Sığa

Alm. Kapazität (f), Fassungsvermögen (n), Fr. Capacité (f), İng. Capacity. Bir iletkenin veya kondansatörün elektrik yükü alma kâbiliyeti. Kapasite de denilmektedir. Bir iletkene Q yükü verildiğinde iletken V potansiyel kazanırsa bu iletkenin sığası, Q yükünün V potansiyeline oranıdır (C= Q/V). Sığa, bu formülden, birim potansiyele düşen elektrik yükü olarak da târif edilebilir. Küre şeklindeki bir iletkenin sığası ortamın dielektrik katsayısı (Є) ile kürenin R yarıçapının çarpımına eşittir (C= Є.R). C.G.S. sisteminde Є =1 olduğu için kürenin yarıçapı sığasına eşittir (C=R). Bir kondansatörün sığası, bir kondansatör üzerinde bulunan yük, armatürleri (iletkenleri)…

Read More

Şah-ı Nakşibend

Evliyânın büyüklerinden ve Müslümanların gözbebeği olan yüksek âlimlerden. Seyyid olup insanları Hakk’a dâvet eden, doğru yolu göstererek saâdete kavuşturan ve kendilerine “Silsile-i aliyye” denilen büyük âlim ve velîlerin on beşincisidir. Muhammed Bâbâ Semmâsî ile Emîr Külâl’in talebesidir. İsmi, Muhammed bin Muhammed’dir. Behâeddîn ve Şah-ı Nakşibend gibi lakabları vardır. Allahü teâlânın sevgisini kalplere nakşettiği için, “Nakşibend” denilmiştir. 1318 (H.718) senesinde Buhârâ’ya beş kilometre kadar uzakta bulunan Kasr-ı Ârifân’da doğdu. 1389 (H.791)da Kasr-ı Ârifân’da Rebî’ul-evvel ayının üçünde Pazartesi günü vefât etti. Kabri oradadır. Kendisinden senelerce önce yaşayan velî zâtlar onun geleceğini müjdelemişlerdir.…

Read More

Sökmenliler

Van Gölünün batı sâhilinde bulunan Ahlat’ta, 12. asrın başlarında kurulmuş olan bir Türk devleti. 1100 senesinde Sökmen el-Kutbî tarafından kuruldu. 1207 senesinde Ahlat şehrine Eyyûbîlerin dâvet edilmesiyle son buldu. Ahlat’ta kurulan bu devlete Ahlatşâhlar ve Ermenşâhlar denildiği gibi, kurucusu olan Sökmen’den dolayı Sökmenliler de denilmektedir. Sökmen (Sökmen-I), Büyük Selçuklu Sultanı Melikşâh’ın amcasının oğlu Kutbeddîn İsmâil’in kölesiydi. Bu yüzden Sökmen el-Kutbî diye tanındı. Kendisini yetiştirip, Muhammed Tapar’ın kumandanlarından oldu. Adâleti ve iyiliğiyle şöhret kazanan Sökmen, Mervânîlerin Ahlat Emîri halka kötü davranınca, bu şehre çağrıldı ve ordusuyla o sıralarda Doğu Anadolu’nun en…

Read More

Tavşan

Alm. Hase (m), Fr. Lièvre (m), İng. Rabbit, Hare. Familyası: Tavşangiller (Leporidae). Yaşadığı yerler: Antarktika hâriç, hemen hemen bütün dünyâda. Yabâni olanları dağlarda, kırlarda yaşar. Özellikleri: Gözleri iri, arka bacakları ön bacaklarından daha uzun, kuyruğu kısa, kulak ve bıyıkları uzun, otçul memelidir. Yabânî veya evcil olarak yaşarlar. Ömrü: 5-12 yıl. Çeşitleri: Âdi tavşan (Lepus europaeus), ada tavşanı (Cuniculus [oryctologus] cuniculus), kar tavşanı (Lepus timidus) meşhurlarıdır. Tavşangiller (Leporidae) familyası türlerine verilen genel ad. Kulakları ve arka bacakları uzun, ön bacakları daha kısa olan, karada yaşayan otçul memelilerdir. Kuzey kutup dâiresinden çöller…

Read More

Şirketler

Alm. (Handels) Gesellschaft (f), Fr. Association, société (f), İng. Partnership. İki veya daha çok kimsenin kazanç elde etmek ve bunu paylaşmak niyet ve gâyesiyle, iktisâdî ve fayda sağlayan bir teşebbüs için emek ve mallarını(sermâyelerini) bir araya getirip bu gâyeye tahsis ederek kurdukları topluluk. Şirketler, insanlık târihi kadar eskidir. İnsan ihtiyaçlarının çok fazla olmasına karşılık mâlî gücünün sınırlı olması, insanların emek ve sermâyelerini bir araya getirmeye zorlamıştır. Arkeolojik kazılarda çıkan taş levhalarda ortaklık sözleşmelerine rastlanmaktadır. İslâm hukûku daha 7. asırda günümüz şirketlerinin hukûkî statülerini düzenlemiştir. Türk Hukûkunda Şirketler Üyelerine kâr sağlamak…

Read More

Soğurma (Absorbsiyon)

Alm. Absorption, Fr. Absorption, İng. Absorption. Madde veya enerjinin bir ortamda kısmen yakalanması. Madde, özellikle gaz absorbsiyonunun kimyâsal işlemlerde büyük önemi vardır. Gaz absorbsiyonunda gaz veya gaz karışımı bir sıvıdan geçirilir veya sıvı ile yakın temasa getirilir. Ürünlerin geri kazanılması ve hava kirliliğinin önlenmesinde gaz absorbsiyonu önemli bir yer tutar. Meselâ, kükürtlü yakıtların yanmasından hâsıl olan hava kirletici SO2 gazı su ile absorbe edilir. Herhangi bir enerji dalgası (ses, ışık, elektromanyetik vs.) bir ortamdan geçerken dalganın genliği sürekli olarak düşer. Enerji çok düşük seviyede soğurulursa, ortam söz konusu ışınıma saydamdır,…

Read More

Süleymân Çelebi

On beşinci asır Türk edebiyatının meşhur Mevlid şâiri. Bursa’da doğduğu bilinmesine rağmen, doğum târihi bilinmiyor. Halk arasında “Süleyman Dede” diye de anılır. Kendisi Birinci Murâd Hanın veziri, Ahmed Paşanın oğludur. Dedesi Mahmûd Bey 1338 senesinde, Sadrâzam Süleyman Paşa ile Rumeli’ye salla geçenlerdendir. Esas ismi, Süleyman bin İvaz Paşa bin Mahmûd’dur. Kendisi küçük yaşından îtibâren çok kuvvetli bir dînî tahsil ve öğrenim görmüştür. Sultan Yıldırım Bâyezîd Han zamânında, Bursa Ulu Câmide imamlık yaptığı, bir müddet de Yıldırım Bâyezîd Hanın oğlu Emir Süleyman’ın sarayında bulunduğu nakledilmektedir. 1422 yılında Bursa’da vefât etmiştir. Mezarı…

Read More

Süleyman (Şah, Han, Bey)

İslâm halifelerinden, sultanlarından, Türk beylerinden yirmi altısının adı. İkişer tane Anadolu Selçuklu, Candarlı, Eşrefli, Karahanlı, Mengücüklü, Osmanlı, Safevî; birer tâne de Bengal Sultanlığı, Büyük Selçuklu, Dulkadirli, Emevî Halifeliği, Endülüs Emevî, Eyyûbî, Fas Şerîfliği, Germiyanlı, Hûdi, Karasî, Karmatî, Merînî hükümdarlarının adı Süleyman’dır. Anadolu Selçuklu Sultanlarından Kutalmışoğlu Süleyman-I (1077-1086), Süleyman-II (1196-1204), Candaroğulları Beylerinden Şucâeddin Birinci Süleyman Paşa (1309-1339), Süleyman Şah-II (1184-1192), Eşrefoğulları Beylerinden Seyfeddin Süleyman Bey-I (?-1302), Süleyman Şah-II (1326), Karahanlılardan Batı Karahanlı Büyük Kağanı Süleyman (1097), Doğu Karahanlı Büyük Kağanı Süleyman (1032-1056), Mengücüklerden Divriği şûbesinden Süleyman Şah-I (1142-?), Süleyman Şah-II (1192-…

Read More

Şihâbüddîn Sühreverdî

Evliyânın büyüklerinden ve fıkıh âlimi. İsmi, Ömer bin Muhammed bin Abdullah bin Muhammed es-Sühreverdî, künyesi Ebû Abdullah’tır. Ebû Nasr ve Ebü’l-Kâsım Sûfî de denildi. Nesebi Ebû Bekr-i Sıddîk’a (radıyallahü anh) ulaşır. Şeyh Ebü’n-Necîb’in kardeşinin oğludur. 1144 (H.539) senesinde Sühreverd’de doğdu. 1234 (H.632) senesi Muharrem ayında vefât etti. Şihâbüddîn Sühreverdî, ilim öğrenmek için Bağdat’a gitti. Amcası büyük âlim Ebü’n-Necîb Abdülkâhir’in sohbetlerinde yetişerek tasavvuf ilimlerini öğrendi. Aynı zamanda Abdülkâdir-i Geylânî hazretlerinin sohbetlerinde de bulundu. Basra’da da Ebû Muhammed bin Abdullah’ın sohbetlerine devâm etti. Ebû Hafs Sühreverdî; amcasından, Ebû Muhammed Hibetullah bin Şiblî,…

Read More

Süheyb-i Rûmî

“Bir kimse, Allah’a ve âhiret gününe inanıyorsa, bir ananın evlâdını sevmesi gibi Süheyb’i sevsin.” hadîs-i şerîfiyle medh olunan, büyük sahâbî. İsmi Süheyb-i Rûmî; künyesi Ebû Yahyâ; nesebi Süheyb bin Sinân bin Mâlik’tir. Annesinin ismi, Selmâ binti Kuayd’dır. Babasının veya dedesinin vazîfesi dolayısıyla bulunduğu Basra’da Übülle denilen yerde doğdu. Übülle, fevkalâde güzel, bağlık bahçelik bir yerdi. Bizanslılar buraya bir baskın yapıp, her tarafı yağma ettiler. Bu sırada, çocuk yaşta bulunan Süheyb bin Sinân, Bizanslıların eline esir düşenler arasındaydı. Âilesi kendisini çok aradıysa da bulamadı. Uzun müddet Bizanslıların elinde kaldıktan sonra, Benî…

Read More

Süfyân-ı Sevrî

İslâm âlimlerinin büyüklerinden. İsmi, Süfyân bin Saîd bin Mesrûk el-Kûfî; künyesi Ebû Muhammed veya Ebû Abdullah’tır. 713 (H.95) senesinde Kûfe’de doğdu. 778 (H.161)de Basra’da vefât etti. Tebe-i tâbiînin büyüklerindendir. İlmini, zamânındaki büyük âlimlerden öğrendi. Hadis ve fıkıh ilminde yüksek derecede olup müctehiddi. Mezhebi zamanla unutuldu. Cüneyd-i Bağdâdî, Hamdûn Kassar bunun mezhebindeydiler. Hadis, fıkıh, tefsir ve tasavvuf gibi ilimlerde zamânın eşsizlerinden; haramlardan kaçıp, şüpheli şeyleri yapmamakta bile son derece dikkatliydi. Edep ve tevâzuda, alçak gönüllülükte benzeri azdı. Câmi-ul-Kebîr, Câmi-us-Sagîr ve Ferâiz isimli kitapları meşhûrdur. Mekke-i mükerremeye gittiği zaman halk başına toplanır,…

Read More

Süfyân bin Uyeyne

Tebe-i tâbiînin büyüklerinden. Fıkıh ve hadîs âlimi. İsmi, Süfyân bin Uyeyne bin Meymûn el-Hilâlî el-Kûfî; künyesi Ebû Muhammed’dir. 725’te Kûfe’de doğdu. 813’te Mekke-i mükerremede vefât etti. Yetmiş kere hacca gitti. İmâm-ı A’zam ve İmâm-ı Şâfiî ile görüştü. Hadis ve tefsir ilimlerine dâir kitapları vardır. Babası tarafından Mekke’ye götürüldü ve orada yerleşti. Dört yaşında Kur’ân-ı kerîmi ezberledi. Yedi yaşındayken hadîs-i şerîf yazmaya başladı. Zührî, Şa’bi Amr ibni Dinâr, Abdullah ibni Dinâr gibi büyük âlimlerden hadîs-i şerîf rivâyet etti. Kendisinden de; İmâm-ı A’meş, Süfyân-ı Sevrî, İbn-i Mübârek, İmâm-ı Şâfiî, Ahmed ibni Hanbel…

Read More

Surre Alayı

Osmanlı pâdişâhlarının her yıl hac mevsiminde Haremeyn-i şerîfeyn ahâlisine, zâhidlere, mukaddes yerlerin ve hac yollarının emniyetini sağlayan Mekke şeriflerine ve Hicaz bölgesinde yaşayanlara gönderdikleri para ve değerli eşyâlara surre; bunları götüren topluluğa da surre alayı denirdi. Bilinen ilk surre alayları, Abbâsiler devrinde (750-1258) gönderildi. Eyyûbiler (1174-1250) ve Memlukler (1250-1517), bu güzel âdeti devam ettirdiler. Herşeyin en güzelini Haremeyn-i şerifeyne lâyık gören Osmanlılar da, surre alaylarının en güzellerini gönderdiler. Osmanlı Devletinde bilinen ilk surre alayı, Yıldırım Bâyezîd Han tarafından Edirne’den gönderildi. Gönderilen hediyeler arasında 80.000 altın para da vardı. Çelebi Sultan…

Read More

Sûre

Alm. Zeitdauer, Fr. Sourate, İng. Sura. Kur’ân-ı kerîmde âyetlerden meydana gelen bölümler. Lügatte “yüksek rütbe, şeref, yüksek olarak yapılmış binâ” demektir. Kur’ân-ı kerîmde uzunlukları birbirinden farklı 114 sûre vardır. Araları birbirlerinden besmelelerle ayrılmıştır. En uzunu 186 âyetten meydana gelen Bakara sûresi, en kısası 3 âyetten meydana gelen Kevser sûresidir. Kur’ân-ı kerîmde sıralanış bakımından ilk sûre Fâtihâ, son sûre Nâs sûresidir. Sûrelerin yerleri, Peygamber efendimiz “sallallahü aleyhi ve sellem” tarafından bildirilmiştir. Üçüncü Halîfe Osman “radıyallahü anh”, hicretin 25. senesinde yazdırdığı altı mushafta bu sûreleri yerlerine koymuştur. (Bkz. Kur’ân-ı kerîm) Sûreler, Peygamber…

Read More

Sun’i Solunum ve Kalp Masajı

Alm. Künstliche Atmung und Herzmassage, Fr. Respiration artificielle et message de coeur, İng. Artificial respiration and heart massage. Kendi kendine solunumun olmadığı durumlarda, akciğerlerin havalandırılmasını sağlamak ve durmuş olan kalbi yeniden çalıştırmak için yapılan işlemler. Boğulma, asılma, elektrik çarpması, karbon monoksit zehirlenmesi gibi hâllerde ve genel olarak zâhirî ölüm hâlindeki insanlarda, özellikle nefes alamayan bebeklerde, mümkün olduğu kadar çabuk tatbik edilmelidir. Bütün vakalarda önce üst solunum yollarını tıkayan engeller ortadan kaldırılmalıdır. Boğulma hâlinde ağızdaki suyu ve salgıları boşaltmak; asılma hâlinde ipi kesmek; elektrik çarpmasında akımı kesmek; gazla boğulma hâllerinde hastayı…

Read More

Sultanselim Câmii ve Külliyesi

İstanbul’da Yavuzselim semtinde, Haliç’e bakan tepe üzerinde câmi, türbeler, tabhâne, imâret, medrese, sıbyan mektebi ve hamamdan meydana gelen selâtin külliyesi. Yavuz Sultan Selim Han, çok sevdiği ve arasıra gezmeye geldiği bu mahalde bir câmi yapılmasını mîmâr Acem Ali’ye emretti. Ancak câminin temelleri atıldığı sırada Selim Han vefât etti. Yerine geçen oğlu Kânûnî Sultan Süleymân Han, câmi, türbe, tabhâne, imâret, medrese ve hamamdan meydana gelen külliyeyi Mîmar Sinân’a tamamlattırdı(1522). Câmi kare plânlı olup, bir ana kubbeyle iki yanında dokuzar kubbeden meydana gelmiştir. Kubbe dört duvar üstüne oturup, sütunları yoktur. Bahçe de…

Read More

Sultanahmed Çeşmesi

Topkapı Sarayının, ilk kapısı Bâb-ı Hümâyun’un önündeki küçük meydanda Sultan Üçüncü Ahmed Han tarafından yaptırılan muhteşem çeşme. İslâm dîninin temizliği emretmesi, su ihtiyâcı olanlara bunun temin edilmesinin sevap olması, bilhâssa sultanlar tarafından çeşme, sebil ve hamamların yapılmasına sebep olmuştur. Çeşme aynı zamanda, sebil olarak da yapıldığı için, Sultanahmed Çeşme ve Sebili diye anılır. Üçüncü Ahmed’in emriyle mîmârbaşı, Kayserili Mehmed Ağa tarafından 1728-1729 yıllarında yapıldı. Türk-Osmanlı sanatının şâheserlerinden biridir. Yapı genel hatlarıyla kare bir plâna sâhiptir. Karenin bir yüzünde birer çeşme, her köşesinde birer şekil bulunmaktadır. Karenin bir kenarı 10 metre…

Read More

Sultanahmed Câmii

Alm. Blaue Moschee (f), Fr. Mosquée (f), beleue, İng. Blue mosque. Türkiye’nin ve İstanbul’un altı minâreli tek câmii. Osmanlı Devletinin ihtişamını, kudretini o devrin sanattaki inceliğini, zarâfetini, tezyinâtını gösteren muhteşem bir âbidedir. İstanbul’un Haliç yüzü Osmanlı yapısı nâdide eserlerle bezenince, Boğaz’dan ve Marmara’dan gelen gemilerin karşısında görünüş ve azâmetiyle dikkatleri çekecek bir câminin yapımına karar verildi. Böylece Sultanahmed Câmii, Bizans Hipodromunun doğu kenarında, At Meydanında, Sultan Birinci Ahmed Hanın emirleriyle Başmimar Sedefkâr Mehmed Ağa tarafından yapılmaya başlandı. 1609 (H.1018) yılında câminin temeline ilk kazmayı bizzat Sultan Ahmed Han vurdu. Bu…

Read More

Sultan Veled

On üçüncü yüzyıl mutasavvıf ve şâirlerinden. 1226’da eski ismi Lârende olan Karaman’da doğdu. Hazret-i Mevlânâ Celâleddîn Rûmî’nin oğludur. Annesi Gevher Hâtundur. Babası hazret-i Mevlânâ çok defâ; “Zâhir ve bâtın yönünde bana en çok benzeyen sensin.” der, onu çok severdi. 1312 (H.712) yılında Konya’da vefât etti. Üç yaşında babasıyla birlikte Konya’ya geldi.Okuma yazmayı ve ilk bilgileri babasından öğrendi. Sonra tahsil için kardeşi Alâeddin Çelebi ile Şam’a gönderildi. Dönüşünde babasından ders almaya devam etti. Burhânüddîn Muhakkık-ı Tirmîzî’den ve Şemseddîn-i Tebrizî’den ders okudu. Sultan Veled, evlenme çağına geldiğinde, babası ona, en çok sevdiği…

Read More

Sultan Han

Anadolu Selçuklu Sultanı Alâeddîn Keykubâd tarafından Konya-Aksaray ve Kayseri- Sivas yolları üzerinde yapılan iki kervansarayın ismi. Konya-Aksaray karayolu üzerindeki Sultan Han, Aksaray’a 33 km mesâfede, Sultanhan kasabasındadır. Mîmar Muhammed bin Havlan Dımışkî tarafından 1228-29’da tamamlanmıştır. 116 m boyu ve 4800 m2lik alanıyla Anadolu’daki Selçuklu Kervansaraylarının en büyüğüdür. Han, boyuna dikdörtgen plânlı (49 m x 64 m) avlulu bir bölümle, bunun güneyindeki kısa kenara bitişik yine boyuna dikdörtgen plânlı (32 m x 52 m) kapalı bir bölümden meydana gelir. Sâdece doğu cephesi birkaç mazgal pencereleriyle delinmiş duvarları ve payenda kubbeleriyle kaleye…

Read More

Sultan

Alm. Sultan (in f) (m), Fr. Sultan (e f) (m), İng. Sultan, sultana. İslâm devletlerinde hükümdara verilen ünvan. “Pâdişâh, hâkan, han, hükümdar” mânâlarındadır. Sultan tâbiri, Müslüman hükümdarlarının bilhassa Sünnî kısmına âit bir ünvandır. Kelime, Süryâniceden alınmış olup, iktidar sâhibi demektir. Daha sonraları hâkimiyet, delil ve burhan mânâsına da alınmıştır. Sultan ünvânını ilk defâ 2. asrın ilk yıllarında, Gazne’de hükümdar bulunan Mahmûd İbn-il Emir Sebüktekin kullandı. Hilâfet, Emevî ve Abbâsî sultanlarında bulunduğundan, bunlara mecâzen halîfe, diğer büyük İslâm devletlerinin emirlerine, hükümdarlarına sultan denildi. Sultanlık Gaznelilerden, Selçuklulara ve onlardan da Osmanlılara geçti.…

Read More

Suhuf

Semâvî kitapların sayfa (forma) olarak gönderilenlerine verilen isim. Allahü teâlâ, Mûsâ aleyhisselâma gönderdiği Tevrat, Dâvûd aleyhisselâma gönderdiği Zebur, Îsâ aleyhisselâma gönderdiği İncil ve Peygamber efendimiz Muhammed aleyhisselâma gönderdiği Kur’ân-ı kerîmden başka 100 sayfa (forma) daha gönderdi. Bunlardan 10 sayfa Âdem aleyhisselâma, 50 sayfa Şit aleyhisselâma, 30 sayfa, İdrîs aleyhisselâma, 10 sayfa İbrâhim aleyhisselâma gönderildi. (Bkz. İlgili maddeler) Suhufun kelime mânâsı “sahifeler” demektir. Fakat peygamberlere gönderilen sayfalar bir yaprak kâğıdın bir yüzü demek olmayıp, “küçük kitap, risâle” demektir. Kur’ân-ı kerîm hâriç, diğer semâvî kitaplar, hepsi birden, bir defâda inmiştir. Allahü teâlânın,…

Read More

Sûfî Allahyâr

On yedinci yüzyılın sonlarıyla 18. yüzyılın başlarında Türkistan’da yetişmiş olan evliyâdan. Yaşadığı bölgenin dil ve lehçesiyle söylediği güzel şiirlerinde insanlara İslâm dîninin emir ve yasaklarını anlatmıştır. Özbek Türklerinin Hita koluna mensup olan Sûfî Allahyâr Buhâralıdır. Babası Ahmed Kulı Atalık’tır. Kette Kurgan’da doğdu. Küçük yaştan îtibâren ilim öğrenmeye başladı. Zamânındaki ilim sâhiplerinden İslâmî ilimleri tahsil etti. Ehl-i sünnet îtikâdını ve Hanefî mezhebi fıkıh bilgilerini öğrendi. Bir ara Buhârâ Hanlığında tamgacı yâni gümrük idâresi başkanlığı vazîfesinde bulundu. Bu sırada tasavvuf yoluna meyledip, Nakşibendiyye yolu ileri gelenlerinden Habîbullah Şeyh Nevrûz’un sohbetlerine devam etti.…

Read More