Montreux Sözleşmesi

İsviçre’nin Montreux şehrinde, 20 Temmuz 1936 yılında Boğazlarla ilgili olarak yapılan antlaşma. Lozan Antlaşmasının imzâlandığı gün (24 Temmuz 1923) Boğazlar Sözleşmesi de yapıldı. Buna göre; Boğazların her iki kıyısı, Marmara Denizindeki adalar askersiz hâle getirilerek, bu bölgelerde tahkimât yapmak ve asker bulundurmak yasaklandı. Bölgenin emniyeti, Milletler Cemiyetinin garantisi altına alındı. Bu antlaşmanın yürütülmesi için Türk temsilcisinin başkanlığında, sözleşmeye imzâ koyan devletlerin temsilcilerinden meydana gelen bir Boğazlar Komisyonu kuruldu. Türkiye’nin Boğazlar üzerindeki hâkimiyetinin sınırlandırılması şeklinde olan bu sözleşme, silâhsızlaşmanın Milletler Cemiyeti tarafından gerçekleşebileceği düşünülerek o günün şartlarına göre imzâlanmıştı. Fakat geçen…

Read More

Montgomery, Bernard Law

Ünlü İngiliz mareşali. 1887-1976 yılları arasında yaşadı ve İkinci Dünyâ Savaşında İngiliz birliklerine komutanlık yaptı. Montgomery, 1908’de Kraliyet Askerî Akademisinden mezun oldu ve Birinci Dünyâ Savaşında Fransa ve Belçika’da vazîfe yaptı. 1938-1939 târihleri arasında Filistin ve Ürdün’de birlik kumandanı olarak bulundu. İkinci Dünyâ Savaşının başlarında Fransa’da bir tümene komuta etti. Müttefik kuvvetlerin Dunkarguve’ü boşaltmasından sonra, Almanların saldırı ihtimâline karşı İngiltere’nin güneydoğu bölgesine komutan tâyin edildi. 1942’de Mısır’daki Sekizinci Ordunun başına getirildi. Aynı yılın Ekim-Kasım aylarında Almanların ünlü mareşali Erwin Rommel’i El-Alameyn’de yenerek sonunda Tunus’ta teslim olmaya zorladı. Daha sonra 1943’teki…

Read More

Montesquieu, Baron de

Fransız, yazar ve düşünürü. 18 Ocak 1689’da Château de Brède’de doğdu. Asıl adı Charles de Secondat olan Montesquieu, hukuk öğrenimi yaptı. 1716’da ölen amcasının servetini, Montesquieu Baronu ünvanını ve Bordeaux Parlament’indeki Başkan Yardımcılığını devraldı. Araştırmalarını bilimsel açıdan yapan Montesquieu 1721’de Fars Mektupları mânâsına gelen Lettres Persanes adlı eserini kaleme aldı. 1728-1731 yılları arasında bir Avrupa gezisi yaptı ve intibalarının ışığında kânunları inceleyen geniş bir araştırmaya başladı. Neticesinde Romalıların Hıristiyanlık dînini nasıl siyâsete âlet ederek kullandıklarını yazıları ile anlattı. 1719’da dünyâ târihiyle ilgilendi. Descartes ve Newton ile tanışarak siyâsî ve ilmî…

Read More

Montaj

Alm. 1. Montage, Aufstellung (f), 2. (Film) Schnitt (m) und Zusammenstellung (f), Fr. Montage (m), İng. Mounting, fitting, setting, assembly. Ayrı ayrı parça, kayıt veya görüntüleri birleştirerek kullanılacağı işe uygun duruma getirme. Kelime, bir işin bitirilmesi yerine de kullanılabilir. Fotoğraf tekniğinde ise montaj veya foto-montaj, farklı görüntü kısımlarının negatifleri birleştirilerek tekrar basılması veya bir film üzerine çok sayıda sıralanmasıdır. Sinemacılıkta, ayrı film parçalarının birleştirilerek kesiksiz görüntü sağlanması için yapılan işlem. Resim sanatında montaj, basılı resim parçalarını bir araya getirerek yeni bir resim meydana getirmektir. Parçaların konusundan çok sembolik ve estetik…

Read More

Mont Blanc

Kafkaslardan sonra Avrupa’nın en yüksek noktasının bulunduğu dağ. Devamlı karlı olması sebebiyle “Akdağ” anlamına gelen Mont Blanc denilmiştir. Alp sıradağlarının üzerinde, Fransa-İtalya ve İsviçre’nin sınır noktasında bulunur. Mont Blanc’ın en yüksek zirvesi 4810 metredir. 4000 metrenin üzerinde dokuz zirvesi daha vardır. Güneydoğu etekleri İtalya’da, kuzeydoğu etekleriyse Fransa’da bulunmaktadır. 1965’te Fransa ile İtalya arasında, Mont Blanc Dağlarının altından bir karayolu tüneli açılmıştır. Bu tünel, Fransa ile İtalya arasında bütün sene açık kalan tek yol olmaktadır. Fransa’nın Haute Savoie eyâletinde Ghononiy Vâdisinin güneyine düşer. Dağ üzerinde İtalya’nın Valveni ile Vol feret akarsularının…

Read More

Moniliyazis

Alm. Monilia (f), Fr. Candidose (f), İng. Candidosis. Candida türü mantarlar tarafından yapılan, insan vücudunda çok çeşitli yerlere yerleşebilen bir mantar hastalığı. Hastalık yapan çeşitli candida türleri içinde en çok rastlanılanı, Candida Albicans’tır. Mantar, yerleştiği vücut bölgesine göre değişen iltihabî belirtilere sebep olur. İltihabın başlangıcında, epitelde şişme meydana gelir. Bunu, epitel hücreleri arasında mantar sporcuklarının toplanması ve mantar misellerinin (dallanmış şekillerinin) ortaya çıkması takip eder. İlerleyen zamanla birlikte yaralar belirir ve iltihap giderek derinleşir. Moniliyazis, hayâtın ilk aylarından beri insanın karşılaşabildiği bir enfeksiyondur. Süt çocuklarında rastlanan şekline pamukçuk denir ve…

Read More

Mongolizm

Alm. Mongolismus (m), Fr. Mongolisme (m), İng. Mongolism. Zekâ geriliği ve bâzı bedenî kusurların berâber görüldüğü bir hastalık. Down sendromu veya trizomi 21 gibi isimleri de vardır. Bir kromozom sapmasından yâni, yirmi birinci kromozom çiftinde fazladan bir kromozom bulunmasından ileri gelir. Bu yüzden mongoliyenler 47 kromozoma sâhiptirler. 600 doğumda bir görülebilir. Genellikle yaşlı annelerin çocuklarında ortaya çıkmaktadır. Yakın akrabâ evlilikleri de bu hastalıkta önemli rol oynar. Bu hastaların boyları kısadır, enseleri düz ve kalındır, gözleri çekik ve birbirinden uzaktır, gözün burundan yana tarafında epikantus veya üçüncü göz kapağı denen bir…

Read More

Mondros Mütârekesi

Birinci Dünyâ Savaşı sonunda Osmanlı Devletiyle Îtilâf Devletleri arasında imzâlanan mütâreke (30 Ekim 1918). Eylül 1918’e gelindiğinde savaşın Türkiye ve müttefikleri için kaybedildiği kesin olarak anlaşılmıştı. Nitekim Bulgaristan 29 Eylülde ve Almanya da 4 Ekimde ABD’ye başvurarak barış istediler. Bu durumda Osmanlı Devletinin de yapacağı başka birşey kalmamıştı. Güneyde İngiliz kuvvetleri Anadolu sınırına dayanmış, batıda Bulgaristan’ın çekilmesiyle Makedonya cephesi çökmüş ve İstanbul doğrudan İtilaf Devletlerinin tehdidi altına girmişti. Bu şartlar altında Türkiye de 5 Ekimde mütâreke için ABD Başkanı Wilson’a başvurdu. Türkleri tarihinin en büyük felâketine götüren Talat Paşa başkanlığındaki…

Read More

Moluk Adaları

Endonezya’nın doğusundaki târihî baharat adaları. İsmi, bölgede hindistancevizi ve diğer bitkilerden üretilen baharatlardan kaynaklanmaktadır. Ekvator üzerinde bir bölgedir. Batıda Celebes (Sulawesi), doğuda Yeni Guyana, güneyde Timor ve kuzeyde Filipinler’e kadar uzanan Pasifik Okyanusu ile sınırlanır. Toplam alanı 90.000 km2, nüfûsu ise bir milyondan fazladır. Avrupalılar buraları sömürge yapmadan önce, kuzey Moluklar, karanfil ve cevizyle uzun müddet Asya ticâretinde önemli rol oynadılar. On altıncı yüzyılda Molukların içinde iki küçük ada olan Tidare ile Ternate’de sultanlıklar kuruldu ve bunlar kendi bölgelerinin ticâretini idâreye başladılar. 1512’de gelen Portekizliler, Ternale Sultanı ile ticârî bir…

Read More

Moltke, Helmuth Karl Bernhard Von

Alman mareşali askerî strateji uzmanı. Moltke, 26 Ekim 1800’de doğdu. Fakir bir aristokratın oğludur. Kopenhag Kraliyet Askerî Okulundan mezun oldu. Bir müddet Danimarka ordusunda çalıştı. 1822 senesinde Prusya ordusuna geçti. Burada Harp Akademisine devâm etti. Sıhhati yerinde olmadığı için bir müddet yazı ve tercüme işleriyle uğraşarak geçimini temin etti. Moltke, 1832 senesinde tekrar Prusya ordusuna Kurmay Subay olarak girdi. 1835 ilâ 1839 seneleri arasındaOsmanlı ordusunda Müşâvir olarak çalıştı. 24 Haziran 1839 Nizip Savaşında Osmanlı Başkumandanı Hâfız Mehmed Paşanın maiyetinde Kurmay Subay olarak görev yaptı. Bu görevinden sonra 1845-1846 senelerinde Roma’da…

Read More

Molla Osman Efendi

On yedinci yüzyılın sonunda, on sekizinci yüzyılın başında Anadolu’da yetişmiş olan evliyâdan. İsmi Osman’dır. Molla Osman veya Derviş Osman Efendi diye meşhûr olmuştur. Babası, Dursun Mehmed oğlu Molla Bekir’dir. Erzurumlu İbrâhim Hakkı hazretlerinin babasıdır. Âlim, varlıklı, yardımsever ve cömert bir âileye mensup olan Osman Efendi 1670 (H. 1081) senesi Rebîulevvel ayının dördüncü Pazartesi günü Erzurum’un Hasankale kazasında doğdu. Onun doğumuna sevinen babası Hasankale halkına ziyâfetler verdi. Tahsil çağına geldiği zaman Hasankale halkından kerâmetler sâhibi Karaşeyhoğlu Seyyid İbrâhim Efendiye gönderdi. Yirmi yaşına kadar Seyid İbrâhim Efendiden fıkıh, tefsir ve hadis ilimlerini…

Read More

Molla Miskîn

On beşinci ve on altıncı yüzyıllarda İran’da yetişmiş hadis âlimlerinden. İsmi; Muhammed Emin bin Hâc Muhammed-i Ferâhî Hirevî olup, lakabı Muînüddîn’dir. Molla Miskîn diye meşhur olmuştur. Doğum târihi belli değildir. 1547 (H.954) senesinde vefât etti. Zamânının âlimlerinden çeşitli ilimleri tahsil eden Molla Miskîn otuz bir sene müddetle hadis ilmini öğrendi. Bu zaman zarfında her Cumâ günü Herat’taki Ulu Câmide vâz edip, insanlara Allahü teâlânın emir ve yasaklarını anlattı. Bir müddet Herat’ta kâdılık yaptı. Daha sonra kendi isteğiyle bu vazîfeden ayrıldı. Peygamber efendimizin (sallallahü aleyhi ve sellem) hayâtı hakkında bir eser…

Read More

Molla Hüsrev

Osmanlı Devletinin üçüncü şeyhülislâmı ve Fâtih Sultan Mehmed Hanın hocası. İsmi, Muhammed bin Ferâmuz bin Ali Rûmî’dir. Sivas ile Tokat arasındaki Kargın köyünde doğdu. Doğum târihi bilinmemektedir. Babası bir Fransız subayı iken Müslüman olmuş, kızını Osmanlı emîrlerinden Hüsrev adında bir zâta vermiştir. Babasının vefâtı üzerine eniştesi Hüsrev Beyin yanında yetişti ve Hüsrev Kaynı diye çağırıldı. Daha sonra kayını kelimesi de kaldırılıp Molla Hüsrev adıyla meşhûr oldu. 1480 (H.885) yılında İstanbul’da vefât etti. Cenâze namazı, Fâtih Câmiinde kılındıktan sonra Bursa’ya götürülüp Emir Sultan’ın doğusunda kendi yaptırdığı medresenin bahçesine defnedildi. Mezar taşında;…

Read More

Molla Halil Si’ridî

On sekizinci ve on dokuzuncu yüzyıllarda Doğu Anadolu’da yetişmiş olan Şâfiî mezhebinin fıkıh, tefsir, hadis âlimlerinden ve evliyâdan. İsmi, Halil bin Hüseyin Es-Si’ridî’dir. 1754 (H.1167) senesinde Bitlis yakınlarındaki Hizan’da doğdu. 1843 (H.1259) senesinde Siirt’te vefât etti. Babası Molla Hüseyin tarafından, küçük yaşta büyük âlim ve velî Erzurumlu İbrâhim Hakkı hazretlerinin huzûruna götürüldü. Onun duâ ve teveccühlerine kavuşan Halil Si’ridî, yaşadığı bölgenin âlimlerinden ilim öğrendi. En meşhur hocası Molla Mahmûd Behdînî’dir. Babasının ilminden de istifâde etti. Âlim ve velîlerin ilim meclislerinde ve sohbetlerinde bulunarak ilimde ve tasavvufî derecelerde ilerledi. Pekçok kerâmetleri…

Read More

Molla Gürânî

Osmanlı Devletinin dördüncü şeyhülislâmı ve Fâtih Sultan Mehmed Hanın hocalarından. İsmi, Ahmed bin İsmâil bin Osman Gürânî olup, lakabı Şerefeddîn ve Şihâbeddîn’dir. 1410 (H.813) yılında Sûriye’nin Gürân kasabasına bağlı bir köyde doğdu. Doğduğu yere nisbetle Gürânî denildi. 1488 (H. 893) yılında İstanbul’da vefât etti. Kabr-i şerîfi Aksaray-Topkapı arasındaki kendi yaptırdığı câminin önündedir. Molla Gürânî, daha küçük yaşta kendi memleketinde ilk tahsîlini yaptı. Bundan sonra Bağdat, Diyârbakır, Hıms ve Hayfa şehirlerine ve on yedi yaşında da Şam’a gidip, tanınmış âlimlerin derslerine devâm ederek ilmini arttırdı. Şam’dan Kâhire’ye gitti ve o devrin…

Read More

Molla Câmî

Din ve fen bilgilerinde âlim, velî, şâir. İsmi, Abdurrahmân bin Nizâmeddîn Ahmed, lakabı Nûreddîn’dir. Câmî ve Mevlânâ nisbetleriyle meşhûr oldu. Anadolu’da Molla Câmî diye tanındı. 1414 (H.817) senesinde İran’ın Câm kasabasında doğdu. İmâm-ı Muhammed Şeybânî hazretlerinin neslindendir. Beş yaşında Muhammed Pârisâ hazretlerinin huzûruna götürülüp, teveccühüne mazhâr oldu. İlim ve takvâ sâhibi olan babası Nizâmeddîn Ahmed, oğlunun ilim ehli olmasını istiyordu. Daha bülûğ çağına gelmeden onu Semerkand’daki Nizâmiyye Medresesine götürdü. Câmî, henüz küçük olmasına rağmen; zekâsı, meseleleri anlamaktaki fevkalâde kavrayışı ile dikkat çekti. Böylece hocaları ve arkadaşları üzerinde büyük bir tesir…

Read More

Molla Arab

Osmanlılar zamânında yetişen İslâm âlimlerinin büyüklerinden. İsmi, Vâiz Muhammed bin Ömer bin Hamzâ Antakî, lakabı Muhyiddîn’dir. Haleb’den Bursa’ya geldiği için Molla Arab diye meşhur oldu. Antakya’da doğdu. Doğum târihi bilinmemektedir. 1532 (H.938) senesinde Bursa’da vefât etti. Molla Arab’ın dedesi büyük âlim Taftâzânî’nin talebelerinden olup, Mâverâünnehr’den Antakya’ya gelip yerleşmişti. Babası da âlim ve sâlih bir zâttı. Küçük yaştan îtibâren ilim öğrenmeye başlayan Molla Arab babasından, amcaları Şeyh Hasan ve Şeyh Ahmed gibi âlimlerden fıkıh, usûlü fıkıh, kırâat ve Arabî ilimlerde tahsil gördü. Tebriz’e gidip, Tebrizli Mevlânâ Mürid’den ilim öğrendi. Antakya’ya döndü.…

Read More

Titanik Fâciası

İngiliz White Star Line denizcilik şirketine ait lüks donanımlı Titanic yolcu gemisinin 14-15 Nisan 1912 tarihinde Atlas Okyanusunda batması neticesinde meydana gelen fâcia. Devrinin en büyük ve lüks yolcu gemisi olan Titanic’in, uzunluğu 271 m, genişliği 28 m, derinliği 29 metre, deplasmanı 60.000 tondu. Çift tabanlı tekne gövdesi 16 su geçirmez bölmeden meydana gelmişti. İçi son derece süslü olan geminin her tarafı pırıl pırıldı. Bir seferde 500 kişi alan yemek salonundan başka kabul salonları, sigara ve kahve salonları, okuma salonları, geniş karyolalı yatak odaları, asansörleri, banyoları, alaturka hamamlarına kadar her…

Read More

Tiryâki Hasan Paşa

Kanije savunmasıyla meşhur, mücâhid Osmanlı kumandanı. 1530 senesinde doğdu. Enderunda yetiştikten sonra, Sultan Üçüncü Murâd’ın şehzâdeliğinde Manisa’ya gönderildi. Onun baş muhasipliğini yaptı. Sultan Üçüncü Murâd Han, Osmanlı tahtına çıkınca rikabdar oldu. Saraydan çıktıktan sonra İzvornik sancakbeyliğine tâyin edildi. Bu vazifedeyken Mekemorya, Kanar ve Meçud kalelerini fethetti. 1583’te Göle, 1587’de Pojega sancakbeyi oldu. Kısa bir süre sonra beylerbeyilikle Zigetvar’a gönderildi. 1594’te Bosna beylerbeyi oldu. 1595 yılı Ekim ayında vukû bulan Vaç Seferine katıldı. Osmanlı Avusturya savaşları sırasındaEflak ve Boğdan cephesinde bulunan Hasan Paşa, Osmanlı birliklerinin yenilmesi üzerine yalnız kalmış, tek başına…

Read More

Tirsi Balığı

Alm. Alse, Maifisch (f), Fr. Alose (f), İng. Shad. Familyası: Hamsigiller (Clupeidae). Yaşadığı yerler: Avrupa kıyılarındaki denizlerde. Özellikleri: 60 cm uzunlukta, 1,5-2,5 kg ağırlıktadır. Yumurtlamak için nehirlere geçer. Çeşitleri: Tirsi (A.alosa), dişli tirsi (A.finta) meşhurlarıdır. Hamsigiller âilesinden, Akdeniz, Karadeniz ve Batı Avrupa kıyılarında yaşayan bir balık. Boyu 60 cm ve ağırlığı 1,5-2,5 kg kadardır. Derinlerde yaşar. Sırtı mavimtrak, yanları sarımtrak ve tek tük yeşil lekelidir. Yumurtlamak için nehirlere geçer. Yumurtalardan çıkan yavrularıyla sürü hâlinde tekrar denize döner ve burada beslenerek büyürler. Akrabâsı olan “dişli tirsi” ondan daha küçüktür. 45 cm…

Read More

Tiroid Bezi

Alm. Schildrüse (f), Fr. (Glande) tyroide (f), İng. Thyroid (gland). Gırtlağın ön ve alt kısmında, îmân tahtasının hemen üstünde yer alan bir iç salgı bezi. Tiroid bezinin anatomik şekli “U” veya “H” harfine benzer. Tiroid bezi, ağırlığına oranla vücutta en çok kan alan organdır. Kılcal damarları oldukça fazladır. Tiroid bezindeki bölümleri dolduran kolloid adlı sıvı içinde, tiroid hücrelerinin salgıladığı “tiroglobulin” denen protein bulunur. Tiroid hormonu olan tiroksin, tiroglobulin bünyesinde tirozin adlı aminoaside dört iyot atomunun eklenmesiyle meydana gelir (tetraiyodotronin = T4). Tiroksinden başka, tirozine üç iyot atomunun eklenmesiyle meydana gelen…

Read More

Tirmizî

Büyük hadis âlimlerinden. Kütüb-i Sitte denilen meşhur altı hadis kitabından olan Sünen-i Tirmizî adıyla meşhur hadis kitabının yazarıdır. İsmi, Muhammed bin Îsâ Tirmizî, künyesi Ebû Îsâ’dır. 824 (H.209) senesinde, Buhârâ’nın güneyinde bulunan Ceyhun Nehri kıyısındaki Tirmiz kasabasında doğdu. 893 (H.279)te Boğ şehrinde, Receb ayının on üçüncü günü Pazartesi gecesi vefât etti. Ömrünün son yıllarında gözleri görmez olmuştu. Hadis ilminde meşhur ve sika, yâni güvenilir bir âlim olduğu ittifâkla bildirilmiştir. Bu ilmi öğrenmek için seyâhatler yapmış, Hicaz, Irak, Horasan civarlarını dolaşmış, Kuteybe bin Saîd, Ebû Mus’ab, Mahmûd bin Geylan, Muhammed bin…

Read More

Tindal Olayı

Alm. Tyndalleffekt (m), Fr. Effet (m) Tyndall, İng. Tyndall phenomenon. Işığın küçük tânecikler yüzeyinde yana doğru dağılması (yayılması). Tyndall, göğün mavililiğinin sebebini araştırırken, bu rengin havada asılı duran gâyet küçük tânecikler tarafından ışığın diffüzlenmesinden ileri geldiğini buldu (1867). Eğer tâneciklerin boyutu aydınlatıcı ışığın dalga boyundan çok küçükse, şuâların dağılması dalga boylarının küçüklüğü nispetinde fazladır. Buna göre yana doğru yayılan ışıkta mavi ve mor, doğru geçenlerdeyse sarı ve kırmızı hâkimdir. İşte bu sebeptendir ki, güneş batarken ufuk kırmızı, gündüzse gök mavidir. Saydam bir ortamda süspansiyon hâlinde dağılmış olan küçük tâneciklerin varlığını,…

Read More