Alm. Verdauung (f), Fr. Digestion (f), İng. Digestion. Vücûda karmaşık yapıda alınan besinleri, emilebilecek ve vücut dokularında kullanılabilecek hâle getirme işlemi. Besinlerde karbonhidratlar, proteinler ve yağlar olmak üzere üç ana gıdâ çeşidi bulunur. Vitaminler ve mineraller de mutlaka alınması gereken maddelerdir. Proteinler ve yağlar kaynaklarına göre nebâtî olanlar, hayvânî olanlar diye de ayrılabilir. Gıdâ, sindirim sistemi boyunca ilerlerken mekanik ve kimyâsal etkilerle giderek daha küçük parçalara ayrılır. Bu sırada besinler tükrük bezleri, mide, pankreas, safra kesesi ve ince barsaklardan salgılanan çeşitli ifrazatlar tarafından etkilenir. Emilemeyen artık parçalar son sindirim işlemlerinin…
Read MoreGün: 5 Mayıs 2021
Hazarlar
Doğu Avrupa’da İdil (Volga) kıyıları ile Kırım Yarımadası arasında imparatorluk kuran bir Türk kavmi. Hazarlar Hun akınları sebebiyle batıya göç ederek Rusya’nın güneyinde Kırım’dan Hazar Denizine kadar Volga ve Dniester Nehirleri arasında kalan arâzide yerleştiler. Zamanla bölgeyi tam anlamıyla hâkimiyetleri altına aldılar ve diğer Türk boyları üzerinde üstünlük kurdular. Bizanslılarla anlaşarak 586 yılından îtibâren İran eski hânedânlarından ve Zerdüştliğe inanan Sâsânîlerle devamlı mücâdelede bulundular. 627 yılında Bizans’ın teşvikiyle Âzerbaycan’ı istilâ ettiler. Hazar Prensesi Çiçek Hâtun, Bizans İmparatoru Birinci Konstantin ile evlenince, imparatoriçe oldu. Böylece akrabâlık bağları güçlendirildi. Bu izdivaçtan, târihte…
Read MoreHazar Gölü
Güneydoğu Anadolu’da Elazığ vilâyetinin güneyinde yer alan göl. Güneydoğu Torosların batı kısmında ve dağ sıraları arasında kuzeybatı-güneydoğu doğrultusunda uzanan bir çöküntü gölüdür. Alanı 85 km2, deniz seviyesinden yüksekliği ise 1235 m kadardır. Gölün en uzun noktası 20 km, en geniş yeri 6 km, en dar yeri de 3 km civârında, derinliği ise 150 metredir. Gölün güney kenarından demiryolu, kuzey kenarından ise Diyarbakır-Elazığ karayolu geçmektedir. Önceleri kapalı bir göl iken, daha sonra çökmeler ve kaymalar netîcesi Dicle Nehrine bağlanmıştır. Hâlen güneydoğu köşesinden Dicle Nehrine bağlıdır. Bu nehir ile irtibatı yokken bugünkü…
Read MoreHazar Denizi
Avrupa ve Asya Kıt’aları arasında dünyânın en büyük iç denizi. Eski adı Casprum veya Hyracnıum Mare’dir. Hazar Denizinin güney kıyılarının bir kısmı İran’a âittir. Geri kalan kısmı Rusya Federasyonu, Türkistan, Kazakistan, Âzerbaycan toprakları içerisindedir. Uzunluğu 1200, genişliği 300 kilometredir. Açık denizlerle irtibatı yoktur. Bu yüzden de su seviyesi devamlı değişir. 1930 ile 1957 seneleri arasında denizin seviyesi normalden 26 m alçaldı. Bunun sonucu kapladığı alan 53.300 km2 azalarak 371.000 km2ye düştü. Su seviyesinin deniz seviyesinden aşağıya düşme sebebi, buharlaşma artarken yağışların da azalmasıdır. Bir de, denize dökülen suların % 80’ini…
Read MoreHayvanlar (Animalia)
Alm. Tiere, Viehe (pl), Fr. Animeaux; betes (m), İng. animals. Genellikle yer değiştirerek hareket eden, organik maddelerle beslenen, içgüdüleriyle hareket eden akıldan yoksun canlılar. Bugün bir milyona yakın hayvan türü bilinmektedir. Amip gibi gözle görülemeyecek kadar küçüklerinin yanısıra fil ve balina gibi dev yapılı olanları da mevcuttur. Çevremizde hergün karşılaştığımız kedi, köpek, at ve kuşlar, hep omurgalı canlılardır. Biyologlar her ne kadar bitkilerle hayvanları birbirinden ayıran bâzı özellikler saymışlarsa da, bunları birbirinden ayırmak oldukça güçtür. Hele mikroskobik olan bitki ve hayvanlar incelendikçe zorluk daha çok artar. Hayvanlar besinlerini bulmak, barınmak…
Read MoreHayvanat Bahçesi
Alm. Zoologischer Garten, Zoo, Tierpark m, Fr. jardin (m), zoologique, İng. Zoological garden, zoo. Yabânî ve evcil hayvanların teşhiri için düzenlenmiş park tipinde yer. Dünyânın birçok yerinde hayvanat bahçeleri, eğlence ve dinlenme yerleridir. Hayvanat bahçelerinde hayvanlara uygun iklim ve tabiat şartları, gece karanlıkları mevcuttur. Çok modern olanlarında laboratuvar, özel hayvan hastâneleri, ölen hayvanlar için müzeler kurulmuştur. İlk başlarda hayvanat bahçelerinde o bölgede rastlanmayan hayvanlar teşhir edilirken, tabiattan kopmuş, şehirde yaşayan çocuklar için alışılmış evcil hayvanlar da teşhir edilmeye başlanmıştır. Birçok hayvanat bahçelerinde çocukların oynayabileceği ve besleyebileceği, küçük ehlî hayvanların bulunduğu…
Read MoreHayız ve Nifas
Alm. Menstruation, monatliche Regel (f), Zeitraum m von 40 Tagen nach der Entbindung, Fr. Menstruation (f), regles (f.pl.) periode (f), de 40 jours apres l’accouchement, İng. Menstruation period; period of forty days after childbirth; lochial discharges. Büluğ (ergenlik) çağına giren bâkire kızlar ve evli kadınlara mahsus hâller. Hayız, büluğ çağına giren bâkire kızlar ile evli kadınlardan bir hastalık sebebiyle olmaksızın ayın muayyen günlerinde gelen kandır. Nifas ise, doğumdan sonra gelen lohusalık kanına denir. Bu iki hâlde gelen kanın, İslâm dîninde bâzı hükümleri vardır. Bu kanlar, belli zamanlarda ve belli sebeplerden…
Read MoreHendek Savaşı
Peygamber efendimizin, müşriklerle hicretin 5. (M. 627) yılında yaptığı müdâfaa savaşı. Bu savaşta düşman ordusu, Mekke’de bulunan putperest müşriklerden, bâzı yahûdî ve diğer kabîlelerden meydana geldiği için hizipler, kabîleler topluluğu mânâsında “Ahzâb Gazâsı” denildiği gibi, Medîne’nin kuşatılması sebebiyle “Medîne Muhâsarası”, Medîne’nin etrâfına kazılan hendekten dolayı da “Hendek Gazâsı” denilmiştir. Hicretten sonra Mekkeli müşriklerle Medîne’de bulunan Müslümanlar arasında Bedr ve Uhud savaşlarından sonra üçüncü olarak Hendek Savaşı yapıldı. Medîne’de bulunan Nâdiroğulları (Benî Nâdir) adındaki Yahûdî kabîlesi, Müslümanlarla yaptıkları anlaşmayı bozdu. Peygamber efendimize sûikast tertiplediler. Bu sebeple Benî Nâdir Kabîlesi Medîne’den çıkarıldı.…
Read MoreHayber Gazâsı
Peygamber efendimizin “sallallahü aleyhi ve sellem” 628 senesinde Hayber Kalesinin fethiyle netîcelenen zaferi. Hayber, Peygamber efendimiz devrinde, Yahûdîlerin toplandığı bir merkezdi. Peygamber efendimiz Medîne’ye hicret ettiğinde, orada bulunan çeşitli Yahûdî kabîleleriyle antlaşma yapmışlardı. Antlaşmaya göre Müslümanlarla sulh içinde yaşayacaklardı. Ancak Benî Nâdir adlı Yahûdî kabîlesi, antlaşmayı bozarak Peygamberimize sûikast tertiplediler. Bu sebeple Medîne’den çıkarıldılar. Benî Kureyzâ adındaki Yahûdî kabîlesi de, antlaşma yaptıkları hâlde Hendek Savaşında düşman tarafına geçerek ahidlerini bozdular. Hendek Savaşından sonra Mekkeli müşriklerle Hudeybiye Antlaşması yapılarak müşriklerin saldırısı önlendi. Fakat Hayber’de toplanan Yahûdî kabîleleri, Müslümanlar için çok tehlikeli…
Read MoreHayâtîzâdeler
On yedi ve on sekizinci yüzyıllarda yaşamış ve Osmanlı sarayına hizmet etmiş doktor âilesi. Hayâtîzâde Feyzi Efendi (Büyük): Doğum yeri ve târihi bilinmemektedir. Mûsevî asıllı olup, Müslüman olmakla şereflendi. Süleymâniye Tıb Medresesinde müderrislik yaptı. Hassa (saray) hekimliğine, sonra Sultan Dördüncü Mehmed Han tarafından hekimbaşılığa getirildi. İkinci Süleymân Han zamânında da bu vazîfede kalan Feyzi Efendi, Sultan İkinci Ahmed zamânında bu vazîfeden ayrıldı. 1692 (H.1104) senesinde İstanbul’da vefât etti. Eserleri: Hamse-i Hayâtîzâde: En tanınmış eseridir. Kendisinin Resâil-ül-Müşfiye li-Emrâz-il-Müşkile adını verdiği bu eseri eski tıp kitaplarından ve kendi şahsî tecrübelerinden faydalanarak yazmıştır.…
Read MoreHayat
Alm. Leben (m), Fr. Vie (f), İng. Life. Canlıların yaşama hâli. Hayat, kâinâtın en mühim sırlarından biridir. İnsanoğlunun, bugün dahi yalnız aklı ve fen bilgisi ile çözemediği bu sır hakkında yapılan bütün târifler eksik ve hattâ yanlış olmaktadır. Hayatın nasıl başladığı, mânâsının ne olduğu filozoflar ve fen bilginleri tarafından yüzyıllardır araştırılmıştır. Filozofların öne sürdüğü hayâlî izahlar, bilginlerin tecrübe ve teorileri “Hayat nedir?” ve “Nasıl başlamıştır?” sorularının cevaplarını vermekten çok uzak kalmıştır. Canlı varlıkların vücûdundan hücreye, hücrenin iç yapısına, iç yapıyı meydana getiren elementlere kadar uzanan çalışmalar, hayatı izaha yetmemekte, tersine…
Read MoreHayâlî
On altıncı yüzyıl divan şâiri. Kânûnî Sultan Süleymân Han devrinde şöhrete erişerek pâdişâhın teveccüh ve iltifatını kazanan şâir. Asıl adı Mehmed’dir. Vardar Yenicesi’nde doğmuştur. Şiir sanatına çocuk denecek bir yaşta başlamış ve daha, genç yaştayken güzel şiirler söylemiştir. Memleketinde Haydarî Şeyhi Baba Ali Mest’in talebesi olmuş, tasavvufu bu zâttan öğrenmiştir. Daha sonra hocasıyla birlikte İstanbul’a gelmiştir. Hayâlî, İstanbul’da bâzı tesadüflerle şiir ve sanat hâmilerinin dikkatini çekmiş, sırasıyla Defterdar İskender Çelebiye, Sadrâzam İbrâhim Paşaya intisâb etmiş ve İbrâhim Paşa vasıtasıyla da Kânûnî Sultan Süleymân Han tarafından tanınmıştır. Böylece şâir pâdişâhın kendisiyle…
Read MoreHayâ
Alm. Scham (-gefühl n) (f), Verschamtheit (f), Fr. Honte, pudeur (f), İng. Shame. Sâdece insana mahsûs olan utanma duygusu, Allahü teâlânın râzı olmadığı çirkin şeyleri yapmaktan sakınma, başkalarının kötülemelerinden korkma, kötü iş yapınca utanma; utanmak, sıkılmak. Dinde hayâ; Allah korkusu sebebiyle günâh işlemekten kaçınmak demektir. İslâm dîninde hayâ sâhibi olmak üzerinde önemle durulmuştur. Tam bir hayâ sâhibi olmak için Allah’a inanmak, O’nun emir ve yasaklarını öğrenip yapmak ve O’nun azâbından korkmak lâzımdır. Bunun için de din, îmân ve ahlâk bilgilerinin öğrenilmesi ve çocuklara, gençlere öğretilmesi gerekir. Aksi hâlde hayâlarının ve…
Read MoreHavvâ
Âdem aleyhisselâmın zevcesi (hanımı). İnsanoğlunun annesidir. Cenâb-ı Hak, Âdem aleyhisselâmı topraktan yarattıktan sonra, göğüs kemiğinden hazret-i Havvâ’yı yarattı. İkisini Cennet’e koydu. Cennet’te bin yıl kadar yaşadılar. İblisin (şeytanın) yalan yeminine inanarak yasak edilen meyveden önce Havvâ, sonra da unutarak Âdem aleyhisselâm yedikleri için Cennet’ten çıkarıldılar. Âdem aleyhisselâm Hindistan’da Seylan (Serendip) adasına, Havvâ ise Cidde’ye indirildi. İki yüz sene ağlayıp yalvardıktan sonra tövbe ve duâları kabûl olup, hazret-i Âdem ile Arafat Ovasında buluştu. Sonra Şam’a geldiler. Burada İbn-i İshak’a göre 40 kız ve 41 erkek oldu. Kitapların çoğuna göre ise yirmi…
Read MoreMescid-i Nebi
Medîne şehrinde, hicretten sonra Peygamberimizin (sallallahü aleyhi ve sellem) Eshâb-ı kirâmla birlikte yaptığı mescid, câmi. “Mescid-i Nebevî”, “Mescid-i Resûl”, “Mescid-i Seâdet” ve “Mescid-i Şerîf” adları ile de anılır. Burası Resûlullah’ın (sallallahü aleyhi ve sellem) Medîne’ye hicret ettiği zaman, devesinin ilk çöktüğü yerdir. Önce Hâlid bin Zeyd Ebû Eyyûb el-Ensârî hazretlerinin evinde yedi ay misâfir kaldı. Hazret-i Ebû Bekr’den aldığı on altınla, Neccaroğullarından Sehl ve Süheyl’in vâsîlerinden arsa satın alıp, tesviye ettiler. Peygamber efendimiz temele ilk taşı kendi mübârek eliyle koydu. Bu taşın yanına hazret-i Ebû Bekr’in, sonra Ömer, Osman ve…
Read MoreHarem
Yabancının girmesine izin verilmeyen yer. Müslümanların evlerinde kadınlara ayrılan kısım. Osmanlı sarayında, pâdişâhın annesinin nezâretinde, sarayın hanım, çocuk ve hizmetçilerinin kaldığı bölüm. İslâmiyetin tesettür emriyle sistemleşen harem, Müslümanların evlerinin en ferah ve güzel bölümlerini işgâl etmiş, erkekler için de selâmlık kısmı inşâ edilmişti. Bütün Müslüman devlet başkanlarının evlerinde bulunan harem, Resûlullah efendimiz ve Hulefâ-i Râşidîn devirlerinden sonra Emevîler, Abbâsîler, Selçuklular ile diğer İslâm devletleri ve nihâyet Osmanlı saraylarında daha teferruâtlı ve teşkîlatlı bir hâle geldi. Osmanlılarda pâdişâh haremine “Harem-i Hümâyûn” adı verilmişti. Osmanlı Devletinin gelişmesine paralel olarak, pâdişâhların oturduğu saraylar…
Read MoreHaremeyn
İslâm dininin doğup yayılmaya başladığı, Hicaz’da bulunan Mekke-i mükerreme ve Medine-i münevvere şehirlerinin ikisine birden verilen ad. Bu iki şehrin çevresinde belli bir sınıra kadar olan yerlere “Harem” denildiği için bu şehirlere iki harem bölgesi anlamında “Haremeyn” veya “Haremeyni’ş-Şerîfeyn” denilmiştir. Mekke-i mükerreme şehrinden biraz daha geniş, sınırları Cebrâil aleyhisselâmın bildirmesiyle İbrâhim aleyhisselâm tarafından çizilmiş ve yine onun tarafından dikilen taşlarla gösterilmiş olan alana “Mekke Haremi” veya “Haremü’ş-Şerif” adı verilmiştir. Hacda ihrama girme yerleri olan ve mikat denilen yerlerle Mekke şehri yani Harem arasındaki alana da “Hill” denilmiştir. Harem bölgesi; Medine…
Read MoreMekke-i Mükerreme
Arabistan Yarımadasında, İslâm âleminin dînî merkezi, Müslümanların kıblesi olan “Kâbe-i muazzama”nın içinde bulunduğu mukaddes belde, Peygamber efendimizin doğduğu şehir. Mekke-i mükerreme târihi: Mekke’nin târihi İbrâhim “aleyhisselâm” zamânına kadar uzanır. Bu hususta İslâm âlimlerinin kitaplarında yazıldığı üzere hazret-i İbrâhim, oğlu hazret-i İsmâil ve annesi hazret-i Hacer’i Allahü teâlânın emri ve Sârâ Hâtunun isteği üzerine bu beldeye getirip bırakmıştır. O zaman burada hiç insan ve su yoktu. Taşlık ve ağaçsız bir yerdi. İbrâhim “aleyhisselâm” Hâcer ve oğlunun yanlarına bir miktar hurma ile biraz su koyarak yalnız bırakıp ayrıldı. Hacer ardından koşup feryât etti. İbrâhim “aleyhisselâm” ona cevap vermedi. Çünkü…
Read MoreMedîne-i Münevvere
Arabistan Yarımadasında, Hicaz bölgesinde bulunan meşhur iki mübârek şehirden biri; İslâm Devletinin ilk başşehri. Hicaz’da bulunan ikinci mübârek şehir Mekke’dir. İkisine berâber “Haremeyn” ve “Hicaz”da denir. Son Peygamber hazret-i Muhammed Mekke’den çıkarak Medîne’ye hicret etmiş, burada ilk İslâm Devletini kurmuştur. Peygamberimizin kabr-i şerîfleri ve Mescid-i Nebî de bu şehirde bulunmaktadır. Bu sebeplerden dolayı Medîne-i münevvere yâni nurlanmış şehir ismiyle anılır. İlk halîfeler zamânında İslâm devletinin idâre merkeziydi. Medîne yeryüzünün 25° 20’ kuzeyi ile 37° 03’ doğu meridyeni arasında olup, Mekke’nin dört yüz kilometre batısında ve Kızıldeniz’in yüz kilometre güneyinde bulunan çölün bittiği yerde,…
Read More