdaki sistemlerin elektron mikroskobu ile görülemeyecek kadar küçük ve ince bir yapısı vardır. Bu sebeple biyokimyanın incelediği yapılara ultramikroskobik yapılar adı verilir. Bu ultramikroskobik yapı, moleküller, molekül toplulukları ve iyonlardır. Biyokimya, incelemesini iki bölümde yapar. Birincisi yapının incelenmesidir ki, burada canlıyı meydana…
Read MoreBİYOGAZ
Alm. Biogas (n.), Fr. Biogas (m.), İng. Biogas. Organik artık ve hayvan gübrelerinden elde edilen gaz. Biyogaz bir enerji kaynağıdır. Her geçen yıl enerji elde edilmesinin güçlüğü ve pahalılığı insanları başka sahalarda enerji kaynağı aramaya sevk etmiştir. Bilim adamları bu hususta devamlı çalışmaktadır. Son yıllarda hayvan gübrelerinden faydalanma düşünceleri, çeşitli devletlerde tatbikat safhasına konmuştur. Bugün bilhassa İsrail ve Almanya köylerinde hayvan gübrelerinden biyogaz elde edilmekte ve evlerde yakıt olarak kullanılmaktadır. Bazı devletlerde biyogazla işleyen santrallar bile yapılmıştır. Biyogaz, biyolojik humus gazıdır. Bu gaz, hava ile irtibatı kesilmiş, özel kaplardaki organik…
Read MoreBİYOFİZİK
Alm. Biophysik (f.), Fr.biophysique (f.), İng. biophysics. Fiziki prensipleri, metodları ve aletleri canlı organizmalarla ilgili çalışmalarda kullanan ilim dalı. Fizikte olduğu gibi biyofizikteki ilerlemeler de bu konuda hassas sistemlerin kullanılmasıyle başlamıştır. Biyofiziğin ilk branşı, gözün optik sisteminin incelenmesiyle ortaya çıkmıştır. Gözün merceğinin karakteristiği, retina tabakasında görüntünün meydana gelmesi ve görüntünün netleştirilmesi olayları bütünüyle biyofizik ile ilgili problemlerdir. Canlı sistemlerin tam manasıyle bilinemediği geçmiş yıllarda, fiziksel çalışmaların canlıya uygulanamayacağı düşünülmekteydi. Yirminci yüzyıl ortalarında yapılan bir seri keşif, bu düşünceleri değiştirdi. Bu keşifler, sinirdeki iletim mekanizmasının, kas kasılmasının, irsi (genetik) olayların, virus…
Read MoreBİYOCOĞRAFYA
Alm. Biogeographie (f), Fr. Biogeografhie, İng. Biogeography. Bitki ve hayvan türlerinin yeryüzündeki dağılımlarını ve bu dağılıma etki eden sebepleri inceleyen bilim dalı. Osmanlıcada “Coğrafya-yı Hayati” veya “Hayati Coğrafya” olarak bilinir. Çok karmaşık bir alanı kapsar. Dar manada biyolojinin bir dalı olarak bilinirse de; fiziki coğrafya, bitki ve hayvan taksonomisi, yani sınıflandırması, fizyoloji, jeoloji ve paleobotanik gibi çeşitli bilimlere dayanmak zorundadır. Tatbikatta, “hayvan coğrafyası” ve “bitki coğrafyası” olmak üzere iki bölüme ayrılır.Hayvan gruplarının incelenme zorluklarından dolayı, günümüzde bitki coğrafyası daha gelişmiştir. İnsan ırklarının dağılımı ise “beşeri coğrafyada” incelenir. Bitki coğrafyasıyla ilgili…
Read MoreBİYEL
Alm. Pleuelstange (f.), Fr. bielle (f.), İng. connecting rod. Gidip gelme hareketini dönme hareketine çevirmek için içten yanmalı motorlarda (benzin ve dizel motorları) ve buharlı makinalarda kullanılan bir parça. İçten yanmalı motorlarda biyelin bir ucu piston muylusuna, diğer ucu ise krank milinin muylusuna bağlıdır. Pistona bağlanan ucuna ayak, kranka bağlanan ucuna ise baş adı verilir. Kranka bağlı olan ucu açıktır ve civatalarla tutturulan bir parça ile krank muylusuna monte edilir. Hareketi kolaylaştırmak için biyelin baş kısmında kaymalı yataklar bulunur. Yüksek devirli, dolayısıyla silindir hacmi küçük motorlarda iğneli rulman yataklar kullanılır.…
Read More