Terlemek (tıp)

Alm. Schwitzen, Fr. Suer; transpirer, İng. To sweat, to perspire. Vücuttaki ter bezleri tarafından özel bir vücut sıvısının ifraz olunması. Ter bezleri sâdece memelilerde bulunur. Cildin derinlerinde yerleşir ve yüzeye kıvrımlı bir salgı kanalıyla açılırlar. Terin % 98’i su, % 2’si ise çeşitli kimyevî maddelerdir (tuz, yağ asitleri, üre, sülfatlar, albümin ve bâzı aminoasitler). Memelilerin nispeten yüksek bir vücut sıcaklığına sâhip olmaları çok uygun bir durumdur. Eğer bir memelinin vücut ısısı 30°C olsaydı, bu canlının, hava sıcaklığı 37°C olan bir yerde yeterince terleyip, bunu buharlaştırarak kendini serinletmesi mümkün olmayacaktı. İnsanlarda…

Read More

Terleme

Alm. Transpiration (f), Fr. Transpiration (f), İng. Transpiration. Bitkilerin suyu buhar hâlinde dışarı atmaları. Terleme, bitkilerde gaz alış verişine yarayan aralıklar (stomalar) ve kütikula yoluyla olur. Kara bitkilerinin havaya bakan yüzeylerinde epiderma tabakasının üzeri kütikulayla örtülüdür. Osmoz kâidelerine göre hücreden hücreye geçerek epiderma hücrelerine gelen su buharı bu hücrelerin çeperini ve kütikulayı geçerek bitkiyi terk eder. Kütikulayla atılan su miktarını bitki düzenleyemez. Bu miktar havanın nemine yâni emme kuvvetine bağlıdır ve bu yolla atılan su miktarı da azdır. Ayrıca sıcaklığa bağlı olarak da değişir. Kurak havalarda, havada su buharı basıncı…

Read More

Tereyağı Ağacı

Alm. Butterbaum (m), Fr. Arbre (m) à beurre, İng. Indian butter tree. Familyası: Defnegiller (Lauraceae). Türkiye’de yetiştiği yerler: Akdeniz bölgesinde yetiştirilir. 10 m kadar yükseklikte kışın yapraklarını dökmeyen ağaçlar. Esas vatanı Amerika’dır. Bitkinin yaprakları derimsi, saplı, sivri uçlu, oval şekilli ve parlak koyu yeşil renklidir. Çiçekler küçük beyazımsı renkli ve salkım durumunda toplanmışlardır. Meyveleri armut şeklinde üzeri yeşilimsi veya morumsu renkli, etli kısmı beyaz veya yeşilimsidir. Avokado ağacı adıyla da bilinir. Kullanıldığı yerler: Tereyağı ağacı meyvesinde sâbit yağlar ve vitaminler (A, D, E) bulunur. Meyveleri gıdâ olarak yenilir. Yaprakları kabız…

Read More

Tereyağı

Alm. Butter (f), Fr. Beurre (m), İng. Butter. Sütün yayıklanmasıyla elde edilen yağ. Elde ediliş şekillerine göre köy tereyağları, süthâne tereyağları ve pastörize tereyağları olarak adlandırılırlar. Tereyağı bâzı yörelerde yoğurttan, bâzı yörelerde sütten yapılır. Yoğurttan yapılan lezzet ve rayiha bakımından diğerinden üstünse de randımanlı olmayışı yüzünden tereyağı endüstrisinde kullanılmaz. Türkiye’de Vakfıkebir (Trabzon) tereyağlarının meşhur olması yoğurttan yapılmasındandır. Sütten tereyağı elde etmek için önce krema elde edilmekte, bilâhare bundan tereyağı yapılmaktadır. Krema elde etmek için merkezkaç kuvvetiyle çalışan makinalardan faydalanılır. Elde edilen krema pastörize edildikten sonra nötralize edilir. Yâni fazla asitliği…

Read More

Terementi

Alm. Terpentin (n), Fr. Térébentkhine (f), İng. Turpentine. Değişik çam (Pınus) türlerinin gövdesine yapılan yaralamalar neticesinde elde edilen bir reçineli ürün. Türkiye’de kızılçam (P.brutia) ve kısmen sarıçam (P.sylvestris) türlerinden elde edilir. Muğla bölgesinde kızılçamdan elde edilmektedir. Eskiden Eskişehir havâlisinde sarıçamdan elde edilmekteydi. Terementi bal kıvâmında, soluksarı veya yeşilimsi renkli olup, acı lezzettedir. Suda çözünmez. Ancak organik çözücülerde kolaylıkla çözülür. Elde edilmesi: Terementi elde etmek için önce ağaçların mantar kısmı soyulur. Sonra boyuna bir yara açılır ve akabinde bu yaraya eğik gelmek üzere yaralar açılır. Akan reçineli ürün bir kapta toplanır.…

Read More

Tereke

Alm. Hinterlassenschaft (f), Nachlass (m), Fr. Succession (f), Héritage (m), İng. Heritage, estate. Miras, yâni ölen bir kimsenin geriye bıraktığı mal ve mülke verilen isim. Tereke, bir bütün olarak ve kendiliğinden mîrasçılara geçer. Bir küllî halefiyet hâli vardır. Terekenin intikal edeceği kimselerin gerçek mîrasçı olmaları lâzımdır. İntifâ (faydalanma, kullanma) hakkı sâhibi terekenin gerçek mîrasçısı olmadığı için, terekenin bunlara kendiliğinden intikâli mümkün değildir. Medenî Kânuna göre mîrasçıların tereke üzerindeki hakları iştirak hâlindedir. Bu terekenin taksimine kadar devam eder. Tereke borçlarından dolayı tek mîrasçı varsa tek başına, çok mîrasçı varsa müteselsilen sorumludur.…

Read More

Tere

Alm. Gartenkresse (f), Fr. Cresson (m), İng. Garden cress. Familyası: Turpgiller (Cruciferae). Türkiye’de yetiştiği yerler: Anadolu. 20-50 cm boylarında, beyaz veya morumsu renkli çiçekler açan, bir yıllık otsu bitkiler. Meyvelerinin tek tohumlu olmasıyla su teresinden ayrılır. Yabânî olarak bulunmakla berâber, kültürü de yapılmaktadır. Kerdeme olarak da bilinir. Kullanılışı: Yaprakları yakıcı lezzetli, uçucu yağ taşır. Salata hâlinde, iştah açıcı olarak kullanılır. Su teresi (Nasturtium officinale): Beyaz çiçekli, parçalı yapraklı, çok yıllık otsu bir bitki. Su kenarlarında yetişir. Özel bir kokusu ve batıcı bir lezzeti vardır. Kardamot adıyla da bilinir. Kullanıldığı yerler:…

Read More

Terbiyum

Alm. Terbium, Fr. Terbium, İng. Terbium. Tb sembolüyle gösterilen, nâdir toprak metallerinden bir element. Periyodik tabloda IIIB grubunda bulunur. Metalik terbiyum gümüş beyazı renktedir. Ancak havada oksitlenerek kararır. Tabiatta bolluk bakımından nâdir toprak metallerinden en az bulunanıdır. Nâdir toprak metalleri minerallerinde bulunur fakat toryum kaynağı olan monazit kumlarından yan ürün olarak elde edilir. Atom numarası 65, atom ağırlığı 158,925, erime noktası 1360°C ve kaynama noktası 3041°C’dir. Elektron düzeni (Xe) 4f9 6 s2 dir. Bileşiklerinde hem +4 hem de +3 değerlikli olabilir.

Read More

Terazi

Alm. Waage (f), Fr. Balance (f), İng. Balance. Bir cismin veya maddenin kütlesini ölçmeye yarayan âlet. En yaygın kullanılanı eşit kollu terâzidir. Terâziyle kütle ölçme işlerine tartma denir. Eşit kollu terâzide tartma, ölçülecek kütle, bilinen kütlelerle mukâyese edilerek yapılır. Bunlar da, orta noktasında bir bıçaksırtı bulunan terâzi kolu ve bu kolun uçlarına asılı duran iki kefe vardır. Bir kefeye kütlesi ölçülecek cisim diğer kefeye bilinen standart kütleler konularak denge tesis edilir. Bu tartı sisteminde yerçekimi kuvveti her iki kefeye de aynı şiddette etkidiğinden tartı yerçekimi ivmesinden bağımsızdır. Yâni eşit kollu…

Read More

Terâvih Namazı

Ramazân-ı şerîfte, her gece yatsının farzından ve son sünnetinden sonra erkeklerin ve kadınların, Peygamberimizin sünneti olarak kıldıkları yirmi rekatlık namaz. Her dört rekatında bir terviha (dinlenme) yapıldığı için, bu namazın hepsine “terâvih” denilmiştir. Erkeklerin ve kadınların, yirmi rekat terâvih kılması sünnet-i müekkededir (Bkz. Sünnet). Peygamberimizin devamlı yaptığı nâfile ibâdetlerdendir. Terâvih namazı Peygamber efendimizin zamanında birkaç gece, sekiz rekat, cemaatle kılınmış, bir özründen dolayı devam edilememiştir. Yalnız olarak yirmi rekat kılmıştır. Sünnet olduğu buradan anlaşıldı. Hazret-i Ömer, hazret-i Osman, hazret-i Ali ve zamanlarındaki Eshâb-ı kirâmın hepsi, cemâatle yirmi rekat kıldılar. Terâvih…

Read More

Tepedelenli Ali Paşa

Osmanlı vâlilerinden. 1744 yılında Yanya’da doğdu. Dedeleri Arnavutluk’ta muhtelif vazifelerde tanınmış olup, babası Tepedelen mütesellimi Veli Paşadır. Küçük yaşta babası öldüğünden gençliği mücâdelelerle geçti. Kurd Ahmed ve Kaplan Paşalara hizmet edip, himâyelerine girdi. Kaplan Paşaya dâmât oldu. Yanya, Delvina ve Tırhala mutasarrıflıklarıyla Derbentler-Başbuğluğu gibi vazifelerde kendini tanıttı. Oğulları Muhtar, Veli Veliyüddîn ve Sâlih Paşalar çeşitli vazifelerle Kuzey Arnavutluk’la Yunanistan’a hâkim olunca buralar Tepedelenli âilesinin mâlikânesi hâline geldi. Osmanlı-Rusya-Avusturya Savaşında 1787’de Avusturya cephesinde PançovaHarekâtına katıldı. Sırbistan’da çıkan isyânı bastırmada hizmetleri oldu. Rus cephesinde de savaştı. Rütbesi 1795’te mirmiranlığa yükseldi. Yanya bölgesindeki…

Read More

Teoman

Büyük Türk Hâkanlığının kurucusu. Doğum târihi belli değildir. Kendisine Tuman Yabgu da denir. Târihî araştırmalardan anlaşıldığına göre M.Ö. 220’de hâkan oldu. Zamânında Çin’de büyük kargaşalıklar vardı. Bundan istifâde ederek ayrı krallık ve prenslikler hâlinde yaşayan Türkleri birleştirdi. Çin’den önemli topraklar aldı. Büyük oğlu ve veliahtı Mete’ye hâkanlığı vermemek için tedbirler alması, diğer eşinden olan oğlunu tahta çıkarmak için uğraşması, Mete ile arasının açılmasına sebep oldu. Mete, 10.000 kişilik bir ordu toplayarak babasının üzerine yürüdü. On bir yıl tahtta kalan Teoman, eşi ve veliaht yapmak istediği oğlu ile birlikte M.Ö. 209’da…

Read More

Teodolit

Alm. Theodolit (m), Fr. Théodolite, İng. Theodolite. Yatay ve çoğu defâ düşey açıları tespit etmek sûretiyle açık arâzide noktalar, hatlar, cisimler arasındaki mesâfe ve boyutlarla ilgili hususları ölçmeye yarıyan optik bir âlet. Teodolit, ayar vidaları bulunan üç ayrı ayak üzerine oturtulmuştur. Teodolitin ayaklar üzerine oturan gövde kısmında yatay ve düşey açıları gösteren kadranlar, alidat denilen dürbün ve hareketleri sağlıyan verniyerleri, kadranları okumaya yarıyan optik âletleri taşıyan parçaları bulunur. Teodolit üzerinde yatay ve dikey düzlemdeki konumunu ayarlamakta yardımcı olan yatay ve dikey tesviye âyeti göstergeleri de vardır. Ayar vidaları ve bu…

Read More

Tenya

Alm. Bandwürm (m), Fr. Ténia (m), İng. Tapeworm. Familyası: Tenyagiller (Taeniidae). Yaşadığı yerler: Erginleri insanın ve omurgalı hayvanların barsaklarında parazit olarak yaşar. Özellikleri: Vücutları, “skoleks” adı verilen kısa boyunlu bir başla buna eklenmiş çok sayıda “proglotis” denen halkalardan meydana gelmiştir. Başlarında, konağa tutunmaya yarayan vantuzlar ve çengeller bulunur. Çeşitleri: Birçok çeşidi vardır. Meşhurları sığır tenyası (Taenid saginata), domuz tenyası (Taenia solium) ve köpek tenyası (Taenia echinococcus)dır. Helmintlerin (solucanlar) plat-helmintler (yassı solucanlar) bölümünün sestodlar şûbesinden olan yassı, şerit biçimindeki cinsine verilen ad. Şerit olarak da bilinir. Sığır tenyası: Sığır şeridi, silâhsız…

Read More

Tenis

Alm. Tennis (-spiel) (n), Fr. Tennis (m), İng. Tennis. Dikdörtgen şeklindeki kort adı verilen bir sahada iki veya dört kişi tarafından oynanan bir oyun. Topa raketle vurularak sahanın ortasındaki ağın üzerinden geçirilir. Gâye topa karşı oyuncunun karşılayamayacağı bir şekilde vurarak puan kazanmaktır. İlk defâ İngiltere’de çimenler üzerinde oynanan bu oyuna çim tenisi denmekteydi. Bugün sâdece tenis olarak adlandırılır. Her yaşta insan tarafından amatör ve profesyonel olarak oynanan popüler bir oyun olan tenisin oyun kuralları 1913’te kurulan Milletlerarası Çim Tenis Federasyonu tarafından tespit edildi. Tenis kortunun uzunluğu 23,77 m, eni 8,2…

Read More

Teneke

Alm. Weissblech (n), Fr. Fer-blanc (m), İng. Tin. Yumuşak çelikten îmâl edilmiş, üzeri kalay kaplı çok ince saç. Teneke soba borusu, zeytinyağı, konserve kutuları imâlinde çok kullanılır. Kalaylı olduğu için yiyecek maddelerine zararlı olmaz. Teneke kutular içerisinde havası alınmış yiyecek maddeleri bozulmadan senelerce muhâfaza edilebilir. Teneke elde etmek için ince sac hâline getirilmiş çelik levhalar sıcak çekimle merdânelerden geçirilir. Sıcak teneke levha çinkoklorür eriyiğinden geçirilerek her türlü artık maddelerden temizlenir. Daha sonra ya daldırma usûlüyle veya elektrokimyevî kaplama usûlü ile bu çok ince sacın üzeri kalayla kaplanır. Tenekeden daha ince…

Read More

Tenâsüh

Dünyâda, ölen kimsenin rûhunun başka bir bedene (insan veya hayvana) geçerek ona hayat verdiğine dâir asılsız inanış. Reenkarnasyon (Ruh göçü) adı da verilen tenâsüh inancı. Bu inanç sisteminin M.Ö. firavunlar devrinde görüldğü gibi, Hind dinlerinden Budizm başta olmak üzere geçmiş milletlerdeki çok tanrılı dinlerde görülür. Rûhun insandan insana, insandan hayvana veya hayvandan insana, yâhut bir cisimden başka bir cisme geçtiğine inanılır. Hind ve İran’daki sihirbazlar Brahmanlar bâzı filozoflar, Derezilerle Karmatî ve İsmâilî denilen bâzı sapık fırkalarda da tenâsüh inancı yaygındır. Hak dinler ve bunların sonuncusu olan İslâmiyet tenâsüh inancını reddeder.…

Read More

Temyiz

Alm. 1. Unterscheidung (-svermögen n) (f), 2. Revision Kassation (f), Fr. Discernement (m), Cassation (f), İng. 1. Discernment; Soundness of judgment, 2. Appeal, reversal. Ayırt etme, seçme, ayırma; hukukta, doğruyu yanlıştan ayıran kurul. Bir mahkeme hükmüyle bu hükmün dayandığı muhakemenin hukûkî bakımdan, yüksek mahkemede (Yargıtay, Askerî Yargıtay, Danıştay) bir defâ daha tetkiki imkânını sağlayan kânun yoludur. Cezâ işlerinde; 15 sene ve daha yukarı hürriyeti bağlayıcı cezâlarla ölüm cezâlarına âit hükümler, hiçbir harç ve masrafa tâbi olmaksızın Temyiz Mahkemesince re’sen tetkik olunur. Diğer hükümler ancak tarafların, kânunî süresi içinde mürâcaatları hâlinde…

Read More

Temizlik

Alm. Sauberkeit, Reinlichkeit (f), Fr. Propreté, pureté (f), İng. Cleanliness; pureness; purity. Pisliklerden arınmak. Kalpte bulunan kötü düşüncelerden kurtulmak ve kötü huyları terk etmek. Bedene ve rûha zarar veren, onların rahat ve huzurlarını bozan pisliklerden, kötülüklerden uzaklaşmak. Beden ve ruh sağlığının temel şartı temizliktir. İnsanın yiyip içtiği gıdâların, giydiği elbiselerinin, kullandığı eşyâlarının, içinde oturduğu evinin ve çevresinin pisliklerden temizlenmesi, sağlıklı bir hayat için şarttır. Ayrıca insanın, Allahü teâlâya karşı olan ibâdet görevlerini yerine getirmekte de temizliğe riâyet edilmesi gerekmektedir. Meselâ, namaz kılmak için önce abdest almak gerekir. El, yüz, kollar…

Read More

Temîm-i Dârî “radıyallahü anh”

Eshâb-ı kirâmın meşhûrlarından. İsmi Temîm bin Evs, künyesi Ebû Rukayye’dir. Doğum ve vefât târihi bilinmemektedir. Lahm kabîlesinin bir boyu olan Benü’d-dârâ mensup olduğu için Dârî diye tanınmıştır. Önce Nasrâni (Hıristiyan) âlimlerindendi. Hicretin dokuzuncu senesinde Müslüman oldu. Temîm-i Dârî “radıyallahü anh”, Medîne’de yerleşti. Peygamber “sallallahü aleyhi ve sellem” efendimiz Filistin’deki Hebran, yâni Halîlürrahmân idâresini ona vermişti. Temîm-i Dârî “radıyallahü anh”, Peygamber efendimize: “Yâ Resûlallah! Filistin’de benim komşularım ve kabîlem var. Onların Ceyrûn ve Avnûn adlı iki köyleri mevcut. Allahü teâlâ Şam’ın fethini nasip ederse, bu iki köyü bana verir misiniz?” deyince…

Read More

Telsiz

Alm. Funkgerät (n), Fr. Télégraphie sans fil (T.S.F) (f), İng. Wireless. Nakil vâsıtası olarak tel yerine uzay ortamını kullanarak ses, söz, yazı ve resim şeklindeki haberlerin birbirinden uzak noktalar arasında karşılıklı olarak alınıp verilmesini sağlayan cihaz. Bir çeşit telekominikasyon aracı. Telekominikasyon tekniği târih boyunca çeşitli merhalelerden geçmiş, fakat asıl büyük gelişmeler elektrikten faydalanma ile 19. asırda gerçekleşmiştir. Telefon ve telgraf gibi telli bağlantılardan sonra nihâyet nakil ortamı olarak uzay kullanılarak telsiz irtibatla haberleşme sağlanmıştır. Telsiz yayınında ilk gerekli olan şey vericiyle alıcı arasında bir irtibat sağlamak üzere haberi kendisine yükleyeceğimiz…

Read More

Tellür

Alm. Tellur (n), Fr. Tellure (m), İng. Tellurium. Gümüş beyazlığında, yarı metal bir element. Te sembolüyle gösterilir. Bulunuşu ve elde edilişi: Tabiatta çok az bulunan elementlerdendir. Metal sülfür minerallerinde az bir oranda bulunur. Önemli mineralleri olmayan tellürün başlıca iki minerali silvanit AgAuTe ve hessit Ag2Te’dir. Tellur, bakırın saflaştırılmasından meydana gelen anot çamurundan elde edilir. Bu çamurda eser miktardan % 8’e kadar varan bir nispette tellür bulunur. Bakır elde edildikten sonra kalan çamurdan tellür, tellüröz asidi, H2TeO3 şeklinde çöker. H2TeO3 kostik sodayla çözündürüldükten sonra elektrolizle elementel tellür ele geçer. Tellür bundan başka altın…

Read More

Tellâl

Alm. Vermittler, Makler (m), Fr. Courtier, palcier, agent (m), İng. Broker, middleman, pimp. Satılacak malı ve bir haberi halka bağırarak duyuran kişi. Taraflardan hiçbirinin temsilcisi, vekili, memuru veya acentesi gibi sıfatlarla devamlı şekilde bağlı olmadan ücret karşılığında, sözleşmelerin yapılması için taraflar arasında aracılık yapmayı meslek edinen kişidir. Ticârî işlerdeki tellâla ticâret tellâlı denir. Ticâret tellâlı, Ticâret Kânununa tâbidir. Ticârî işler tellâlının sâdece ticârî işlerde aracılık yapması gerekir. Esnaflar arasındaki aracı olan tellâl, ticârî tellâl sayılmaz. Geçici olarak aracılık yapan kimse de tellâl değildir. Tellâlın yaptığı iş için ücret alması esastır.…

Read More