İstanbul’da Beşiktaş ile Ortaköy arasında deniz kıyısında bulunan büyük saray. “Çereğan” Lâle Devrinde (1718-1730), mum ve kandil ışığında yapılan gece eğlencelerine denir. Sarayın bulunduğu yerde de bu eğlenceler yapıldığı için, saraya “Çırağan Sarayı” denmiştir. Beşiktaş’la Ortaköy arasında, Lâle Devrinin sadrâzamı Dâmâd İbrâhim Paşa ile zevcesi Fâtımâ Sultan tarafından yaptırılmıştır. Daha önceleri “Kazancıoğlu Bahçesi” denilen bu yerde yaptırılan sarayın yanında bir Mevlevîhâne bulunmaktaydı. Sultan Birinci Mahmud (1730-1754), Üçüncü Selim (1789-1807) dönemlerinde tâmir ve eklemeler yapılan saray, Sultan Abdülmecîd tarafından yeniden yaptırılmak üzere yıktırıldı (1859). Ancak sarayın yeniden inşâsı Sultan Abdülazîz Han…
Read MoreÇanakkale
Çanakkale Boğazının iki kıyısında (Avrupa ve Asya üzerinde) yer alan, üstün tabiat güzellikleri yanında Türk târihinde destanlar yazıldığı bir ilimiz. 25°35’ ve 27°45’ doğu boylamları ile 39°30’ ve 40°45’ kuzey enlemleri arasında yer alır. Edirne, Tekirdağ, Balıkesir, Marmara Denizi ve Ege Denizi ile çevrilidir. Trafik numarası 17’dir. İsminin Menşei Çanakkale’nin ilk ismi “Troas”tır. Sonradan “Hellespont” ismiyle anıldı. Osmanlı Devletinin Çanakkale’yi fethinden önce “Dardanellos” adını almıştı. Fâtih Sultan Mehmed Han, Çanakkale’nin Anadolu topraklarında bir kale yaptırdı. Bu sebeple şehre “Kale-i Sultânî” ismi verildi. Son asırlara kadar bu isimle anılan şehir, kalenin…
Read MoreBağdat
Irak’ın başşehri. Nüfusu 4,5 milyon civarındadır. Mezopotamya çanağının ortasında, Dicle Irmağının iki yakası üzerinde ve Dicle’nin Fırat’a en çok (40 km) yaklaştığı noktada, geniş bir alüvyon ovası üzerinde yer alır. Bağdat’ta yazlar kuru ve çok sıcak, kışlar yumuşak ve serin geçer. Ortalama yağış yılda 130 mm dolayındadır. İlk defa Abbasi Halifesi Ebu Cafer el-Mansur tarafından eski bir Sasani köyünün yerine Darüsselam adıyla kuruldu (M.S. 766). Daha sonra Medinet-üs-Selam adını alan şehir, en son Bağdat adını alarak gelişimini devam ettirdi. Harun Reşid devrinde (M.S. 809) büyük bir kültür merkezi oldu. Bundan…
Read MoreBurdur
Akdeniz bölgesinin göller kısmında yer alan bir ilimiz. Batı Anadolu ile Akdeniz bölgesini birbirine bağlayan Burdur, 36°53’ ve 37°50’ kuzey enlemleri ile 29°24’ ve 30°53’ doğu boylamları arasında yer alır. Isparta, Afyonkarahisar, Antalya, Muğla ve Denizli illeri ile çevrilidir. İrili-ufaklı 14 mâvi göl arasında yeşil bir beldedir. Trafik kod numarası 15’tir. İsminin Menşei Bizans devrinde bölgeye Polydorion denilirdi. Burdur isminin nereden geldiği hakkında çeşitli rivâyetler vardır. Burdur Gölü civârının güzelliği karşısında şaşıran Türkmen boylarından Kınalı oymağı mensupları, “Cennet buradadır” demişler, bu söz zamanla kısalarak Burdur olarak halk arasına yerleşmiştir. Burdur…
Read MoreBuhara
Özbekistan Cumhûriyeti sınırları içinde bulunan târihî bir şehir. Zerefşan Irmağının aşağı havzasındaki büyük vahâda yer alan Buhâra şehrinin denizden yüksekliği 220 metredir. Kara ikliminin tesirinde olup kışlar soğuk, yazlar ise çok sıcak geçer. Buhâra idâresinin merkezi olan şehrin bulunduğu yerde eski devirlerden beri şehirler kurulmuştur. Eskiden beri idârî bir bölge olan Buhâra’nın merkezi Nûmicker (Bûmickes) idi. Sanskritçede manastır mânâsına gelen Viharanın Türkçedeki şekli buhardan türemiş olması mümkündür. Buhâra idâresinin merkezi olan Nûmickes şehrinde kurulan bir “Vihara” (manastır) sebebiyle şehre bu ad verilmiştir. İslâmiyetten önce İranlıların, Türklerin veya başka milletlerin hâkimiyetinde…
Read MoreRumeli Hisarı
Fâtih Sultan Mehmed Han’ın İstanbul Boğazının Avrupa yakasında yaptırdığı hisar. İstanbul’u almaya karar veren genç Osmanlı Sultanı, kuşatmadan önce bâzı tedbirler aldı. İstanbul Boğazına hâkim olup, geçen gemiler kontrol altına alınmadıkça fetih çok güçtü. Bunun için Boğaz’ı kontrol altına alacak bir kale yaptırmak îcâb ediyordu. 1451 yazı sonunda Karaman Seferinden dönen Sultan Mehmed Han, Anadolu Hisarı bölgesinden karşıya geçerken, Boğaziçi’nin durumunu çok dikkatli incelemişti. O zamanki topların tesirli oldukları mesâfelerin ve atılan güllelerin kifâyetsizliği sebebiyle, daha önce yapılmış olan Anadolu Hisarı, Karadeniz’den gelen gemileri kontrol altına almaya yetmiyordu. Bu sebepten,…
Read MoreBozdoğan Kemeri
İstanbul’da Şehzadebaşı ile Fatih arasında, Aksaray’dan Unkapanı’na giden yolu kesen ve Kırkçeşme kemeri veya Valens kemeri diye de anılan su kemeri. Kemer, Bizans İmparatoru Valentius devrinde inşa edilmiştir. Romalılar devrinde Hadrianus’un şehirde bazı su tesisleri yaptırdığı bilinmekteyse de bu kemerin daha sonra 364-378 yılları arasında yaptırıldığı kabul edilmektedir. Kemerin inşa sebebi Bayezid ile Fatih semtleri arasındaki çukurun ortadan kaldırılarak şimdiki üniversitenin bahçesindeki büyük havuza su depolamaktır. İnşasından sonra çeşitli tahribata uğrayan su kemeri, Bizans devrinde Justinianus, İkinci Justinus, Konstantino ve İkinci Basileus tarafından tamir ettirildi. Osmanlılar devrinde, Fatih Sultan Mehmed…
Read MoreBoğaziçi
Alm. Bosporus (m.), Fr. Bosphore (m.), İng. Bosphorus. Karadeniz ve Marmara denizi arasındaki boğazın Asya ve Avrupa kıyılarının tamamına verilen isim. Şimdi batı dillerinde kullanılan ve aralarında küçük teleffuz farkları bulunan Bosphorus, “öküz geçidi” manasına gelen eski Yunanca bir kelimedir. Türk kaynaklarında Boğaziçi; Halic-i bahr-i rum, Halic-i bahr-i siyah, Halic-i Konstantiniye, İskender Boğazı, Konstantiniye Boğazı, Merecü’l-bahreyn, Mecma’ül-bahreyn, İslambol Boğazı ve Boğaz kelimeleriyle isimlendirilmiştir. Boğaz’a ait muhtelif ölçüler; İstanbul Boğazının kuzeyden güneye (Kavukburnu-Ahırkapı Feneri) uzunluğu 32,2 kilometredir. Boğazın genişliği ise, büyük değişiklikler gösterir. En geniş yeri Anadolu feneri ile Rumeli feneri…
Read MoreBağdat Köşkü
Sultan Dördüncü Murad Hanın emriyle Bağdat Zaferinin hatırası olarak 1639 yılında yaptırılan köşk. Topkapı Sarayında köşklerin bulunduğu dördüncü avludadır. Haliç’e bakmaktadır. Köşkün planı sekizgen şeklinde olup, Revan Köşkünün planına benzemektedir. Köşkün üstü kubbe ile örtülüdür. Bina, kesme taştan geniş ayaklar üzerine oturtulmuştur. Dış cephesi alt pencerelerin bitimine kadar renkli mermerlerle süslü, pencerelerin bitiminde saçaklara kadar olan kısım ise 17. yüzyıl çinileri ile tezyin edilmiştir. On yedinci asır, çinicilik, camcılık, billurculuk, sedefçilik, hattatlık ve nakkaşlık sanatının en ince, en güzel ve en üstün seviyesi Bağdat Köşkünde görülebilir. Köşkün süslemelerindeki ayet-i kerimeler,…
Read MoreAskeri Müze
Alm. Armeemuseum, Fr. Musee Militaire, İng. Military Museum. Askeriyeye ait tarihi malzemelerin teşhir edildiği yer. Askeri Müzenin kuruluşu çok eskidir. Yalnız, başlangıcı bugünkü müze anlayışından uzaktır. Fatih Sultan Mehmed Han, İstanbul’u fethedince Topkapı Sarayı bahçesi içindeki Aya İrini Kilisesini camiye çevirtmedi. Burası silah ve mühimmat hazinesi olarak kullanıldı. Buraya “Cebehane” ismi verildi. O zamandan Üçüncü Ahmed devrine kadar Cebecilerin kontrolü altında silah ve mühimmat deposu olarak muhafaza edildi. Üçüncü Ahmed Han bir “Askeri Müze” kurulması gerektiği düşüncesinden hareketle; 1726 senesinde, Cebehane’deki silah ve gereçlere düzen vermek için “Dar-ül-Esliha”yı kurdurdu. Bu…
Read MoreAnadolu Hisarı
Yıldırım Bayezid Hanın İstanbul Boğazının en dar yerinde yaptırdığı ilk hisar. Göksu deresi ile deniz arasında kireç ve şist katmanlarından meydana gelen tepenin üzerindedir. Eski kaynaklarda “Güzelhisar, Güzelcehisar, Yenihisar, Yenicehisar, Akhisar” isimleriyle de zikredilmektedir. Bizans’a Karadeniz yoluyla yardım gelmesini önlemek maksadıyla inşa edilmiştir. Anadolu Hisarı, asıl kale, iç kale duvarları ve üç kuleden meydana gelir. Asıl kale, dikdörtgen bir plan üzerine yükselen bir kuledir. Kule, üzeri toprakla örtülü yüksekçe bir kayanın üzerine oturtulmuştur. Dört katlı olan bu kuleye bugün güneybatıda bulunan bir kapıdan girilmektedir. İç kale duvarları ise 2-3 metre…
Read MoreAbant Gölü
Türkiye’nin kuzeybatı kesiminde, Bolu ilinin güney batısında etrafı çamlık tepelerle çevrili, tabii manzarası çok güzel bir göl. Batı Karadeniz sıradağlarına dahil, Bolu, Düzce ve Mudurnu arasında uzanan Abant Dağlarının kuzey batısında olup, Bolu’nun 34 km güney batısında yer alır. Yüzölçümü 1.28 kilometrekaredir. Denizden yüksekliği 1298 metredir. Abant Deresi vadisinde heyelan sonucu meydana gelmiş set (tabii baraj) gölüdür. Suyunun bir kısmı Abant Deresi ile Bolu Çayına dökülür. Suyu tatlı ve durudur. Gölün suyu o derece berraktır ki, 20-25 m derinlikteki taşlar görülür. Etraftaki çamları ve yeşilliği bir ayna gibi aksettirir. Gölün…
Read MoreGıybet
Alm. Nachrede, durchhecheln, Klatsch, Fr. Medisance, denigrement, İng. Backbiting. Dedikodu. Bir Müslümanın veya zımmînin yüzüne karşı söylendiği zaman hoşlanmayacağı veya kalbinin kırılacağı bir sözü, hâli veya hareketi gıyâbında, yâni bulunmadığı yerde söylemek, hareketiyle göstermek veya îmâ etmek. Kapalı söylemek, işâretle, hareketle bildirmek, yazıyla duyurmak da, hep söylemek gibi gıybettir. Hadîs-i şerîfte buyruldu ki: “Bir kimse için söylenen kusur onda varsa bu söz gıybet olur. Yoksa bühtân yâni iftirâ olur.” Gıybet etmek, büyük günâhtır. Zinâ etmek günâhından daha şiddetlidir. Hadîs-i şerîfte; “Gıybet etmek zinâ etmekten şiddetlidir.” buyruldu. Eshâb-ı kirâmdan Câbir ve…
Read MoreHâfıza
Alm. Gedächtnis, Erinnerung (svermögen (n) (f), Fr. Mémoire (f), İng. Memory. Öğrenilen, işitilen, görülen, hissedilen, kısaca dış çevreden alınan bilgilerin hatırda tutulması ve gerektiğinde kullanılması. Hâfıza zihnin en önemli işlerinden biridir. Bütün bilgilerin beynin hücrelerinde kalıcı değişiklikler yaparak depolandığı kabûl edilir. Bilgiler, hücreden hücreye aracı maddelerle geçerler ve depolayıcı hücrelerde şekillenerek muhâfaza edilirler. Herkes öğrendiği çeşitli bilgilerin muhtelif zamanlarda unutulduğunun farkındadır. Bâzı bilgiler birkaç sâniye içinde unutulduğu halde, hayâtımızda mühim yeri olan bilgi ve tecrübeleri hayat boyu hatırlayabiliriz. Bu durum hâfızanın çeşitli derecelerde işlediğini veya çeşitli basamakları olduğunu gösterir. Genel…
Read MoreRoman
Alm. Roman, Fr. Roman, İng. Novel. Olmuş veya olması mümkün bir olayla birbirlerine bağlanmış çeşitli insanların, âilelerin, cemiyetlerin başlarından geçen çeşitli hâdiseleri tafsilâtıyla hikâye eden edebî eser. Kelime, “gerçek veya hayâlî bir olayın mensur hikâyesi” mânâsına gelen ramonus kelimesinden çıkmıştır. Edebî bir tür olarak romanın da şiir gibi kesin ve herkes tarafından kabul edilen bir târifi yoktur. Onuncu yüzyıldan îtibâren bütün dünyâda önce destanımsı hikâyeler, daha sonra şövalye romanları, romantik romanlar ve gerçekçi romanlar görülmüştür. On altıncı yüzyılın sonundan îtibâren gelişmiş romanlara rastlanmaya başlanmıştır. Türk edebiyâtında ilk roman ve hikâye…
Read MoreRızık
Allahü teâlâ tarafından canlılara, beslenmeleri, barınmaları ve yaşayabilmeleri için gönderilen, verilen her şey. Buna göre yenilecek, içilecek şeyler, giyilecekler, ev, ev eşyâsı hep rızıktır. Bütün canlıların rızkını Allahü teâlâ gönderir, verir. Kur’ân-ı kerîmde meâlen; “Yeryüzündeki her canlının rızkını Allahü teâlâ elbette gönderir.” (Hûd sûresi: 6) buyrulmaktadır. Allahü teâlâ rızkı dilediğine çok, dilediğine az verir. Râzı olduğu, beğendiği kullarının rızıklarını ummadıkları yerden gönderir. Veheb ibni Verd; “Rızık için üzülürsem, kendimi Müslüman bilmem.” buyurmaktadır. Rızık, maaşa, mala, çalışmaya bağlı değildir. İnsanın rızkı ezelde takdir ve tâyin edilmiştir. Malı mülkü çok da olsa…
Read MoreRuh
Alm. Seele (f), Fr. Ame (f), İng. Soul, Spirit. İnsanda, aklın erdiği bilgileri anlayan, his (duygu) organlarından beyne gelen duyguları alan, bedendeki bütün kuvvetleri, hareketleri idâre eden, kullanan ve kendisi parçalanmayan bir cevher, varlık. İnsanların duygu organları ve hareket sinirleri, kalp ismindeki bir kuvvetin emrindedir. Bedenin dört yapı maddesi olan toprak maddeleri, su, hava ve ateş (harâret) ile yine insanda var olan nefis ve kalp kuvvetlerini bir arada tutan, çalıştıran kuvvet de, ruhtur. Kalbi (yürek başkadır), insânî rûhu ve nefsi olmadığından hayvanlar, içgüdü (sevk-i tabiî) ile hareket ederler (Bkz. İçgüdü).…
Read MoreAstronomi
Alm. Astronomie (f), Fr. Astronomie, İng. Astronomy. Dünyamızın da içinde bulunduğu kainatı, (gezegenler, güneş, ay, güneş sistemi, yıldızlar, kuyruklu yıldızlar, akan yıldızlar, asteroitler, galaksiler vb) konu alan ve bu cisimlerin yapılarını, bulundukları yerleri, hareket kanunlarını, meydana gelişlerini, zamanımıza kadar geçirdikleri değişiklikleri, gelecekte meydana gelebilecek olayları ortaya koymaya çalışan ilim. Astronomi genel olarak gök cisimlerinin hareketlerini incelerken 19. yüzyılda ortaya çıkan astrofizik, gök cisimlerinin fiziksel özellikleriyle ilgilenmektedir. Astronominin tarihçesi: Gece ve gündüzün değişmesi, mevsimlerin birbirini takip etmesi, yıldızlı gecelerde gökyüzünün görünüşü, güneşin, ayın ve diğer gök cisimlerinin doğup batması, bazılarının bütün…
Read MoreAnatomi
Alm. Anatomie (f), Fr. Anatomie, İng. Anatomy. Canlı varlıkların şekil ve yapılarını inceleyen, bir temel tıb bilimi dalı. Bu bilim, tıbbın temeli kabul edilen ana bilimlerden olup, aynı zamanda tıb tahsilinin önemli derslerinden biridir. İslam tıbbının en büyük alimlerinden olan İbn-ün-Nefis (1210-1288) anatomi ile ilgili olarak “İnsanoğlu yaratıldığından itibaren bedeninin iç kısımlarını merak etmiştir” dedi. Dolayısıyla anatomi tarihi insanlık tarihi kadar eskidir. M.Ö. 3000 yıllarında İskenderiye’deki okulda insan vücudu üzerinde çalışmalar yapıldığı tesbit edilmiştir. İslamiyet’de insan bedeni kıymetli olduğundan ve onun cesedine de önem verilmesi gerektiğinden insan vücudu üzerinde anatomi…
Read MoreAkıl
Alm. Verstand (m.), Vernunft (f.), Fr. Raison (f.), Sagesse (f.), İng. Wisdom, Reason, Mind. Doğruyu yanlıştan, iyiyi kötüden, faydalıyı zararlıdan ayırmaya yarayan kuvvet, ölçü aleti. Akıl; insan, melek ve cinde bulunur. Diğer canlılarda akıl yoktur. İnsanı hayvandan ayıran en önemli fark akıldır. Hayvanlar sevk-i tabii (iç güdü) denilen bedenlerinin arzu ve isteklerine göre hareket ederler. Akılları olmadığı için faydalı ile zararlıyı birbirinden ayıramazlar. İnsan ise, aklı sayesinde, faydalı isteklerini yerine getirir, zararlı olanlardan sakınır. Akıl, dünya işlerinde ve kullar arasındaki münasebetlerde iyiyi kötüden ayırmada, bir ölçü aletidir. Fakat çok kere…
Read MoreAdalet
Alm. Justiz (f), Gerechtigkeit (f), Fr. Justice (f.), İng. Justice. Bir amirin, bir hakimin; memleketi idare için konulan kanun, kaide ve çizilen hudud içinde hareket etmesi. Hak ve hukuka uygunluk, hakkı gözetme ve yerine getirmede doğruluk. Adalet anlayışı, çeşitli dünya görüşlerine göre değiştiği için, hakkındaki tarifler de çok değişiktir. Adaletin dinimizdeki tarifi, kendi mülkünde olanı kullanmak demektir. Alemlerin bütünü, insanlar, melekler, cinler, bitkiler, cansız varlıklar, gökler, yıldızlar, madde ve mana alemlerinin hepsi, Allahü tealanın aciz, muhtaç mahlukları ve mülküdür. Bunların hepsinin sahibi O’dur. Allahü tealanın işleri içinde adalete uymayan bir…
Read Moreİnsan
Alm. Dermensch, Fr. Humain, İng. Human. Canlıların en üstün yaradılışlı olanı. İnsan; akıl sâhibi olması, sosyal hayat içinde yaşaması, yüksek bir zekâ seviyesinin olması, ruh denilen cevhere sâhib olması ve hepsinden önemlisi cenab-ı Hakk’ın insana hitâb etmesi ve insanın kulluk vazifeleri ile mükellef olması sebepleriyle “eşref-i mahlûkât” (yaratılmışların en şereflisi) pâyesini almıştır. İnsanlar için, emsalsiz olan ve anlatılması son derece zor olan insanı târif, imkânsız gibidir. Allahü teâlânın idrâke sığmayan noksansız kudreti tefekkür edilince, yaratılmışların en yücesi olan insanın mükemmelliği daha iyi anlaşılır. En mükemmel varlık olan insanı anlayabilecek, yine…
Read Moreİman
Alm. Glaube (f), Fr. Foi (f), İng. Faith, Bélief. Allahü teâlâya ve Muhammed aleyhisselâmın, O’nun resûlü olduğuna inanmak. Bir şeyin varlığına kesin olarak inanmak. Bir kimseyi tam ve doğru sözlü bilmek ve ona inanmak. Îmân, lügatte “Kesin olarak inanmak, haber vericinin haberinin doğruluğunu kabûl etmek ve onu yalanlamamak” demektir. Arapçada îmân, Türkçede inanmak, Farsçada girevîden denir. Her peygamberin söylediklerinin hepsini beğenip, kalbin kabûl etmesine, yâni dinden olduğunu bildirdiği şeylere kalb ile inanmaya ve dil ile söylemeye îmân denir. Allahü teâlâ her asırda, insanlara peygamber gönderdi. Onlara inanmayı, getirdikleri emir ve…
Read More