Aruz

İslamiyet dairesi içine giren milletlerin edebiyatlarında yer alan şiir ölçüsü. “Yön, çadır direği, dar yol, bulut, ölçü ve örnek olan şey” gibi başlıca manaları yanında, beytin ilk mısraının sonlarına da aruz denmiştir. Beyt “ev ve çadır” demektir. Çadırı ayakta tutan ölçüdür. Bu bakımdan, çadır direği en uygun manadır. Önceleri Arap şiirinde açık ve belirgin şekilde olmayan aruz veznini edebi bir ilim olarak İmam Halil bin Ahmed 701-775 (H.81-155) tedvin etmiş, sistemleştirmiş, böylece nazım ilmi kurulmuştur. Aruzda harflerin harekeli ve sakin oluşu göz önüne alınmış, kısa ve uzun hece ayrımı yapılmıştır.…

Read More

Arş ve Kürsi

Allahü tealanın yarattığı en büyük varlık, yedi kat göklerin ve Kürsi’nin üstünde olup madde aleminin sonu maddesizlik aleminin başlangıcı. Arş; sözlükte; “taht, köşk, gölgelik” gibi manalara gelir. Arş, yerin yapısında olmadığı gibi göklerin yapısına da benzemez. Yere ve göğe benzer tarafı yoktur. Arş-ı Mecid de denilenArş, mahlukların en şereflisidir. Her şeyden daha saf ve nurludur. Bunun için ayna gibidir. Allahü tealanın büyüklüğü orada görünür. Bunun içindir ki ona Arşullah denir. Namazın kıblesi Kabe olduğu gibi, duanın kıblesi de Arş-ı İlahidir. Bunun için duada eller kaldırılıp avuç içleri yukarı açılır. Kur’an-ı…

Read More

Arpaeminizade Sami

On sekizinci asır Osmanlı şair ve hattatı. Asıl adı, Mustafa’dır. Arpaemini (Ticaret Bakanı) Osman Efendinin oğlu olduğundan Arpaeminizade diye şöhret buldu. İstanbul’da doğmuş olup, doğum tarihi belli değildir. Tahsil hayatından sonra haceganlık mesleğine girdi. Sıra ile Arpaeminliği katipliği, evkaf muhasebeciliği ve şehreminliği vazifelerinde bulundu. 1725’de piyade mükabelecisi, 1730’da ise İsmail Asım Efendinin halefi olarak Sultan Birinci Mahmud zamanında vak’anüvis tayin edildi ve bu vazifedeyken 1733 senesinde İstanbul’da öldü. Yeni Ali Paşa Camii bahçesindeki mezarlığa defnedildi. Arpaeminizade Sami, hattatlığından çok şairliği ile tanındı. Duygulu bir şair olan Sami’nin dili ağırdır. Anlatımında…

Read More

Fritz Arnd

Yirminci asrın büyük kimyagerlerinden. 1885’te doğdu. Kimya öğrenimini Freiburg Üniversitesinde gördü. 1908 Breslau Üniversitesinde profesör oldu. Birinci Dünya Savaşı yıllarında (1915) memleketimize geldi. Ülkemizde akademik kimya öğrenimini başlatmak ve geliştirmek için çağrılmıştı. İstanbul’da Darülfünun’da uzun yıllar kimya profesörlüğü yaptı. İstanbul’un işgal kuvvetlerinin eline geçmesi ile, 1918 yılında memleketi Almanya’ya döndü. 1934 yılında İstanbul Üniversitesine Ordinaryus profesör olarak davet edildi. İyi Türkçe konuşurdu. İkinci defa gelişinde 21 yıl süreyle Türk kimyagerlerinin akademik yetiştirilmesi, eğitimlerinin düzenlenmesi görevinde yılmadan çalışmıştır. 1955 yılında Almanya’ya geri döndü. Hamburg’da 1969 yılının sonunda öldü. Kıymetli din kitapları…

Read More

Arif-i Rivegeri

İslam alimlerinin ve evliyanın büyüklerinden. Silsile-i aliyye diye bilinen büyük alimlerin onuncusudur. Aslen Buharalıdır. Buhara’ya 30 kilometre uzaklıkta bulunan Rivgir kasabasında doğdu. Doğum tarihi kesin olarak bilinmemektedir. 1209 (H. 606)da Rivgir’de vefat etti. Medrese tahsili görüp, zahiri ilimlerde büyük gayret ve çalışma gösterdi. Bu tahsil sırasında büyük alim ve veli Abdülhalık-ı Gondüvani ile tanışıp onun sohbetlerinde bulundu. Abdülhalık Goncdüvani ile tanışması şöyle oldu: Arif-i Rivegeri, bir gün çarşıda büyük alim Abdülhalık-ı Goncdüvani’ye rastladı. Baktı ki, şeyh yüklenmiş evine erzak götürüyor. Edeple yaklaşarak eşyaları taşımak için izin istedi. Şeyh yükünü Arif’e…

Read More

Arif Nihat Asya

Yazdığı sayısız şiirlerle Milli Edebiyat akımı içerisinde müstesna yeri olan son devir şairlerimizden. 1904 yılında Çatalca’da doğdu. Yüksek Öğretmen Okulu Edebiyat Bölümünü bitirdi. Birçok ilimizde edebiyat öğretmenliği ve lise müdürlükleri yaptı. 1950’de Seyhan milletvekili olan şair, sonra tekrar öğretmenliğe döndü. 1959’da Kıbrıs’a gönderildi ve orada iki yıl kaldı. 1962’de emekliye ayrılan Arif Nihad Asya, 1975 yılında vefat etti. Dürüst karakteri, kibarlığı ve mertliği ile tanınan Arif Nihad, aşk derecesinde vatanını seven, milli ve manevi değerlerine bağlı ve müsamahalı bir mizaca sahib olmasıyla, bulunduğu her çevrede sevilen bir insandı. Geniş anlamda…

Read More

Arif Hikmet Bey

Yüz beşinci Osmanlı Şeyhülislamı. İstanbul’da 1786’da doğdu. 1859’da aynı yerde vefat etti. Sultan Üçüncü Selim zamanı kazaskerlerinden İbrahim İsmet Beyin oğludur. Tahsilini tamamladıktan sonra, sırasıyla Kudüs, Mısır ve Medine kadılıklarında bulundu. Mevleviyet payesi aldı. 1831’de uhdesine İstanbul payesi verilmesiyle İstanbul kadılığına getirildi. Aynı sene nakiplik görevine ve 1833’te Anadolu payesiyle Anadolu kazaskerliğine yükseldi. Daha sonra vazifeden ayrıldı. Evinde bir müddet istirahattan sonra, 1838’de Rumeli payesiyle Rumeli sadareti uhdesine verilmekle beraber Meclis-i Vala-yı Ahkam-ı Adliye üyeliğine getirildi. İki sene sonra teftiş görevi ile Rumeli’ye gönderildi. Dönüşünde Dar-ı Şuray-ı Askeri (Askeri Şura)’ye…

Read More

Arefe

Zilhicce ayının dokuzuncu günü, Kurban bayramından bir önceki gün. Lügatte “tanıma” manasına gelir. Başka günlere ve Ramazan bayramından önceki güne  Arefe denmez. Müslümanlığın beş şartından birisi de hali vakti yerinde olan zenginlerin hacca gitmesidir. Haccın şartlarından biri ise; Arefe günü Arafat’ın Vadiy-i Urene denilen yerinden başka herhangi bir yerinde, öğle ve ikindi namazlarından sonra vakfeye durmaktır. Bu ibadet bir gün önce olursa, hac kabul olmaz. O bakımdan haccın kabulü, Arefe gününün doğru olmasına bağlıdır. Arabi aylar gökteki hilalin görülmesi ile başlar. Hilalin görülmesi hesap ile anlaşılan gün veya bir sonraki…

Read More

Aras Irmağı

Doğu Anadolu’nun kuzey kısmında doğup aldığı birçok kollarla büyüyerek, Türkiye içinde 441 km yol kat ettikten sonra, Kafkasya’nın güneydoğusunda Mugan önünden geçerek, Hazar Denizine dökülen ve bütün uzunluğu 920 km olan ırmak. Bingöl Dağları ile Palandöken Dağlarından inen kollarla beslenip büyür. Şahvelet, Nalbant ve Sakaltutan dağlarından gelen kollarla kuvvetlenir. Topçu ve Sakaltutan dağları arasındaki bir vadiden Pasinler Ovasına girer. Pasin Çayı ile birleşir. Bir çok dar vadi ve ovalardan geçerek Türk topraklarından çıkar ve 140 kilometrelik kısmı Türk-Rus sınırını teşkil eder. Daha sonra İran topraklarına girer. İran-Azerbaycan sınırına kadar akar.…

Read More

Araplar

Nuh aleyhisselamın en büyük oğlu Sam’ın neslinden yani Sami ırkına mensub büyük bir kavim. Arab, lügatte “güzel” demektir. Coğrafya terimi olarak; Arabistan Yarımadasında doğup büyüyen, oranın iklimi, havası, suyu ve gıdası ile yetişen ve onların kanından olan kimselere verilen addır. Araplar, beyaz ve buğday benizli olur. Araplar tarihte; Hicaz, Yemen, Mısır, Kuzey Afrika, Irak, Suriye ve Filistin bölgelerinde yaşamış, bir çok devletler ve medeniyetler kurmuşlardır. Kendilerine, imana ve hak yola davet etmek için Allahü teala tarafından bir çok peygamber gönderilmiştir. Nuh aleyhisselamın oğlu Sam’ın neslinden olan Araplar; Arab-ı Baide, Arab-ı…

Read More

Arap Camii

İstanbul’da yapılan en eski cami. Emevi kumandanlarından Mesleme bin Abdülmelik tarafından 717 senelerinde İstanbul-Karaköy’de yaptırıldı. Mesleme bin Abdülmelik büyük bir ordu ile Çanakkale’den Gelibolu, Edirne sonra İstanbul’a geldi. Galata’yı ele geçirerek yedi sene kaldı. Çok sıkıntı ve hastalık çektiklerinden buraya “Kahr köyü” ismini verdiler. Şimdi “Karaköy” denilmektedir. Muhyiddin-i Arabi hazretleri, Müsamere kitabında Mesleme’nin İstanbul seferini uzun anlatmaktadır. Mesleme çekilince Rumlar verdikleri sözü bozup camiyi kilise yaptılar. Dördüncü Murad Han zamanına kadar kilise olarak kalıp 1637’de eski yeri keşfolunarak mescide çevrildiği Fezleke-i Tarih-i Osmani’nin yüz altmış altıncı sayfasında yazılıdır. Birinci Sultan…

Read More

Aral Gölü

Batı Türkistan’da Özbekistan ile Kazakistan arasındaki göl. Büyük kısmı Özbekistan’a dahildir. Asya’nın ikinci, dünyanın dördüncü büyük gölüdür. Yüzölçümü 64.500 kilometrekare ile 68.700 kilometrekare arasında değişir. Büyüklük sırasına göre; Hazar, Superior (Kuzey Amerika), Viktorya (Afrika) göllerinden sonra gelir. Jeolojik “Diluvyal devirde” Aral Gölünün yüzeyi daha yüksekte olup güney tarafından Hazar Denizi (gölü) ile bağlantısı vardı. Karakum, Kızılkum ve Üstyurt çölleriyle çevrilidir. Gölün bulunduğu bölgede yazları çok sıcak geçen kurak bir iklim hüküm sürer. Akarsuların göle su taşımalarına rağmen buharlaşma, gelen sudan daha fazladır. Bu bakımdan göl gittikçe küçülmektedir. En derin yeri…

Read More

Arafat

Mekke-i mükerreme şehrinin yirmi beş kilometre güneydoğusunda, haccın farzlarından biri olan vakfenin yapıldığı yer (alan). Adem aleyhisselam ile Havva validemiz Cennet’ten ayrılıp yeryüzüne indirildikten sonra, Arafat’ta buluşmuşlardır. Bu güne “Arefe” bu yere de “Arafat” dendi. Arafat’ın hududu Batn-ı Urene üzerinde yükselen dağdan (Vadiyi Urene hariç) Vasıke doğru uzanan Urene Dağlarına ve bu dağların Arafat Vadisi ile birleştiği yere kadar olan sahadır. Peygamber efendimizin Arafe günü vakfeye durduğu ve mübarek hutbesini okuduğu yer ise, Arafat ortalarında “Nabit” denilen yüksekçe bir tepedir. Bugün burası Cebel-ür-rahme diye bilinmektedir. Adem aleyhisselam ile Havva validemiz,…

Read More

A’raf

Cennet ile Cehennem arasında yer alan surun (engelin) yüksek kısımları. Bu engel sebebiyle birinin tesiri diğerine geçmez. Ahirette, hesab gününde A’raf’ta kalanlara A’raf eshabı denir. Bunlar, günahları sebebiyle Cennet’e geç girecek olanlardır. Kur’an-ı kerimde mealen buyruldu ki: A’raf üzerinde bir takım kimseler vardır ki, onlar Cennet ehlini (mü’minleri) yüzlerinin beyazlığı ile, Cehennem ehlini, yüzlerinin siyahlığı ile tanırlar. Cennet ehline selamün aleyküm diye seslenirler. A’raf ehli (henüz) Cennet’e girmemişler, fakat oraya girmeyi (şiddetle) arzu ederler. Gözleri cehennemliklere çevrildiği zaman; “Ey Rabbimiz! Bizi zalimlerle (kafirlerle) beraber (Cehennem’e) koyma derler.” A’raf eshabı (ehli)…

Read More

Arabi Paşa

Mısır’ın on dokuzuncu yüzyıl savunma bakanlarından. Mısır’ın İngilizler tarafından 1882’de işgaline sebep olan ayaklanmanın liderliğini yaptı. 1839’da aşağı Mısır’da doğdu. Çiftçi bir ailenin çocuğudur. Hidiv Said Paşa zamanında alaydan yetişerek subay oldu. 1875 yılında suistimal suçundan yargılanıp yarı maaşla emekliye sevkedildi. Bunun üzerine Mısır’da Türk ve Çerkez subaylarına karşı kurulan gizli bir teşkilata girdi. Aynı zamanda Ezher’de verilen derslere devam etti. Bu sırada Cemaleddin Efgani ve Abduh gibi reformistlerin tesirinde kaldı. Hükumetteki yabancı tesirlerden kurtulmak isteyen Mısır hidivi İsmail Paşa, Arabi Paşanın desteğini alabilmek için onu alay komutanlığına getirdi. Batılılar,…

Read More

Annibal

Meşhur Kartacalı kumandan ve devlet adamı. Hannibal ismi ile de bilinir. Babası Hamilkar Barka, Sicilya’da Romalılarla savaştığı sırada M.Ö. 247’de Kartaca’da doğdu. Birinci Pön Savaşını kaybeden babası, onu Romalılardan nefret edecek biçimde yetiştirdi. Dokuz yaşındayken babası ile beraber İspanya’ya gitti. Çok genç yaşta general oldu. M.Ö. 221 yılında Kartaca ordusunun başına geçti. Annibal, küçüklükten beri almış olduğu Roma düşmanlığı ile Kartaca-Roma arasındaki husumeti alevlendirdi. İspanya’da fetihlere devam ederek Roma’ya bağlı tek yer olarak kalan Saguntum şehrini ele geçirdi. Böylece Roma ile aralarında uzun yıllar devam edecek olan İkinci Pön Savaşı…

Read More

Anne Sütü

Alm. Muttermilch (f), Fr. Lait de Mére, İng. Mother milk. Kadının çocuğunu beslemek için memelerinden gelen besleyici beyaz sıvı. Yeni dünyaya gelen çocuğun hayatiyetini devam ettirebilmesi beslenmesine bağlıdır. Bebek için iyi beslenmede en önemli besin anne sütüdür. Anne sütünü basit bir sıvı olarak görmemek lazımdır. Eğer anne sütü, yeterli mikdarda geliyorsa, çocuğa ilk altı ay hiçbir ek gıda vermeye gerek yoktur. Anne sütü, çocuğun gelişimi için gerekli bütün maddeleri ihtiva etmektedir. Anne sütü yeni doğan bebeğin ve süt çocukluğu devrelerinin en ideal besinidir. 1970’lere kadar sun’i mamalar ve inek sütü…

Read More

Ankaravi Mehmed Emin Efendi

Osmanlı şeyhülislamlarından kırk dördüncüsü ve Hanefi mezhebi fıkıh alimlerinden. İsmi Muhammed bin Hüseyn’dir. Ankaravi nisbetiyle veya Ankaralı Mehmed Emin Efendi diye meşhur olmuştur. 1619 senesinde Ankara’da doğdu. Babası Hüseyn Efendi alim bir zat idi. İlk tahsilini babasından yaptıktan sonra İstanbul’a gelen Mehmed Emin Efendi, akli ve nakli ilimleri öğrendi. Şeyh-ül-İslam Yahya bin Zekeriyya’nın hizmetinde bulunup mülazım (stajyer müderris) oldu. İlmi üstünlüğe ulaştıktan sonra, bazı medreselerde müderrislik yaptı. Mehmed Emin Efendi, Sultan Dördüncü Mehmed Han zamanında sırasıyla Yenişehir, 1665 senesinde Bursa, 1668 senesinde Mısır, 1670 senesinde İstanbul kadılığı yaptı. Aynı sene…

Read More

Ankaravi İsmail Rüsuhi Efendi

Anadolu’da yetişen büyük velilerden. İsmi, İsmail bin Ahmed, lakabı Rüsuhi’dir. Ankara’da doğduğu için Ankaravi nisbesiyle meşhur olmuştur. Doğum tarihi belli olmayıp, on altıncı asrın ikinci yarısında doğduğu bilinmektedir. 1630 (H. 1040) senesinde İstanbul’da vefat etti. İlk tahsilini doğum yeri olan Ankara’da yapan İsmail Rüsuhi, zamanın alimlerinden din ve fen ilimlerini tahsil etti. Arabça ve Farsçayı öğrendi. Bu ilimlerde yükseldikten sonra tasavvufa yöneldi. Bayramiyye yoluna girip feyz aldı. Halvetiyye yolundan da icazet alıp talebe yetiştirmekle vazifelendirildi. Bu sırada gözlerinden rahatsızlanıp okuyup yazamaz hale geldi. Gözleri açıldığı takdirde daima Kur’an-ı kerim, hadis-i…

Read More

Ansiklopedi

Alm. Enzyklopädia (f), Fr. Encyclopédie, İng. Encyclopedia. Birçok bilginin sistematik ve çoğu zaman alfabetik sıra ile düzenlenmesinden elde edilen müracaat veya el kitabı. Bu isim, bazan ilmin belirli bölümünün teferruatlı ve sistemli bir şekilde incelendiği kitaplar için de kullanılmaktadır. Ansiklopediler, lügatlar gibi yalnız bir kelimenin çeşitli manalarını veren eserler değildir. Çok değişik konular hakkında oldukça geniş ve olaylara dayanan bilgiler verirler. Mümkün olduğu kadar tarafsız hazırlanmaları beklenirse de, ister istemez hazırlayanların fikir ve kanaatleri muhtevalarından belli olur. Bu insanlık zaafından kurtulabilen yok gibidir. Ansiklopedinin iki önemli özelliği  Konuların metodik düzenlenmesi…

Read More

Ankara Savaşı

Osmanlı Sultanı Yıldırım Bayezid ile Timur Hanın 1402 yılında Ankara’da yaptıkları savaş. Osmanlı padişahı Yıldırım Bayezid Han, Anadolu beyliklerini hakimiyeti altına aldığı zaman bu ülkelerin beyleri, o zaman batıya doğru gelmekte olan Timur Han’a sığınmışlardı. Ayrıca Timur’dan kaçan Karakoyunlu Hükümdarı Kara Yusuf ile Tebriz hükümdarı Ahmed Celayiri de, Yıldırım’a iltica etmişti. Bu beyler her iki Türk sultanını birbiri aleyhine kışkırtıyorlardı. Neticede bu kışkırtma ve tahrikler, sünni iki Türk hükümdarını Ankara’nın Çubuk Ovasında karşı karşıya getirdi. Osmanlı sultanının güç ve kuvvetini iyi bilen, Maveraünnehr’deki en kudretli ve zırhlarla mücehhez kuvvetlerini getiren…

Read More

Amil Çelebioğlu

Edebiyat tarihçisi, metinler şerhi profesörü, şair. 20 Nisan 1934 tarihinde Karaman’da doğmuştur. Babasının adı Ali Rıza, annesinin adı Fevziye’dir. Soy bakımından Celaleddin-i Rumi’ye oradan da hazret-i Ebu Bekir’e “radıyallahü anh” dayanır. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünü bitirmiş ve Sanat Tarihi Bölümünden sertifika vermiştir. İlk öğretmenliği Konya Erkek Lisesinde olup, 1964-65 yıllarında müdür muavinliği görevinin yanında Edebiyat ve Sanat Tarihi dersleri vermiştir. 1965 yılında Konya Selçuk Eğitim Enstitüsüne Türk Edebiyatı öğretim görevlisi olarak tayin edilmiş, 1966-71 yıllarında İ.Ü. Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Eski Türk…

Read More

Amin Alayı

Osmanlı Devletinde 4-7 yaş arasındaki çocuklara “elif-ba” ve ahlak bilgilerinin öğretildiği ilk mektebe başlatılırken yapılan merasim. Bu merasimin bir kandil günü olmasına bilhassa dikkat edilirdi. Bu mümkün olmazsa, pazartesi veya perşembe günleri yapılırdı. Merasime bir gün önceden evin temizliğiyle başlanırdı. Ayrıca ailenin mensupları Kapalıçarşı’ya giderek, okula başlayacak çocuğa ve mahalledeki fakirlerin çocuklarına gerekli eşyaları alırlardı. Bundan başka aile yadigarı rahle de cilaya verilirdi. Amin alayı yapılacağı gün, sabah namazından sonra çocuğa yeni elbiseleri giydirilir, hazırlık tamamlanınca ailece Eyüb Sultan’a gidilir ve burada dua edilirdi. Eve dönüldükten kısa bir süre sonra,…

Read More