Atlas Okyanusu

Alm. atlantischer Ozean, Fr. Océan Atlantique, İng. Atlantic Ocean. Dünyanın ikinci büyük denizi. Büyüklük bakımından Büyük Okyanustan sonra gelir. Doğusunda Avrasya ve Afrika, batısında Amerika (kuzey ve güney) bulunur. Bu okyanus, eski dünya ile yeni dünyayı birbirinden ayırır. Bazıları Kuzey Buz Denizi ile Antarktika Okyanusunu da Atlas Okyanusuna dahil ederler. Umumi kanaat, Kuzey Buz Denizi ile Antarktika Okyanusunun buraya dahil olmadığı ve bunların sadece kuzey ve güney sınırları meydana getirdiğidir. Atlas Okyanusunun uzunluğu 15 bin kilometreye yakındır. Atlas kelimesinin bu okyanusta battığı öne sürülen “Atlantis” kıtasından geldiği ileri sürülür. Atlas…

Read More

Atlas Dağları

Akdeniz’deki Gabes Körfezi kıyısından başlayarak, Tunus, Cezayir ve Fas toprakları boyunca Atlas Okyanusuna kadar uzanan dağ silsilesi. 2400 km uzunlukta bir sahayı kaplar. Bu dağların asıl ismi “Adrar”, Berberice’de “dağlar” manasına gelir. Avrupalılar, Yunan efsanelerine dayanarak bu dağlara “Atlas” ismini vermişlerdir. Mahalli halk bu ismi kullanmaz. “Adrar” ismini kullanır. Osmanlı Devleti Rü’yet-i Hilal (Arabi ayın ilk gününü bulma) konusunda bu dağları ilk nokta kabul etmişti. Berberi kabileleri, aşılması zor olan bu dağlarda yaşamışlar ve buralarda uzun seneler bağımsızlıklarını korumuşlardır. Atlas Dağları; Yüksek Atlaslar, Tel Atlaslar ve Sahra Atlasları olarak 3…

Read More

Atlas

Alm. Atlas, Fr. Atlas, İng. Atlas, Muhtelif haritaları içinde toplayan haritalar mecmuası. Atlas kelimesini ilk defa Alman coğrafya bilgini Merkator, 1555 tarihinde neşrettiği haritalar mecmuasında kullanmıştır. İslam alimleri Merkator’dan çok önce atlas neşretmişlerdir. Bunlardan en mühimi, Belhi tarafından yapılıp daha sonra İstahri ve İbn-i Havkal’ın hazırladığı Kitabü’l-Mesalik ve’l-Memalik isimli eserde 14 harita bulunmaktadır. Başlıcaları; Dünya, Arabistan, Hind Okyanusu, Kuzey Afrika, Mısır, Suriye ve Akdeniz haritalarıdır. Bu haritaları bulunduran, yukarıda ismi zikredilen esere ilim çevrelerinde “İslam Atlası” denmiştir. Türkiye’de ilk atlas, Katib Çelebi’nin; Piri Reis’in Deniz Atlası ve Merkator’un atlasından faydalanarak…

Read More

Atkuyruğu Otu (Equisetum arvense)

Alm. Ackerschactelhalm, Katzenschwanz, Fr. Préle des chams, Queue-de-chat, İng. Horsetail. Familyası: Atkuyruğugiller (Equisetaceae). Türkiye’de yetiştiği yerler: Marmara, Kuzey, Orta ve Doğu Anadolu bölgeleri. Zemberek otu, ekli ot, ulama gibi isimlerle de bilinen, nemli ve sulak yerlerde yetişen, 20-30 cm boyunda, çiçek açmayan bir bitki. Bitkinin verimli ve verimsiz fertleri ayrı ayrı zamanlarda çıkar. İlkbaharda yerden süren, dallanmamış, açık kahverengi olan ve çiçek tozları taşıyan verimli fertleri çıkar. Bu ilk dalların kurumasından sonra içi boş, yeşil, dallanmış veya dik ve daha uzun verimsiz dallar meydana gelir. Bitkinin kullanılan yerleri de bu…

Read More

Atkestanesi (Aesculus hippocastanum)

Alm. Rosskastanie, Fr. Marronier d’Inde, İng. Horse-Chestnut. Familyası: Atkestanesigiller (Hippocastanaceae). Türkiye’de yetiştiği yerler: Yol kenarları ve parklarda süs ağacı olarak yetiştirilir. Nisan-temmuz aylarında çiçek açan, 15-25 m boyunda, sık dallı ve yapraklı bir ağaç. Gövde üzerinde karşılıklı durumda ve uzun saplı olan yapraklar oldukça büyük görünümdedirler. Büyük ve dik olan piramid biçimli çiçek durumları, çiçeklerin bileşik-salkım tarzında birleşmeleriyle meydana gelmiştir. Aynı çiçek durumlarında bulunan çiçekler ya erdişidir, veya dişi organın körelmesiyle erkek çiçek halindedir. Dişi organı erkek organlardan evvel olgunlaşır. Meyvenin gelişmesi sonucunda genellikle bir, bazan iki tohum ihtiva eden,…

Read More

Atıf Efendi

On sekizinci asır meşhur Osmanlı hattat ve şairi. Kendi ismiyle meşhur kütüphanenin kurucusudur. Adı, Mustafa Atıf’tır. Sultan Birinci Mahmud Han devrinde defterdar-ı şıkk-ı evvel ve maliyeci idi. İstanbul’un Bayezid Soğanağa Mahallesinde doğdu. Doğum tarihi bilinmemektedir. Atıf Efendinin; Mehmed Emin, Ahmed ve Ömer Vahid Efendi adlarında üç oğlu vardı. Yüksek derecede devlet memurluğu yapan oğulları, Atıfzadeler diye tanınmıştır. Bu aile, Ömer Vahid Efendinin çocukları ile devam etmiştir. Atıf Efendi, zamanının meşhur alimlerinden ilim öğrenip icazet (diploma) aldı. Tahsilini tamamladıktan sonra defterdar İzzet Ali Paşa zamanında maliyecilik mesleğine girdi. Kısa zamanda kabiliyeti…

Read More

Atıcılık

Alm. Schiesskunst (m), Fr. Tir, İng. Shooting. Bir mermiyi veya oku bir silah aracılığıyla mümkün olduğu ölçüde hedefe ulaştırmayı gaye edinen bir hüner yarışması. Çok çeşitli silahlarla (karabina, tabanca, yay) yapılır. Hedefler sabit veya hareketli olabilir. İyi bir atıcı olmak için gözlerin keskin ve kendine hakim olunması gerekir. Bazı bölgelerde, atıcılık yarışmaları gelenek halinde muhafaza edilmiştir. Mesela, İsviçre’nin bazı kantonlarında okçular, mahalli bayramlarda boy ölçüşürler. Kuzey ülkelerinde zıpkın atışları, meraklıların pek değer verdiği bir yarışma olarak sürüp gitmektedir. Tabanca ve tüfekle yapılan atıcılık sporu, hedefe atış ve av silahlarıyla atış…

Read More

Ateşböceği (Lampyrus noctiluca)

Alm. grosser Leuchtkafer, Fr. Lampyre commun, İng. Firefly. Familyası: Ateşböceğigiller (Lampyridae). Yaşadığı yerler: Ilıman iklim bölgelerinde çiçekler ve küçük bitkiler üzerinde bulunurlar. Özellikleri: 11- 18 mm uzunlukta. Erkekleri kanatlı, larva ve dişileri kanatsız olup, kurda benzer. Ilıman ormanlarda 2,5 cm boyunca olanlarına da rastlanır. Çeşitleri: İki binden fazla türü vardır. Bahar ve yaz ayları geceleri uçarken yanıp sönen ışıkları ile tanınan, kınkanatlılar takımından bir böcek. Erkekleri kanatlı, dişileri kanatsız olup larvalarına benzerler. Bazı çeşitlerinde erkek, dişi ve larvalar da ışık üretir. Bu özelliklerinden dolayı bazı bölgelerde dişi ve larvalara “yıldız…

Read More

Ateş

Alm. Feuer, Fr. Feu, İng. Fire. Yüksek sıcaklık ve alev veren hızlı yanma olayı. Ateşin meydana gelebilmesi için yanabilen bir maddenin tutuşma sıcaklığında oksijen ile temas etmesi gerekir. Yakıt ve oksijen devamlı mevcut ve temas halinde ise sürekli yanma olur. Bir ateşin söndürülmesi, yanmaya sebeb olan unsurlardan yakıt ve oksijenin yok edilmesi, sıcaklığın düşürülmesi ile mümkündür. Herhangi bir maddenin yanabilirliği kimyasal bileşime ve fiziksel duruma bağlıdır. Eger oksijen kaynağı hava ise, herhangi bir yanıcı gazın molekülleri hava içine girer ve havadaki oksijen moleküllerine temas eder. Tutuşma sıcaklığına erişince de bu…

Read More

Atatürk Barajı

GAP Projesi içinde, Karakaya Barajının l80 km mansabında, Şanlıurfa ilinin Bozova ilçesine 24 km uzaklıkta Fırat Nehri üzerinde kurulan baraj. İnşaatına; 4 Kasım l983 tarihinde başlandı. l994 senesinde bitirilmesi planlanan baraj; sulama ve enerji elde etmek maksadıyla yapılmıştır. 2400 megavat, yılda 8.9 milyon kilovatsaat elektrik enerjisi üretecek kapasitededir. 84.4 milyon m3 kaya ve toprak dolgu ile, dolgu hacmi bakımından bugüne kadar dünyada inşa edilen barajlar arasında beşinci sıradadır. Meydana gelen göl alanı 817 kilometre karedir. Yıllık ortalama su akışı 26.654 milyar metreküptür. Toplam su depolama hacmi 48.5 milyar metreküptür. Her bir…

Read More

Atatürk

Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu ve ilk Cumhurbaşkanı. 1881 senesinde Selanik’te bugün müze haline getirilen evde dünyaya geldi. Babası Ali Rıza Bey, annesi Zübeyde Hanımdır. İlköğrenimine Selanik’te Fatma Hanım Mahalle Mektebinde, sonra da 6 yaşında Şemsi Efendi İlkokulunda başladı. Babası Selanik’te Asakir-i Milliye Taburunda mülazım olarak (1876) çalışıp, bilahare Evkaf katipliğinde rüsumat memurluğu yaptı. Daha sonra bu vazifeden ayrılarak kereste ticareti ile uğraştı. Mustafa Kemal, babasını çocuk yaşta kaybedince, annesi ve kızkardeşi ile birlikte bir ara çiftlikte kahyalık yapan dayısının yanına gitti. Sonra annesi onu Selanik’te bulunan kızkardeşinin yanına göndererek Selanik Mülkiye…

Read More

Ataşe

Alm. Attachc Attache, Fr. Attache, İng. Attache. Bir devletin başka bir devlette temsilcisi olan elçiliklerine müşavir olarak tayin ettiği görevli memur. Görevlendirme durumlarına göre, askeri ateşe, ticaret, basın ve kültür ataşesi gibi isim alırlar. Askeri ataşe: Elçiliğin askeri konulardaki müşaviridir. Silahlı Kuvvetleri yabancı ülkelerde temsil etmek üzere kara, hava, deniz subaylarından seçilerek görevlendirilir. Bu şahıslar, savaş anında müttefik ülkedeki harekatı takib ederler. Barış anında o devletlerle yapılacak andlaşmalar, silah mübadelesi ve diğer konularda müşavirlik yaparlar. Ticaret ataşesi: Bulunduğu ülke ile kendi memleketi arasında ticari münasebetleri geliştiren, bu konuda anlaşmaların yapılabilmesi…

Read More

Atasözleri

Alm. Sprichwort, Fr. Proverbe, İng. Proverb. Yüzyıllarca süren bir zaman dilimi içinde, tecrübeler sonucunda çeşitli sebeplerle söylenerek, sayısız hikmetleri küçük ve kısa sözler haline getiren, dedelerden torunlara kalan ibretli, özlü ve kısa sözler. Atasözleri, herhangi bir olay ve konu karşısında bazı ortak düşünceleri, tecrübeleri, tenkitleri, teklifleri, nasihatleri vb. ifade için kullanılırlar. Bunlar bir toplumun meydana getirdiği ortaklaşa değerlerdir. Türk folklörü içinde atasözlerinin büyük bir yeri vardır. Milletimiz, atasözü yönünden zengin bir kaynağa sahiptir. Birbirinden güzel ve manalı sayısız atasözümüz vardır. Bu sözlerin derlenip toparlanması ve yazıya geçirilmesi çok büyük dikkat…

Read More

Atardamarlar

Alm. Arterie, Schlagadez, Fr. Artere, aorte, İng. Artery. Kalpten pompalanan kanı, vücudun organ ve dokularına dağıtılan kan damarları. Atardamarlar, dolaşım sisteminin başlıca elemanlarındandır. İnsanlarda dolaşım sistemi, bir büyük bir de küçük dolaşım olmak üzere  iki kısımda mütalaa edilir. Büyük dolaşım sistemi, temizlenmiş kanı çeşitli organ ve dokulara götürür; kirlenmiş kanı tekrar kalbe getirir. Küçük dolaşım sistemi ise, kalbe gelen kirli kanı akciğere götürüp, orada temizlenen kanı kalbe getirmektedir. Kalb her iki dolaşım sistemi için pompa vazifesi görür. Kalbin sağ karıncığından akciğerlere, sol karıncığından da vücudun diğer bölgelerine ve organlarına kan…

Read More

Atardamar Sertliği

Alm. Erterien verkalkung (f), Fr. Arteriosclerose, İng. Arteriosclerosis, atherosclerosis. Atardamarların iç yüzlerinde yağ ve diğer bazı maddelerin birikimine bağlı olarak meydana gelen ve vücuttaki bütün damarları ilgilendiren bir damar rahatsızlığı. Önce kalbe yakın büyük atardamarlardan başlar ve zamanla diğer damarlar da hastalığa iştirak eder. Kalbi besleyen damarların (koronerlerin) ileri derecede daralmasıyla kalp şikayetleri başlar ve tedavi cihetine gidilmezse, tıkanma ile enfarktüs krizi meydana gelir ve umumiyetle birinci veya ikinci krizde ölüme sebeb olur. Amerika Birleşik Devletlerinde her yıl yarım milyondan fazla ölümün sebebini koroner atherosklerozun teşkil etmesi sebebiyle, üzerinde oldukça…

Read More

Atai (Nev’izade)

On yedinci yüzyıl Osmanlı şairi, tarihçi ve Hanefi mezhebi fıkıh alimi.  1583 senesinde İstanbul’da doğdu. Adı Ataullah olup, Nev’i diye meşhur Yahya bin Pir Ali bin Nasuh’un oğludur. Bu sebepten Nev’izade diye tanınmıştır. Atai, küçük yaşta ilim tahsiline başlayıp, ilk tahsilini babasından aldı. Sonra, Kafzade Feyzullah Efendiden ilim öğrendi. Ahizade Abdülhalim Efendiden akli ve nakli ilimleri tahsil edip, yüksek ilmi dereceye yükseldi. 1605 senesinde İstanbul Canbaziye Medresesi müderrisliğine tayin edildi. 1608 senesinde müderrislikten ayrılıp kadılık mesleğini seçti ve Lofça’ya kadı tayin edildi. 1610 senesinden sonra sıra ile; Babaeski, Varna, Rusçuk,…

Read More

Atabegler

Selçuklu Devletinde şehzadeleri eğitip yetiştiren ve zamanla devlet kuran yüksek rütbeli memurlar. “Atabeg” ünvanı ilk defa Selçuklularda kullanıldı ise de daha önceki Türk-İslam devletlerinde de bu vazifeyi gören memurlar vardı. Osmanlılarda ise şehzadeleri yetiştirmekle vazifeli kimselere lala denirdi (Bkz. Lala). Türkler, neslin, devamını sağlayan çocuğa çok önem verdikleri gibi, onun terbiyesi ve yetişmesi hususunda da hassasiyet gösterirlerdi. Devletin devamının teminatı kabul ettikleri şehzadelere daha çok ehemmiyet verirlerdi. Bu düşünceler içinde olan Selçuklu hükümdarları, oğullarına, dini, milli, manevi ilimlerin yanında; idari, mali, askeri ve siyasi işleri öğretmek için ümeradan birini atabeg…

Read More

At Yarışları

Alm. Pferderennen, Fr. Course de chevaux, İng. Horse-race. Belli mesafelerde at ile yapılan yarış. Safkan atlarla yapılır. Mesafeler değişik olup düz arazide l000-1400-l600-2000-4800 metredir. At yarışlarında iyi cins atlar kadar “Jokey” denen binicileri de önemlidir. Jokeyler, çocuk denecek yaşta binicilik eğitimine başlarlar. Ata, yarış esnasında güçlük vermemeleri için kilolarına çok dikkat edilir. Vücud ağırlıklarının 50 kiloyu geçmemesi arzu edilir. Müsabakalarda özel bir elbise giyerler. Yarışta, elleri hariç, kamçı ve üzengilerini kullanabilirler. Dörtnal koşusu düz arazide veya çit, hendek, toprak, duvar gibi engellerle kesilmiş bir pist üzerinde yapılır. Başka bir yarışma…

Read More

At Meydanı

On dokuzuncu asra kadar, bugünkü Sultanahmet Parkının bulunduğu alana verilen ad. Bizans döneminde burada bir hipodrom bulunuyor, araba ve at yarışları yapılıyordu. İstanbul’un fethinden sonra da ehemmiyetini koruyan at meydanı, at yarışları, cirit oyunları, sünnet düğünleri ve bayram şenliklerine sahne oldu. Çevrede İbrahim Paşa Sarayı, Sokullu Mehmed Paşa Konağı, Sultan Ahmed Camii gibi güzel eserler inşa edilerek meydana Osmanlı mührü vuruldu. Sultan Dördüncü Mehmed zamanında sipahilerle yeniçeriler arasında anlaşmazlık çıktı (1648). Yeniçeriler, Sultanahmed Camiini karargah yapan sipahileri dağıttı. At Meydanı Vak’ası adı verilen bu hadiseden sonra saray üzerinde ocak ağalarının…

Read More

At (Equus caballus)

Alm. Pferd (n), Fr. Cheval, İng. Horse. Familyası: Atgiller (Equidae). Yaşadığı yerler: Evcilleri olduğu gibi, Amerikan bozkırlarında “Mustang” ve Altay dağlarının her iki yanındaki açık arazilerde “Prezevalski” denen yabani atlar sürüler halinde yaşar. Özellikleri: Küçük başlı ve kısa kulaklıdır. Yelesi ve kuyruk ucu uzun kıllıdır. Midilli atları koç iriliğindedir. Ömrü: 40-60 sene. Çeşitleri: En meşhuru Arap, İngiliz ve Midilli atıdır. Tek tırnaklılar takımının, Atgiller familyasından bir memeli. Erkeğine aygır, dişisine kısrak, yavrusuna tay, yumurtaları çıkarılmış, iğdiş edilmiş olana da beygir denir. Hepsine genelde at adı verilir. Arabide binek ve yük…

Read More

Aşure Günü

Hicri senenin ilk ayı olan Muharrem ayının onuncu günü. Muharrem ayı, Kur’an-ı kerimde kıymet verilen aylardan biridir. Aşure bu ayın en kıymetli günüdür. Allahü teala bir çok duaları bugün kabul etmiştir. Hazret-i Adem’in tövbesinin kabulü, Nuh aleyhisselamın gemisinin tufandan kurtulması, Yunus aleyhisselamın balığın karnından çıkması Aşure günü olmuştur. İbrahim aleyhisselam Nemrud’un hazırlattığı ateşte o gün yanmadı. Aşure gününde İdris aleyhisselam diri olarak göğe çıkarıldı. Yakub aleyhisselam o gün hazret-i Yusuf’a kavuştu ve gözleri açıldı. Eyyub aleyhisselam hastalıktan iyi oldu. Hazret-i Musa Kızıldeniz’den geçti, Fir’avn ve askerleri Kızıldeniz’de boğuldular. İsa aleyhisselamın…

Read More

Aşiyan

“Yuva” manasında Farsça bir kelime olup şair Tevfik Fikret’in evinin adı. Rumeli Hisarı’ndaki Kayalar Mezarlığı üstünde Göksu’nun tam karşısında Boğaz’a hakim olarak 1906 senesinde inşa edilmiştir. Evin planını Tevfik Fikret kendisi çizmiştir. Bodrumu ile beraber üç kattır. Aşiyan’ın kuzeye bakan duvarı ve bodrum katı kagir, öteki duvarları ise ahşaptır. Bodrum katında kiler, mutfak, çamaşırlık ve yemek odası vardır. Birinci kattaki iki kapının biri giriş, diğeri bahçe kapısıdır. Bu katta büyük bir salon, bir hol ve üç oda bulunur. İkinci katta da Tevfik Fikret’in çalışma odası, banyo ve yine üç oda…

Read More

Aşiret Mektebi

İkinci Abdülhamid Han tarafından 1892’de aşiret çocuklarının eğitimi için İstanbul’da açılan mektep. On sekizinci ve 19. yüzyıllarda batılı büyük devletler imparatorluk dışındaki İslam cemiyetlerini siyasi ve ekonomik hakimiyetleri altına almışlardı. Osmanlı devlet adamları emperyalist batı tehlikesinin imparatorluğa yaklaştığının farkındaydılar. Bilhassa milliyetçilik propagandası etkisinde kalabilecek, imparatorluğun merkezinden uzak ve İngiliz menfaatlerinin büyük olduğu Araplarla meskun bölgeleri için tehlike mevcuttu. İşte Sultan İkinci Abdülhamid Han bu tehlikeleri önlemek ve aşiretlerin yoğun ve hakim olduğu bölgeleri muhafaza etmek için bunların reislerinin ve ağalarının çocuklarını Osmanlı kültürüyle yetiştirerek devlete ve saltanata bağlamak maksadıyla Aşiret…

Read More