Muhammed Mehdî

On iki imâmın sonuncusu. İsmi Muhammed bin Hasan-ı Askerî bin Ali’dir. Künyesi Ebü’l-Kâsım, lakabı Mehdî, Kâim ve Muntazır’dır. 870 (H.257) senesi Ramazan ayının yirmi üçüncü günü Samarra’da doğdu. İlim, fazîlet ve güzel ahlâk sâhibi bir zât olan Muhammed Mehdî, insanlardan uzaklaşıp, uzlete çekilince, ebdâl zümresine girdi. O zamânın kutbu Ali bin Hüseyin Bağdâdî vefât edince, İmâm-ı Muhammed Mehdî onun namazını kıldı ve onun yerine kutupluk makâmı ihsân edildi. 888 (H.275) senesinde vefât edip, Medîne-i münevverede defn olundu.

Read More

Hasan bin Ali Askerî

On iki imâmın on birincisi. İsmi Hasan olup, künyesi Ebû Muhammed’dir. İmâm-ı Ali Nakî’nin oğludur. Zekî, Hâlis ve Sirâc lakablarıyla bilinir. Samarra’da oturduğu El-Asker mahallesine izâfeten, El-Askerî nisbetiyle meşhur olmuştur. 846 (H.232)da Medîne’de doğdu. Babasının ikâmete mecbur tutulduğu Samarra’ya iki yaşındayken gelen Hasan el-Askerî orada büyüdü. Zamânının âlimlerinden ilim tahsil etti. Fars, Hint ve Türk dillerini öğrendi. Cesur, cömert, kerîm ve âlim bir zât olan Hasan bin Ali el-Askerî’nin on iki imâmın on ikincisi ve sonuncusu olan Muhammed Mehdî adında bir oğlu vardı. Abbâsî Halîfesi El-Mu’temid zamânında, 875 (H.261)te vefât…

Read More

Muhammed Cevâd Takî

On iki imâmın dokuzuncusu. Künyesi Ebû Câfer, ismi Muhammed Cevâd bin Ali bin Mûsâ Kâzım bin Câfer-i Sâdık bin Muhammed Bâkır bin Zeynel Âbidîn bin Hüseyin bin Ali bin Ebî Tâlib’dir. İmâm-ı Takî lakabı ile meşhûrdur. 811 (H. 195) yılında, Receb ayının onunda Medîne’de doğdu. 835 (H. 220) yılında Zilhicce ayının altısında Bağdat’ta vefât etti. Kabri, dedesi Mûsâ Kâzım hazretlerinin kabrinin arkasındadır. Muhammed Cevâd “rahmetullahi aleyh”, Resûlullah efendimizin torunu olup, hazret-i Ali ile hazret-i Fâtıma’nın evlâtlarındandır. Hazret-i Hüseyin’in torunlarından olduğu için seyyiddir. Muhammed Cevâd rahmetullahi aleyh, daha küçük yaşta, büyük…

Read More

Busayrî (Muhammed bin Abdullah es-Senhâcî)

İslâm âlimlerinin meşhûrlarından ve tasavvuf büyüklerinden. İsmi, Muhammed bin Abdullah es-Senhâcî’dir. Künyesi Ebû Abdullah, lakabı Şerefüddîn’dir. Busayrî diye meşhûr olmuştur. Aslen Mağripli olup, dedeleri Mısır’da yerleşmişti. 1211 (H.607) veya 1213 senesinde Mısır’ın Busayr şehrinde doğdu. 1295 (H. 695) senesinde İskenderiyye’de vefât etti. Kabri İskenderiyye’de sâhile yakın, kendi adıyla anılan câminin içindedir. Busayrî, Ebü’l-Abbâs-ı Mürsî hazretlerinin, o da, Ebü’l-Hasan-ı Şâzilî’nin talebesidir. Hadîs ilminde derin bir âlim olup, hattâtlıkta pek mâhir, bilhassa şiirde ifâdesi çok tatlı ve derin mânâlıydı. Dinleyenlere çok tesirli olurdu. Metânet ve mahâreti pek fazla olup, evliyâlık yolunda çok…

Read More

SÂDEDDÎN TEFTÂZÂNÎ

İslâm âlimlerinin en büyüklerinden. İsmi, Mes’ûd bin Ömer’dir. 1322 (H. 722) senesinde Horasan’da Nesâ civârındaki Teftâzân kasabasında doğdu. 1390 (H. 792)de Semerkand’da vefât etti. İlmini Kutbüddîn Râzî ve Adûdüddîn-i Îcî’den öğrendi. Tefsir, hadis, fıkıh ve akâid bilgilerinde zamânının en büyük âlimiydi. Yüzlerce talebe yetiştirmiştir. Tîmûr Hanın hizmetinde bulunmuş ve bu Cihangir tarafından pekçok hürmet ve tâzime nâil olmuştu. Tîmûr Han ile birlikte seferlerde bulunmuş, nihâyet Tîmûr Han tarafından Semerkand’a gönderilmişti. Teftâzânî’den evvel, Moğolların İslâm beldelerine saldırıp, istilâ ederek her tarafı yakıp yıkmaları, binlerce Müslümanı ve İslâm âlimini şehit etmeleri netîcesinde…

Read More

NESEFÎ

On üçüncü ve on dördüncü yüzyıllarda yetişmiş büyük fıkıh ve tefsir âlimi. İsmi, Abdullah bin Ahmed bin Mahmûd’dur. Künyesi Ebü’l-Berekât, lakabı Hâfızüddîn’dir. Nesefî nisbesiyle meşhur oldu. Doğum yeri ve târihi kesin olarak bilinmemektedir. 1310 (H.710) senesinde Bağdat’ta vefât etti. Ebü’l-Berekât Abdullah Nesefî, zamânının büyük âlimlerinden Şemsü’l-eimme Muhammed bin Abdüssettâr el-Kerderî, Hamîdüddîn ed-Darîr, Bedrüddîn Hâherzâde gibi zâtlardan aklî ve naklî ilimleri öğrendi. Fıkıh, usûl, tefsir, hadis ve diğer ilimlerde derin ilim sâhibi oldu. Müteahhirîn (sonra gelenler) diye isimlendirilen büyük âlimlerden olup, fıkıh ve usûlde üstâd oldu. Çok kimseler ondan fıkıh ve…

Read More

KURTUBÎ (Muhammed bin Ahmed)

Endülüs’te yetişen meşhur tefsir âlimlerinin büyüklerinden. İsmi, Ebû Abdullah Muhammed bin Ahmed’dir. Künyesi Ebû Abdullah olup, Kurtubî diye bilinir. Doğum târihi kesin bilinmemektedir. Mâlikî mezhebi âlimlerinden olan Kurtubî, Mısır’da, Münyet-i Benî-Hasîb’de ikâmet etti ve 1272 (H.671) târihinde aynı yerde vefât etti. Kurtubî; İbn-i Revvâc, İbn-i Cümmeyzî, Ebû Abbâs Ahmed bin Ömer Kurtubî, Ebû Ali Hüseyin bin Muhammed bin Muhammed Bekrî ve başkalarının derslerini dinledi. Oğlu Şihâbüddîn Ahmed ondan rivâyette bulundu. Kurtubî, sâlih bir zâttı. İlmiyle amel eden bir âlimdi. Zühdü çok olup, dünyâya düşkün değildi. Kendisini ilgilendiren, âhirette saâdetine vesîle…

Read More

Beşir Ağa

Osmanlılar devri Darüssaade ağalarından. 1652 (H.1062) senesinde doğdu. 1746 (H.1159) senesinde İstanbul’da vefat etti. Sarayda Yapraksız Ali Ağanın yanında yetişen Beşir Ağa, 1707 senesinde saray hazinedarı oldu. Sultan Üçüncü Ahmed’in şehzadeliği sırasında onun musahibi oldu. Sonraları Darüssaade Ağası Süleyman Ağa ile beraber 1713’te Kıbrıs’ta mecburi ikamete tabi tutularak gönderildi. Kıbrıs’tan Mısır’a, oradan da Hicaz’a gönderilerek Şeyhülharemeynlik vazifesi verildi. Bu vazifesi sırasında Mekke-i mükerremede bulunan evliyanın büyüklerinden olan Ahmed-i Yekdest hazretlerine talebe oldu. Onun sohbetlerinde bulunup feyz aldı ve tasavvufta yüksek derecelere kavuştu. 1717 senesinde İstanbul’a çağrılarak Darüssaade Ağalığına tayin edildi.…

Read More

İmâm-ı Nevevî

Şâfiî âlimlerinin büyüklerinden. İsmi Yahyâ bin Şeref, lakabı Muhyiddîn, künyesi Ebû Zekeriyyâ’dır. 1233 (H.631) senesinin Muharrem ayında, Şam’ın güneyindeki Nevâ kasabasında doğdu. Doğduğu yere nisbetle Nevevî denmiştir. 1277 (H.676) yılının Receb ayında vefât etti. Muhyiddîn Ebû Zekeriyyâ Yahyâ’yı, babası küçük yaşta Kur’ân-ı kerîm öğrenmesi için mektebe gönderdi. Kısa zamanda Kur’ân-ı kerîm’i ezberledi. Zamânının âlimlerinden çeşitli ilimleri tahsil etti. On dokuz yaşına gelince, babası, tahsil için, Şam’daki Revâhiyye Medresesine götürdü. Önce tıp okudu, sonra tamâmiyle din ilimleri üzerinde çalıştı. Şâfiî mezhebinin temel kitaplarından olan Et-Tenbîh ile Mühezzeb’in dörtte birini, dört buçuk…

Read More

Câbir bin Hayyân

Modern kimyânın kurucusu meşhûr İslâm âlimi. Tebe-i tâbiîndendir. İsmi Câbir bin Hayyân Abdullah el-Ezdî olup, künyesi Ebû Abdullah’tır. Horasanlı, Tuslu, Harrânlı ve Kûfeli olduğu söylenen Câbir’in âilesi hakkında çok az bilgi vardır. İslâm âleminde Sûfi, Avrupa’da Al-Geber ismiyle şöhret buldu. Doğum târihi kesin olarak bilinmemekte ve yaklaşık 815 (H. 200) yılında vefat ettiği kabul edilmektedir. Aslen Türk olan Câbir bin Hayyan, Abbâsî Halîfesi Hârûn Reşîd’in sarayında yaşadı. Vezir Yahyâ bin Hâlid el- Bermekî’den himâye gördü. Asrının fen âlimiydi. Bütün İslâm âlimleri gibi, fen ilmini, İslâmî ilimlerle berâber okudu. Tıp, astronomi,…

Read More

Kadisiyye Savaşı

Sa’d bin Ebî Vakkâs kumandasındaki İslâm ordusunun, 636 senesinde İranlılara karşı zaferle netîcelenen muhârebesi. Hazret-i Ömer halîfe seçildikten sonra, İslâmiyeti yaymak üzere ordular hazırladı. O zaman, İran’da yaşayan Sâsânîlerin Kralı Yezd-i Cürd (Yezd-i Cerd) idi. Hazret-i Ömer, İranlıların üzerine gönderdiği ordunun komutanlığına Sa’d bin Ebî Vakkâs’ı tâyin etti. İslâm askerinin İran üzerine yürüdüğünü öğrenen Kral Yezd-i Cürd, derhâl hazırlıklara başladı. Sa’d bin Ebî Vakkâs, kralı İslâma dâvet için bir heyet gönderdi. Nu’man bin Mukarrin, Âsım bin Amr, Mugîre bin Zürâre ve Adiyy bin Süheyl’den meydana gelen heyet, Yezd-i Cürd’ün huzûruna…

Read More

Kâdı Şüreyh

Tabiînin büyüklerinden. Künyesi Ebû Ümeyye’dir. 698 (H. 79)de 120 yaşının üzerindeyken vefât ettiği rivâyet edilir. Babası Kinde Kabîlesinden Hânî isimli bir zâttı. Hânî, kabîlesi nâmına elçi olarak Medîne’ye gelmişti. Resûlullah’ı “sallallahü aleyhi ve sellem” görünce Müslüman oldu. Resûlullah ona Ebû Şüreyh künyesini verdi. Ona ve oğlu Şüreyh’e duâ etti. Kâdı Şüreyh’in Eshâb-ı kirâmdan olduğuna dâir rivâyetler varsa da doğrusu Tâbiînden olduğudur. Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellemin” seçkin Eshâbından ilim öğrendi. Hadis ve fıkıh ilminde büyük âlim oldu. Hazret-i Ömer, hazret-i Ali ve İbn-i Mes’ûd’dan hadîs-i şerîf rivâyet etti. Şa’bî, Nehâî,…

Read More

Muhammed Pârisâ

Evliyânın büyüklerinden. Adı Muhammed bin Muhammed bin Mahmûd’dur. Lakabı Hâfız-ı Buhârî ve Pârisâ’dır. 1355 (H.756) senesinde Buhârâ’da doğdu. 1419 (H.822) senesinde Medîne-i münevverede vefât etti. Medrese tahsiline başlayıp, hadis ve fıkıh ilminde yetişerek, bu ilimlerde ihtisâs sâhibi oldu. Daha sonra, tasavvuf ilimlerine yönelip, Muhammed Behâeddîn-i Buhârî hazretlerine talebe oldu. Onun sohbetlerine devâm edip, himmet ve teveccühüne kavuştu. Böylece tasavvufta yüksek derecelere ulaştı. Zâhir ve bâtın ilimlerinde zamânının bir tânesi oldu. Pârisâ lakabını alması şöyle anlatılır: “Hocası Behâeddîn-i Buhârî’nin sohbetlerine devâm ettiği ilk günlerde, bir gün hocasının kapısına gelip, kapının eşiğinde beklerken, içeriye birisi girer.…

Read More

Hacı Ahmed Siyâhî

On dokuzuncu yüzyılda Anadolu’da yetişen evliyâdan. Nakşibendiyye’nin Hâlidiyye kolunun Kastamonu’da kurucusu oldu. Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî’nin halifelerindendir. Sa’dî tarîkatı dervişlerinden Demirci Ahmed Babanın oğludur. Siyah sarık sardığı için Siyâhî diye anılmıştır. 1777 (H. 1191) senesinde Kastamonu’da doğdu. 1874 (H. 1291) senesinde Kastamonu’da vefât etti. Kastamonu’nun Kırkçeşme Mahallesinde ve Ahmed Dede Caddesindeki evde doğan Ahmed Siyâhî, Kur’ân-ı kerîm okumayı devrin zâhid ve âbidlerinden olan Şâban Efendiden öğrendi. İlk tahsilini Mustafa Efendi namında bir zattan gördü. Amasyalı Uzun Ali Efendinin ders halkasına dâhil olup ilmini genişletti. Ulemâdan ve Nakşibendiyye yolu büyüklerinden olan Hoca…

Read More

Hacı Bektaş-ı Veli

Osmanlı Devletinin kuruluş yıllarında yaşayan evliyânın büyüklerinden. İsmi, Seyyid Muhammed bin İbrâhim Atâ olup, lakabı Hacı Bektâş’tır. Seyyid olup, nesebi (soyu) hazret-i Ali’ye dayanmaktadır. 1281 (H. 680) târihinde Horasan’ın Nişâbûr şehrinde doğdu.  1338 (H. 738) târihinde Kırşehir’e yakın bir yerde vefât etti. Vefâtı hakkında başka rivâyetler de vardır. Türbesinin bulunduğu kasabaya sonradan Hacıbektaş ismi verilmiştir. Bektâş-ı Velî küçük yaşta ilim öğrenmesi için, âilesi tarafından Ahmed Yesevî’nin halîfesi Şeyh Lokman-ı Perende’ye teslim edildi. Çocukken bir çok kerâmetleri görüldü. Lokman-ı Perende hacca gidip Arafat’ta kıbleye döndüğü sırada, bir anda karşısında Bektâş-ı Velî’yi gördü. Nişâbûr’a dönünce bu kerâmetini herkese anlattı…

Read More

Hacı Bayram-ı Veli

On dördüncü ve on beşinci yüzyıllarda Anadolu’da yetişmiş olup, Fâtih Sultan Mehmed Hanın İstanbul’u fethedeceğini müjdeleyen büyük velî. İsmi, Nûmân bin Ahmed, lakabı Hacı Bayram’dır. 1352 (H. 753) târihinde Ankara’nın Çubuk Çayı üzerinde Zülfadl (Sol-fasol) köyünde doğdu. 1429 (H. 833) târihinde Ankara’da vefât etti. Hacı Bayram-ı Velî küçük yaşta ilim tahsiline başlayıp din ve fen ilimlerinde yetişti. Ankara’da Melike Hâtun’un yaptırdığı Kara Medreseye müderris oldu. İlmi ve talebe yetiştirmekteki mahâreti ile kısa zamanda tanındı. Herkes tarafından sevilip hürmet gösterildi. Bir gün medreseye birisi gelerek; “İsmim Şücâ-i Karamânî’dir. Hocam Hamîdeddîn-i Velî’nin selâmı var. Sizi Kayseri’ye…

Read More

Huneyn ve Tâif Gazvesi

İslâm târihinde Hevazin ve Sakîf kabileleri ile 629 (H.8) senesinde yapılan savaş. Mekkeli müşriklerle yapılan Hudeybiye Antlaşmasından sonraİslâmiyet, Arabistan’ın her tarafına yayıldı. Putperestlerin merkezi Mekke Müslümanları tarafından fethedildi ve bütün putlar kırıldı. Mekke’nin fethinden sonra Kureyş kabilesinin çoğu Müslüman olunca bunlarla dost geçinen civar kabileler de İslâmiyete karşı yakın bir alâka duymaya başladılar. Öteden beri Müslümanlara düşmanlığı ile tanınan Hevazin kabilesi İslâmiyetin zaferinden endişe etmeye başladı. Aynı hâlin kendi başlarına da geleceğini düşünerek Müslümanlarla savaş yapmaya karar verip Taif’te bulunan Sakîf Kabilesi ile birleştiler. Sa’doğulları Kabilesi ve diğer bâzı küçük…

Read More

Hudeybiye Antlaşması

İslâm târihinde Peygamberimiz devrinde Mekke’deki putperest müşrikler ile 628 yılında yapılan antlaşma. Antlaşma, Mekke yakınında bulunan Hudeybiye köyünde yapıldığı için bu adı aldı. Müşriklerin Müslümanlarla yaptıkları Hendek Savaşında yenilip Mekke’ye dönmelerinden bir sene sonra, Peygamberimiz sallallahü aleyhi ve sellem rüyâsında eshâbı ile birlikte Mekke’ye gidip emniyet içerisinde Kâbe’yi tavâf ettiklerini gördüğünü Eshâbına anlatmış, Eshâb-ı kirâm bunu işitince çok sevinmişlerdi. Bunun üzerine eshâbıyla birlikte Kâbe-i muazzamayı ziyâret (tavâf) etmek niyetiyle yola çıktı. Bin beş yüz kişi kadar idiler. Maksatları ziyâret olduğu için yanlarına yolcu silâhından başka silâh almamışlardı. Zül-Hüleyfe denilen yere…

Read More

Hilye-i Seâdet

Sevgili Peygamberimiz Muhammed aleyhisselâmın görünüşü, tanınması. Lügatta hilye, “yaratılış, sûret (görünüş), sıfat” mânâlarına kullanılmıştır. Hilye kelimesi, Peygamberimizin görünüşünü anlatan hadîs-i şerîf ile dört halîfesi ve torunları hazret-i Hasan ve hazret-i Hüseyin’in isimleri bulunan güzel hatlarla yazılmış levhalar için de kullanılmaktadır. Türk-İslâm Edebiyâtında, Peygamberimizin görünüşünü anlatan eserlere de hilye veya şemâil adı verilmiştir. Birçok şâirler, bu hususta eşine çok az rastlanabilecek şiirler terennüm etmişlerdir. Resûlullah efendimizin, görünen bütün uzuvlarının şekli, sıfatları, güzel huyları, hayâtının tamâmı bütün incelikleri ile çok geniş ve açık olarak İslâm âlimleri tarafından senetleri, vesîkaları ile yazılmıştır. Bu…

Read More

Hemmâm bin Münebbih

Tâbiîn’in meşhûrlarından. İsmi, Hemmâm bin Münebbih bin Kâmil olup, künyesi Ebû Ukbe’dir. Aslen Yemenli olduğu için Yemânî, San’a şehrinden olduğu için San’ânî, İslâmiyetten önce Yemen’e gelip yerleşen İranlıların soyundan olduğu için de El-Ebnâî nisbeleriyle bilinir. Doğum yeri ve târihi kesin bilinmemekte ve hayâtı hakkında kaynaklarda fazla bilgi bulunmamaktadır. 749 (H.131)da vefât ettiği rivâyet edilmektedir. Ticâretle uğraşan ve bâzı gazâlara katılan Hemmâm bin Münebbih, uzun müddet Ebû Hüreyre’nin meclislerinde ve sohbetlerinde bulundu. Ondan hadîs-i şerîf dinleyip rivâyet etti. Ebû Hüreyre’nin bizzat ona hadîs-i şerîf yazdırdığı da rivâyet edilir. Hazret-i Muâviye, İbn-i…

Read More

Hendek Savaşı

Peygamber efendimizin, müşriklerle hicretin 5. (M. 627) yılında yaptığı müdâfaa savaşı. Bu savaşta düşman ordusu, Mekke’de bulunan putperest müşriklerden, bâzı yahûdî ve diğer kabîlelerden meydana geldiği için hizipler, kabîleler topluluğu mânâsında “Ahzâb Gazâsı” denildiği gibi, Medîne’nin kuşatılması sebebiyle “Medîne Muhâsarası”, Medîne’nin etrâfına kazılan hendekten dolayı da “Hendek Gazâsı” denilmiştir. Hicretten sonra Mekkeli müşriklerle Medîne’de bulunan Müslümanlar arasında Bedr ve Uhud savaşlarından sonra üçüncü olarak Hendek Savaşı yapıldı. Medîne’de bulunan Nâdiroğulları (Benî Nâdir) adındaki Yahûdî kabîlesi, Müslümanlarla yaptıkları anlaşmayı bozdu. Peygamber efendimize sûikast tertiplediler. Bu sebeple Benî Nâdir Kabîlesi Medîne’den çıkarıldı.…

Read More

Hayber Gazâsı

Peygamber efendimizin “sallallahü aleyhi ve sellem” 628 senesinde Hayber Kalesinin fethiyle netîcelenen zaferi. Hayber, Peygamber efendimiz devrinde, Yahûdîlerin toplandığı bir merkezdi. Peygamber efendimiz Medîne’ye hicret ettiğinde, orada bulunan çeşitli Yahûdî kabîleleriyle antlaşma yapmışlardı. Antlaşmaya göre Müslümanlarla sulh içinde yaşayacaklardı. Ancak Benî Nâdir adlı Yahûdî kabîlesi, antlaşmayı bozarak Peygamberimize sûikast tertiplediler. Bu sebeple Medîne’den çıkarıldılar. Benî Kureyzâ adındaki Yahûdî kabîlesi de, antlaşma yaptıkları hâlde Hendek Savaşında düşman tarafına geçerek ahidlerini bozdular. Hendek Savaşından sonra Mekkeli müşriklerle Hudeybiye Antlaşması yapılarak müşriklerin saldırısı önlendi. Fakat Hayber’de toplanan Yahûdî kabîleleri, Müslümanlar için çok tehlikeli…

Read More

Molla Miskîn

On beşinci ve on altıncı yüzyıllarda İran’da yetişmiş hadis âlimlerinden. İsmi; Muhammed Emin bin Hâc Muhammed-i Ferâhî Hirevî olup, lakabı Muînüddîn’dir. Molla Miskîn diye meşhur olmuştur. Doğum târihi belli değildir. 1547 (H.954) senesinde vefât etti. Zamânının âlimlerinden çeşitli ilimleri tahsil eden Molla Miskîn otuz bir sene müddetle hadis ilmini öğrendi. Bu zaman zarfında her Cumâ günü Herat’taki Ulu Câmide vâz edip, insanlara Allahü teâlânın emir ve yasaklarını anlattı. Bir müddet Herat’ta kâdılık yaptı. Daha sonra kendi isteğiyle bu vazîfeden ayrıldı. Peygamber efendimizin (sallallahü aleyhi ve sellem) hayâtı hakkında bir eser…

Read More