Hüseyin Paşa (Gâzi, Deli)

Osmanlı sadrâzamlarından. Bursa Yenişehir’de doğan Hüseyin Paşa, Enderun’da, saray baltacıları arasında eğitim gördü. Küçük ve büyük mîrâhûrluk vazifesinde bulunduktan sonra, 1632 yılında Kaptan-ı deryalığa getirildi. Bir müddet sonra açılan Revan Seferine Kaptan-ı derya olarak katıldı. Revan’ın fethinde büyük gayret gösteren Hüseyin Paşa, daha sonra Âzerbaycan üzerine yapılan harekâta katıldı. Dönüşte Diyarbekir’deyken 1635 yılında devletin mühim eyaletlerinden biri olan Mısır’a Beylerbeyi tâyin edildi. İki sene bu vazifede kalan Hüseyin Paşa İstanbul’a çağırılarak, Anadolu Beylerbeyliğine getirildi ve Sultan Dördüncü Murâd’la beraber Bağdat Seferine çıktı. Muhâsara esnâsında kendi tarafına düşen iki kaleyi kolaylıkla…

Read More

Hüseyin Paşa (Amcazâde Hacı)

Osmanlı sadrâzam ve devlet adamlarından. Köprülü Mehmed Paşanın kardeşi Hasan Ağanın oğlu olup, doğum târihi belli değildir. Yeğen Hüseyin Bey nâmı ile de tanınmaktadır. İlk defa Sadrâzam Kara Mustafa Paşanın giriştiği Viyana Seferinde bulundu. 1684 yılında Beylerbeyi pâyesiyle Şehrizor eyâleti vâliliğine gönderildi. 1689 yılında vezir oldu. Sadâret kaymakamlığı, kaptan-ı deryâlık, Sakız muhâfızlığı, Adana vâliliği ve Belgrad muhâfızlığı gibi vazîfelerde bulunan Hüseyin Paşa, Sultan İkinci Mustafa’nın Zenta sefer-i hümâyûnuna katıldıktan sonra, 18 Eylül 1697’de sadrâzamlığa getirildi. Hüseyin Paşa ilk olarak 1683 yılından beri müttefik Avrupa devletlerine karşı devâm eden harbe son…

Read More

Hüseyin bin Tallal

Ürdün Meliki. 14 Kasım 1935’te Amman’da doğdu. Peygamber efendimizin soyundan olup, şerîftir. Harrow ve Sandhurs’ta öğrenim gördü. 1952’de sağlığının bozulması üzerine tahttan indirilen babası Kral Tallal’ın yerine geçti. Tahta çıktıktan sonra uygulamaya koyduğu politikalarla ülke ekonomisini güçlendirmeye çalıştı. 1956’da Arap Lejyonu komutanı İngiliz general John Bagot Glubb’ın görevine son verdi. 1958’de de İngiliz birliklerinin ülkesinden çekilmesini sağladı. Aynı yıl Irak’la ittifak anlaşması yaparak Arap Federasyonunu kurdu. Kral Hüseyin, Haziran 1967’de başlayan Arap-İsrâil Savaşına katıldı. Savaşta Ürdün birlikleri çeşitli başarılar sağladılarsa da diğer Arap ülke liderlerinin basîretsizlikleri sebebiyle Arap orduları yenilgiye…

Read More

Hüseyin Baykara

Tîmûr Hanın torunu olup babası Muizzüddin Ömer Şeyhtir. 1438 yılında Herat’ta doğdu. 1470 (H. 874) yılında Şahruh’un oğlu Baysungur’un torunu Mirzâ Yâdigâr Muhammed’i bertaraf ederek; Horasan, Sîstân, Belh ve Harezm bölgelerine hâkim oldu. Böylece Tîmûr torunları arasındaki taht mücâdelelerine son verdi. Herat’ı başşehir yaptı. Devri, hâkim olduğu yerlerde sulh ve sükûn devri olduğu gibi, Herat da kültür merkezi durumuna geldi ve şöhreti dünyâya yayıldı. Hattâ Uluğ Beyin ölümü üzerine sönmeye yüz tutmuş olan Semerkand medeniyeti, yerini Herat Medeniyetine bıraktı. Zamânında Herat’ta ilim tahsil eden talebe sayıs 12 bin kişiyi buldu.…

Read More

Hüseyin Avni Paşa

Sultan Abdülazîz’in tahttan indirilip şehit edilmesine sebeb olan devlet adamlarından. 1820 yılında doğan Hüseyin Avni, Ahmed adında bir uşağın oğludur. 15 yaşında İstanbul’a geldi. Bir müddet medresede okuduktan sonra Harbiye’ye girdi ve 1849 yılında Kurmay Kıdemli Yüzbaşı rütbesiyle burasını bitirdi. 1855’te paşa olan Hüseyin Avni, Kırım Harbine katıldı. Sadrâzam Fuâd Paşanın himâyesinde hızla yükseldi. 1863 yılında müşir rütbesiyle Birinci Ordu Kumandanı ve Serasker oldu. Girit ve Teselya vâliliklerinde bulundu. 13 Şubat 1874’te Sadrâzam oldu ise de 1875’te azledildi. Getirildiği mevkilerde pâdişâh ve devlet aleyhine entrikalar çeviren Hüseyin Avni, bu sebeple…

Read More

Hürriyet

Alm. Freiheit (f), Fr. Libertée (f), İng. Freedom. İnsanların fert veya grup olarak, diğer fert veya grupların her türlü tahakküm ve sınırlamalarından uzak bulunması hâli, serbestlik. Hürriyet konusunu, insanlar çağlar boyu tartışmışlardır.Hemen her devirde filozoflar, ideologlar, siyâset, bilim ve din adamları ile sonraki asırlarda iktisatçılar hürriyeti târif ederek, fert ve cemiyet hayatındaki yerini, sınırlarını tesbit etmeye çalışmışlardır. Eski Yunan ve Roma’nın bilinen târihlerinden bu yana yapılan hürriyet tartışmalarında ortaya konulan pekçok görüş ve fikirlerin, hürriyet anlayışlarının hepsinin birleştiği ortak nokta “Hürriyetin mutlak olmadığıdır.” Yâni fert ve cemiyet için kayıtsız şartsız…

Read More

Hümanizm

Alm. Humanismus, Fr. Humanisme, İng. Humanism. Yunan ve Lâtin kültürü ve insanlık anlayışını benimseyip, onları kendilerine örnek alan, bu çerçeve içerisinde insana değer verilmesini esas kabul eden düşünce sistemi. Papazlar tarafından değiştirilen Hıristiyanlığın ortaçağda temsilcisi durumunda olan kilisenin halka zulüm ve baskısına karşı tepki olarak doğdu. On dördüncü asırdan îtibâren Rönesans hareketiyle birlikte Avrupa’da yayılmaya başladı. Hümanizm hareketi taraftarları kilisenin bu tavrı karşısında, Yunan ve Lâtin kültürüne, hayat tarzına hayranlık duydular ve bir bakıma kiliseye bağlılığı bulunmayan serbest bir hayata kaçmak istediler. Bu sebeple Avrupa’da Hıristiyanlığa ve onun şahsında dinlere…

Read More

Hülâgü

Moğol hükümdarı. 1217’de doğdu. İran’da Moğol İlhanlı devletini kurdu. Kardeşi büyük han Möngke tarafından İsmâiliye fırkasını ve Bağdat’ta bulunan halifeyi yok etmek üzere bir orduya komutan yapıldı. 1253 senesinde Moğolistan’dan çıktı. 1256 senesinde Âzerbaycan’daki sapık bir fırka olan İsmâiliye eşkıyalarını kılıçtan geçirdi. İsmâiliye devletinin son reisleri olan Rükneddîn’i öldürdü. Yüzlerce kale ve sığınağı yıktı. 1258 yılında da Bağdat üzerine yürüdü. Bu sırada Abbâsî Devletinin başında Halife Müsta’sım bin Müstensır bulunuyordu. Dînine çok bağlı ve Sünnî idi. Veziri olan İbn-i Alkami ise Şiî olup, halifeye sâdık değildi. Devlet idâresi bunun elinde…

Read More

Hücre

Alm. Zelle (f), Fr. Cellule (f), İng. Cell. Canlının canlılık özellikleri taşıyan, yapı ve görev bakımından en küçük parçası. Cansız âlemde tuz, elmas gibi birçok cisimler, billûr hâlinde bulundukları gibi, protoplazma da, muayyen vazîfelere göre gruplanmış mikroskobik parçalar hâlinde bulunur. Bu parçalara, hücre denir. Hücre hayâtın ilk müstakil parçasıdır. Canlılar, hücrelerden yapılmıştır. Bir buğday filizi, hücre kulesi; küçük hayvanlar, bir hücre sarayı; insan da büyük bir hücre şehri demektir. Bir hücrenin genişliği ortalama 0.02 mm’dir. Birbirine bitişik hücreler hâlinde bulunan protoplazma, plastik yâni balçık çamuru hâlindedir. Dışardan bakıldıkça bulanıkdır. Yumurta…

Read More

Huzur Dersleri

Pâdişâhın huzûrunda ilim adamlarınca yapılan ders. Osmanlı pâdişâhları zaman zaman ulemâdan ileri gelenleri saraya davet ederler, ilmî mütâlaalarını dinliyerek istifâde ederlerdi. Huzurda âyet-i kerîme ve hadîs-i şerîflerin tefsirleri anlatıldığı gibi müsbet ilimler, edebî konular konuşulur, ilmî müzâkereler yapılırdı. Sâdece Osmanlılarda görülen ve hangi târihte ihdâs edildiği kesinlikle belli olmayan huzûr derslerinin Osmân Gâzi ile başladığı iddia edilmektedir. Sultan Üçüncü Mustafa 1759 yılında bir kânunla huzur dersleri denilen ve Ramazanın birinden onuncu gününe kadar devam eden bir ders ihdâs etmişti. Ramazandaki huzur derslerinin mevzuu dînî konular olurdu. Kâdı Beydâvî Tefsîri’nin okunması…

Read More

Hutbe

Alm. Predigt (f), Fr. Oraison (f), sermon (m), İng. oration, sermon. Cumâ ve bayram namazlarında, ibâdet maksadıyla minberde okunan duâ ve nasîhat. Dînî hitâbetin bir çeşidi olan hutbe, Cumâda namazdan evvel, bayramlarda namazdan sonra okunur. Hute okuyana “hatîb” denir. Câmide merdivenle çıkılıp, hutbe okunan yüksek yere “minber” adı verilir. Hutbe, bir ibâdet olup, Cumâ namazının edâ şartlarındandır. Namazdan önce okunması lâzımdır. İki bölümdür: Birincisi hutbede hatîp efendi, içinden “eûzü” okuyup, sonra yüksek sesle, hamd ve senâ, kelime-i şehâdet ve salâtü selâm okur. Sonra sevâba ve azâba sebeb olan şeyler ile…

Read More

Hurûfîlik

İslâmiyeti yıkmak için kurulan bozuk yollardan biri. Kurucusu bir Acem (İran) Yahûdîsi olan Fadlullah bin Abdurrahman Tebrizî, İran’ın kuzeyinde Esterâbâd şehrinde 1340’ta doğdu. Kur’ân-ı kerîmde açıkça bildirilen haramlara helâl diyen ve bundan dolayı kendilerine “İbâhiyye” ismi verilen Karâmiti fırkasına mensuptur. Fadlullah-ı Hurûfî, kurduğu bozuk yolun esaslarını anlatmak için Câvidân adında Farsça büyük bir kitap yazdı. Kitabında, Kur’ân-ı kerîmdeki harflere mânâlar vererek, kendisinin tanrı olduğunu bildirdi. Bütün dinleri inkâr ve İslâmiyetle alay etti. Kurduğu bu bozuk yolda çok önem verdikleri harflerle sayılar arasındaki münâsebeti ve bunlara metafizik bir mâhiyet izâfe etmeyi,…

Read More

Hunlar

Alm. Hunne (m), Hunnin (f), Fr. Les Huns (pl.), İng. The Huns. Orta Asya’da ve Avrupa’da devlet kuran ilk Türk boyu. Hunlara Çin kaynaklarında Hiung-nu adı verilmektedir. “Kun” ismi ile anılan Hunlar, târihte bilinen ilk Türk devletini kurmuşlardır. Hunlarla uzun süren mücâdeler yapan Çinliler, Türk saldırılarına karşı koyabilmek için meşhur Çin Seddini yapmışlardır. Hunlar hakkında ilk bilgilerin bulunduğu Çin kaynaklarında; kuzeylerinde yaşayan atlı göçebelerin, sınırlarını geçerek ülke içine yaptıkları akınlar ve Çin prensleri veya hükümdârlarının çok defâ birbirlerine karşı giriştikleri saltanat mücâdelelerinde, büyük bir askerî güce sâhip bu göçebelerden yardım…

Read More

Huneyn ve Tâif Gazvesi

İslâm târihinde Hevazin ve Sakîf kabileleri ile 629 (H.8) senesinde yapılan savaş. Mekkeli müşriklerle yapılan Hudeybiye Antlaşmasından sonraİslâmiyet, Arabistan’ın her tarafına yayıldı. Putperestlerin merkezi Mekke Müslümanları tarafından fethedildi ve bütün putlar kırıldı. Mekke’nin fethinden sonra Kureyş kabilesinin çoğu Müslüman olunca bunlarla dost geçinen civar kabileler de İslâmiyete karşı yakın bir alâka duymaya başladılar. Öteden beri Müslümanlara düşmanlığı ile tanınan Hevazin kabilesi İslâmiyetin zaferinden endişe etmeye başladı. Aynı hâlin kendi başlarına da geleceğini düşünerek Müslümanlarla savaş yapmaya karar verip Taif’te bulunan Sakîf Kabilesi ile birleştiler. Sa’doğulları Kabilesi ve diğer bâzı küçük…

Read More

Huneyn bin İshak

Dokuzuncu yüzyılda Irak’ta yetişen ve fen ilimlerinin bir çok sahasında tercüme yapan, eser yazan âlim. Künyesi, Ebû Zeyd’dir. 810 (H.194) senesinde Fırat kıyısındaki Hire kasabasında doğdu. 873 (H.260) senesinde Bağdat’ta vefât etti. Huneyn bin İshak’ın babası eczâcıydı. Babasının laboratuvarındaki malzeme ve âletler, Huneyn bin İshak’ta ilme karşı bir ilgi uyandırdı. Basra’ya gidip, meşhur dil âlimi Hâlid bin Ahmed’den Arap dili ve edebiyâtını öğrendi. Asıl arzusu tabip olmaktı. Bu yüzden Bağdat’a giderek, Yahyâ bin Maseveyh ve başkalarından tıb ilmini tahsil etti. Ayrıca Yunanca, Süryânice ve Farsçayı öğrendi. Hocası gibi meşhur bir…

Read More

Hukuk

Alm. Rechet, Fr. Droit, İng. Law. İnsanlar arasındaki sosyal münâsebetleri ve toplum hayâtını düzenleyen kâideler (kurallar) topluluğu. Arapça bir kelime olan hukuk, “hak” kelimesinin çoğulu olup, “haklar” demektir. Hak da hukuk nizamının ve kurallarının sağladığı menfaat ve yetkilerdir. (Bkz. Hak) İnsanların hayat düzenini ve intizamını sağlayan kurallardan biri de hukuktur. Hukuk, fertler ve çeşitli insan toplulukları arasındaki münâsebetleri, adâlete uygun olarak düzenlemeye çalışan kuralların bütününden meydana gelir. Hukuk, beşerî münâsebetlerde, adâletin meydana çıkmasına hizmet eden bir hayat nizâmıdır. Hukuk, ayrıca insanın toplum içinde, ferdî hak ve hürriyetlerinin kurulup, muhâfaza edilmesini…

Read More

Hudeybiye Antlaşması

İslâm târihinde Peygamberimiz devrinde Mekke’deki putperest müşrikler ile 628 yılında yapılan antlaşma. Antlaşma, Mekke yakınında bulunan Hudeybiye köyünde yapıldığı için bu adı aldı. Müşriklerin Müslümanlarla yaptıkları Hendek Savaşında yenilip Mekke’ye dönmelerinden bir sene sonra, Peygamberimiz sallallahü aleyhi ve sellem rüyâsında eshâbı ile birlikte Mekke’ye gidip emniyet içerisinde Kâbe’yi tavâf ettiklerini gördüğünü Eshâbına anlatmış, Eshâb-ı kirâm bunu işitince çok sevinmişlerdi. Bunun üzerine eshâbıyla birlikte Kâbe-i muazzamayı ziyâret (tavâf) etmek niyetiyle yola çıktı. Bin beş yüz kişi kadar idiler. Maksatları ziyâret olduğu için yanlarına yolcu silâhından başka silâh almamışlardı. Zül-Hüleyfe denilen yere…

Read More

Hucvîrî

Evliyânın büyüklerinden. Künyesi, Ebü’l-Hasan olup, ismi, Ali bin Osman bin Seyyid Ali bin Abdurrahmân el-Cülâbî el-Hucvîrî el-Gaznevî’dir. Seyyiddir. Sultan Gazneli Mahmûd zamânında 1009 (H.400) senesinde Gazne’de doğdu. 1072 (H.465) senesinde Lahor’da vefât etti. Doğum ve vefâtı için başka târihler de rivâyet edilmektedir. Dânâ Genc-i Bahş ve Dâtâ Genc-i Bahş lakabları, Gazne’de doğduğu için Gaznevî, bu şehrin Cüllâb ve Hucvir isimli mahallelerinde ikâmet edip yetiştiği için Cüllâbî ve Hucvîrî nisbetlerini almıştır. Ömrünün sonunda Lahor şehrinde yerleşip, vefâtına kadar orada kaldı. Bu sebepten Lahorî de denilmektedir. Babası ve annesi sâlih kimseler olan…

Read More

Hûcendî

Onuncu yüzyılda yetişmiş olup, ekliptiğin meylini ölçen Müslüman hey’et, yâni astronomi âlimi. İsmi Hamid bin Hıdr, künyesi Ebû Mahmûd’dur. Doğum târihi belli değildir. 1000 (H.391) senesinde vefât etti. Hayâtı hakkında fazla bilgi yoktur. Büveyhîlerden Fahrüddevle (976-997) zamânında Rey’de bulundu. Bu şehrin civârındaki Cebel-i Tebruk tepesinde ekliptiğin meylini ölçtü. Bu ölçümü yaparken Es-Südüs-ül-Fahrî adını verdiği âleti kullandı. Südüs, dâirenin altıda biridir ve bugün bilhassa denizcilikte çok kullanılan sekstant âletinin öncüsüdür. Yarıçapı yaklaşık 20 metreydi. Bu âletle, daha önce yapılan benzer diğer âletler arasındaki en büyük fark, bununla yalnız derece ve dakika…

Read More

Hilye-i Seâdet

Sevgili Peygamberimiz Muhammed aleyhisselâmın görünüşü, tanınması. Lügatta hilye, “yaratılış, sûret (görünüş), sıfat” mânâlarına kullanılmıştır. Hilye kelimesi, Peygamberimizin görünüşünü anlatan hadîs-i şerîf ile dört halîfesi ve torunları hazret-i Hasan ve hazret-i Hüseyin’in isimleri bulunan güzel hatlarla yazılmış levhalar için de kullanılmaktadır. Türk-İslâm Edebiyâtında, Peygamberimizin görünüşünü anlatan eserlere de hilye veya şemâil adı verilmiştir. Birçok şâirler, bu hususta eşine çok az rastlanabilecek şiirler terennüm etmişlerdir. Resûlullah efendimizin, görünen bütün uzuvlarının şekli, sıfatları, güzel huyları, hayâtının tamâmı bütün incelikleri ile çok geniş ve açık olarak İslâm âlimleri tarafından senetleri, vesîkaları ile yazılmıştır. Bu…

Read More

Hiciv-Hicviye

Bir kişiyi, bir toplumu, bir âdeti, görülen kusur ve eksiklikleri, gülünç hâlleri, açık veya kapalı olarak yeren, alaya alan söz ve yazılar. Ebedî türün mizah kısmındandır. Hicivde daha çok şahsî menfaatler hâkimdir. Hicveden kendisini karşı taraftan üstün görür. Halk edebiyâtında “taşlama”, divan edebiyâtında “hiciv”, yeni edebiyâtta da “yergi” olarak tanımlanır. Hiciv, manzum ve mensur olabilir. Hiciv söyleyen ve yazanlara “heccâv” veya “hecâ-gû” denir. Hicvin iğneleyici, güldürücü olması ve bayağılığa düşmemesi lâzımdır. Zekâya dayanan bu sanatın başarılı olabilmesi, içindeki zekâ oyunu ile hicvedilenin beklenmedik şekilde alaya alınmasına bağlıdır. Yaradılıştan olan kusurlar,…

Read More

Hızır Çelebi

Osmanlı âlimi. İstanbul’un ilk kâdısı ve belediye başkanı. İsmi, Hızır bin Celâleddîn olup, soyca Nasreddîn Hoca‘ya dayanır. Babası Sivrihisar kâdısıydı. Sivrihisar; bugünkü Eskişehir’in ilçesi olabileceği gibi, Akşehir yakınlarında, o devirde büyük bir kasaba olan bugünkü Sivrihisar köyü de olabilir. 1407 senesinde Sivrihisar’da doğdu. İlk tahsilini babasından gördü. Sonra, Molla Yegan‘ın derslerine devâm etti. Aklî ve naklî ilimlerde yetişti. Molla Yegân’ın kızıyla evlendi. Kırâat ilmini İbn-i Cezerî‘den öğrendi. Hızır Bey, zekâsının kuvveti ve çalışmasındaki azmi ile kısa zamanda birçok dînî ve fennî ilimlerde derin âlim oldu. Memleketi olan Sivrihisar’da kâdılık ve…

Read More

Hız

Alm. Geschwindigkeit (f), Fr. Vitesse, velocite (f), İng. Speed, velocity. Bir hareketlinin birim zamanda aldığı yol. Alınan yolun zamâna göre değişimi olarak da târif edilebilir. Alınan yol doğrusal ise hız çizgisel, dâiresel ise açısal olur. Hareketlinin herhangi bir andaki hızına âni hız, yol boyundaki hızların ortalamasına da ortalama hız adı verilir. Hız, vektörel bir büyüklüktür. Yönü ve şiddeti ile ifâde edilir. Hız birimleri C.G.S. (cm, g, sâniye) sisteminde cm/s, M.K.S. (metre, kg, saniye) sisteminde m/s, İngiliz ölçü sisteminde feet/s = 30,6 cm/s veya mil/saat = 1,6 km/saat’dır. Yaygın olarak kullanılan…

Read More