“Lâ ilâhe illallah, Muhammedün Resûlullah” ibâresi. Tevhid kelimesi, İslâm dîninde tevhid inancını bildiren söz, tevhid inancı, Allahü teâlânın var ve bir olduğuna ve Muhammed aleyhisselâmın O’nun peygamberi olduğuna inanmaktır. Müslüman bir kimsenin ilk önce Lâ ilâhe illallah Muhammedün Resûlullah sözünün mânâsını bilmesi ve inanması farzdır. Kelime-i Tevhide; “Kelime-i İhlâs, Kelime-i Takvâ, Kelime-i Tayyibe, Da’vet-ül-Hak, Urvet-ül-Vüskâ, Kelime-i Semerret-ül-Cennet” de denir. Her Müslümanın, kelime-i tevhîdin mânâsına hiç şüphe etmeden, yalnız inanması yetişir. Bunları delil ile ispat etmesi ve akla uydurması lâzım değildir. Kelime-i tevhîdin mânâsını Kur’ân-ı kerîm bildirmekte, Resûlullah da “sallallahü âleyhi…
Read MoreAy: Ocak 2021
Hatm-i Tehlîl
Yetmiş bin Kelîme-i tevhîd, yâni “Lâ ilâhe illallah Muhammedün Resûlullah” sözünü okumak. Bir kimse bu mübârek sözü tekrar tekrar söyleyince, Allahü teâlâdan başkasını yok bilmekte, her şeyden yüz çevirip, hak olan bir mâbûda dönmektedir. Tevhîd kelimesini çok okumanın sevâbı birçok hadîs-i şerîflerde bildirilmiştir. (Bkz. Kelîme-i Tevhîd) Îmân ile ölenlere hatm-i tehlîl yapmak ve sevâbını rûhlarına hediye etmek çok faydalıdır. Peygamber efendimiz “sallallahü aleyhi ve sellem ”buyurdu ki: “Bir kimse kendisi için veya başkası için yetmiş bin aded kelime-i tevhîd okursa, günâhları affolur.”, “Lâ ilâhe illallah diyen kimse Cennet’e girer.” Evliyâdan…
Read MoreHatim Okumak
Kur’ân-ı kerîm’i başından sonuna kadar okumak. Hatim lügatte; bitirmek, sona erdirmek, hatim etmek, tamamlamak, bir de, yüzük mânâlarına gelir. Hatim okumak ve dinlemek bir ibâdettir. Hadîs-i şerîfte; “Kur’ân-ı kerîmi tecvide (usûlüne) uygun okuyana şehid sevâbı verilir.” buyruldu. Yetmiş bin kelime-i tevhîd okumaya “hatm-i tehlîl”; hatim okumaya da “hatm-i şerîf” denir. Ayrıca Kâbe’de bir yerin adı “Hatim” olarak geçer. Kur’ân-ı kerîm’in her âyetini okumaya ayrı sevap verilir. Hepsini hatim edene verilen sevap daha çoktur. Kur’ân-ı kerîm’in ilk sûresi “Fâtiha”dan başlayıp, son sûresi “Nâs”a kadar okumak hatim olur. Birkaç sûre veya âyet…
Read MoreTelkîn (hatırlatma)
Kabirde, cenâzenin defnedilmesinden bir müddet sonra, Allahü teâlâdan onun affı, bağışlanması için duâ ve niyazda bulunmak; kabirde sorulacak suallerin cevaplarını hatırlatmak. Telkîn, lügatta “bir şeyi zihinde yer ettirmek, bir fikri aşılamak” mânâlarına gelir. Ölünün defninden sonra, kabre ve kıbleye karşı ayakta durarak telkîn vermek, Peygamberimizin sünnetlerindendir. Cenâzenin toprağa tevdî edilmesinden sonra, din kardeşlerinin hemen oradan ayrılması uygun değildir. Peygamber efendimiz cenâzeyi defnettikten sonra hemen ayrılmayıp, Eshâbına hitâben de; “Kardeşiniz için Allahü teâlâdan mağfiret isteyiniz ve kendisine temkîn (suâle cevap iktidarı) ihsan buyurulmasını isteyiniz. Zîrâ şimdi o, suâle çekilecektir.” buyururlardı. Müslümanlar,…
Read MoreTelkin
Alm. Einprägen (n), Fr. Inculcation (f); suggestion (m), İng. Inculcation; suggestion. Şuur dışı bir vetire (süreç) aracılığıyla kişinin rûhî veya fizyolojik yönüyle ilgili bir fikrin gerçekleştirilmesi. Telkin, dikkatin bir yere toplanması sonucunda ortaya çıkar. Telkin, bir kişinin bir başka kişi üzerindeki etkisi değildir. Kişinin kendi varlığında cereyan eden şuurlu ve araçları bir gâyeye uygun hâle getiren bir faâliyettir. Küçük çocukların eğitimi mantıkî olmaktan çok telkin yoluyla gerçekleştirilir. Siyâset adamları, büyük hatipler, propagandacılar telkin yoluyla kalabalık grupları harekete geçirirler. Günlük hayattaki davranışların hemen hepsi çevredeki kimseler tarafından yapılmış telkinlerin sonucu ortaya…
Read MoreTelhis
Osmanlı Devletinde sadrâzamların bir konu hakkında pâdişâha bilgi vermek ve nasıl davranacağı husûsunda ondan emir almak için yazdığı kısa yazı. Arapça bir kelime olan telhis uzun yazıyı kısaltmak, özetlemek mânâsına gelir. Sadrâzamlar başkalarına âit yazıları veya pâdişâha arz edilecek hususları hülâsa olarak bildirdikleri için bu tâbir kullanılmıştır. Sadrâzam telhis olarak yazdığı takririnde hâdiseyi bildirir, kendi düşüncelerini arz eder ve pâdişâhın bu husûsa dâir fikrini sorardı. Eğer arz edilen husus mühim olup, Sadrâzam dîvânında görüşülmüşse müzâkere netîcesi telhiste bildirilirdi. Telhisleri Paşakapısı’ndaki Telhisî adı verilen memur saraya götürüp, Kapı ağasına teslim ederdi.…
Read MoreEbü’l-Hasan Ali Taberî
Abbâsîler zamânında yetişmiş büyük tıp âlimi. İsmi, Ali bin Rabben Taberî olup, künyesi Ebû Hasan’dır. İbn-i Rabben Taberî ismiyle meşhur oldu. Yaklaşık 770 (H.153) senesinde Taberistân’ın Merv şehrinde doğdu. Yaklaşık 861 (H.247) senesinde Samarra’da vefât etti. Ebü’l-Hasan, küçük yaşta Babası tarafından yetiştirildi. Yunanca, Süryânice, İbrânice ve Arapçayı gereği gibi öğrendi. Babası da tıp âlimi olup, Merv şehrinin sayılı şahsiyetlerinden ve devlet erkânındandı. Özellikle tıp ve fen bilimlerine karşı çok alâka duyardı. İnsanların rûh ve beden sağlığı ve saâdeti üzerinde titremesi sebebiyle, büyük muallim anlamında, Rabben ünvânı verildi. Böyle bir babanın…
Read MoreTeleskop
Alm. Teleskop, Fernrohr (n), Fr. Télescope (m), İng. Telescope. Uzaydan gelen her türlü radyasyonu alıp görüntüleyen astronomların kullandığı bir rasathâne cihazı. Uzaydaki cisimlerden yansıyarak veya doğrudan doğruya gelen, gözle görülen ışık, ultraviyole ışınlar, infraruj ışınlar, röntgen ışınları, radyo dalgaları gibi her türlü elektromanyetik yayınlar kâinat hakkında bilgi toplamak için çok lüzumlu delillerdir. Bu deliller ya klasik mânâda optik teleskoplarla veya çok daha modern radyo teleskoplarla incelenir. Aynaların ve merceklerin optik özellikleri İslâm âlimleri tarafından çok önceleri biliniyordu. Teleskopun ilk şeklinin târifi Türk İslâm âlimi Ebü’l-Hasan [971-1029 (H.360-420)] tarafından yapılmıştır. Ebü’l-Hasan,…
Read MoreTelefon
Alm. Telephon (n), Fernsprecher (m), Fr. Téléphone (m), İng. Telephone. Birbirinden uzak yerlerde bulunan kişiler ve sistemler arasında bilgi alışverişini sağlayan elektrikli ses alıp verme cihazı. Telefonun çalışmasında ana prensip ağızdan çıkan ses dalgalarının önce elektrik dalgalarına çevrilmesi, bu dalgaların muhtelif gönderme metodlarıyla uzağa iletilmesinden sonra, bu defâ elektrik dalgalarının tekrar kulakla duyulabilecek ses dalgalarına çevrilmesidir. Telefon ilk olarak 1876 senesinde Graham Bell tarafından yapılmıştır. Önce şehirlerde kurulan telefon şebekeleri daha sonra şehirlerarası, milletlerarası sistemler hâline dönüşmüş ve uydular aracılığıyla dünyânın her köşesinin birbiriyle muhâberesi sağlanmıştır. Târihçe: Telefon ilk olarak…
Read MoreTeleferik
Alm. Drahtseilbahn, Seilschwebebahn (f), Fr. Télephérique (m), İng. Telpher. İki istasyon arasında kurulmuş havaî hat ve buna bağlı kabinlerle çalışan, yolcu veya yük taşımak için kullanılan nakliyat sistemi. Özel çeşitlerinden çekici ve taşıyıcı kablolulara teleben ve telesiyej, sâdece çekici kablosu olanlara teleksi adı verilmektedir. Târihçiler eski çağların Aztek, Maya, Mısır gibi ileri medeniyetlerinde bugünkü teleferiğe benzer vâsıtaların kullanıldığını tespit etmişlerdir. Bunların arasında, kolla çevrilerek ilerleyenler olduğu gibi gelişmiş tipleri de vardır. Ancak çeşitli zorluklar sebebiyle 1800 senelerine kadar hakîkî mânâda bir teleferik sistemi kurulamamıştır. Elektriğin keşfedilmesiyle teleferiğin yaygınlaşması mümkün olmuştur.…
Read MoreTel
Alm. Draht (m), Fr. Fil (m), İng. Wire. İnce, uzun silindir biçimine getirilmiş metal çubuk. Tel umûmiyetle dâire kesitli olup, kolay bükülebilir özelliktedir. Bükülemeyecek kadar kalın veya birçok telin birbirine sarılmasından meydana gelmişse bu tür tellere ya metal çubuk veya halat denir. Metal cinsine göre de isim alır. Alüminyum çubuk, bakır çubuk, çelik halat gibi. Halatlar ince tellerin bir saç örgüsü gibi birbirine sarılmasından meydana gelir. Böylece kopma mukâvemeti aynı kesitteki aynı malzemeden yapılmış bütün metal çubuktan daha fazla olur. Çelik halatlar vinçlerde, asma köprülerde, enerji nakil hatlarında bakır veya…
Read MoreTekvando (Taekwon-Do)
Dünyânın en eski savunma sporlarından biri. Kendini savunma, savaşçı sanatı olarak bilinir. Çin Kung-fu’sundan ve Japon karatesinden farklı bir spordur. En eski olarak, KoreYarımadasının kuzey bölgelerinde M.Ö. 37’de kurulmuş olan Kogoryo Hânedanlığına âit mezar duvar resimlerinde tekvando izlerine rastlanmıştır. Kore halkı, tekvandoyu saldırganlara ve vahşî hayvanlara karşı savunma, savaşçı sanatı olarak kullandığı gibi, güç ve çeviklik kazanma, zihnî ve fizikî sıhhati muhâfaza etmek ve geliştirmek maksadıyla bir eksersiz olarak da yapmışlardır. Tekvando, teknik ve mahâretten başka Doğu kültürüne âit bâzı sosyal değerleri de aksettirir. Tekvando eğitimi, kişiye kendine güven, soğukkanlılık,…
Read MoreTekke
İslâm ahlâkının, tasavvuf ilminin öğretildiği ve tatbik edildiği yer. Dînî eğitim ve öğretimin yapıldığı müesseselerden biri. Tekke, Farçsa bir kelime olan “tekye”den dilimize “tekke” olarak geçmiştir. Lügâtta “dayanılacak yer” anlamına gelmektedir. Çoğulu “tekâyâ”dır. Tekkelere “zâviye, dergâh, hankâh ve âsitâne” de denilirdi. İslâmiyetin öğretilmesinde medreseler gibi tekkelerin de önemli hizmetleri olmuştur. Tekkeler, Müslümanlar tarafından tevhid inancını, Allahü teâlânın birliğine inanmayı bütün insanlığa yaymak ve gönüllere yerleştirmek için vakıf esaslarına uyularak kurulmuş sosyal vasıflı dînî eğitim ve öğretim kurumlarıdır. Tekke en önce, Ebû Hâşim Sofî için, Suriye’de Remle şehrinde yapılmıştır. Medreselerde, İslâmiyetin…
Read MoreTekirdağ
Yüzölçümü : 6218 km2 Nüfûsu : 468.842 İlçeleri : Merkez, Çerkezköy, Çorlu, Hayrabolu, Malkara, Marmara Ereğlisi, Muratlı, Saray, Şarköy. Marmara bölgesinin Ergene kısmında kalan bir ilimiz. İl toprakları 40° 36’ ve 41° 31’ kuzey enlemleriyle 26° 43’ ile 28° 08’ doğu boylamları arasında yer alır. Doğudan İstanbul, kuzeyden Kırklareli, batıdan Çanakkale illeri ve güneyden Marmara Deniziyle çevrilidir. Kuzeydoğuda Karadeniz’e çok küçük bir kıyısı vardır. Trafik numarası 59’dur. İsminin Menşei Tekirdağ isminin Tekfur Dağından geldiği rivâyet edilir. Türk akınlarına iki sene direnen Bizans kalesine “Tekfur Dağı” demişlerdir. Diğer bir rivâyete göre…
Read MoreTekir Balığı (Mullus surmuletus)
Alm. Schwarzgrau (Katze), Streifenbarbe (f), Fr. Tigre, Rouget, İng. Redmullet, Tabby, Striped goatfish. Familyası: Barbunyagiller (Mullidae). Yaşadığı yerler: Atlantik Okyanusu, Akdeniz ve Karadeniz’de. Özellikleri: Kırmızımtrak renkli, küçük pullu, bıyıklı bir balık. 15-26 cm boyundadır. Barbunyaya çok benzer. Eti lezzetlidir. Çeşitleri: Denizlerimizde tek türü vardır. Dünyânın tropikal ve ılık denizlerinde yaşayan barbunyaya benzeyen bir balık. Barbunyadan daha yassı ve küçüktür. Denizlerimizdekiler 15 cm’yi geçmez. İrilerine balıkçılarımız çuka adını verirler. Atlantikte 25 cm, hatta 60 cm’ye kadar ulaşanlarına rastlanır. Çenesinde iki adet bıyık olduğundan “tekir” adıyla anılır. Eti lezzetli bir balıktır. Tanımayanlara…
Read MoreTekfur
Alm. Byzantinischer Prinz (m), Fr. Pirince (m), byzantin. İng. Christian princelet. Bizanslıların müstakil vâlilerine ve Anadolu’nun bâzı Hıristiyan beylerine verilen ünvan. Bizans İmparatorluğunda merkez dışındaki şehirlerin müstakil vâlilerine Tekfur denirdi. Bunların idârî ve askerî vazifeleri vardı. Türkiye Selçukluları ve Osmanlı Devletinin ilk zamanlarında Tekfurlarla çok sıkı münâsebet kuruldu. Tekfurlar Türk akınlarından korunup, istiklâllerini muhâfaza etmek için Türklere çok miktarda vergi verirlerdi. Tekfurların bâzıları durumlarını muhâfaza edebilmek için Türk kumandan ve beyleriyle akrabâ olma yollarına başvururlardı. Bu sebepten ekserisi kızlarını Türk kumandan veya oğullarına gelin verirlerdi. Bu tekfurların içinden Müslüman olanlar…
Read MoreTekerleme
Alm. Wortsbpiel (n), Kalauer (m), Fr. Calembour (m); repartie, réplique (f), İng.Jingle; pun. Söz, kelime ve ses benzerliğinden faydalanılarak söylenen, kısa, hoş cümlecikler. Bâzı yörelerde halk âşıklarının karşılıklı atışmaları, verilen bâzı hazır cevaplar da tekerleme şeklindedir. Tekerlemeler; söz cambazlığı ve hayâl mahsulü oldukları için yarı anlamlı veya anlamsız olabilirler. Genellikle masalların başlarında, çocuk oyunlarının aralarında birbirine benzer kelimelerden yapılırlar. “Bir varmış, iki yokmuş… evvel zaman içinde kalbur saman içinde… vs.” gibi. Halk Edebiyatı diye isimlendirilen karagöz, ortaoyunu ve meddah hikâyelerinde, çeşitli törenlerde, Kandillerle Ramazan ayının son günlerinde de güzel ve…
Read MoreTekerlek
Alm. Rad (n), Scheibe (f), Fr. Raue (f), disque (m), İng. Wheel, round disk. Bir eksen etrâfında dönen bir disk veya dâirevî bir çatı vâsıtasıyla dönme hareketi yapabilen mekanik bir düzen. Tekerlekle elde edilen dönme hareketi makinanın temelidir. Öyle ki makinalaşmış medeniyetin onsuz gelişebilmesi düşünülemezdi. Tekerleğin keşfi çok eski zamanlara uzandığından zaman içinde sayısız kullanma alanı ortaya çıktı. Önce kara taşımacılığında yeni bir devir açtı. Sonraları bir seri değişikliklerle işçiliği azaltmak, verimi arttırmak, taşıma hayvanının ve insanın sınırlı kas gücü kapasitelerine destek olan güç kaynaklarının yerini almak üzere makinalar geliştirildi.…
Read MoreTekâlîf-i Örfiye
devletin dâimî ve fevkalâde giderleri için hükümdârın irâdesiyle toplanan vergiler. Örfî vergilerden maksat, şer’î olmayan vergiler demek değildir. Çünkü şer’î ölçülere aykırı olmayan vergiler de İslâm hukûkunun şumûlüne girer. İslâmiyet, devlet başkanına lüzûmunda vergi koyma selâhiyeti de vermiştir. Halkın imkânları nispetinde alınan tekâlîf-i örfiye iki kısımda mütâlaa edilir: Tekâlîf-i dîvâniyye: Harp ve âniden ortaya çıkan, büyük masraflar isteyen kamu hizmetlerini îfâ edebilmek için konan vergilerdir. Avârız-ı dîvâniye veya sâdece avârız da denir. Başlangıçta savaş masraflarını karşılamak için konan bu vergiler, 17. yüzyıl sonlarından îtibâren normal vergiler hâline gelmiştir. Avârız vergileri…
Read MoreTeheccüd Namazı
Uykuyu terk ederek kılınan gece namazı. Nâfile bir namaz olan teheccüd gecenin üçte ikisi geçtikten sonra imsak vaktinden önce kılınır. İki ile on iki rekat arasında değişir. İki rekatte bir selâm vermek iyidir. Peygamber efendimize (sallallahü aleyhi ve sellem) teheccüd namazı farz kılınmıştır. Kur’ân-ı kerîmde meâlen buyruldu ki: (Ey Resûlüm!) Sana mahsus fazla bir namaz olarak gece uykudan kalk da Kur’ân-ı kerîm ile teheccüd (namazı) kıl. (İsrâ sûresi: 79) Peygamber efendimiz muhârebelerde bile teheccüd namazı kılardı. Teheccüd namazı diğer Müslümanlar için sünnet olup, çok sevaptır. Peygamber efendimiz buyurdu ki: Teheccüd…
Read MoreTefsir
Dînî ilimlerden biri. Tefsir lügatte, “örtülü ve kapalı olan şeyi ortaya çıkarmak, açmak, beyân etmek” demektir. Istılahta tefsir; beşer kudreti dâhilinde, Kur’ân-ı kerîm âyetlerindeki Allahü teâlânın murâdını bildiren ilimdir. Kelâm-ı ilâhî olan Kur’ân-ı kerîmden murâd-ı ilâhîyi anlayıp, bildiren âlimlere müfessir denir. Buna göre tefsir ilminin mevzûu, konusu Kur’ân-ı kerîmdir. Kur’ân-ı kerîm, Allahü teâlânın kelâmı, sonsuz bilgiler, hükümler, hikmetler ve fazîletler menbaı, kaynağıdır. Allahü teâlâ onu insanların en yükseği olan sevgili Peygamberimiz Muhammed aleyhisselâma indirmiştir. Bu sebeple Kur’ân-ı kerîmi tam olarak yalnız Resûlullah sallallahü aleyhi ve sellem anlamış, kapalı ve anlaşılması…
Read More