Alaüddevle Semnani

Horasan’da yetişen evliyanın büyüklerinden ve tefsir, fıkıh, hadis, kıraat ve tasavvuf alimi. İsmi, Ahmed bin Muhammed bin Ahmed bin Muhammed el-Beyanbeki es-Semnani’dir. Ebü’l-Mekarim künyesi ve Rükneddin, Alaüddin, Alaüddevle lakaplarıyla bilinir. Semnan padişahının oğlu olduğu için, Alaüddevle Semnani diye meşhur olmuştur. 1261 (H. 659) senesinde Horasan’ın Semnan vilayetine bağlı Beyanbek Sufiabad köyünde doğdu. 1336 (H. 736) senesinde aynı yerde vefat etti. Kabri Sufiabad’dadır. Zengin ve kültürlü bir ailenin çocuğu olan Alaüddevle Semnani, köklü bir aile terbiyesi aldı. Amcası İlhanlı sarayında vezir, babası ise Bağdad valiliği yaptığı için on beş yaşından itibaren…

Read More

Alaşım

Alm. Legierung (f), Fr. Alliage, İng. Alloy. Bileşik veya çözelti halinde iki yahut daha fazla elementten meydana gelmiş metal niteliğinde madde. Alaşımların bileşimine giren elementler ekseriya metaldir. Bunun yanında az sayıdaki bir çok ametal alaşımın bileşiminde bulunur. Mesela çeliğin en önemli elemanlarından biri olan karbon bir ametaldir. Bundan başka alaşımların yapısında azot, oksijen ve kükürt gibi ametaller de az miktarda yer alırlar. Alaşımlar metallere iletkenlik, esneklik, dayanıklılık vs. gibi daha iyi özellikler kazandırmak amacıyla yapılır. Alaşımların hazırlanmasında en yaygın metod, alaşımı meydana getiren elementlerin bir arada eritilip uygun şekilde soğutulmasıdır.…

Read More

Alaska

Kuzey Amerika’da Asya’ya doğru uzanmış bir yarımada. ABD’nin 40. ve en geniş eyaleti. Yüzölçümü 1.518.807 km2, nüfusu ise 521.000’in üzerindedir. Başkenti Juneau (nüfusu 6000)dur. Alaska’nın Kuzey-Batısı’nın dağlık, ikliminin çok sert ve ulaşımın çok güç olması yüzünden insanların yaşamasına pek elverişli değildir. Buna karşılık güney kısmının okyanusa açılması, yeraltı zenginliklerinin ve petrolün bol olması, stratejik durumunun önemi sayesinde Kuzey Kutbunun kalabalık ve çekici bölgeleri arasına girmiştir. Alaska, Danimarkalı Bering tarafından 1741 yılında keşfedildi. 1799’da ABD ve Rusya’nın ortaklaşa kurduğu bir şirket vasıtasıyla, bu iki devletin sömürgesi haline geldi. Bu sömürgeciliğin kendisine…

Read More

Alarm

Alm. Alarm (m), Fr. Alarme, İng. Alarm, alert. Tehlikeli bir durumu bildirmek için verilen işaret. Alarm durumu: Doğacak tehlikeli bir durumda tehlikeyi önlemek için devamlı hazır vaziyette (teyakkuz) uyanık olmak. Bu hal ancak askeriye, itfaiye ve zabıtada görülür. Alarm, çeşitli işaretlerle (siren, düdük, TRT vs.) ile yapılır. Ayrıca otomatik olarak ev ve arabalara da tehlike anında haber veren ışıklı ve sesli alarm cihazları yerleştirilir. Bunlar belirli bir zaman içinde kendiliğinden, yaklaşma veya dokunma anında tehlikeyi haber verirler.

Read More

Alan

Alm. Flache (f.), Fr. Aire (f.), İng. Area. Matematikte; sınırlı, kapalı yüzeylerin ölçüsü. Şekilleri farklı olan pek çok yüzeyin alanları (mesela) daire şeklindeki bir yüzeyle, kare şeklindeki bir yüzeyin ölçüleri yani alanları birbirine eşit olabilir. Herhangi bir yüzeyin alanını hesaplamak; temel prensip olarak, yüzeyi birim yüzey ölçüsüne (alanlara) ayırmak ve birim alanların sayısını tespit etmekle olur. Bu işlemin tatbiki, çok zor hatta bazı büyük arazi, küre yüzeyi gibi eğri yüzeyler için mümkün olmayabilir veya yapılan işlem doğru netice vermeyebilir. Bu sebepten dolayı bazı geometrik şekillerin alanlarının hesaplanması için formüller geliştirilmiştir.…

Read More

Alaiye Beyleri

Alaiye’nin (Alanya), Anadolu Selçuklu Sultanı Birinci Alaeddin Keykubat tarafından fethinden sonra, 1293-1471 yılları arasında burada hakimiyet sürmüş olan beylere verilen ad. Alaiye beyleri, önce Karamanoğullarına, sonra da Memluklere bağlı kaldıklarından, beylik olarak kaydolunmamıştır. Anadolu Selçuklularının son zamanlarında, Alaiye’yi Karamanoğulları zaptettiler. 1293 senesinde Kıbrıs Kralı Alaiye’ye asker çıkardı. Bunun üzerine Karamanoğlu Mecdüddin Mahmud Bey, Memluk Sultanı Melik Eşref Selahaddin adına hutbe okutmak suretiyle tehlikeyi atlattı. Alaiye, 1427 senesinde Karamanoğulları tarafından beş bin altın mukabilinde Memluk Devletine satıldı. Bundan sonra Alaiye, memluk sultanının yüksek hakimiyetini tanımak suretiyle Karamanoğlu Mahmud Beyin torunları tarafından…

Read More

Alaeddin Keykubat – I

Anadolu Selçuklu sultanı, Sultan Birinci Gıyaseddin Keyhüsrev’in oğlu. Doğum tarihi bilinmemektedir. Çok iyi bir tahsil ve terbiye ile yetiştirildi. Türk-İslam an’anesine göre Emir Seyfeddin, Ay-Aba ve Emir Bedreddin Gevhertaş kendisine atabek tayin edildi. Ana dili olan Türkçenin yanında, Farsça, Rumca ve Arapça öğrendi. Ayrıca yüksek İslami ilimleri ve astronomiyi öğrendi. 1205’te Tokat’ın melikliğine (valiliğine) tayin edilerek devlet idaresini öğrendi ve tecrübe sahibi oldu. Babasının vefatı üzerine Sultanlığa ağabeyi birinci Keykavus seçildi. Bunu kabul etmeyip tahta geçmek isteyen Keykubad, Erzurum meliki Tuğrul Şah ile anlaşarak Kayseri’deki ağabeyinin üzerine yürüdü. Fakat taraftarları…

Read More

Alaeddin Camii

Konya’da Alaeddin tepesinde, 13. asırdan kalma Selçuklu Camii. Caminin inşasına Sultan Birinci Mes’ud zamanında başlanmış ve Sultan Alaeddin Keykubad devrinde 1220 (H. 617) senesinde son şeklini almıştır. Bu sebeple Alaeddin Camii olarak anılmaktadır. Caminin kuzey cephesindeki kitabeler, yapının tarihçesi hakkında pek çok bilgi vermektedir. Camide bulunan kitabelerden anlaşıldığına göre, caminin mimarı, Dımaşklı Mehmed bin Havlan olup, cami inşaatına nezaret etmekle ise, Emir Ayaz El-Atabeg görevlendirilmiştir. Bu cephedeki kitabelerden birinde Kerimeddin Erdişah ismine rastlanmaktadır. Bu ustanın kimliği hakkında bir bilgi olmamasına rağmen, çiniden yapılmış bu kitabede ismi zikredildiği için, camide kullanılan…

Read More

Alaeddin Bey

Osmanlı Devletinin kurucusu Osman Gazinin oğlu. Annesi Şeyh Edebali’nin kızı Bala Hatundur. Doğum yeri ve tarihi kesin bilinmemektedir. 1333 (H.733) tarihinden sonra vefat etti. Bursa’da babası Osman Gazinin yanında medfundur. Alaeddin Bey, dedesi Şeyh Edebali’nin terbiyesinde büyüdü. Daha sonra Yenişehir’e babası Osman Gazinin yanına gidip cihad ve gaza ile meşgul oldu. Babasının vefatından sonra Orhan Bey, hükümdarlığı ağabeyi Alaeddin Beye teklif etti. Fakat Alaeddin Bey; “Gel kardaş atamızın duası ve himmeti senünledir. Anınçün kendi zamanında seni askere koşmuş idi. Hem ulema dahi bunu kabul ettiler.” cevabıyla hakimiyeti daha layık olan…

Read More

Alaeddin Attar

Buhara’da yetişen evliyanın büyüklerinden. Adı, Muhammed bin Muhammed Buhari’dir. Silsile-i aliyye denilen büyük alim ve velilerin on altıncısıdır. Şah-ı Nakşibend Buhari’nin hem talebesi, hem damadıdır. Buhara’nın Çağanyan nahiyesinde 1400 (H. 802)de vefat etti. Babası, Buhara’nın zengin eşrafından olan Alaeddin-i Attar çocukluğundan itibaren zenginliğine rağbet etmeyip, fakirler gibi yaşamaya çalıştı. Küçük yaştan itibaren medrese tahsiline başladı. Babasının vefatından sonra, Şah-ı Nakşibend Behaeddin-i Buhari’ye talebe oldu ve onun kızıyla evlendi. Bu büyük zatın sohbetinde yetişerek tam bir veli oldu. Hocasına teslimiyet ve bağlılıkla hizmet etti. Hocasının emriyle nefsini terbiye etmek için odun…

Read More

Alaeddin Ali Sabir

Hindistan’da yetişen evliyanın büyüklerinden. İsmi Ali Ahmed Sabir olup, lakabı Alaüddin’dir. Babası Şah Abdurrahim’dir. Feridüddin-i Genc-i Şeker’in talebesi, yeğeni ve damadıdır. 1196 (H. 592) senesinde Herat’ta doğdu. 1291 (H. 690) senesinde Hindistan’ın Gwalyar şehrinde vefat etti. Annesi asil bir aileye mensuptu. Babası Abdülkadir-i Geylani neslindendi. Seyyid Alaeddin Ali Ahmed Sabir daha beş yaşında iken babası vefat etti. Babasının vefatından sonra dayısı Feridüddin-i Genc-i Şeker’in yanına verildi. Dayısı ilim öğretilmesi ve yetiştirilmesi işini üzerine aldı. Alaeddin Ali Ahmed Sabir, üç senede ilim tahsilini bitirdi. Çok oruç tutup, mücahede (nefsin istemediklerini) yaparak…

Read More

Alaeddin Ali Çelebi

Osmanlı Devleti zamanında yetişen meşhur müderris, hattat ve Hümayunname yazarı. Asıl adı Alaeddin Ali bin Salih’tir. Bazı kaynaklarda adı Salihzade er-Rumi şeklinde geçer. Filibe’de doğdu. Doğum tarihi bilinmemektedir. Fatih döneminde doğduğu tahmin edilmektedir. İyi bir tahsil gören Alaeddin Çelebi, Edirne’de devrinin meşhur alimlerinden ve Rumeli Kazaskeri Abdülvasi bin Hayreddin Hızır Efendiden ders aldı. Abdülvasi Efendiden müderrislik diploması aldığından dolayı Vasi Alisi diye meşhur oldu. Hat sanatını Şeşkalem Şükrullah Halifeden öğrendi. Alaeddin Ali Çelebi müderrisliğe Edirne Siraciye Medresesinde başladı. Sonra Bursa’ya tayin olarak sırasıyla; Bayezid Paşa, Ferhadiye ve Hüdavendigar medreselerinde müderrislik…

Read More

Alacak

Alm. Forderung (f), Fr. Creance, İng. Debt, Claim, Credit. Bir kimsenin, bir alış-veriş veya bir iş karşılığı yahut başka yollarla hak edip, henüz eline geçmeyen para veya mal. Alacak bir hak olup, bir kimseye, diğer bir kimseyi, o anda veya daha sonra bir şey vermeye veya yapmaya veya yapmamaya zorlama yetkisi verir. Bu hakkın sahibine alacaklı denir. Alacak hakkı kanundan (tazminat, nafaka gibi) veya sözleşmeden (akitten) veya bir iş karşılığı olarak doğar. Derhal ifası istenen alacağa “mu’accel alacak” belli bir müddet sonra alınacak olan alacağa “müeccel (acil olmayan) alacak”, bir…

Read More

Alaca Höyük

Çorum’a bağlı Alaca ilçesinin kuzeybatısında yer alan höyük. Önemli Hitit merkezlerinden olan bu höyük, 310 m genişliğinde 20 m yüksekliğindedir. Çok eski devirlerin önemli doğu – batı yolu üzerindedir. İlk olarak 1835’de W.G. Hamilton tarafından gezilen Alacahöyük, o zamandan beri çeşitli araştırma ve kazılarla hakkında bilgi edinilmeye çalışılan bir yerdi. Buradaki kazılar esaslı olarak 1935 yılında Türk Tarih Kurumu adına yapılmaya başlandı. Bu araştırmaların neticesinde höyükte, dört kültür çağı ve on dört yapı katı tesbit edildi. Birinci kültür çağı denilen dönem M.Ö. 3200 – 2600 yıllarını içine alır. Bu kültür…

Read More

Alabalık

Alm. Forelle (f), Fr. Truite, İng. Trout. Familyası: Alabalıkgiller (Salmonidae). Yaşadığı yerler: Deniz ve tatlı suların temiz, soğuk ve dipleri çakıllı kısımlarında yaşarlar. Özellikleri: 20-100 cm boyunda, 25 kilograma kadar ağırlıkta olanları vardır. Türkiye’de en büyükleri 10 kilogramdır. Çoğunun boyları da 25-30 santimetredir. Çeşitleri: Anadolu, Avrupa, deniz, göl, dağ, gökkuşaklı, çelikbaş, dere alası alabalıkları meşhurdur. Kemikli balıklar takımının Salmonidae familyasının deniz ve tatlı sularda yaşayan türlerinin genel adı. Vücutları yanlardan hafifçe yassılaşmış, genellikle mekik şeklindedir. Sırt yüzgeçlerinin gerisinde bulunan “adipoz” adını alan yağ yüzgeçleri alabalık için karakteristiktir. Başları çıplak olup…

Read More

Akyuvarlar

Alm. Weisses Blutkörperchen (n), Leukozyte, Fr. Globule blanc, leucocyte, İng. White corpuscle, leucocyte. Kanın beyaz veya renksiz hücreleri. Akyuvarlar mikroplara karşı vücudumuzun başlıca koruyucusudur. Bunların birkaç çeşidi olup bir kısmı direkt mikrobu yutma görevini üstlenirken bir başka çeşidi de mikroplara karşı dolaylı savunmayı sağlayan korunma maddelerini (antikorları) yapmaktadır. Çeşitleri: Çekirdekleri tanecikli olanlar (granülositler): Bunların asıl görevi, giren mikrobu yutmak ve sindirmek (fagositoz)dur. Granülositlerin de alt çeşitleri vardır. Bunlar boyalarla boyanmalarına göre Nötrofil, Bazofil ve Eozinofil lökositler olarak adlandırılırlar. Lenfositler ve plazma hücreleri: Bu tip hücrelerin görevleri dolaylı savunma sağlayan maddeleri…

Read More

Akvaryum

Alm. Aquarium (n), Fr. Aquarium, İng. Aquarium. Su hayvanlarının ve bitkilerinin inceleme veya gösterme, seyrettirme gayesiyle içine konduğu kap. Akvaryumlar, tam tanınmayan su hayvanlarının veya bitkilerinin ilim adamları tarafından incelenmesi için kullanıldığı gibi, bunların halka tanıtılması veya evlerde süs balıkları yetiştirilmesi gibi maksatlarla da kullanılır. Çinliler çok eski zamanlardan beri akvaryumu bilmekte ve halen de süs balıkları yetiştirerek ticaretini yapmaktadırlar. Evde bir akvaryum kurmak çok kolay ve zevkli bir iştir. Cam kavanozlar en basit akvaryumlardır. Ağzı dar akvaryum küvetinin içine normal hava basıncı ile daha az oksijen girer. Geniş ağızlı…

Read More

Akvamarin

Alm. Aquamarin (m), Fr. Aique-marine, İng. Aquamarine. Beril mineralinin, mücevher olarak kullanılan soluk mavi-yeşil renkli türü. Berilin en bol bulunan türlerinden olan akvamarin (veya akuamarin), pegmatit kayaçların içinde, zümrütten daha iri ve daha parlak kristaller halinde bulunur. Brezilya’da çıkartılan tümüyle saydam bir akvamarin kristali 110 kg gelmiştir. En zengin akvamarin yatakları Brezilya’dadır. Ayrıca Sovyetler Birliği’nde, Madagaskar’da, Srilanka’da Hindistan’da ve ABD’nin bazı bölgelerinde akvamarin yatakları mevcuttur.

Read More

Akümülatör

Alm. Akkumulator (m), Fr. Accumolateur, İng. Accumulator. Elektrik enerjisini kimyevi enerjiye çevirerek depolayan ve depolanan kimyevi enerjiyi istendiğinde elektrik enerjisi olarak dışarı verebilen araç. Akümülatöre “akü” de denir. Pratikte kullanılan aküler başlıca iki kısma ayrılır: Asitli (kurşunlu) ve bazlı (demir-nikelli) akü. Asitli aküler : İlk olarak 1859’da yapılmıştır. Bugün hala kullanılmaktadır. Dolmuş (şarjlı) durumdayken, pozitif elektrot (PbO2), negatif elektrot ise saf kurşundan ibarettir. Her iki elektrodun içine daldırıldığı elektrolit denen sıvı seyreltilmiş sülfirik asit (H2SO4) eriyiğidir. Akünün dış kabı ise kurşunla kaplanmış tahtadan, camdan veya bakalittendir. Pozitif elektrot koyu kahverengi;…

Read More

Akustik

Alm. Akustik (f), Fr. Acustique, İng. Acoustics. Ses bilimi ve teknolojisi. Cami, tiyatro, konferans salonu gibi yerlerde sesin en az yankı ve en çok netlikle dinleyici kitlelere ulaştırılması büyük önem taşır. Bir odanın akustiği, düzensiz yankılardan dolayı güzel bir sesi, bir konuşmayı bozarak sinir bozucu yapabilir. Ses yükselticiler, hoparlörler veya sesle ilgili herhangi bir sistemden çok şeyler beklenirken sonuç hayal kırıklığı olabilmektedir. İşte burada asıl problemin oda akustiği olduğu ortaya çıkmaktadır. Akustik konusunda çalışmalara daha önceki devirlerdeki İslam mimarisinde olduğu gibi, Selçuklu ve Osmanlı mimarisinde de çok rastlanır. Binlerce insanın…

Read More

Akupunktur

Alm. Akupunktur, Fr. Acupuncture, İng. Acupuncture. Mikroplardan arındırılmış madeni iğnelerin deriye batırılması ile gerçekleştirilen eski bir tedavi metodu. Akupunktur: “acus” iğne ve “punctura” batırma kelimelerinden meydana gelmiş olup, “iğne batırma ile yapılan tedavi” demektir. Uzakdoğu menşeli bir tedavi sanatıdır. Son yıllarda yapılan bilimsel araştırmalar, akupunktur tedavisinin ilmi temelleri olduğunu ve hormon hastalıklarından, immün sistem hastalıklarına kadar hemen her hastalığın tedavisinde başarılı olduğunu göstermiştir. Tarihi: 2500 yıl öncesine kadar uzanan akupunktur tedavisinin merkezinin Çin olduğu söylenmektedir. Eski Çin felsefesine göre, “alem” birbirine iki zıt “şey”den yapılmıştır. Alemin dengesi; bu iki zıddın,…

Read More

Aktinyum

Alm. Aktinium, Fr. Actinium, İng. Actinium. Periyodik tabloda 3B grubu. 7. peryodda yer alan 89 atom numaralı radyoaktif element. 1899 yılında pechblend adlı Uranyum filizlerinden uranyum ve radyumun ayrılması sırasında ele geçmiştir. İlk defa A. L. Debierne ile birlikte Pierre ve Marie Curie tarafından bulunmuştur. Aktinyum, uranyum filizlerinin ekstraksiyonundan (bir çözücü ile çekip alma) veya radyum -226’nın çekirdek reaksiyonlarından elde edilir. Ac -227 ve Ac -228 olmak üzere iki izotopu vardır. Aktinyum 227 daha kararlıdır, yarı ömrü 21,7 yıldır. Karanlıkta mavi bir ışık yayarak parıldar. Oksidasyon basamağı 3+’dır. Kimyasal özellikleri…

Read More

Aktinolit

Alm. Aktinolith (m), Fr. Actinolite, İng. Actinolite. Kalsiyum, mağnezyum ve demir silikatlarının tremolit-aktinolit-ferrotremolit dizisinde yer alan amfiibol minerali. Bu serideki mineraller, bölgesel ve az değişime uğramış kayalıklarda bol bulunur. Aktinolit ve tremolit, zamanla klorite veya karbonatlara dönüşebilir. Serinin mağnezyumca zengin minerallerinin ince ve ipek görünümündeki lifleri, gerilme ve ısıya dayanıklı olduğundan asbest olarak kullanılır. Bu seride yer alan ve mücevher olarak değerlendirilen nefrit bir yeşim cinsidir.

Read More