TURGUT ÖZAL

Türkiye Cumhûriyetinin sekizinci cumhurbaşkanı. Babasının adı Mehmed Sıddık, annesininki Hafize’dir. 1927 yılında Malatya’da doğdu. İlkokulu Silifke’de bitirdi. Orta tahsilden sonra İTÜ Elektrik Fakültesine girdi ve 1950 yılında mezun oldu. 1952’de mühendislik ekonomisi dalında uzmanlık eğitimi yapmak için ABD’ye gönderildi. 1961-65 yılları arasında Elektrik İşleri Etüd İdâresinde (EİEİ) genel müdür yardımcılığı ve genel müdür vekilliğinde bulundu. Büyük hidroelektrik santralı projesinin hazırlanmasında ve gerçekleştirilmesinde önemli katkıları oldu. 1960 ihtilâlinden sonra kurulan Devlet Plânlama Teşkilâtının (DPT) kurulmasına çalıştı. Orta Doğu Teknik Üniversitesinde (ODTÜ) öğretim üyesi olarak ders verdi. 1966’da Başbakanlık Özel Teknik Müşâvirliğine,…

Read More

Şakîk-i Belhî

Evliyânın ve Tebe-i tâbiînin büyüklerinden. Künyesi Ebû Ali olup, babasının ismi İbrâhim’dir. İbrâhim Edhem’in (rahmetullahi aleyh) talebesi, Hâtim-i Esâm’ın (rahmetullahi aleyh) hocasıdır. Dünyâya gönül bağlamayıp, haramlardan ve şüphelilerden şiddetle kaçardı. Şüpheli korkusuyla mübâhların çoğuna yaklaşmadı. Ticâretle uğraşırdı. 790 (H.174) senesinde vefât etti. Hazret-i Şakîk’in tövbe etmesine Türkistan’daki bir putperest sebep oldu. Ticâret için Türkistan’a gittiği sırada samîmî bir tövbeyle âhirete yöneldi. Allahü teâlâya olan tevekkülü son derece fazlalaştı. Hac vazifesini yerine getirmek için giderken Bistam’a uğradı. O sırada henüz çocuk olan Bâyezîd-i Bistâmî’yi görüp, Onun büyük bir zât olacağını müjdeledi.…

Read More

ŞEYH ŞÂMİL

Dağıstanlı meşhur İslâm kahramanı, Ruslara karşı Kafkasya’yı ayağa kaldıran mücâhit, âlim, velî. 1797 senesinde Dağıstan’ın Gimri köyünde dünyâya geldi. Denge âilesi reisi Muhammed’in oğludur. Doğunca, verilen Ali adına, geçirdiği bir hastalıktan sonra Şâmil ismi de eklendi. İlmi ve mücâdelelerde önderliği sebebiyle İmâm-ı Şâmil ve Şeyh Şâmil namlarıyla meşhûr oldu. Şeyh Şâmil, otuz yaşına kadar tefsir, hadis, fıkıh, edebiyât, târih, sarf, nahv ve fen bilgilerini öğrendi. Saîd Herekânî’den zâhirî, Cemâleddîn Kumukî’den bâtınî ilimleri öğrendi. İlim tahsili için gittiği Irak’ta Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî hazretleriyle görüşerek onun yüksek yoluna tâbi oldu. Memleketine dönüşünde;…

Read More

Şiîlik

Hazret-i Ali ve çocuklarına sevgi, bağlılık iddiâsıyla ortaya çıkan, halîfeliğin yalnız onlara âit olduğunu söyleyen dînî ve siyâsî hareketin adı. Kelime mânâsı “taraftarlık” demektir. Şiîlik inancında olana “Şiî”; Şiî topluluğuna ise “Şîa” denir. Buna göre Şîa “taraftarlar” demektir. İlk önce hazret-i Ali ve çocuklarına sevgi ve bağlılık gösterenlere ve Eshâb-ı kirâmın hepsini sevenlere Şîa-yı Ali denilmişti. Bunlara Şîa-yı ûlâ (ilk Şiîler) da denir ki, tamâmı Peygamber efendimizin ve Eshâbının yolundaydılar. Daha sonra Eshâb-ı kirâmı sevmeyenler ortaya çıktı. Bunlar Şiî adını alınca, Eshâb-ı kirâmı sevenler, isim benzerliği olmaması için kendilerine “Ehl-i…

Read More

Sünnet

Alm. Sunna (f), Fr. Sunna (f), İng. Sunnah. Din bilgilerinde senet, kaynak olan dört delilden biri. Sünnet lügatta yol, kânun, âdet mânâlarına gelir. Dînî terim olarak sünnet kelimesinin dînimizde üç mânâsı vardır: Kitab ve sünnet birlikte söylenince, kitap Kur’ân-ı kerîm, sünnet de hadîs-i şerîfler demektir. Farz ve sünnet denilince, farz Allahü teâlânın emirleri, sünnet ise Peyamberimiz “sallallahü aleyhi ve sellemin” sünneti, yâni emirleri demektir. Sünnet kelimesi yalnız olarak söylenince, İslâmiyetin bütün hükümleri demektir. Fıkıh kitapları böyle olduğunu bildiriyor. “Sünnetimi terk edene, şefâatım haram oldu.” hadîs-i şerîfinde sünnet demek, İslâmiyet yolu…

Read More

Şeyh Saîd Olayı

Doğu Anadolu’da 13 Şubat-15 Nisan 1925 târihleri arasında merkezî idâreye karşı ortaya çıkan muhâlefet hareketi. Cumhûriyetin ilk yıllarında uygulanan politikalar, Anadolu’nun değişik yerlerinde olduğu gibi, Doğu Anadolu’da da çeşitli muhâlefet hareketlerine sebep oldu. Bu hareketlerden birisi de Diyarbakır’ın Eğil ilçesine bağlı Piran köyünde başlayıp bölgeye yayılan harekettir. Bu hareketin ortaya çıkışını Van eski Milletvekili İbrâhim Arvas Bey hâtıratında şöyle bildirmektedir: “Recep Peker’in Dâhiliye Vekilliği (İçişleri Bakanlığı) zamânındaki isyânın sebeb-i hakîkisi şuydu: Şeyh Saîd’in evinde düğüne dâvetli kalabalık bir grup vardı. On beş kişilik bir müfreze, bir küçük zâbit kumandasında, mahkeme…

Read More

ŞEMS-İ TEBRÎZÎ

Evliyânın büyüklerinden. İsmi, Mevlânâ Muhammed bin Ali olup, Tebrizlidir. “Şemseddîn” yâni “dînin güneşi” lakabıyla meşhurdur. 1247 (H.645) senesinde Konya’da şehit edildi. Daha ilk mektebe giderken Resûlullah’ın “sallallahü aleyhi ve sellem” aşkından yemez, içmez olmuştu. Şems-i Tebrîzî, Ebû Bekr-i Kirmânî’den ve Bâbâ Kemâl-i Cündî’den ilim öğrenip, feyz aldı. Kısa zamanda zâhirî ve bâtınî ilimlerde yüksek derecelere kavuştu. Şems-i Tebrîzî, seyâhat ettiği yerlerde, uğradığı memleketlerde iyi bir dost bulunması için duâ ederdi. Isrârla yaptığı bu duâların netîcesi olarak rüyâsında; Celâleddîn-i Rûmî’ye gidip onun yetişmesinde yardımcı olması bildirildi. Böylece o, Allahü teâlâya şükürle;…

Read More

ŞÂBAN AYI

Mübârek üç aylardan ikincisi. Müslümanlar arasında mübârek üç aylar olarak bilinen Receb, Şâban ve Ramazan ayları, İslâm dîninin kıymet verdiği aylardır. Allahü teâlâ kullarına çok acıdığı için bâzı gecelere, gün ve aylara kıymet vermiş, bu gece, gün ve aylardaki duâ, tövbe, namaz ve oruç gibi ibâdetleri kabul edeceğini bildirmiştir. Kullarının çok ibâdet yapması, duâ ve tövbe etmeleri için böyle gece, gün ve ayları sebep kılmıştır. Şâban ayı içinde Berât gecesi vardır. Berât gecesi, Şâban ayının on beşinci gecesidir. Allahü teâlâ, ezelde, hiçbir şey yaratmadan önce, herşeyi takdir etti, diledi. Bunlardan…

Read More

Şehit

Alm. Märtyrer (m), Fr. Martyr (m), İng. Martyr. Allah yolunda canını fedâ eden, dînini, vatanını, bayrağını, nâmusunu müdâfaa ederken ölen, haksız yere öldürülen Müslüman. Şehit; harp meydanında düşman tarafından, hükümete karşı gelen âsiler tarafından veya yol kesiciler tarafından kılıç, top, tüfek gibi silâhlarla ve bunlara benzer herhangi bir âletle öldürülen, yangın veya boğulmakla, vebâ (tâûn) gibi salgın hastalıkla ölen, yâhut harp meydanında üzerinde ölüm alâmeti olduğu hâlde bulunan kimsedir. Böyle bir kimseye şehit denilmesi, ölürken bir takım rahmet melekleri hazır bulunduğu veya Cennete gireceğine şehâdet olunduğu, yâhut kendisi Allahü teâlânın…

Read More

Talhâ bin Ubeydullah

Eshâb-ı kirâmın büyüklerinden. İlk Müslüman olanlardan ve Cennet’le müjdelenen on sahâbîden biridir. Adı Talhâ bin Ubeydullah, künyesi Ebû Muhammed’dir. Uhud Savaşında gösterdiği kahramanlık sebebiyle “Hayyir” (hayırkâr) ve Tebük Savaşında bütün servetini ordunun techizine vermesi sebebiyle de “Feyyaz” (bolluk ve bereket sâhibi) isimleri ona, Peygamberimiz “sallallahü aleyhi ve sellem” tarafından verilmiştir. Soyu Peygamberimizin “sallallahü aleyhi ve sellem” soyu ile birleşir. Hicretten yirmi dört yıl önce Mekke’de doğdu. Cemel Vak’asında şehit oldu. Hazret-i Talhâ, hazret-i Osman’dan sonra îmân etti. Müslüman olması şöyle oldu: Ticâret maksadıyla Busra’ya gitmişti. Busra panayırında bir Hıristiyan râhibi pazarda bulunan insanların arasına girip, bu…

Read More

Şefâat

Alm. Fürsprache, Fürbitte (f), Fr. Intercession (f), İng. Intercession. Af için vesîle olmak, yalvarmak. Âhirette, günahı olan müminlerin günahlarının affedilmesi, günahı olmayanların da daha büyük derecelere erişmeleri için Peygamberlerle, sâlih kulların Allahü teâlâya yalvarmalarıdır. Kıyâmet günü önce peygamberler, sonra sâlih kullar yâni Evliyâ, Allahü teâlânın izniyle, günâhı çok olan müminlere şefâat edecektir. Peygamberimiz buyurdu ki: “Ümmetimden büyük günahları olanlara şefâat edeceğim.” Şefâat haktır. Tövbesiz ölen müminlerin küçük ve büyük günahlarının affedilmesi için, Peygamberler, velîler, sâlihler ve melekler ve Allahü teâlânın izin verdiği kimseler, şefâat edecek ve kabûl edilecektir. Mahşerde, şefâat…

Read More

Şit (Şis) Aleyhiselâm

Âdem aleyhisselâmdan sonra gönderilen peygamber. Âdem aleyhisselâmın oğludur. Âdem aleyhisselâmın oğullarından Hâbil ile Kâbil arasında çıkan anlaşmazlık netîcesinde Kâbil, Hâbil’i öldürünce, Allahü teâlâ, hazret-i Âdem’e, Hâbil’e karşılık ihsân olarak, yeni bir oğul verdi. Âdem aleyhisselâmın bütün çocukları ikiz olarak doğduğu hâlde, Şit aleyhisselâm tek doğdu. Şit adı verilen yeni oğlun ismi İbrânice olup, Arapça karşılığı “Allah’ın hîbesi” mânâsınadır. İsmine “Şis” de denilmiştir. Âdem aleyhisselâmın oğullarından Kâbil, Hâbil’i şehit ettikten sonra doğmuş olan Şît aleyhisselâm, son peygamber Muhammed aleyhisselâmın nûrunu alnında taşıyordu. Bu sebeple Âdem aleyhisselâm onu pek fazla seviyordu. Bütün…

Read More

Şem’un Aleyhisselâm

İsrâiloğullarına gönderilen peygamberlerden olduğu rivâyet edilen mübârek zât. Şemsûn diye de zikr edilir. Peygamber efendimiz sallallahü aleyhi ve sellem; “Geçmiş zamanda Şem’ûn (Şemsûn aleyhisselâm) adlı bir peygamber vardı. Allahü teâlânın rızâsı için bin ay devamlı cihâd edip, silâhını omuzundan çıkarmadı.” buyurdu. Eshâb-ı kirâm; “Keşke bizim ömrümüz de uzun olsaydı da, biz de din uğrunda Allah için cihâd etseydik.” dediler. Bunun üzerine Kadr sûresi nâzil olup; “Size verilen Kadir gecesi, bin aydan daha hayırlıdır (Bu gecenin sevâbı, bin ay cihâd etmenin sevâbından çoktur.)” buyruldu. Îsâ aleyhisselâmla Muhammed aleyhisselâm arasında yaşamış olan…

Read More

Şa’yâ Aleyhisselâm

İsrâiloğullarına gönderilen peygamberlerden. Mûsâ aleyhisselâmın dînini yaymak ve Tevrât’ın hükümlerini bildirmek üzere vazîfelendirilmiştir. Mûsâ aleyhisselâm zamânından beri çok mâcerâlı ve karışık bir hayat yaşayan ve dinlerinde sebât göstermeyen İsrâiloğulları, Mûsâ aleyhisselâmın getirdiği ve gönderilen nebîlerin yeniden tebliğ ettiği hak dinden tamâmen ayrıldılar. Tevrât’ı bile değiştirip, aslını bozdular. Kendilerine göre sapık bir yol tuttular ve bu bozuk yolda sürüklenip gittiler. Allahü teâlâ, Şa’yâ aleyhisselâmı peygamber olarak vazîfelendirdi. İsrâiloğullarını hak yola dâvet etti. Îsâ aleyhisselâmla son peygamber olan Muhammed aleyhisselâmın geleceklerini müjdeledi. İsrâiloğullarının başında Sudika isimli bir hükümdâr bulunuyordu. Bu hükümdârın zamânında…

Read More

Sümeyye Hâtun

İslâm târihinde ilk şehit olan kadın sahâbî. Meşhur sahâbî Ammâr bin Yâsir’in (radıyallahü anh) annesidir. Hazret-i Sümeyye, Ebû Cehl’in amcası Ebû Huzeyfe bin Mugîre’nin câriyesiydi. Ebû Huzeyfe, yanında çalışan Yâsir bin Âmir ile onu evlendirdi. Bu evlilikten Ammâr radıyallahü anh doğdu. Bunun üzerine Ebû Huzeyfe, hazret-i Sümeyye’yi âzâd etti. İlk Müslüman kadınlardan olan Sümeyye radıyallahü anhâ, kocası Yâsir ile birlikte, îmânlarından vazgeçmedikleri için, başta Mahzumoğulları olmak üzere, Kureyş müşriklerinin en ağır işkencelerine uğradılar. Fakat onlar îmânlarından aslâ vazgeçmediler. Bütün bu sıkıntı ve işkencelere metânetle sabrettiler. Müşrikler onlara demir zırh giydirip…

Read More

Süleymâniye Câmii

Osmanlı yükseliş devrinin muhteşem eseri. Bir külliye şeklinde inşâ edilen bu eser, Kânûnî Sultan Süleymân Hanın emriyle, Mîmar Sinân tarafından 1550-1557 yılları arasında inşâsına Şeyhülislâm Ebüssü’ûd Efendinin duâsı ve câminin temeline ilk taşı koymasıyla başlandı. Külliyede; câmiden başka, medrese, mektep, dârülhadîs, dârüşşifâ, imâret, tabhâne, bîmârhâne, kervansaray, tıp mektebi, hamam, oda ve dükkânlarla Kânûnî Sultan Süleymân Han ve Hürrem Sultan türbeleri de vardır. Mîmar Sinân’ın kalfalık eserim diye nitelendirdiği büyük bir külliyenin kısa sürede yapılması, zamânına göre, büyük bir başarıdır. Câmi 16 Ağustos 1557’de Kânûnî Sultan Süleymân Han ve bütün devlet…

Read More

Süleyman Şah

Osmanlıların atası, Türk büyüklerinden olup, Oğuzların Kayı boyundandır. Doğum yeri, târihi ve âilesi hakkında kaynaklarda geniş bilgiye rastlanmamıştır. On ikinci yüzyılın sonlarında Türkistan’da doğdu. Kabîle reisi oldu. Moğol Cengiz Hanın Orta Asya’daki istilâsına karşı on üçüncü yüzyılda Türkistan’dan batıya hicret etti. Türkistan’dan elli bin kişiyle batıya geçip, 1224’te Erzincan ve Ahlat taraflarına yerleşti. Cengiz Han, 1227’de ölünce, kabîlesiyle tekrar dönmeye hazırlandı. Fırat Vâdisini tâkip etmekteyken Ca’ber Kalesi yanında atını yüzdürerek nehri geçerken boğuldu. Fırat kenarına defnolunup, buraya Türk Mezarı denildi. Süleymân Şahın mezarı, Osmanlı Devleti yıkılınca, Türkiye hudutları dışında kalıp,…

Read More

Süleyman Paşazâde Sâmi Bey

Osmanlı eğitim ve edebiyatçısı. 1866 yılında İstanbul’da doğdu. Babası Müşir Süleyman Hüsni Paşadır. Sâmi Bey, 1889’da Mekteb-i Mülkiyye-i Şâhâneyi bitirip, Bursa ve Bağdat idâdi (lise) müdürlüğünde bulundu. Bursa ve Cezâir-i Bahr-i Sefîd eyâletleri Maârif Müdürlüğü yaptı. Sâmi Bey, Meşrûtiyetten sonra, İstanbul Maârif Müdürlüğü ve Maârif Nezâretinde de ilk ve son yüksek tedrisât müdürlüğü vazifelerinde bulundu. Bu vazifelerinden sonra, Dârülfünûn (İstanbul Üniversitesi) rektörlüğü, telif ve tercüme üyeliği de yapan Sâmi Bey, 49 yaşında öldü (1915). Mezarı Eyüp’tedir. Servet-i fünûnculardan olan Sâmi Bey, doğu ve batı kültürü alarak yetişti ve ilk şiirini…

Read More

Süleyman Paşa

Osmanlı şehzâdesi. Orhan Gâzinin büyük oğlu olup, annesi Nilüfer Hâtundur. İznik (1331) ve İzmit (1337) fetihlerine katıldı. İzmit ve civârı kendisine timar olarak verildi. Fethinde büyük rol oynadığı Karesi sancağına bey tâyin edildi (1335). Sırplara karşı, Bizans’a yardıma giden Osmanlı kuvvetlerine kumanda etti. Rumeli’ye geçerek Selanik’i Sırplardan alıp, Bizanslılara verdi(1349). Rumeli’ye ikinci geçişinde (1352), Bulgarları Dimetoka’da yendi. Çimpe kalesi kendisine üs verildi. Gelibolu başta olmak üzere Marmara’nın batı kıyısındaki şehirleri ele geçirdiyse de, Bizanslılarla yapılan antlaşma îcâbı, buraları boşalttı. Alâaddîn Eratnâ’nın vefâtından sonraki karışıklıktan istifâdeyle Ankara’yı zaptetti (1354). Bizans’ta imparator…

Read More

Süleyman Nazif

Servet-i fünun şâiri. 1869 senesinde Diyarbakır’da doğdu. Babası şâir ve târihçi Said Paşadır. Tahsile 1874’te Maraş’ta başladı. Maraş’tan Diyarbakır’a döndüklerinde, Nazif rüştiye (ortaokul)de tahsiline devam etti. 1879’da Mardin’e babasının yanına döndüğünde, babasından dersler almaya ve bir ermeni papazından Fransızca öğrenmeye başladı. 1892 yılında babasını kaybettikten sonra, Sırrı Paşanın vâliliği sırasında Diyarbakır’da bâzı görevlerde bulundu ve 1893 yılında Meclis-i Vilâyet ikinci kâtipliği, Vilâyet Matbaası Müdürlüğü ve Vilâyet Gazetesi başyazarlığına tâyin edildi. 1869 senesinde Ermeni meselesini tetkik için Diyarbakır’a gelen Abdullah Paşanın takdirini kazanarak onun yanında terfiyle Musul’a gitti. Burada ve tekrar…

Read More

Süleyman Hilmi Tunahan

Son devir din âlimlerinden. 1888 (H.1304) yılında şimdi Bulgaristan’da olan Silistre kasabasının Ferhatlar köyünde dünyâya geldi. Soyu, Fâtih Sultan Mehmed Han tarafından, Tuna vâlisi olarak vazîfelendirilen İdris Beye dayanır. İdris Bey, Fâtih Sultan Mehmed Hanın kız kardeşinin beyidir. BabasıOsman Efendiyse, İstanbul’da tahsilini tamamlayarak Silistre’nin Satırlı Medresesinde uzun yıllar müderrislik yapmış bir zattır. Süleyman Hilmi Tunahan, ilk tahsilini babasının bulunduğu medresede yaptıktan sonra, Silistre Rüştiyesine gitti. Burayı bitirdikten sonra, tahsiline devâm etmesi için babası tarafından İstanbul’a gönderildi. Babası, İstanbul’a gideceği zaman oğluna; “Oğlum! Usûl-i Fıkıh ilmine iyi çalışırsan dîninde kuvvetli olursun.…

Read More

Süleyman Han – II

Osmanlı sultanlarının yirmincisi, İslâm halîfelerinin seksen beşincisi. Sultan İbrâhim Hanın oğlu olup, 15 Nisan 1624 târihinde İstanbul’da, Sâlihâ Dilâşub Sultandan doğdu. Şehzâdeliğinde mükemmel tahsil ve terbiye gördü. Kardeşi Sultan Dördüncü Mehmed Han (1648-1687) zamânında sarayda husûsî hocalardan ders aldı. Hattât Tokatlı Ahmed Efendiden, sülüs ve nesîh hattını öğrendi. Sultan Dördüncü Mehmed Handan sonra, 8 Kasım 1687’de Osmanlı sultanı oldu. Sultan İkinci Süleymân Han tahta çıktığı zaman, Osmanlı ordularında Viyana bozgunuyla başlayan çözülme ve toprak kaybı devâm ediyordu. Venedik, Mora Yarımadasını işgâl etti. Avusturya Vişegrad, Uyvar ve Estergon’un ardından 160 yıllık…

Read More

Süleyman Demirel

Siyâsî lider ve devlet adamı. Isparta İslâmköy’de 1924’te doğdu. 17 Haziran 2015 te Ankara’da öldü. Türk örf ve âdetlerine, dînine bağlı bir çevrede büyüdü. İlkokulu İslamköy’de okudu. Orta ve lise tahsillerinden sonra, İstanbul Teknik Üniversitesinin İnşaat Mühendisliği bölümünü bitirdi (1949). Elektrik Etüt İdâresinde işe başladıktan bir müddet sonra ihtisas için, ABD’ye gitti. Oradan dönüşte Devlet Su İşleri Genel Müdürü oldu (1955-1960). Bu görevden ayrıldıktan sonra, bir müddet serbest çalıştı ve Orta Doğu Teknik Üniversitesinde öğretim üyeliği yaptı. 1964 yılında Adâlet Patisine giren Süleyman Demirel, partinin Genel Başkanı Ragıp Gümüşpala’nın ölümü…

Read More