Telgraf

Alm. Telegraph (m), Fr. Télégraphe (m), İng. Telegraph. Çeşitli kodlar kullanılmak sûretiyle mesâfeler arasında elektrik sinyâlleriyle yazılı bilgi gönderilmesini sağlayan bir cihaz. Modern telgraf sistemlerine benzer ilk çalışmalar 1794 senesinde Fransa’da Claude Choppe tarafından yapılmıştır. Amerikalı ressam Morse ve arkadaşı Chamberlain 1837’de bir pil, elle kullanılan bir anahtar, mâdenî tel ve elektromekanik bir röle kullanmak sûretiyle ilk elektrikli telgraf cihazını gerçekleştirdiler. Ancak Morse bu buluşunu pekçok Avrupalı hükûmetlere teklif etmişse de bir ilgi göremedi. Bunun üzerine Chamberlain âleti yanına alarak İstanbul’a geldi. Yalnız âlet henüz kusursuz bir hâlde değildi. Yapılan…

Read More

Televizyon

Alm. Fernsehen (n), Fr. Télévision (f), İng. Television. Görüntünün ve görüntüyle alâkalı seslerin aynı anda elektromanyetik dalgalar hâlinde yayılması prensibine dayanan en mükemmel haberleşme sistemlerinden biri. Televizyonun temel prensibi ışık enerjisinin elektrik enerjisine çevrildikten sonra yayınlanması ve alınan elektromanyetik sinyâllerin tekrar ışık enerjisine çevrilmesidir. Işık enerjisinin elektrik enerjisine çevrilmesi fikri 1873 senesinde Selenyum üzerine ışık düşürüldüğünde elektrik direncinin değiştiğinin keşfedilmesiyle başlamıştır. Bu prensibe göre selenyum üzerine parlak ışık düşerse; sinyâl kuvvetli, soluk ışık düşerse sinyal zayıf olacaktır. Genliği değişen bu sinyâl radyo dalgaları gibi yayınlanıp alıcıda ters işlem yapılınca ekranda…

Read More

Termometre

Alm. Thermometer (n), Wärmemesser (m), Fr. Thermomètre (m), İng. Thermometer. Sıcaklık ölçen âlet. Termometrelerin çalışma prensibi, pekçok maddenin sıcaklıkla genleşmesi esâsına dayanmaktadır. En sık rastlananı cıvalı termometredir. Bu çok küçük kesite sâhip ve üst ucu kapalı bir tüpten ibârettir. Alt ucundaysa içinde cıva bulunan küresel veya silindirik bir hazne bulunur. Isıtılmasıyla, civa genişler ve tüpte yükselir. Tüpün kesitinin küçük olmasından dolayı az bir hacim büyümesinde cıvanın yükselmesi oldukça fazladır. Termometre iki sâbit nokta arasında kalibre edilir. Bunlar suyun donma noktasıyla kaynama noktasıdır. Normal atmosfer basıncında (760 mm cıva basıncı) bu…

Read More

Termoelektrik

Alm. Thermoelektrizität (f), Fr. Thermoélectricité (f), İng. Thermoelectricity. Sıvı ve katı maddelerdeki ısı farklılıkları ve elektrik akımlarının sebeplerini inceleyen bir bilim dalı. Özellikle elektriğin ısıya ve ısının elektriğe dönüşmesiyle alâkalıdır. Üç ana termoelektrik etki; Seebeck, Peltiel ve Themsen etkileridir. Seebeck etkisi: İletken bir çubuğun bir ucu ısıtıldığında bu uç diğerinden daha sıcak olur ve iletken çubuktan elektrik akımı geçmesi sağlanır. Buna Seebeck etkisi denir. a ve b gibi iki çubuk birleştirildikleri zaman T1 ve T2’deki ısılar da farklı olursa V voltajı elde edilir ki, buna da Seebeck voltajı denir. Bu voltaj…

Read More

Termodinamik

Alm. Thermodynamik, Wärmekraftlehre (f), Fr. Thermodynamique (f), İng. Thermodynamics. Enerji ve enerji dönüşümlerini, entropiyi ve burada maddenin fizikî özellikleri arasındaki bağıntıları inceleyen bir ilim. Termodinamik fiziğin bir koludur. Diğer ilimlerde olduğu gibi, termodinamik de esas olarak önce gözleme, deneye dayanır. Sonra elde edilen neticelerden termodinamiğin kânunları formüle edilir. Bu kânunlar, termodinamiğin sıfırıncı, birinci, ikinci ve üçüncü kânunlarıdır. Sıfırıncı kânun ısıl denge ve sıcaklıkla, birinci kânun enerjiyle, ikinci kânun entropiyle ve üçüncü kânun mutlâk entropiyle ilgilidir. Mühendislik problemlerinin çözümünde en çok termodinamiğin birinci kânunu ve ikinci kânunu kullanılır. Kapalı sistemler için…

Read More

Teodolit

Alm. Theodolit (m), Fr. Théodolite, İng. Theodolite. Yatay ve çoğu defâ düşey açıları tespit etmek sûretiyle açık arâzide noktalar, hatlar, cisimler arasındaki mesâfe ve boyutlarla ilgili hususları ölçmeye yarıyan optik bir âlet. Teodolit, ayar vidaları bulunan üç ayrı ayak üzerine oturtulmuştur. Teodolitin ayaklar üzerine oturan gövde kısmında yatay ve düşey açıları gösteren kadranlar, alidat denilen dürbün ve hareketleri sağlıyan verniyerleri, kadranları okumaya yarıyan optik âletleri taşıyan parçaları bulunur. Teodolit üzerinde yatay ve dikey düzlemdeki konumunu ayarlamakta yardımcı olan yatay ve dikey tesviye âyeti göstergeleri de vardır. Ayar vidaları ve bu…

Read More

Telsiz

Alm. Funkgerät (n), Fr. Télégraphie sans fil (T.S.F) (f), İng. Wireless. Nakil vâsıtası olarak tel yerine uzay ortamını kullanarak ses, söz, yazı ve resim şeklindeki haberlerin birbirinden uzak noktalar arasında karşılıklı olarak alınıp verilmesini sağlayan cihaz. Bir çeşit telekominikasyon aracı. Telekominikasyon tekniği târih boyunca çeşitli merhalelerden geçmiş, fakat asıl büyük gelişmeler elektrikten faydalanma ile 19. asırda gerçekleşmiştir. Telefon ve telgraf gibi telli bağlantılardan sonra nihâyet nakil ortamı olarak uzay kullanılarak telsiz irtibatla haberleşme sağlanmıştır. Telsiz yayınında ilk gerekli olan şey vericiyle alıcı arasında bir irtibat sağlamak üzere haberi kendisine yükleyeceğimiz…

Read More

Telefon

Alm. Telephon (n), Fernsprecher (m), Fr. Téléphone (m), İng. Telephone. Birbirinden uzak yerlerde bulunan kişiler ve sistemler arasında bilgi alışverişini sağlayan elektrikli ses alıp verme cihazı. Telefonun çalışmasında ana prensip ağızdan çıkan ses dalgalarının önce elektrik dalgalarına çevrilmesi, bu dalgaların muhtelif gönderme metodlarıyla uzağa iletilmesinden sonra, bu defâ elektrik dalgalarının tekrar kulakla duyulabilecek ses dalgalarına çevrilmesidir. Telefon ilk olarak 1876 senesinde Graham Bell tarafından yapılmıştır. Önce şehirlerde kurulan telefon şebekeleri daha sonra şehirlerarası, milletlerarası sistemler hâline dönüşmüş ve uydular aracılığıyla dünyânın her köşesinin birbiriyle muhâberesi sağlanmıştır. Târihçe: Telefon ilk olarak…

Read More