On ikinci yüzyılda Harrân’da yetişen evliyânın büyüklerinden ve âriflerin ileri gelenlerinden. İsmi, Hayât bin Kays bin Rahhâl bin Sultan el-Ensârî el-Harrânî’dir. Harrân şehrinde doğup, yetiştiği için Harrânî ismiyle ve Şeyhülkıdve lakabı ile meşhur oldu. Doğum târihi belli değildir. Ömrünün 50 senesine yakınını Harrân’da geçirmiştir. İnsanlar ve bâzı sultanlar, ziyâret edip duâsını alırlar ve yanında olmakla bereketlenirlerdi. Selâhaddîn-i Eyyûbî bunlardandı.Yüksek hâl ve kerâmet sâhibi olup, ehliyeti, ihlâsı, iffeti ve dînine çok bağlılığı ile tanınan bir zâttı. Cömertliğiyle meşhurdu. 1185 (H.581) yılında orada vefât etti. Harrân’ın dışına defnedildi. Kabri, ziyâret yerlerindendir. Büyük…
Read MoreKategori: 09. Cilt
Hicret
Alm. Einwanderung (f), Fr. İmigration (f), İng. İmmigration. İslâm târihinde Peygamber efendimiz Muhammed aleyhisselâmın ve Eshâb-ı kirâmın Mekke’den Medîne’ye göçü. Hicret, lugatte göç etmek, bir memleketten başka bir memlekete gitmek mânâsınadır. Hemen hemen bütün peygamberler, dînin emirlerini yerine getirmek ve yaymak için hicret etmişlerdir. Bunlardan Lût, Mûsâ, İbrâhim ve Îsâ aleyhimüsselâmın hicretleri meşhurdur. Eshâb-ı kirâm da Medîne’ye hicretten önce iki defâ Habeşistan’a hicret etmişlerdir. Ayrıca Eshâb-ı Kehf’in de Allah yolunda yaptıkları hicret Kur’ân-ı kerîmde bildirilmektedir. Hicrî târihin başlangıcı olan hicret, hem İslâm târihinin hem de cihân târihinin en mühim hâdisesidir.…
Read MoreHicrî Yıl
Alm. Hedschrajahr (n), Fr. An (m) de l’hegire, İng. Hegira year. Peygamberimiz hazreti Muhammed’in “aleyhisselam” Mekke-i mükerremeden Medîne-i münevvereye hicretinin başlangıç kabul edildiği târih, sene. Ayın hareketi esas tutulduğu için buna, “Hicrî Kamerî Sene” “Sene-i Kameriyye” de denir. Peygamberimiz Muhammed aleyhisselâm 53 yaşındayken Allahü teâlânın izni ile Medîne’ye hicret etti. Rebîulevvel ayının birinci Perşembe günü öğleden sonra Ebû Bekr-i Sıddîk’ın evinden berâberce çıkarak Mekke’nin 5,5 km güneydoğu tarafında bulunan Sevr Dağındaki mağaraya geldiler. Mağarada 3 gece kalıp, Pazartesi gecesi ayrıldılar. Bir hafta yolculuk yapıp efrencî (mîlâdî) Eylül ayının 20. ve…
Read MoreHulefâ-i Râşidîn
Dört büyük halîfe. Peygamber efendimizin vefâtından sonra sırasıyla halîfe olan hazret-i Ebû Bekr, hazret-i Ömer, hazret-i Osman ve hazret-i Ali “radıyalahü anhüm” olmak üzere ilk dört halîfeye verilen isim. Ehl-i sünnet îtikâdında dört halîfenin üstünlük sırası, halîfelik sırasına göredir. Hazret-i Ebû Bekr “radıyallahü anh”, Peygamber efendimizin vefât ettiği gün, Eshâb-ı kirâm tarafından 632 senesinde halîfe seçildi. İki sene üç ay on gün halîfelik yaptı. Peygamberlerden “aleyhimüsselâm” sonra Eshâb-ı kirâmın ve insanların en üstünüdür. Peygamber efendimiz ne söylerse hemen kabul ve tasdik ederdi. Bu sebeple Peygamber efendimiz (ona) Sıddîk lakabını vermiştir. Hicrette…
Read Moreİslâm Hukuku
Bu hukuk sistemi, bütün beşerî hukuk sistemlerinden ayrı bir yapıya sâhiptir. Kaynağı tamâmen ilâhî olup, insanların düşüncelerinden doğmamıştır. Tamâmen dînî hükümlere dayanmaktadır. Bu hükümler, Kur’ân-ı kerîmden, hadîs-i şerîflerden, icmâdan ve yüksek din âlimlerinin ictihâdlarından çıkmıştır (Bkz. Ahkâm-ı Şer’iyye). Nass’ın (âyet ve hadisin) bulunmadığı yerde örf ve insanlar arasında yerleşmiş âdetlere göre hüküm verilebilir. Çünkü İslâm dîninin yasaklamadığı âdetlerde zamâna uyulur ve dînî nassları ispat için umûmî ve husûsî örf ve âdetler hakem kılınır. Örf ile tâyin, nass ile tâyin gibidir. Bir şeyi insanların hepsinin kullanması, zarûret olur ve ona uymak…
Read More