Alm. Janitscharen, Fr. Janissaire, İng. The Janissary Corps. Osmanlı Devletinde pâdişâhın şahsına bağlı kapıkulu ocaklarının piyâde sınıfı. Eyâletlerdeki topraklı veya timarlı sipâhilerle diğer eyâlet kuvvetlerinden tamâmen ayrı olarak Osmanlı devlet merkezinde pâdişâhların şahıslarına bağlı kapıkulu denilen yaya ve atlı maaşlı askerler vardı (Bkz. Kapıkulu Ocakları). Kapıkullarının en meşhur sınıfı “Yeniçeri Ocağı” idi. Osmanlı Devleti Rumeli tarafında genişlemeye başlayınca, dâimî bir orduya ihtiyaç duyuldu. Savaşta esir alınan askerî şartlara uygun Hıristiyan çocukları, İslâm terbiyesiyle yetiştirilerek yeni bir askerî sınıf meydana getirildi. Bu uygulamayı ilk olarak Orhan Gâzinin oğlu Şehzâde Süleymân Paşanın…
Read MoreKategori: Osmanlı Tarihi
Vasfar Antlaşması
Osmanlı-Avusturya Antlaşmalarından. Sultan Dördüncü Mehmed Han (1648-1687) zamânında 1663 Avusturya ve 1664 Alman seferleri üzerine Avusturyalılar sulh istedi. Müzâkereler 29 Temmuz 1664 günü tamamlandı. Antlaşmanın Osmanlıca ve Lâtince nüshaları Osmanlı Sultanı ve Alman İmparatoruna gönderildi. İstanbul ve Viyana tarafından tasdik edilinceye kadar, Osmanlı ordusu harekâtında serbest kalacaktı. Ordunun harekât serbestliği kaydı, antlaşmanın bir an önce tasdikini kolaylaştırdı. Osmanlı temsilcisi vezir-i âzam Köprülü Fâzıl Ahmed Paşa ve Avusturya temsilcisi İstiryalı Simon Reniger von Renigle idi. Vasvar Antlaşması Osmanlı Karargâhında 10 madde hâlinde, 10 Ağustos 1664 târihinde tasdik edildi. Antlaşmaya göre: 1)…
Read MoreVarna Meydan Muhârebesi
10 Kasım 1444’te Varna’da yapılan Osmanlı-Haçlı muhârebesi. Sultan İkinci Murâd Hanın Rumeli fütûhâtları sonunda Macaristan ve Lehistan ile 12 Temmuz 1444 târihinde imzâlanan Segedin Antlaşması on yıllık bir sulh devresi getiriyordu. Sultan Murâd Han, sulh devresinden istifâdeyle, velîahd Mehmed’in idâresini görmek için, yorulduğunu ileri sürerek saltanattan çekildi. Oğlu Sultan İkinci Mehmed Han on üç yaşında Osmanlı tahtına geçti. Osmanlı tahtına tecrübesiz zannettikleri birinin çıktığını öğrenen Haçlılar, hazırlığa giriştiler. Fırsatı kaçırmak istemeyen Bizans İmparatoru ile Venedik senatosu, Osmanlıları Rumeli’den çıkarmanın zamânının geldiği iddiâsıyla, Macar kralı Vladislas’a yeminini bozdurdular. Bizans imparatoru, kardinal…
Read MoreVâlide Sultan
Osmanlı Devletinde pâdişâh anneleri için kullanılan tâbir. Vâlide sultanların resmî ünvânı Mehd-i ulyâ idi. Vâlide sultan tâbiri ilk defâ Sultan Üçüncü Murâd Han tarafından vâlidesine verilmiş ve sonra devamlı olarak kullanılmıştır. Harem-i hümâyûnun en yüksek makâmı vâlide sultanlıktı. Vâlide sultan, protokolde pâdişâhtan sonra gelirdi. Devlet içindeki büyük nüfûzlarına rağmen, siyâsetle uğraşanları yok denecek kadar azdır. Bunun yanında, hemen hepsi hayır işleriyle meşgul olmuşlardır. Pâdişâh tahta geçince, annesi hayatta ise, Eski Saraydan Yeni Saraya naklolunurdu. Tahta geçen pâdişâhın annesi vefât etmişse, vâlide sultanlık boş kalırdı. Vâlide sultânın haremde geniş bir câriye…
Read MoreAkıncılar
Alm. Pionnier (m), Fr. Pionnier, İng. Pioneer. Osmanlı Devleti askeri teşkilatında sınır bölgelerinde, düşman memleketlerine ani baskınlar tertipleyerek yıpratma harekatında bulunan hafif süvari gruplarına verilen isim. Akıncılar, bazılarının zannettikleri gibi yağma gayesiyle düşman içine giren ve hayatlarını talanla kazanan askeri bir birlik değildi. Akıncıların vazifeleri, akın yapmakla kalmayıp, aynı zamanda düşmanın durumunu, yolları ve kuvveti hakkında bilgi toplamak gibi istihbarat görevini de yerine getirirlerdi. Bu görevlerini esasa bağlayan kanunları vardı. Akıncılık, babadan oğula geçerdi ve yalnızca Türklere has askeri bir sınıftı. Bunlar, şimdiki askeri teşkilattaki komando birliklerine benzetilebilir. Akıncılar harp…
Read MoreSurre Alayı
Osmanlı pâdişâhlarının her yıl hac mevsiminde Haremeyn-i şerîfeyn ahâlisine, zâhidlere, mukaddes yerlerin ve hac yollarının emniyetini sağlayan Mekke şeriflerine ve Hicaz bölgesinde yaşayanlara gönderdikleri para ve değerli eşyâlara surre; bunları götüren topluluğa da surre alayı denirdi. Bilinen ilk surre alayları, Abbâsiler devrinde (750-1258) gönderildi. Eyyûbiler (1174-1250) ve Memlukler (1250-1517), bu güzel âdeti devam ettirdiler. Herşeyin en güzelini Haremeyn-i şerifeyne lâyık gören Osmanlılar da, surre alaylarının en güzellerini gönderdiler. Osmanlı Devletinde bilinen ilk surre alayı, Yıldırım Bâyezîd Han tarafından Edirne’den gönderildi. Gönderilen hediyeler arasında 80.000 altın para da vardı. Çelebi Sultan…
Read MoreSolaklar
Yeniçeri cemâat ortalarından 60,61, 62, 63. ortalara verilen ad. Bunların kumandanı olan dört yayabaşıya “Ser solak” veya “Solakbaşı” denilirdi. Hükümdârın muhâfız bölükleri de bu dört ortadan teşkil olunurdu. Bunlar cesur, kuvvetli, boylu-boslu, tecrübeli, sözü dinlenir, hitâbeti düzgün yeniçeriler arasından seçilirdi. Pâdişâhın atının sağında giden iki solak, ok ve yaylarını kullanırken, sol ellerini; solunda gidenler ise sağ ellerini kullanırlardı. Ellerini bu sûretle kullanmalarına sebep pâdişâha arkalarını dönmeden hedefi vurabilmeleri içindi. Osmanlı Devletinde solak ortaları ilk defâ Yıldırım Bâyezîd döneminde kuruldu. Solak ortalarında her ortanın en eskisinin Solakbaşı olması kânundu. Fâtih zamânında…
Read MoreFetret Devri
Alm. İnterregnum (m.), Fr.İnterrégne (m.), İng. İnterregnum. Yıldırım Bâyezîd’in, Ankara Meydan Savaşında Timur Hana esir düşmesinden sonra dağılan Osmanlı birliğinin, 1413 yılında, Birinci Mehmed Han tarafından yeniden sağlanıncaya kadar geçen devresi. Yıldırım Bâyezîd’in ölümünden sonra, geriye altı oğlu kaldı. Bunlar Emir Süleymân ile, İsâ, Mehmed, Mustafa, Mûsâ ve Kasım Çelebiler idi. Ankara Savaşından, yanında büyük kuvvetlerle ayrılan Emir Süleymân süratle Bursa’ya geldi ve âilesi ile çocuklarını yanına alarak Gelibolu’ya gitti. Burada İmparator Manuel ile bir antlaşma yaptı. Anadolu sâhilindeki bâzı adalar ile Silivri, Selânik ve Teselya’yı Bizanslılara terk ediyordu. Bu…
Read MoreFetihnâme
Alm. Berich (m) über eine Eroberung, Fr. Messagem de comquéte, İng. Message announcing a conquest. Savaşlar sonunda kazanılan zaferleri, fethedilen yerleri, komşu hükümdârlara, hanlara, prenslere, şehzâde ve vâlilere bildirmek üzere gönderilen nâmelere verilen isim. Eskiden her devlette ve bilhassa doğudaki İslâm devletlerinde fetihnâme göndermek âdeti vardı. Hükümdârlar, haberleşmenin zorluklarla yapıldığı devirlerde kazandıkları zaferleri, yanlış söylentilere meydan vermemek, içte ve dışta kendisine zarar vereceklerin ümidini kırmak ve dostlarını sevindirmek için zaferlerini şatafatlı bir şekilde fetihnâmelerle her tarafa bildirirlerdi. Çünkü, fetihnâmeler düşman devletler için bir tehdit, dostlar için de müjdeli bir haber…
Read MoreFerman
Alm. Ferman (m), Fr. Firman (m), İng. Firman. Pâdişâhların herhangi bir iş hakkında tuğra veya nişanını taşıyan yazılı emri. Ferman; Farsça bir kelimedir. Emir, irâde ve buyruk demektir. Ferman kelimesi, İlhanlılar tarafından, İslâmiyeti kabul etmelerinden sonra kullanılmış, daha sonra da Osmanlılara geçerek yerleşmiştir. Büyük Selçuklular, Anadolu Selçukluları ve Memlûklerde ferman yerine “tevki” kullanıldığı gibi, İlhanlılar, Timurlar, Kara Koyunlu ile Akkoyunlu devletleri, Altınordu ve Kırım Hanlıklarında “yarlığ” kelimesi de kullanılmıştır. Tevki ve yarlığ kelimeleri, pâdişâhın tuğrası bulunan ferman anlamındadır. Osmanlılarda Ferman, yedi esas üzerine yazılırdı: 1) Ferman kelimesinin anılması, 2) Ferman…
Read MoreEyalet
Osmanlı merkez teşkilâtının dışında, taşrada bulunan ve beylerbeyi tarafından yönetilen en büyük idârî bölge. Osmanlı Devletinde taşra teşkilâtı, aşağıdan yukarıya köy, nâhiye, kazâ, sancak ve eyâlet olmak üzere idârî taksimâta ayrılmıştı. Temel idârî birim sancak olup, sancakların birleşmesinden eyâlet (vilâyet) veya beylerbeyilik denilen büyük idârî birimler meydana gelmektedir. 1590 târihine kadar, teşkilât tâbiri olarak beylerbeyilik kelimesi kullanılmış, bu târihten îtibâren eyâlet tâbiri kullanılmaya başlamıştır. Osmanlı hâkimiyeti altında bulunan topraklardan büyük bir kısmı doğrudan doğruya pâdişahın otoritesi altındaydı. Buralarda timar denilen bir toprak sistemi uygulanıyordu. Devletin gelirleri, bir takım görevler karşılığı…
Read MoreEvrenosoğulları
Osmanlıların Rumeli’yi fethi sırasında büyük ün yapmış Evrenos Gâzinin kahramanlar yetiştiren âilesi. Bu sülâle ismini; Makedonya’yı Türklere kazandıran, Rumeli’de büyük başarılar gösteren Hacı Evrenos Gâziden aldı. Evrenos Gâzinin yedi oğlu oldu. Bunlardan, Ali Bey ile Îsâ Bey içlerinde en çok hizmet eden ve isimlerini duyuranlardır. Ali Bey, daha babasının sağlığında gösterdiği kahramanlıklarla, kendisini tanıttı. Bundan dolayı Ali Beye “Ayyüreklü” lakâbı verildi. Bu başarılarından dolayı Yıldırım Bâyezîd, Ali Beye Engürü sancağını verdi. Yıldırım Bâyezîd’in vefâtı ile ortaya çıkan fetret devrinde Mehmed Çelebi’nin pâdişâh olmasında yardımcı oldu. 1430’da Selânik’in fethinde büyük kahramanlık…
Read MoreEvlâd-ı Fâtihân
Rumeli’nin fethinden sonra, oralarda yerleşmek üzere Anadolu’nun Müslüman-Türk halkından âileleri ile birlikte gidenlere verilen ad. Osmanlıların Balkan Yarımadasındaki fetihleri netîcesinde orada yerleşmeleriyle, buradaki yörük cemâati gruplarının sayıları artmış ve çok ehemmiyet kazanmıştı. Rumeli’nin iskânı ve Türkleştirilip, İslâm dîninin yayılması maksadıyla yörük ve tatar Türklerinin bu bölgeye ilk defâ ayak basmaları Sultan Yıldırım Bâyezîd zamânında oldu. Önceleri yörüklerin bulundukları kazâlar; Manastır, Filorina, Cuma, Tikveş, İştip, Doyran, Yenice, Vadina, Serez, Demirhisar, Drama, Longaza idi. Fetihlerden sonra Rumeli’de yerleşen yörük teşkilâtı zamanla dağılmaya yüz tuttu. Dağınıklık ve disiplinsizlik İkinci Viyana kuşatmasında iyice kendini…
Read MoreEşkinci
Osmanlılarda timarlı sipâhilere ve cepheye çağrılan geri hizmet kıtalarına verilen ad. Osmanlılarda her timarlı sipâhî bir savaş yükümlüsü olduğu için, eşkinci sayılırdı. Eşkincilerin mülk timar sâhipleri bizzat sefere katılmazlar, yerlerine cebelü (silahlı asker) gönderirlerdi. Be-nevbet timarı olanlardan ise nöbet sırası gelenler sefere katılırlardı. Osmanlıların timar teşkilâtı içinde, ilk kuruluş devrinde teşkilâtlandırdıkları eşkinciler, devletin bir nevî sayıları bilinen hazır kuvveti durumundaydılar. Yaya, müsellem, kızılca müsellem, yörük ve canbazlardan teşekkül eden eşkinciler, 1590 yılına kadar 20’şer, bu seneden sonra 30’ar kişilik ocaklara bölünmüşlerdi. Kânuna göre her ocaktan beş eşkinci sefere gitmek zorundaydı.…
Read MoreEstergon’un Fethi
10 Ağustos 1543’te Macar Krallığının en önemli şehrinin Osmanlılar tarafından zabtı. Estergon şehri Budin’in 45 km kuzeybatısında, Tuna kıyısında Vaç dirseğinin kuzeyinde yer almaktadır. Onuncu yüzyılın sonlarında Hıristiyanlığı benimseyen Macar Krallığının başkenti oldu (996). Dördüncü Kral Bela 12. yüzyılın ortalarında başkenti Budin’e taşıdı ise de şehir dînî merkez olma hüviyetini devam ettirdi. Taç giyme merasimleri yine burada yapıldı. Estergon’u ilk fetheden Osmanlı hükümdârı, Kânûnî Sultan Süleyman Handır. Budin’i fethettikten sonra 1529’da Viyana’yı kuşatmak üzere Avrupa’ya hareket eden pâdişah, Semendire Sancakbeyi Yahyâ Paşazâde Mehmed Beye öncü birlikleriyle ilerlemesini söyledi. Mehmed Bey…
Read MoreAnkara Savaşı
Osmanlı Sultanı Yıldırım Bayezid ile Timur Hanın 1402 yılında Ankara’da yaptıkları savaş. Osmanlı padişahı Yıldırım Bayezid Han, Anadolu beyliklerini hakimiyeti altına aldığı zaman bu ülkelerin beyleri, o zaman batıya doğru gelmekte olan Timur Han’a sığınmışlardı. Ayrıca Timur’dan kaçan Karakoyunlu Hükümdarı Kara Yusuf ile Tebriz hükümdarı Ahmed Celayiri de, Yıldırım’a iltica etmişti. Bu beyler her iki Türk sultanını birbiri aleyhine kışkırtıyorlardı. Neticede bu kışkırtma ve tahrikler, sünni iki Türk hükümdarını Ankara’nın Çubuk Ovasında karşı karşıya getirdi. Osmanlı sultanının güç ve kuvvetini iyi bilen, Maveraünnehr’deki en kudretli ve zırhlarla mücehhez kuvvetlerini getiren…
Read MoreMâbeyn
Osmanlı saray ve konaklarında haremlik ve selamlık bölümlerini ayıran dâire. Arapçada “iki şeyin arası” mânâsındadır. Sultan İkinci Mahmûd Han devrinden îtibâren sarayların selamlık dâirelerine “Mâbeyn-i Hümâyûn” denilmiştir. Dört halîfe “radıyallahü anhüm” zamânında halktan bir kimse istediği zaman halîfe ile görüşebilirdi. Emevîler devrinde hükümdâra halkın dilek ve isteklerini arz etmek üzere hâcibler kullanıldı. Yine Osmanlı Devletinin kuruluşunda işlerin azlığı sebebiyle pâdişâhlar herkesle teşrîfât ve merâsime hâcet kalmaksızın görüşürlerdi. Devletin büyümesi ve gelişmesi netîcesinde saray ve saray teşrîfâtı ortaya çıktı. Fâtih Sultan Mehmed Han, kânûnnâmeleri çıkartıp teşrîfât için maddeler koydurmuş ve; “Evvelâ…
Read MoreLevent
Alm. Marinesoldat (m), Fr. Soldat (m), İng. Marine soldier. Osmanlı donanmasında hizmet gören askerî sınıf. Türkçe, Farsça ve İtalyancada ayrı ayrı mânâlara gelen kelime aslen İtalyanca olup, levantino “doğulu” anlamına gelir. Venedik’e göre doğulu asker. Farsça, nefsin arzû ve isteklerine uyan. Türkçede ise, tekil olarak; “delikanlı, boyluposlu, yiğit, çevik” demektir. Levendât şeklindeki çoğulunda, kara ve deniz askerleri ifâde edilir. Deniz ve kara leventleri olmak üzere iki kısımdır. Deniz leventleri: On altıncı asırda Akdeniz’de gemileri ile faaliyette bulunan gözüpek, güçlü kuvvetli Türk denizcileri. Bunlar 17’şer oturaklı gemileri ile, Rumlalarla meskûn Livâdiye…
Read More