Tetrasiklin

Alm. Tetracycline (f), Fr. Tétracycline (f), İng. Tetracycline. Streptomyces Rimosus’tan elde edilen bir antibiyotik. Chase Phpızer ve arkadaşları tarafından Amerika’da 1950 yıllarında bulundu. C22H24N2O92H2O olan formülünü 1952’de Woordward keşfetti. Kimyevî yapısı bakımından sarı renkte bir sodium tuzudur. Alkol aseton ve propıleglıkolde çözünür. pH’sı 2 ilâ 5 arasındadır. 185°C sıcaklıkta bozunur. Etki ettiği mikrobik saha bir hayli geniştir. Bunun içinde Gram (+) bacteriler, Gram (-) bakteriler, Riketsialar, Clamidialar, mikroplazmalar, amipler yer alır. Tetrasiklinler kendi kendine hassas olan bu mikroorganizmaların protein sentezlerini engelleyerek etkilerini gösterirler. Etki şiddeti farklı olan 6 çeşit tetrasiklin…

Read More

Tetanos

Alm. Tetanus, Starrkramp (f.) (m.), Fr. Tetanos (m), İng. Tetanus. Yaralanma ile doku arasına girerek yerleşen. Clostridium tetani adı verilen tetanos mikrobunun yapmış olduğu özel bir hastalık tablosu. Tetanos, yüzyıllardanberi bilinmektedir. Önceleri hastalığın, yaraların içinde bulunan yabancı cisimlerin sinir uçlarını uyarmasından ileri geldiği zannedilmiştir. On dokuzuncu asrın ikinci yarısında Lister; hastalığın cerrahî kliniklerinde, ameliyatlı hastalar arasında da çıktığını bildirmiş ve mikroplara karşı mücâdele prensiplerini uygulayarak önlenebileceğini göstermiştir. Nicolaier (1884) deney hayvanlarına bahçe toprakları emülsiyonları aşılayarak tetanos meydana getirmiş ve yaralarda tetanos basilini görmüştür. Bizde tetanosa, kazıklı humma adını, Süleyman Numan…

Read More

Teşrifâtçılık

Osmanlı Devletinde çeşitli merâsimler esnâsında, protokol işlerinin görülmesi. Teşrifât, resmî günlerde devlet rical ve memurlarının bulunacakları sıra ve sınıflar demektir. Arapça teşrifin çoğuludur. Günümüzde protokol olarak kullanılmaktadır. Bu işi yapana, teşrifâtçı, teşrifâti veya teşrifâtî-i dîvân-ı hümâyûn denirdi. Teşrifâtçılığı ilk önce Kânûnî Sultan Süleyman Han kurmuştur. Teşrifâtçı, Dîvân-ı hümâyûna bağlı olup, burada yapılan merâsimlerin protokol kurallarına göre icrâ edilmesini sağlardı. Resmî gün ve merâsimlere katılacak olan dâvetlilere, teşrifât dâiresince dâvet tezkiresi yazılırdı. Merâsimin hangi gün ve saatte olacağını gösteren teşrifât defterleri vardı. Başta pâdişâh ve sadrâzam olmak üzere diğer devlet erkânının…

Read More

Teşhis

Alm. Diagnose (f), Fr. Diagnose (f), İng. Diagnosis. Hekimin hastalığın tespiti için hastaya yaklaşıp, onu dinleyerek ve muâyene ederek, gerekirse laboratuar tetkiklerinin yardımıyla bunları sentez etmesi. Hastalıkların teşhisi üç metodla başarılır. İlki hastanın hastalık hikâyesinin doktor tarafından dikkatlice dinlenmesi, ikincisi baştan tırnağa kadar kusursuz bir muâyene; üçüncüsü de şüphelenilen hastalıklar için lüzumlu laboratuvar tetkiklerinin yapılmasıdır. Bâzı vak’alarda çok özel tetkiklere başvurmak gerekebilir. Hedef erken teşhistir. Tıbbî hikâye: Esas olan teşhisin bu safhasıdır. Hekim; hastanın yaşını, doğum yerini, âile hikâyesini, alışkanlıklarını, mesleğini, geçirdiği hastalıkları tespit eder. Hastanın yaşı çok mühimdir. Meselâ…

Read More

Testi

Alm. Tonkrug (m), Fr. Alcarazas (m), Cruche (f), İng. Pitcher, earthenware jug. Kil cinsi topraktan meydana gelen balçık çamurdan yapılan, geniş gövdeli, dar ağızlı, kulplu su kabı. Testi; Farsça “Desti” kelimesinden dilimize geçmiştir. Elde taşınan mânâsına gelmektedir. Testiler emzikli veya emziksiz olarak yapılmaktadır. Çok eski zamanlardan beri testi yapımı devam etmektedir. Yapılan bütün târihî kazılarda çeşitli tipte testi örneklerine rastlanmaktadır. En iyi ve en güzel testilerin Osmanlılar zamânında İstanbul’da yapıldığını Evliya Çelebi, Seyahatnâme’sinde anlatmaktadır. Bilhassa Eyüpsultan’da Eyüp çamurundan yapılan toprak testilerinden uzun uzun bahsetmektedir. Bu testilerin içinde suların güzel bir…

Read More

Testerebalığı (Pristis pristis)

Alm. Sägefisch (m), Fr. Poisson-scie (m), İng. Sawfish. Familyası: Testerebalığıgiller (Pristidae). Yaşadığı yerler: Bütün sıcak denizlerde. Atlantik ve Akdeniz’de boldur. Özellikleri: Burnu uzamış ve kenarları keskin dişlerle bezenmiştir. Köpekbalığına benzer. Boyu 7, testeresi 2 metre uzunluktadır. Doğurur. Çeşitleri: Altı türü mevcuttur. Köpekbalıkları (Selachii) takımının Pristidae âilesinden bir tür. Adını, öne doğru uzamış dişli burnundan almıştır. Altı çeşidi vardır. En iyi bilinen türü genel testere balığı (P. pristis) olup, Meksika Körfezinde ve Atlantik Okyanusunda yaşar. Uzunluğu 5,5 metre olarak bilinirse de 9 metre uzunluk ve 2250 kg ağırlıkta olanları görülmüştür. Diğer…

Read More

Test

Alm. Test (m), Eignungsprûfung (f), Fr. Test (m), İng. Test. Önceden hazırlanmış bâzı şartlar altında bir kişi veya grubun belli bir işi yapması veya problemi çözmesi için göstermiş olduğu kâbiliyeti ölçmek için eğitim ve psikolojide istifâde edilen bir nevi ölçme metodu, imtihanı. Problem, yazılı veya sözlü olarak sorulabilir. Cevaplar kâğıt üzerine hazırlanmış kısımlara târif üzere doldurulur. Testler en çok okullara talebe kaydederken, iş yerlerine personel seçilirken ve hastanın şuur altında yatan sıkıntılarını ortaya çıkartmak maksadıyle psikolog ve psikiyatristler tarafından kullanılır. Testlerle elde edilen değerlendirme klasik imtihan şeklinden daha başarılıdır. Test…

Read More

Tesettür

Alm. Sich-Bedecken (n); Verschleirung (f), Fr. Se couvrir; se voiller, İng. To conceal oneself; to veil oneself. Örtünme, giyinme. Arapça “setr” kelimesinden türeyen tesettür, lügatta “kapanıp gizlenme, örtünme, giyinme, kuşanma” mânâlarına gelir. Tesettür, erkeklerin ve kadınların, vücutlarının avret mahalli sayılan kısımlarını göstermemelerine, örtmelerine denir. İnsanları, kadın olsun, erkek olsun giyinmeye, örtünmeye zorlayan pekçok sebepler vardır. İçinde yaşadığı tabiat şartları, iklimler, mevsimler, mensup olduğu milletin kültür değerleri, inanıp teslim olduğu dînin emirleri ve yasakları, hattâ töre, örf ve âdetleri, ahlâkî telakkileri, çalıştığı iş ve mesleğinin şartları, yaşları, cinsiyetleri, zevkleri ve ekonomik…

Read More

Tesbihböceği (Armadillidium)

Alm. Rollassel (f), Fr. Cloporte (m), İng. Wood-Louse. Familyası: Tesbihböcekleri (Oniscidae). Yaşadığı yerler: Nemli yerlerde, bodrumlarda, taş ve dökülmüş yaprakların altında bol rastlanırlar. Özellikleri: Vücûdu gri uzunca ve kubbelidir. Bitkisel besin yerler, tehlike ânında tostoparlak olurlar. Ömrü: 4-6 yıl kadar. Çeşitleri: Birçok türü vardır. Eklembacaklıların kabuklular (Crustacea) sınıfının eşayaklılar (İsopoda) takımından, nemli yerlerde yaşayan bâzı böceklerin genel adı. Birkaç cinsi mevcuttur. Evlerin mahzenlerinde, merdiven altlarında, bahçelerde, taş ve yaprak altında bol olarak rastlanır. Kubbemsi ve sert örtülü, vücûdu 1,5-2 cm uzunlukta, birbirine geçmiş halkalardan meydana gelmiştir. Tehlike ânında tesbih tânesi…

Read More

Tesbih Ağacı (Styrax officinalis)

Alm. Zedrach (m), Fr. Melia (m), İng. Bead tree. Familyası: Tesbihağacıgiller (Styracaceal). Türkiye’de yetiştiği yerler: Batı ve Güney Anadolu. 2-5 metre yüksekliğinde, kışın yapraklarını döken çalımsı ağaççıklar. Yaprakları kısa saplı, üst yüzü yeşil, alt yüzü tüylü ve beyazımsı renklidir. Çiçekler 3-5 tânesi bir arada beyaz renkli ve güzel kokuludur. Meyveleri takriben 1 cm çapında olup, 1-2 tohumdur. Tohumlar küre şeklinde sert, parlak ve kahverengidir. Kullanıldığı yerler: Tohumları yağ taşır. Tohumlarından tesbih yapıldığından dolayı tesbihağacı olarak yayılmıştır. Ayı fındığı olarak da bilinir.

Read More

Tesbih

Alm. Gebetskette (f), Fr. Chapelet (m), İng. Prayer beads. Allahü teâlâyı kemal, üstünlük sıfatlarıyla sıfatlandırıp, O’na layık olmayan bütün noksan sıfatlardan uzak kılmayı ifâde eden bir zikir, hatırlama. Tesbih: Sübhânallah demektir. Tesbih bir ibâdettir. Dînimizde namazda, namazdan sonra ve diğer zamanlarda yapılan tesbihler vardır. Namaz içinde rükûda üç kere Sübhâne Rabbiyel-Azîm, secdede üç kere Sübhâne Rabbiyel-A’lâ demek, namazdan sonra Âyetel Kürsî okumak, otuz üç kere Sübhânallah, otuz üç kere Elhamdülillah, otuz üç kere Allahü ekber demek, tesbih çekmek olup, mühim sünnetlerdendir. Allahü teâlâyı tesbih ederken şaşırmamak için namazlardan sonra ve…

Read More

Terzi ve Terzilik

Alm. Schneider (-in f) (m), und Schneider-ge-werbe, -handwerk n, -kunst (f), Fr. Tailleur (m), et métier (m), de tailleur, couture, İng. Tailor, dressmaker and tailoring, dressmaking. Deri, kumaş ve buna benzer şeylerden erkek veya kadın elbisesi biçip diken kimse. Günümüzde elbise dikenlere “terzi”, bu mesleğe de “terzilik” ismi verilmektedir. Terzilik; târihi çok eskilere dayanan bir meslektir. İlk insan ve ilk peygamber Âdem aleyhisselâm zamânından beri insanlar giyinme ihtiyaçlarını dokuma, deri ve buna benzer şeylerden elbiseler dikerek karşılıyorlardı. Daha sonraları kumaş dokuma sanatı gelişti. Dokunan bu kumaşları kesip biçme, dikip süsleme,…

Read More

Terzi Kuşu (Cisticola cisticola)

Alm. Europäischer Zistensänger (m), Fr. Cisticole d’Europe (m), İng. Fan-tailed warbler. Familyası: Öteğengiller (Sylviidae). Yaşadığı yerler: Avrupa, Asya ve Afrika’nın ormanlık bölgelerinde. Özellikleri: Yaşadığı ağacın büyükçe bir yaprağının kenarlarını ot lifleriyle dikerek yuva yapar. Çeşitleri: “Sutoria sutoria” türü Hindistan’da, “C. cisticola” Avrupa’da boldur. Öteğengiller âilesinden, yaprak kenarlarını bitkisel liflerle dikerek yuva yapmakla meşhur bir kuş. Boyu hemen hemen serçe kadardır. Büyük bir yaprağın kenarlarını yanyana getirerek, sivri ve uzun gagasının arasında tuttuğu ottan bir lifle ustalıkla dikerek kese şeklinde bir yuva yapar. Yuva yapım işi erkeğe âittir. Dişi yuvaya 5-6…

Read More

Tersâne-i Hümâyun

Osmanlı Devletinin İstanbul’daki tersâneleri. Haliç veya Kasımpaşa Tersânesi de denir. Günümüzde de burada küçük bir tersâne vardır. Tersâne-i Hümâyun, Osmanlı Devletinin Akdenize hâkim olduğu birkaç asır dünyânın en büyük tersânesiydi. Kaptan-ı deryânın emrinde olan bu tersâne 17. yüzyılın ikinci yarısında 137 gemiyi birden tezgâha koyup hepsini birden kızaktan indirecek kadar teşkilâtlı ve mükemmeldi. Burada çeşitli milletlerden 30.000’den aşağı olmayacak şekilde esir çalıştırıldı. Başlı başına bir şehir hükmünde olan bu tersâne hiçbir disiplinsizliğe, idâresizliğe, kargaşaya meydan verilmeden emniyet içinde idâre edilirdi. Bugün bu tersâneden kalan küçük bir alanda Haliç Tersânesi bulunmaktadır.…

Read More

Tersane

Alm. Werft (f), Marinearsenal (n), Fr. Arsenal (m), İng. Dockyard, maritime arsenal. Gemi inşâ ve bakımının yapılması için gerekli teknik, lojistik imkânlara sâhip olan ve birçok fabrikanın bulunduğu geniş bir iş merkezine verilen isim. Tersânelerin ilk akla gelen imkânları meyilli kızak yapılar, kuru veya yüzer havuz, kaldırma kapasitesi tonlarca olan büyük vinçler, presler, giyotinler, makina tezgâhları, kaynak makinaları ve kalifiye teknik personeldir. Gemi inşâ ve bakım işlerinin aksamadan yürütülmesi için ayrıca malzeme akışını sağlayan lojistik imkânlar da tersânelerde büyük görevler icrâ eder. Bugünkü tersânelerde, inşâ edilecek gemilerin plânlarını tasarladıktan sonra…

Read More

Termostat

Alm. Thermostat (m), Kanter, Fr.Thermostat (m), İng. Thermostat. Sıcaklığı istenen ölçüde sâbit tutabilen bir tür kontrol sistemi. Sıcaklıktaki değişim, termostattaki duyarlı bir parçaya tesir ederek bunun elektrik veya basınç sinyali göndererek bir ısıtma veya soğutma sistemini kontrol etmesini sağlar. Termostat binâlarda, su ısıtmalarda, fırınlarda, elektrik ütülerinde, otomobil radyatörlerinde ve önceden belirlenen sâbit sıcaklığın gerekli olduğu cihazlarda kullanılır. İlk çift metalli sıcaktan müteessir olan termostat, 1726’da saatin çeşitli sıcaklık şartlarında çalışması sırasında hassâsiyetini korumak için kullanılmıştır. “Termostat” kelimesiyse 1830’da, çift metal şeridin sıcaklıkta farklı uzamadan dolayı bükülüp, ısıtma ve soğutma sistemlerini…

Read More

Termosifon

Alm. Warmuasserspeicher (m), Warmwasserheizung (f), Fr. Thermosiphon (m), İng. Thermosyphon (e). Isıtılan bir sıvının tabii konveksiyon ısı iletim metoduyla bir yerden diğer yere naklini sağlayan düzen. Evlerde odun, kömür ve elektrikle ısıtılan basınçsız banyo su ısıtıcı kazanları basit bir termosifondur. Banyo kazanlarının üst tarafına yerleştirilen ayrı bir hazne, genleşen suyun basıncını karşılamak içindir. Termosifonda sıvı dâima alt taraftan ısıtılır. Isınan sıvı yukarı doğru hareket ederek genleşme haznesine kadar ulaşır. Isınan sıvı bir kalorifer tesisatında veya doğruda doğruya kullanılabilir. Kullanılmadığı durumda genleşme haznesinden kazan altına tekrar dönerek daha fazla ısınmak sûretiyle…

Read More

Termos

Alm. Thermosflasche (f), Fr. Thermos (f), İng. Thermos flask. Vakumla sarılmış sıcak veya soğuk suların sıcaklığını korumak için kullanılan kap. 1892’de bir İngiliz kimyâcısı tarafından ortaya çıkarılan bu kap, ısı akışını önlemek için çift duvarlıdır. Kabı saran havasız, vakum olan kısım ısının kondüksiyon ve konveksiyonla ısı kaybını önler. Dış cidarın ve şişe iç kısmının gümüş kaplanmasıyla radyasyon yoluyla kayıp da önlenir. Isı, ancak iç ve dış cidarı birbirine bağlayan köprü kısımlarından çok az kaybolur. Sıvı hidrojenin, sıvı azotun ve diğer düşük sıcaklıktaki maddelerin kullanımının artmasıyla bunların muhâfaza problemi ortaya çıkmıştır.…

Read More

Termometre

Alm. Thermometer (n), Wärmemesser (m), Fr. Thermomètre (m), İng. Thermometer. Sıcaklık ölçen âlet. Termometrelerin çalışma prensibi, pekçok maddenin sıcaklıkla genleşmesi esâsına dayanmaktadır. En sık rastlananı cıvalı termometredir. Bu çok küçük kesite sâhip ve üst ucu kapalı bir tüpten ibârettir. Alt ucundaysa içinde cıva bulunan küresel veya silindirik bir hazne bulunur. Isıtılmasıyla, civa genişler ve tüpte yükselir. Tüpün kesitinin küçük olmasından dolayı az bir hacim büyümesinde cıvanın yükselmesi oldukça fazladır. Termometre iki sâbit nokta arasında kalibre edilir. Bunlar suyun donma noktasıyla kaynama noktasıdır. Normal atmosfer basıncında (760 mm cıva basıncı) bu…

Read More

Termoelektrik

Alm. Thermoelektrizität (f), Fr. Thermoélectricité (f), İng. Thermoelectricity. Sıvı ve katı maddelerdeki ısı farklılıkları ve elektrik akımlarının sebeplerini inceleyen bir bilim dalı. Özellikle elektriğin ısıya ve ısının elektriğe dönüşmesiyle alâkalıdır. Üç ana termoelektrik etki; Seebeck, Peltiel ve Themsen etkileridir. Seebeck etkisi: İletken bir çubuğun bir ucu ısıtıldığında bu uç diğerinden daha sıcak olur ve iletken çubuktan elektrik akımı geçmesi sağlanır. Buna Seebeck etkisi denir. a ve b gibi iki çubuk birleştirildikleri zaman T1 ve T2’deki ısılar da farklı olursa V voltajı elde edilir ki, buna da Seebeck voltajı denir. Bu voltaj…

Read More

Termodinamik

Alm. Thermodynamik, Wärmekraftlehre (f), Fr. Thermodynamique (f), İng. Thermodynamics. Enerji ve enerji dönüşümlerini, entropiyi ve burada maddenin fizikî özellikleri arasındaki bağıntıları inceleyen bir ilim. Termodinamik fiziğin bir koludur. Diğer ilimlerde olduğu gibi, termodinamik de esas olarak önce gözleme, deneye dayanır. Sonra elde edilen neticelerden termodinamiğin kânunları formüle edilir. Bu kânunlar, termodinamiğin sıfırıncı, birinci, ikinci ve üçüncü kânunlarıdır. Sıfırıncı kânun ısıl denge ve sıcaklıkla, birinci kânun enerjiyle, ikinci kânun entropiyle ve üçüncü kânun mutlâk entropiyle ilgilidir. Mühendislik problemlerinin çözümünde en çok termodinamiğin birinci kânunu ve ikinci kânunu kullanılır. Kapalı sistemler için…

Read More

Termitler (İsoptera)

Alm. Termiten (pl.), Fr. Isoptères (pl.), termites, İng.White-ants. Familyası: Termitler (Termitidae). Yaşadığı yerler: Sıcak ve ılık memleketlerde, yer altı yuvalarında. Özellikleri: Selilözlü (ağaç özü) maddelerle beslenirler. Cemiyet hâlinde yaşarlar. Termitarya denen ilgi çekici yuvalar yaparlar. Doğurucu, işçi ve asker bireylerden meydana gelirler. Ömrü: Kral ve kraliçe 50 yıldan fazla. İşçi ve askerler daha az. Çeşitleri: 2000 kadar türü vardır. Tropik memleketlerde sosyal yaşayan bir böcek takımı (İsoptera). Beyaz karıncalar olarak da bilinirler. Yeraltı yuvalarında koloniler hâlinde cemiyet teşkil ederler. Vücutları yumuşak ve beyazdır. Ağız parçaları çiğneyici tiptedir. Antenleri ince ve…

Read More

Terliksi Hayvan (Paramaecium)

Alm. Paramaecium (n), Fr. Paramécie (f), İng. Paramecium. Familyası: Paramesyumgiller (Paramaeciidae). Yaşadığı yerler: Tatlı ve acı sularda serbest hâlde yaşarlar. Özellikleri: Vücutları kirpiklerle bezenmiş bir hücreli mikroorganizmalar. Kirpikleriyle hareket ederler. Çeşitleri: Sekiz türü vardır. Kirpikliler (Ciliata) sınıfının tüm kirpikliler (Holotricha) takımından, çoğunlukla tatlı sularda yaşayan bir hücreli birkaç türe verilen genel ad. Sekiz türü bilinmektedir. Yedi tânesi durgun veya akarsularda, biri acı sularda yaşar. Büyüklükleri 0,07 mm ile 0,30 mm arasında değişir. Mikroskopta görünüşü bir terliğe benzer. “Paramesyum” olarak da bilinir. Paramesyumda vücut “pelikula” denen sert bir örtüyle kaplıdır. Pelikula…

Read More